“Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz.”
Bu toprakların yüzyıllardır taşıdığı bu bilgelik, aslında bir insanı değerlendirmenin en adil yolunu tarif eder. Fakat aynı söz, şehirleri yönetenleri, kurumlara yön verenleri ve geleceği inşa etmeye talip olanları değerlendirmek için de en doğru pusuladır.
Çünkü zaman, alkışı değil eseri hatırlar.
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Burkay’ın da bu ifadeyi kullanıyor olması elbette tesadüf değil.
Çünkü Burkay, Bursa’nın geleceğinin konuşmaktan değil, üretmekten geçtiğinin farkında…
Dün akşam yapılan TEKNOSAB KOBİ OSB lansman toplantısında da bunu, Bursa’nın sıradan bir şehir olmadığını ve bu yüzden sıradan projelerle yönetilemeyeceğini bir kez daha gördük.
Salonu hıncahınç dolduran kalabalık öncelikle meraktan, sonrasında ise tüm detaylarıyla düşünülmüş bir proje ve sunumun sonucundan oldukça memnun olarak ayrıldılar.
Ve lansman sonunda salondan ayrılan konukların, bu organizasyona ilişkin ortak kanaatinin: ‘Bursa’nın üretim, ticaret, çevre ve kentsel yaşam kalitesinde yeni bir dönemi başlatacak tarihi bir milat söylemi’ de konuşmanın değil üretimin merkeze alındığı bir geleceğin, hayalinden öte yapı taşlarının döşenmeye başladığının ilanıydı adeta.
Çünkü Bursa, sıradan bir şehir değildir.
Bu şehir, Osmanlı’nın ilk başkentidir.
Sanayinin lokomotifidir.
İhracatın omurgasıdır.
Üreten ellerin, çalışan insanların ve alın terinin şehridir.
Böylesine güçlü bir mirasa sahip bir kent, günü kurtaran projelerle değil, gelecek nesilleri düşünen vizyonlarla yönetilmek zorundadır.
Dolayısıyla Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın ortaya koyduğu uzun vadeli projeler tam da bu açıdan değerlendirilmelidir.
Başkan İbrahim Burkay döneminde açıklanan stratejik hedeflerin yalnızca kâğıt üzerinde kalmaması, önemli bir ölçüttür.
Tıpkı 2013 yılında açıklanan 16 stratejik projenin, zaman içinde ve zamanın ruhuna uygun olarak 60’ın üzerinde makro projeye dönüşmesi gibi…
Çünkü vizyon ancak hayata geçtiğinde anlam kazanır…
Elbette hiçbir yönetim kusursuz değildir. Her proje eleştirilebilir, her yatırım daha iyiye taşınabilir. Demokratik toplumlarda bunun adı gelişimdir. Ancak eleştirinin de hakkaniyetli olması gerekir. Yapılanı görmeden yalnızca konuşmak ne kadar yanlışsa, yapılanı sorgulamadan alkışlamak da o kadar yanlıştır.
İşte tam bu noktada atasözünün anlamı yeniden karşımıza çıkıyor.
Bir yöneticiyi en iyi anlatan şey kürsüde söylediği cümleler değil, şehre kazandırdığı eserlerdir.
Bir kurumun gerçek değeri hazırladığı broşürlerde değil, insan hayatına dokunan projelerinde saklıdır.
Bir şehrin geleceği ise sloganlarla değil, bilim merkezleriyle, teknoloji yatırımlarıyla, eğitim kurumlarıyla ve üretim kültürüyle yazılır.
Bursa’nın, Bursa’mızın bugün en büyük ihtiyacı, birbirini yıpratan tartışmalar değil, ortak hedeflerde buluşabilen güçlü bir vizyondur. Çünkü küresel rekabette artık ülkeler değil, şehirler yarışıyor. Üreten şehirler kazanıyor. Bilgi üreten şehirler büyüyor. Teknoloji geliştiren şehirler geleceği belirliyor.
Tarih, sadece konuşanları hatırlamaz.
Ama bir şehrin kaderini değiştiren projeleri, o projelere emek veren insanları ve geleceğe bırakılan eserleri mutlaka yazar.
Ve işte tam da bu yüzden…
Ayinesi iştir kişinin.
Bazen bir insanın aynası, arkasında bıraktığı eserlerdir.
Bazen de bir şehrin aynası, geleceğe bıraktığı vizyondur.



















