Kediler yüzyıllardır hayatımızın vazgeçilmez bir parçası, özellikle son 10 yılda dünyanın her kıtasında milyarlarca insan yaşamını bir kedi ile paylaşmaktan büyük keyif alıyor. Kimimizin çok sevdiği kimilerinin de pek sevemese de saygı duyduğu bir canlı…
Anadolu’dan, Antik Mısır’a, Afrika’dan Avrupa’ya kadar her kıtada milyonlarcası. İlk evcil kedinin Kıbrıs’ta bir çocuk ile gömülmüş bir mezardan çıkması da bu topraklarda kedi-insan dostluğunun en büyük kanıtı belki de…
Tarım toplumuna geçiş ile beraber depolanan tahıl ambarlarının en kadim bekçisi, farelerin korkulu rüyası… Farelerin tahıl depolarını girmelerini engelleyerek, onları avlamaları sayesinde bir zamanlar milyonlarca insanın vebadan ölmesini engelleyen kahramanlar aynı zamanda…
Günümüze kadar kraliçeler tarafından korunmuşlar çoğu zaman, sosyal kalıplar hatta dinler kediye ayrı bir önem atfetmiş. Kediler ile kadınların kadim dostluğu nedeni ile Orta Çağ’da hakkını arayan ve özgürlüğü savunan kadınların ‘cadı olduğu’ iddia edildiği yıllarda onlarla yakılmışlar da…
Çoğu insan kedilerin bireysel yaşadıklarını düşünce de gerçek oldukça farklı. Kediler, beslenir ve avlanırken nispeten bireyseller ama aslında sosyal hayvanlar, sürü kurmuyorlar ancak belli bir dayanışma içindeler. Dişi kediler birbirlerinin yavrularını koruyup besliyor ve diğer erkek kedilere karşı savunuyorlar. Birlik ve beraberliğin olduğu, güven esasına dayanan harika bir sosyal yaşamları var.
Kedileri bize hatırlatan ve ‘Kedi Günü’ olarak kutlanan farklı tarihler var. "Uluslararası Kedi Günü" bazı ülkelerde 8 Ağustos'ta kutlanırken, ABD'de 29 Ekim'de, Rusya ise 1 Mart'ta kutlanmakta. 17 Şubat tarihi ise Türkiye'nin de dahil olduğu Avrupa'daki birçok ülke tarafından benimsenmiş. Bu tarih, 1990 yılında İtalyan gazeteci Claudia Angeletti, Tuttogatto dergisinde okurlarına bu konuda yaptığı bir anket ile ortaya çıkmış. Şubat ayının astrolojide Kova burcunu temsil etmesi, bu burcun kuralları sevmeyen, "özgür ve bağımsız ruhlu" olduğunun düşünülmesi, kedilerle benzerlik kurulmasına neden olurken bazı kültürlerde belirsizlik simgesi sayılan ‘17’ rakamının seçilmesi de bir tesadüf değil…
Türkiye’de evde bakılan kediler yanında yaklaşık 4.5 milyon kedinin de sokakta yaşadığı tahmin ediliyor. Kedilerin hızlı, çevik ve avcı yapıları nedeni ile her zaman başlarını kurtardıkları düşünülüyor nedense ancak gerçek maalesef böyle değil. Hastalıklar nedeni ile pek çoğu hayatını kaybediyor. Anneleri aşısız olduğu için yavruyken yakalandığı viral hastalıklar nedeni ile bir kısmı gözlerini kaybetme tehlikesi geçiriyor, her yaşta FIP yüzünden bir kenarda ölmeleri de maalesef büyük olasılık. Açlık, hastalık, trafik kazaları, kavgalar, köpek saldırıları ve kötü insanlar yüzünden her gün binlercesini kaybediyoruz. ‘Besleme, alışmasın’ kafasındakiler hala aramızdalar. Kedileri biraz tanısalar, saygı duyacaklar aslında, kediler, veba ve kemiricilerden geçen pek çok hastalığı önleyerek insan neslinin devamına katkıda bulundular, acaba insanoğlunun kaçı minnet duyuyor, kaçı Allah’ın verdiği bir hayat arkadaşı olarak görüyor? Yeni neslin tüm ezberleri bozacağı ve dünyayı hayvanlar için güvenli bir yer yapacaklarına inancım tam. Dünya Kedi Gününüz kutlu olsun…

















