1985 yılının Haziran ayında National Geographic dergisinin kapağında yer alan “Afgan Kızı” Sharbat Gula’nın gözleri, Sovyetler Birliği’nin Afganistan’ı işgali (1979-1989) sırasında yaşanan acıları temsil ediyordu. Derginin fotoğraf muhabiri Steve McCurry, Gula ile ilk kez 1984’te Sovyetlerin Afganistan’ı işgali sırasında, milyonlarca insanın mücahit isyancılar ile Sovyet işgal güçleri arasındaki çatışma nedeniyle kaçarak sığındığı Pakistan’daki Nasir Bagh mülteci kampında tanışmıştı. Gula henüz 12 yaşındayken, McCurry, tarafından çekilen bu ikonik fotoğrafı, insanlığın savaş karşısındaki savunmasızlığını çarpıcı bir şekilde yansıtmıştı.
Dergiye göre bu, Sharbat Gula’nın hayatında çektirdiği ilk fotoğrafıydı ve “gözleri, savaşın kuruttuğu bir ülkenin trajedisini” yansıtıyordu. Gula’nın fotoğraftaki derin bakışları, Afganistan’daki savaşın şiddetini, ailesiz kalmış bir çocuğun kaygısını ve mülteci olmanın dayanılmaz yükünü dünya kamuoyunun gözü önüne sermişti.

Sharbat Gula’nın hikâyesi, sadece o yıllarda değil, bugün de savaşın insan üretimi olan trajedilerinin devam ettiğini gözler önüne seriyordu. Uzun yıllar sonra Gula, 2016’da Pakistan hükümeti tarafından sürgün edilip Afganistan’a geri gönderildi. Bu dönüş, onun çocukluk yıllarında savaşın etkisiyle terk etmek zorunda kaldığı vatanıyla yüzleşmesini de beraberinde getirmişti. Ancak şu bir gerçek ki, Afganistan’a döndüğünde karşılaştığı manzara, çocukluk yıllarındakinden çok da farklı değildi: Bitmeyen savaş, yoksulluk ve siyasi kaos...
Sharbat Gula, 2021 yılında Taliban’ın Afganistan’da yeniden kontrolü ele geçirmesinin ardından bu defa İtalya’ya sığınmıştır. İtalyan hükümeti, Gula’nın güvenliğini sağlamak ve ona yeni bir yaşam sunmak için onu ülkeye kabul etmiştir.
Sonuç itibariyle Gula’nın hikâyesini bugünün Afgan kadınlarının durumu ile birlikte değerlendirdiğimizde, savaşın en büyük bedelini kadınların ödemeye devam ettiğini görüyoruz. Taliban rejiminin yeniden yükseldiği günümüz Afganistan’ında kadınlar, temel eğitim hakkından, çalışma özgürlüğünden ve toplumsal hayata katılma imkânından mahrum bırakılıyor. Bir zamanlar uluslararası toplumun yardımıyla eğitim ve insan hakları alanlarında kısa bir ilerleme kaydetmiş olan Afgan kadınları, şu an kısıtlamalar ve baskılar altında hayatta kalma mücadelesi vermektedir.
Aslında Sharbat Gula’nın fotoğrafı, dünyaya gerçeği gösterme gücünü yansıtmıştı. Ancak şu soruyu da gündeme getiriyordu: Peki, gerçeği gördükten sonra ne yaptık? Afganistan’daki savaşın etkileri onlarca yıldır devam ederken, şu an oradaki kadınlar ve çocuklar nasıl bir gelecek hayal edebilir? Bu sorular, Gula’nın unutulmaz bakışları kadar net bir cevap bekliyor hâlâ.
Bugün kadın ve çocuk hakları, mültecilik, savaş gibi meseleler, sadece Afganistan’ın değil, tüm dünyanın sorumluluğudur. Sharbat Gula’nın hikâyesi, insanlığın, savaşın yıktığı hayatları onarmak için daha fazla çaba harcaması gerektiğini bizlere bir kez daha hatırlatıyordu.
*https://www.theguardian.com/global-development/2021/sep/20/its-heartbreaking-steve-mccurry-on-afghan-girl-a-portrait-of-past-and-present
* https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-59427817
* https://publicdelivery.org/steve-mccurry-afghan-girl/


















