• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Yaşam
  • Gündem
  • SPOR
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR SANAT
  • DÜNYA
  • BURSA
  • TÜRKİYE
  • Siyaset Magazin NEWS
  • Ara
SON DAKİKA:
06:35
Kayseri Şeker'den çalışanlarına 157 milyon liralık promosyon
01:10
Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu: Hiçbir saldırı beni İYİ'lik yolundan döndüremez
00:45
Bursa Büyükşehir'den Mevlid Kandili'ne yakışır etkinlik
00:40
Milli Dayanışma ve Bütünleşme Koordinasyon Kurulu ilk toplantısını gerçekleştirdi
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Dr. Özlem BAYKAL
  3. "Makbul" ve "Maktûl" Kadın: İki Uçlu Hikâye
Yayınlanma: 08 Mart 2025 - 00:02

"Makbul" ve "Maktûl" Kadın: İki Uçlu Hikâye

08 Mart 2025 - 00:02
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Dr. Özlem BAYKAL
Dr. Özlem BAYKAL

Kadının varlığı, tarih boyunca ya kutsanmış ya da lanetlenmiştir. Bazen anneliği, sadakati ve fedakârlığıyla yüceltilmiş; bazen de bağımsızlığı, isyanı ve özgürlüğüyle cezalandırılmıştır. Aslında tarihsel süreçte toplumun gözünde iki uç nokta vardır: “Makbul” kadın ve “maktûl” kadın.

“Makbul” kadın, toplumun kabul ettiği, onayladığı, hatta ödüllendirdiği kadındır. Sessizdir, uyumludur, kurallara uyar. Önceliği ailesidir, kendini evine ve çocuklarına adar. Eşine itaat eden, toplumsal beklentileri eksiksiz yerine getiren bu kadın, “makbul” kabul edilir. Çünkü o, düzeni bozmaz. Hayallerini, arzularını, bireysel mutluluğunu bir kenara bırakır. Onun mutluluğu, kendisine sunulan çerçevenin içinde kalmakla mümkündür. O, “iyi” bir kız evlattır, “iyi” bir eştir, “iyi” bir annedir. Onun sesini duymazsınız, çünkü sesi yükselemez.

Peki ya “maktûl” kadın? O, “makbul” olmayı reddeden, kendi yolunu çizmeye çalışan, hayallerinin peşinden giden kadındır. “Maktûl” kadın, toplumun ona biçtiği rolleri kabul etmez, itaat etmez, boyun eğmez. Kendini keşfetmek, hayatı kendi istediği gibi yaşamak ister. Çalışır, üretir, bazen evlenmemeyi seçer, bazen anne olmamayı... Özgürlüğünü savundukça, “makbul” olmaktan çıkar ve bir tehdit olarak görülmeye başlanır. İşte tam burada “maktûl” ilan edilir, dışlanır, ötekileştirilir. O, artık toplumun gözünde “kötü”dür, çünkü kendi benliğini ortaya koymuş ve toplumun kurallarını çiğnemiştir.

Toplum, “makbul” kadını överken, “maktûl” kadını cadılaştırır. Onu asi, kibirli, “yoldan çıkmış” olarak yaftalar. Hikâyeler, efsaneler, gelenekler hep aynı mesajı verir: “Eğer toplumun kurallarına uymazsan, cezalandırılırsın.”

Ama şu soruları sormak gerekir: Kadın neden ya “makbul” ya da “maktûl” olmak zorunda? Neden bir kadın hem fedakâr hem özgür, hem sevgi dolu hem güçlü, hem anne hem birey olamaz? Kadın neden iki kutup arasında sıkıştırılır?

Bedeli ağır olan bu yolculuklar için belki de çözüm, kadınların bu ikili kalıpların dışına çıkıp kendi kimliklerini özgürce inşa edebildikleri bir toplum yaratmalarıdır. Ancak o zaman, kadınlar “makbul” ya da “maktûl” olmadan sadece kendileri olabilirler.

Kadın, bir bireydir ve kendi hayatını yaşama hakkına sahiptir. Kadın, hayallerini feda etmek zorunda değildir. Kadın, kendi benliğini ortaya koyduğunda, sadece kendisi olur. Ve belki de toplum, kadını olduğu gibi kabul etmeyi öğrendiğinde, gerçek anlamda bir değişim başlayacaktır.

*Kadına Sus Payı: Altın Prangalar

Bir kadının yaşadığı şiddeti, gördüğü zulmü unutması, daha doğrusu unutur gibi yapması için önüne konan sus payı, altın prangalar… Ne acıdır ki bu, toplumun bazı kesimlerinde kadına yönelik şiddetin her türlüsünün üstünün örtülmesi için bir gelenek olarak sürdürülüyor…

Feodal toplumda evlenen kadına kilolarca altın takmak, yaygın olan maddi bir gelenektir. Bu sadece bir düğün ritüeli değil, aynı zamanda kadın bedeni üzerinden sergilenen feodal bir güç gösterisidir. Son yıllarda ana akım medya ve sosyal medya alanlarına yansıyan tepsiler dolusu altın takılarla donanmış gelinler, şatafatlı düğün görüntüleri, aslında kadının “değerini” maddi açıdan ölçmenin aracı haline geldi.

Feodal yapı, kendi “ihtişamını” ve “gücünü” kadının bedenine yüklediği kilolarca altın ile görünür kılarken, kadınlar da bu ağırlığın içinde kendilerini “önemli” ve “değerli” hissetmeye koşullandırılmaktadır. Ancak bu, gerçek bir değer hissi midir, yoksa feodal sistemin kadınları susturma ve “sahiplenme” biçimi mi? Tartışılır!

Böyle bir gelenekle evlenen kadınlar (çoğu üniversite mezunu) gerçekten mutlu mu, değerli mi? Şiddet görse de, canı yansa da, ruhu paramparça olsa da, “iki aileyi zor durumda bırakmamak” adına susturuluyor… Kendi ailesi tarafından, eşinin ailesi tarafından, hatta kimi zaman kendi “iradesi” tarafından…

Toplumumuzda kadına yönelik şiddet, yalnızca fiziksel darbelerden ibaret değil. Ruhsal baskılar, ekonomik kısıtlamalar, psikolojik manipülasyonlar, sosyal dışlanma gibi birçok farklı biçimi var... Ancak en acı olanı, kadının kendi ailesi tarafından susturulması… “El âlem ne der?” kaygısıyla, “Çocukların var, yuvan dağılmasın” diyerek veya “bizi rezil etme” baskısıyla kadınlar susmaya, acılarını içlerine atmaya mahkûm ediliyor...

Oysa şiddetin hiçbir bahanesi olamaz. Ne gelenekler, ne töreler, ne de maddi çıkarlar bir kadının can güvenliğinden daha değerli değildir. Kadının hayatını tehlikeye atan bir evliliğin sürdürülmesi, yalnızca daha büyük felaketlere davetiye çıkarmaktır. Bu yüzden şiddeti meşrulaştıran sus payı (altın prangalar) kültürünü yıkmak, hem bireylerin hem de toplumun ortak sorumluluğudur.

Kadınları susturmak yerine onları konuşturmalı, onları koruyacak sistemleri güçlendirmeli ve en önemlisi şiddeti önleyecek eğitim ve farkındalık çalışmalarına ağırlık vermeliyiz. Gerçek adalet, kadını susturmak değil, ona hak ettiği değeri vermekle sağlanır.

Unutulmamalıdır ki, altın prangalar kadınları yüceltmez! Asıl değer, kadınların varlığına gösterilecek saygı, sevgi ve sahip olacağı şiddetsiz yaşamdır.

 

 

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • WOOLF'UN ODASINDAN BUGÜNE: KADININ ASLA OLMAYAN ODASI - 14 Temmuz 2026
  • KABUĞA SIĞMAYAN KEDER: GELİNCİĞİN HÜZNÜ - 11 Haziran 2026
  • ‎KARDELENİNE HASRET BİR ANNE: BEDRİYE DOKU - 09 Mayıs 2026
  • "MODERN" CEHALETİN BEDELİ: SOSYOLOJİK ENKAZ - 18 Nisan 2026
  • SINIRIN GÖLGESİNDE İSİMSİZ BİR AĞIT - 08 Mart 2026
  • DOKTORALI İŞSİZLİK: ÜRETİLEN UMUTLARIN ENFLASYONU - 26 Şubat 2026
  • SESSİZ İHTİLAL: KADIN VE VAROLUŞ SANCISI - 28 Aralık 2025
  • Şiddetle Mücadelede En Sessiz Çatlak: Kadının Kadına Mesafesi - 24 Kasım 2025
  • 21. Yüzyılın Tek Tip Güzelliği: Aynı Yüz, Aynı Beden ve Aynı Hikâye - 28 Ağustos 2025
  • Un Tozuna Karışan Vicdan: Sara Netanyahu - 28 Temmuz 2025
  • Yoksulluktan, Yoksunluktan, Yine de Ayakta: Kadın - 31 Mayıs 2025
  • Yanlış Evliliklerin Gölgesinde Kalan Kadınlar - 02 Mayıs 2025
  • Esma Esad ile Latife El Durubi: Kadın İmgesi Üzerinden Seküler Eleştirinin İkili Yüzü - 16 Nisan 2025
  • Kadınların Kalemi: Tanzimat'tan Pembe Pusula' ya Bir Miras - 03 Nisan 2025
  • Tekno-Feodalizm: Yeni Çağın Dijital Lordları - 12 Mart 2025
  • Türkiye'nin Güvenlik-Çözüm Dengeleme Mücadelesi: Suriye Politikası ve Kürt Açmazı - 23 Şubat 2025
  • Rojin Kabaiş: Van Gölü'ne Gömülen Hayaller - 15 Şubat 2025
  • Afganistan'da Susturulamayan Bir Çığlık: Nadia Anjuman - 09 Şubat 2025
  • Füruğ Ferruhzad: Modern İran Şiirinin Devrimci Kadın Sesi - 31 Ocak 2025
  • Afgan Kızı Sharbat Gula: Savaşın Gölgesinde Kadın ve Mültecilik - 11 Ocak 2025
  • 1
  • 2
Köşe Yazarları
Dr. Gül Çiçek Zengin Bintaş
Dr. Gül Çiçek Zengin Bintaş
GENÇLER GÜVENLİ LİMAN ARIYOR
DR. GİZEM ŞERİFOĞULLARI
DR. GİZEM ŞERİFOĞULLARI
NASIL YAŞAMALIYIZ?
OP. DR. HAKAN SAĞER
OP. DR. HAKAN SAĞER
HPV POZİTİF ÇIKTI… PEKİ ŞİMDİ NE OLACAK?
‎SERVİN ÖNEN- FARKLI FİKİRLER KONUK YAZAR
‎SERVİN ÖNEN- FARKLI FİKİRLER KONUK YAZAR
SONRA BÜYÜDÜK
AYİNESİ NEDEN İŞTİR KİŞİNİN?
Neslihan ÇELİK ALKOÇLAR
AYİNESİ NEDEN İŞTİR KİŞİNİN?
NAZİFE İDİL ÖZKOL
NAZİFE İDİL ÖZKOL
ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ: BİR TEKNOLOJİ MESELESİNDEN DAHA FAZLASI
Prof.Dr. Ebru YALÇIN
Prof.Dr. Ebru YALÇIN
KÖPEKLER, KEDİLER, MARTILAR... SIRADA KİM VAR?
Dr. Özlem BAYKAL
Dr. Özlem BAYKAL
WOOLF'UN ODASINDAN BUGÜNE: KADININ ASLA OLMAYAN ODASI
AV. ARB. MİNE RANA KAHRAMANOĞLU
AV. ARB. MİNE RANA KAHRAMANOĞLU
STARTUPLAR İÇİN HUKUKİ PUSULA: FİKİRDEN ÇIKIŞA KRİTİK DURAKLAR
Prof.Dr. Betül BATIR
Prof.Dr. Betül BATIR
TÜRK KADININ SİYASİ HAKLAR MÜCADELESİNDE TARİHİ BİR DÖNÜM NOKTASI: KADINLAR HALK FIRKASI (15 HAZİRAN 1923)
NAZAN AKINCI
NAZAN AKINCI
‎TÜRK KADININ GÜCÜ NEWYORK'TA BİRARAYA GELDİ
MİRAY OKUMUŞ ÇELİK
MİRAY OKUMUŞ ÇELİK
ÖKSÜRÜNCE, GÜLÜNCE İDRAR KAÇIRMAK NORMAL DEĞİL
"14 OCAK DÜNYA MANTIK GÜNÜ"
Gürkan KAYA
"14 OCAK DÜNYA MANTIK GÜNÜ"
ELİF KUŞ - FARKLI FİKİRLER KONUK YAZAR
ELİF KUŞ - FARKLI FİKİRLER KONUK YAZAR
YAPAY ZEKA İNSANLIĞI TEHDİT EDER Mİ?
SUZAN ÇATALOLUK
SUZAN ÇATALOLUK
YARIM KİLO KIYMA
Prof.Dr. Behçet Kemal YEŞİLBURSA
Prof.Dr. Behçet Kemal YEŞİLBURSA
DEVRİMLERİN FELSEFESİ
Ülfet Çetin ÖZTÜRK
Ülfet Çetin ÖZTÜRK
YAPAY ZEKÂ, ENDÜSTRİ VE KADIN MÜHENDİSLER
ATİLLA SAĞIM
ATİLLA SAĞIM
Ne Çok Öldüler Yaşatmak İçin... 21 Mayıs 1864 Kafkas Sürgünü
AV. AYDAN AYHAN
AV. AYDAN AYHAN
Çocuk Hakları Masal Değildir ... 
Elif Doğrul
Elif Doğrul
Bağlamı Anlamak: Tasarımda Kullanıcı Deneyimi
Siyasetin Balıbey atışması
Muharrem KARABULUT
Siyasetin Balıbey atışması
Soykırıma Ses Çıkar
Nurefşan OKUMUŞ
Soykırıma Ses Çıkar
Metabolizmayı Hızlandıran Besinler
Beslenme ve Diyet Uzmanı Sudenur Taycı
Metabolizmayı Hızlandıran Besinler
KANSER OLMA FOBİSİ:KANSERDEN DAHA YAYGIN
Uzman Klinik Psikolog Reyhan Algül
KANSER OLMA FOBİSİ:KANSERDEN DAHA YAYGIN
Çocuğuma Oyuncak Silah Satın Almalı Mıyım?
Sezen Tunca Mutlu
Çocuğuma Oyuncak Silah Satın Almalı Mıyım?
8 MART' TA KADIN SAĞLIĞI
Op. Dr. Elif ÖYE
8 MART' TA KADIN SAĞLIĞI
Kül Adam
Oğuz Han AYAZ
Kül Adam
KİŞİLER ARASI İLETİŞİM
Dr. İbrahim Öztahtalı
KİŞİLER ARASI İLETİŞİM
SOR?
Duygu Özer
SOR?
Lavanta kokulu babam...
Dilek İLHAN
Lavanta kokulu babam...
Başkasının Gözüyle Görmeyi Öğrenelim
Mualla YILDIZ
Başkasının Gözüyle Görmeyi Öğrenelim
Dik Durmanın Bedeli 5
Op. Dr. Esin KAYAOĞLU ÜSTÜNOVA
Dik Durmanın Bedeli 5
Çok Okunan Haberler
Köyceğiz'de Mevlid Kandili özel programlarla idrak edilecek
Köyceğiz'de Mevlid Kandili özel programlarla idrak edilecek
Kayseri Büyükşehir'den organik pazar
Kayseri Büyükşehir'den organik pazar
Vincenzo Italiano: "Böyle maçları kaybetmememiz gerekiyor"
Vincenzo Italiano: "Böyle maçları kaybetmememiz gerekiyor"
Ana Sayfa
Yaşam
Gündem
SPOR
POLİTİKA
SAĞLIK
EKONOMİ
KÜLTÜR SANAT
DÜNYA
BURSA
TÜRKİYE
Siyaset
Magazin
NEWS
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Yerel Haberler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • Magazin
  • NEWS
  • POLİTİKA
  • Siyaset
  • SPOR
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Üye Paneli
  • Yerel Haberler
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim