Bu haftanın en çok sorulan sorusu ‘Tok kediler fare avlar mı?’ Kısa yoldan cevap vereyim, evet. Şimdi ayrıntılı inceleyelim.
Kediler on bin yıldır bizlerle beraber yaşıyor, evcilleştirme süreci bitmiş sayılmaz aslında… Kedilerin beslenme davranışları incelendiğinde günde 12-16 öğün beslendiklerini, az miktarda ama sık yediklerini görebiliriz. Kediler genellikle avlanmak için şafak vakti ve alacakaranlığı tercih edebilirler ancak bazı gece kuşlarını avlayabilmek için gece de aktif olabilirler. Düşük ışık koşullarında en iyi şekilde çalışmak üzere evrimleşmiş bir görsel sisteme sahip olan kediler, parlak güneş ışığıyla başa çıkmakta da zorluk çekerler, bu nedenle güneşli günlerde daha az aktif olabilirler. Gündüzleri kanepede ya da dolabın içinde uyumalarının ana nedenlerinden biri budur.
Kedilerin görme keskinliği 15-20 cm'den daha kısa mesafelerde zayıf olduğu için genellikle yakın avlarda bıyıklarına ve ağız çevresindeki dokunma duyusuna güvenirler. Kedi, avı yakaladıktan sonra, ısırma basıncını kontrol altında tutar, bu nedenle av ağzında hareket ederse kedi otomatik olarak daha sert ısırır. Kedi ısırıklarının kedi yakınları için bu kadar acı verici olmasının ve kedileri oynamaya teşvik etmek için el ve ayakları kullanmamanın önemli olmasının nedenleri olarak bu içgüdü gösterilebilir.
Kedilerin avlanma ihtiyacının açlık ile bir ilgisi yoktur. Sürekli ev içinde yaşayan ve tok olan kedilerin bile günde 90-100 kez avlanma hareketi yaptığı bilinir. Dolayısı ile ‘Kedilerin karnı tok, o yüzden fare avlamazlar.’ yaklaşımı doğru değildir. Ev dışına çıkan kedilerin karnı tok olsa da kuş, fare ya da böcek avladıkları bilinmektedir. Kediler aç bile olsalar fareleri her zaman yemeyebilirler, dolayısı ile av içgüdüsü yüksek kedilerin her akşam 4-5 tane fare avladığına şahit olmuşsunuzdur.
Modern toplumlarda kalabalık şehirleşme ile beraber çöp ve atık problemi giderek daha fazla sorun haline gelmeye başlamıştır. Kapalı çöp kutuları dışına bırakılan çöpler, gıda artıkları, bahçe ve balkonlarda kışlık olarak hazırlanan konserve etler, kuruması için asılan sucuklar, sakatatlar her zaman fareler açısından çekici bulunmuştur. Buna büyük marketlerin depoları ve tahıl ambarlarını da katarsak kemiriciler ile mücadele her zaman insanoğlunun karşısına bir sorun olarak çıkmaktadır. Kedilerin yüzyıllar boyunca insanlarla beraber yaşamasını istememizin temel nedeni de zaten bu özellikleridir.
Kedi ve köpekler, şehirler ile yabani hayat arasında kalkan görevi görmektedirler. Herhangi bir neden ile sokaklardan ve bahçelerden kedi ve köpeklerin toplatılması, insanoğlu için veba, leptospiroz, tularemi gibi bulaşıcı hastalıkların başlangıcı, sağlığın da sonu demek olacağı unutulmamalıdır. İnsanın, doğanın sahibi değil sadece küçük bir parçası olduğunu hatırlayarak kanunların yapılması, genelgelerin çıkartılması, kuralların oluşturulması gereklidir. Aksi takdirde doğa her zaman ki bilge görevini üstlenecek ve Orta Çağ’da yaşanan veba gibi salgın hastalıklar ile insanlığa yeni dersler vermek zorunda kalacaktır.


















