Son günlerde sadece çığlık atmak istiyorum.
Avazım çıktığı kadar bağırmak, haykırmak, ağlamak, sarsmak kollarından tutarak tüm dünyayı…
Böyle susarak, izleyerek, alışarak nasıl yaşıyoruz biz?
Bu kadar kolay mı?
Bir kadını öldürmek…
Bir çocuğu bombalamak…
Bir ülkeyi aç bırakmak…
Ormanları yakmak,
İnsanları hayvanları katletmek…
Kolay mı?
Ve sonra herkesin kaldığı yerden hayatına devam etmesi…
Bu kadar mı basit, öldürülmek ve unutulmak?
Bu kadar mı basit, dünyanın gözlerinin önünde ölmek
Ayşe Tokyaz mesela
Bir kadın,
Bir insan,
Bir genç,
Bir evlat,
Bir kardeş,
Ve artık bir ceset.
Sevgilisi tarafından öldürüldü. Cesedi bavula konuldu. Yol kenarına atıldı.
Yani sadece öldürülmedi, dövüldü, saklandı, yüklendi, taşındı bir eşya gibi.
Hisleri olmayan, merhametini ve vicdanını kör bıçakla kesip atmış caniler yaptı bunları, bizimle aynı caddeleri arşınlayan.
İnsanlık dışı bir yok edilişin, sessizce geçiştirilen bir cinayetin adı oldu Ayşe Tokyaz.
Bir ‘haber’ olarak düştü ekranlara.
Bir hafta gündem oldu.
Hızla tüketildi.
Ve unutuldu.
Çünkü biz, unutmak konusunda çok başarılıyız.
Oysa o bavul, bir kadının yaşamını değil, hepimizin insanlığını içine alıp atıldı.
O bavulda kadın cinayetlerine sessiz kalan yasa da vardı, görmezden gelen komşular da…
O bavulda medya vardı, toplum vardı, ahlak vardı.
Ve o bavulda, sustukça parçaladığımız vicdanlarımız vardı.
Ve aynı saatlerde…
Gazze’de, bir Filistinli annenin kollarında, açıktan ölmüş bebeği vardı.
Bir baba, enkaz altındaki çocuklarına ulaşamıyordu.
Bir hastane, beşinci kez vuruluyordu.
Ve dünya yine sessizdi.
Tıpkı Ayşe’nin öldürülmesine sessiz kaldığı gibi…
Biri bavula konulmuş bir kadın,
Diğeri paramparça edilmiş çocuklar,
İki ayrı coğrafyada, aynı cinayet işleniyor
Ve aslında
İnsanlık öldürülüyor.
Bir yanda bireysel şiddetin, erkek egemen zihniyetin, kadını meta gören sistemin kurbanı Ayşe!
Diğer yanda emperyalizmin, sömürünün, ırkçı üstünlük hayalinin kurbanı Filistinliler!
Ama katiller ortak: Sessizlik. Kayıtsızlık. Alışkanlık.
Biz sustukça, öldürmeye cesaret ediyorlar.
Biz alıştıkça, daha rahat katlediyorlar.
Ve biz görmezden geldikçe, daha çok bavul hazırlanıyor bu dünyada.
Kimine kadınlar sığdırılıyor.
Kimine çocuklar.
Kimine ise insanlık.
Ben artık susamıyorum.
Çünkü her sessizlik, yeni bir suça ortaklıktır.
Ayşe Tokyaz’ın bedenini bavula koyan zihniyetle, Filistinli bir çocuğun başını hedef alan bombanın mantığı aynıdır: Değersizleştirme.
Bir kadının hayatı değersiz görülmesin diye…
Bir halkın var olma hakkı çiğnenmesin diye…
En azından bağırmalıyız.
Avazımız çıktığı kadar.
Çünkü bazen çığlık, sessizliğin tek alternatifi olur.
Ve insan, ancak haykırabildiği kadar diridir.

















