Köpek yakınları tarafından sıklıkla sorulan ve pek çok eğitmenin diline pelesenk ettiği ‘alfa’ terimi nereden gelmiştir hiç düşündünüz mü? Alfa teorisi, 1960’larda esaret altındaki kurt gruplarında hiyerarşi hakkında araştırma yapan Mench ve Schenkel tarafından ortaya atılmıştır. Schenkel (1947), hayvanat bahçelerinde ve sınırlı alanlarda tutulan, çoğunlukla akraba olmayan kurtların oluşturduğu gruplarda belirgin bir hiyerarşik yapı tanımlamış; bu yapının tepesinde “alfa erkek” ve “alfa dişi” bulunduğunu ileri sürmüştür. Bu sürülerde gözlemlenen agresif etkileşimler, statü mücadeleleri ve baskınlık davranışları, sosyal organizasyonun temel belirleyicileri olarak yorumlanmıştır. İki binli yıllarda kurtların doğal davranışları incelendiğinde kurt ailesinde görülen davranışların dominantlıktan ziyade ebeveynlik ile ilişki olduğu anlaşılmıştır.
Bu teori zamanla önce vahşi kurtlar sonra da köpek davranışlarını tanımlamak için kullanılsa da son 25 yılda yapılan etolojik, davranışsal ve nörobiyolojik çalışmalar, alfa teorisinin hem kurtların doğal sosyal yapısını hem de evcil köpeklerin insanlarla kurduğu ilişkiyi yanlış temsil ettiğini ortaya koymuştur. Çoğunlukla köpek davranışları dominantlıkla ilişkilendirilmiş ve enseye bastırma, fiziksel cezalar ve korku temelli eğitim yandaşları için baz olmuştur.
İlk yanlış köpeklerin kurtlardan türediği inancıdır, son yıllarda yapılan araştırmalarda köpeklerin kurtlardan gelmediği, ortak ataları olan Tomarktuslardan farklı şekilde evrimleştiğini ortaya koymuştur. Dolayısı ile aynı yanlışın ikinci ürünü olarak da köpekler kurtlardan türediği düşünülerek, agresif alfa erkeğin yönettiği sürülerde hiyerarşi kurallarına göre yaşandığı, insanların sürü lideri konumuna geçmeleri gerektiği, bu şekilde olmazsa köpeğin sürü lideri olarak başa geçmek zorunda kalacağı ve insanların gütmesi gerektiğini düşündüğü savıdır ve kökünden yanlış bir teoridir.
Bu yanlış görüşler nedeni ile hala köpeklere askıya alma, nefessiz bırakma ve pek çok acımasız eğitim (!) yöntemleri uygulanmaktadır. Bazı köpekler şiddetten korkarak istenileni yapmakta bazıları da şiddete direnerek her geçen gün daha fazla fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalmaktadırlar. Gerek şiddeti kabul etmeyen gerekse uyumlu gözüken ama fırsatı bulduğunda karşı tepki gösteren köpekler yüzünden gereksiz yaralanmalar da oluşmaktadır. İnsan-köpek bağı onarılamayacak şekilde bozularak köpekler uzun yıllar davranışsal tedavi almak zorunda kalmakta ya da barınaklara/sokaklara terk edilmektedirler. Bu köpeklerin rehabilitasyonu ve insanlar ile tekrar güvenli ilişkiler kurması zorlaştığı için de sahiplenme oranları düşük kalmaktadır.
Yıllarca başa bela olan bu yanlış bilgi aktarımı nedense doğrulardan hızlıca yayılmış ve kabul görmüştür, kim bilir belki de insanların doğruları değil de egolarının sevdiği şeyleri kolayca benimsemelerinin bu durumda rolü vardır, buna da psikiatristler, psikologlar ve sosyologlar çare bulmalı belki de?


















