18. ve 19. yüzyıllarda Avrupa’da Sanayi Devrimi’nin doğuşu, toplumsal yapıyı kökten dönüştüren bir mihenk taşı olmuştur. Kadınlar, ev hayatının sınırlarını aşarak iş gücüne katılmak, eğitim olanaklarından faydalanmak gibi sosyal yaşamda değişime öncülük eden adımlar atmaya başlamıştır. Bu süreç, kadınları yeni sorunlar ve arayışlar ile baş başa bırakırken, Osmanlı Devleti’nde de modernleşme hareketleri ve kadının toplumsal statüsüne dair tartışmalar hız kazanmıştır.
Osmanlı Devleti’nde kadınların toplumsal hayattaki rolü, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren değişmeye başlamış ve bu değişim, basın-yayın faaliyetlerine de yansımıştır. Kadınlar, kendi seslerini duyurabilmek, haklarını savunabilmek ve toplumsal hayatta daha fazla yer alabilmek için çeşitli yayınlar çıkarmışlardır. Bu yayınlar, Osmanlı’da kadın hareketinin şekillenmesine katkı sağladığı gibi kadınların eğitim ve çalışma hayatına katılımını teşvik eden önemli araçlar hâline gelmiştir.
Kadınlara ait sorunlar Tanzimat Dönemi’nde gündeme yansıyarak, basın ve edebiyat kanalıyla entelektüel kadınlar öncülüğünde dile getirilmiştir. Osmanlı’da kadınlara yönelik ilk süreli yayınlardan biri olan Terakki-i Muhadderat, kadınların eğitim haklarını ve toplumsal hayattaki yerlerini sorgulamıştır. Ayrıca Şükûfezar, İnsaniyet, Âyine, Parça Bohçası, Aile, Hanımlar, Mürüvvet, Hanımlara Mahsus Gazete, Hanımlara Mahsus Malumat dönemin başlıca yayın organları olmuştur.
İkinci Meşrutiyet Dönemi’nde ise toplumun fikir hayatında ve sosyal konularda yoğun gelişmeler yaşanmıştır. Bu gelişmeler, kadınların oy hakkı ve siyasette var olma isteklerini besleyerek, sonraki yıllarda konunun derinleşmesine tesir etmiştir. Nitekim Osmanlı kadını yaşanan bu değişim sürecinde, uzun süredir devam eden problemlerini ve hayata dair beklentilerini, basın ve edebiyat yoluyla ifade etme fırsatı bulmuştur.
Türk kadınlarının öğretmen ve yazar kimliğiyle ilerlediği bu dönemde, kadın hakları konusu yavaş yavaş gazete sütunlarındaki yerini almaya başlamıştır. Demet (1908), Mehasin, Kadın (1908-1909), Kadın Mecmuası, Musavver Kadın (1911), Kadınlar Dünyası (1913), Kadınlık Hayatı (1913), Kadınlık (1914), Kadınlar Âlemi, Hanımlar Âlemi (1914) ve Mefharet isimli yayınlar, kadının siyasi ve hukuki haklarından feminizme uzanan geniş bir tema yelpazesine sahip olmuştur.
Bununla birlikte 1914 yılında çıkarılan Seyyale ile Siyanet dergileri, kadın ile çocuk sağlığının yanı sıra kadın eğitimini de sorgulayarak, Ermeni, Kürt ve Çerkez aydın kadınların düşüncelerine yer vermiştir. 1917-1918 yılları arasında Bilgi Yurdu Işığı-Mecmuası adıyla çıkarılan dergi ise kadınlık bilinci, aile düzeni, kadın eğitimi ve giyimi hakkında bilgiler yaymak amacını taşımıştır. Diğer taraftan Türk Kadını (1918-1919) ve Genç Kadın (1918) isimli mecmualar, feminizm içerikli bilgilere yer vermiştir.
Öte yandan Cumhuriyetin ilanıyla birlikte kadınlar, toplumsal hayatta daha görünür bir rol üstlenmeye başlamıştır. 1920’lerde başlayan eğitim reformları kadınların okur-yazarlık oranını artırarak, kadınların mesleki alanda daha fazla ön planda olmalarını sağlamıştır. 1926’da Medeni Kanunu’nun kabulü, kadınlara miras, boşanma, evlilikte eşitlik gibi haklar tanıyarak onların hukuki statülerini güçlendirmiştir. 1930’lara gelindiğinde bu kazanımlar doğrultusunda Ün ve Hanımlar Âlemi gibi dergiler çıkarılarak, şehirli kadın profili biçimlendirilmiştir. Ayrıca bu dönemde yayın hayatına giren Kadın Yolu (1925-1927) dergisi, Türk Kadınlar Birliği’nin desteğiyle kadın haklarını savunmuştur. 1940’ların sonunda, çok partili hayata geçişle birlikte kadınların toplumsal rollerine dair tartışmalar artarken, dergiler genellikle eğitimli, şehirli kadını hedefleyen bir çizgi izlemiştir. 1947’de İffet Halim Oruz’un öncülüğünde yayın hayatına başlayan Kadın Gazetesi’nde ise ABD’nin sağladığı fırsatlar yoluyla ABD’de eğitim alan Türk kadınlarına ilişkin haberlere yer verilmiştir.
Demokrat Parti’nin (DP) 1950’de iktidara gelmesiyle kadın dergileri, DP’nin özgürlükçü politikalarına paralel bir çeşitlilik göstermiş, fakat çoğu zaman geleneksel kadın rollerini destekleyen bir yaklaşım benimsemiştir. Özellikle 1940’lardan 1960’lara uzanan süreçte çıkan kadın dergileri, hem kadınları hem de toplumu bilinçlendirmeyi amaçlamıştır. Bu yayınlar genellikle kadınların eğitim seviyesini yükseltmeyi, giyim tarzlarını modernleştirmeyi ve hayat standartlarını iyileştirmeyi hedeflemiştir. Kadınların toplumsal konumundaki dönüşümle birlikte, özellikle ev kadınlarını merkeze alan dergilerin sayısında gözle görülür bir artış yaşanmıştır. Ev-İş, Ana, Kadın ve Aile gibi dergilerin çoğu, ev işleri, annelik, kişisel bakım gibi temalara yoğunlaşarak kadın sorunlarını arka planda bırakmıştır. Dönemin dikkat çeken ve giderek yaygınlaşan kadın dergileri arasında Hayat, Resimli Hayat, Ev Kadını, Hanımeli, Familya, Yelpaze, Kadın Dünyası, Genç Kadın gibi isimler bulunmuştur. DP’nin modernleşme iddiasına rağmen bu dergilerde kadın, genellikle ya bir “cinsel obje” ya da “ev kadını” kimliğiyle yansıtılmıştır.
Diğer taraftan Türkiye’de 1960 darbesi sonrası özellikle 1970’lerde siyasal kutuplaşma yaşanırken, “kadına özgü” konuların işlendiği süreli yayınlar da ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla işçi hareketlerinin yanında, Batı dünyasında olduğu gibi feminizm de gündeme girmiştir. Üstelik öne çıkan süreli yayınlarda cinsellik, kürtaj engeli, doğum kontrol ilacına ulaşma benzeri tartışmalı meselelere de değinilmiştir. 1970’lerde Hürriyet’in çıkardığı Kelebek, Günaydın’ın Saklambaç, Milliyet’in Renk adlı ekleri bunun örnekleri arasındadır.
Ayrıca çalışan kadın ile ev kadınına hitap eden dergilerin çıkarılmasına da devam edilmiştir. 1976’da Hürriyet’in Elele dergisi annelere ve anne adaylarına seslenirken, 1980’lerde magazin ağırlıklı konular işlemiştir. Bunun dışında kadının politik dünyasına seslenen Kadın Dayanışması (1977), Kadınların Sesi (1979) ve Demokrat Kadın (1980) adlı dergiler, kadınlara ideolojik açıdan hizmet vermiştir.
Öte yandan Türkiye’de ikinci dalga kadın hareketinin yükselişe geçtiği zaman diliminde, Duygu Asena’nın yönetiminde yayımlanan Kadınca ilgi çeken dergi olmuştur. 1978-1992 yılları arasında faaliyet gösteren bu yayın, cinsellik, kürtaj, şiddet gibi tabulara cesurca değinerek, 90 bin tirajla rekor kırmıştır. Asena, kadınlara bireysel özgürlük mesajı verirken, örgütlü mücadelenin önemini de vurgulamıştır.1992’de yönettiği Kim dergisi ise daha geniş bir kitleye hitap ederek kültür, moda ve kadın haklarını birleştirmiştir.
Bunun yanı sıra 1980’lerden itibaren Kaktüs, Feminist ve Pazartesi adlı yayınlar, kadın haklarının ve sorunlarının sözcülüğünü üstlenmiştir. Yaşadığımız dijital çağda ise karşımıza Pembe Pusula gazetesi çıkmaktadır. 8 Mart 2011’de Neslihan Çelik Alkoçlar öncülüğünde çıkarılan Pembe Pusula, Bursa’nın ilk ve tek kadın gazetesi olmuştur. Geçtiğimiz günlerde 14. kuruluş yıldönümünü kutlayan bu gazete, kadınların siyasetteki ve iş dünyasındaki yerini güçlendirmek, toplumsal meselelere dikkat çekmek amacını taşımaktadır. 14 yıl boyunca kadınların sadece sorunlarını değil, aynı zamanda başarı öykülerini de kamuoyu ile paylaşmıştır. Nitekim Pembe Pusula’nın yazar kadrosu, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddete karşı çıkmayı, onların adalet ve özgürlük taleplerini desteklemeyi sürdürecektir.
Sonuç itibariyle gelişmiş Batı ülkelerindeki hareketlerle etkileşim içinde şekillenen, Osmanlı’dan günümüze uzanan bu yazım yolculuğu, kadınların kaleminden dökülen cesaretin hikâyesidir. Kadınların basındaki varlığı, toplumu dönüştürme gücünü taşımıştır. Söz konusu yayınlar yüzyıllar boyunca, kadın haklarının ve sorunlarının kamuoyuna aktarılmasında adeta bir köprü görevi üstlenmiştir. Tomris Uyar’ın dediği gibi “Belki de yazma eylemi, şu ufak tefek insan bedeninin koskoca bir dünyaya açılmasını sağlıyordur.”
*Duygu Yılmaz-Ebru Demircioğlu, “Demokrat Parti Dönemi Kadın Dergileri”, Kuruluşundan Darbeye Demokrat Parti (1946-1960), 3. Cilt, Ed. Dilşen İnce Erdoğan, İsmail Hakkı Demircioğlu, Serpil Seda Şimşek, İstanbul: Yeditepe Yayınevi, 2021.
*İstanbul Kütüphanelerindeki Eski Harfli Türkçe Kadın Dergileri Bibliyografyası (1869-1927), Haz. Zehra Toska, Serpil Çakır vd., Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı, İstanbul: Metis Yayınları, 1992.
*Özlem Baykal, “Türkiye’deki Sosyal ve Siyasal Değişimler Ekseninde Türk Kadını (1960-1980)”, Cumhuriyet Erdemdir: Gençlerin Gözüyle Cumhuriyetin 100. Yılı, Çanakkale: Paradigma Akademi Yayınları, 2023.
*Serpil Çakır, Osmanlı Kadın Hareketi, İstanbul: Metis Yayınları, 2011.
*Şehmus Güzel, “Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Toplumsal Değişim ve Kadın”, Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Türkiye Ansiklopedisi, Cilt III-IV, İstanbul: İletişim Yayınları, 1985.
*Tezer Taşkıran, Cumhuriyetin 50. Yılında Türk Kadın Hakları, Ankara: Başbakanlık Kültür Müsteşarlığı Cumhuriyetin 50. Yıldönümü Yayınları, 1973.
*Tülay Keskin, “Demet Dergisi’nde Kadın ve İlerleme Anlayışı”, DTCF Tarih Araştırmaları Dergisi, C. XXIV, Sayı 37, 2005.
*Ümüt Akagündüz, “Osmanlı Kadın Hareketinin Özgün Değerlerinden Kadınlık Mecmuası ve Aliye Haşmet’in “Feminizm Yahut Hukuk-u Nisvan Meselesi” Adlı Yazısı”, Atatürk Yolu Dergisi, Sayı 66, 2020.
*Ümüt Akagündüz, “1918-1928 Yılları Arasında Yayımlanan Kısa Ömürlü Osmanlıca Kadın Dergileri Hakkında Bir Değerlendirme”, Kebikeç, Sayı 34, 2012.


















