Dünyanın gözü önünde bir halk, toprağında bir avuç ekmeği paylaşırken bombalanıyor. Bir çocuğun oyuncak ayısı parçalanıyor, bir annenin feryadı göğe yükseliyor, bir babanın çaresizliği mezar başında susuyor. Ve biz, hepimiz, yalnızca bakıyoruz.
Peki, soralım artık açıkça: İsrail kana ne zaman doyacak?
Vicdanı Olmayan Bir Güç
İsrail’in güvenlik bahanesiyle yıllardır uyguladığı askeri şiddet politikaları, artık savunma değil bir işgalin sistematiğidir. Bombalanan hastaneler, yıkılan okullar, yerle bir edilen mülteci kampları… Bunların hiçbiri artık “hata” değil, bilerek ve isteyerek yürütülen bir yok etme stratejisidir.
İnsan hayatını bu kadar ucuz gören bir zihniyet, kendini ne kadar savunmada gösterirse göstersin, insanlığa karşı işlenmiş bir suçu temsil eder.
Kadınların ve Çocukların Kanı, Bu Kadar Mı Değersiz?
Her savaşta en çok kadınlar ve çocuklar ölür. Çünkü onlar en savunmasız, en sessiz, en unutulanlardır. Filistin’de ölen bir annenin gözleri hâlâ açık; belki son anda çocuğuna “korkma” diyemediği için.
Bombaların altında parça parça olan bedenler değil sadece bir halkın hafızası, kültürü, umudu da hedef alınıyor.
Ve dünya, bir çocuğun “Ben ölmek istemiyorum” diyen sesi karşısında sağır.
Sessiz Kalanlar, Bu Suçun Ortağıdır
Evet, İsrail bombalıyor. Ama susan Arap liderleri de, kınamakla yetinen Batı da, utanç verici biçimde tarafsız kalan uluslararası örgütler de bu cinayetlerin ortağıdır.
Sessizlik, suçlunun yanında yer almaktır.
Petrol uğruna milyar dolarları Batı’ya aktaran ülkeler, Filistin için bir somun ekmeği çok görüyor. Oysa o milyarlarla yüz binlerce can kurtarılabilirdi.
Ama tercih hep vahşetten yana yapılıyor.
Dünya Ne Zaman İnsan Olacak?
Bu sorunun yanıtı, artık sadece İsrail’e değil, tüm insanlığa yöneltilmelidir.
Gazze’de bir çocuğun yüzü paramparça olurken, sosyal medyada tatil fotoğrafı paylaşanlar… Bu dünyanın sadece zalimi değil, seyircisi de insanlığın çöküşüne hizmet ediyor.
Biz ne zaman gerçekten “yeter artık!” diye haykıracağız?
Tarihe Geçen Söz Değil, Tavırdır
Tarihin tozlu sayfalarına güçlülerin değil, vicdan sahiplerinin yazdığı satırlar kalır.
Bugün İsrail’i eleştirmek cesaret değil, insani bir zorunluluktur.
Bugün Filistin’i savunmak siyaset değil, insan onurunun gereğidir.
Ve bugün bu vahşete karşı çıkmamak, çocuk katilliğine ortak olmaktır.
Kana Doymazlar, Çünkü Vicdanları Yok
Evet, İsrail kana doymayacak. Çünkü bir insan ancak vicdanı varsa doymayı bilir.
Ama biz, susmazsak…
Ama biz, korkmazsak…
Ama biz, adaleti sadece mahkeme salonlarında değil, vicdanlarımızda da ararsak…
Belki bir gün bu dünya insan olur.
Şimdi de Sırada İran Var…
Kana doymayan İsrail şimdi gözünü İran’a dikti. Çünkü gözünü kan bürüyen, önünde ne çocuk tanır ne kadın ne de sınır.
Günlerdir Orta Doğu’da yükselen gerilim, sadece politik hamlelerle değil, vahşetin sıradaki durağı gibi okunuyor.
Gazze’yi haritadan silmeye çalışan bir devlet aklı şimdi bölgesel bir yangına benzin dökmeye hazırlanıyor. Ve dünya yine, olan biteni sadece “izliyor”.
İran: Yeni Kurban mı, Yeni Bahane mi?
İsrail’in İran’a yönelik tutumu uzun süredir düşmanca. Ancak artık söylemler değil, saldırı senaryoları konuşuluyor. İran’ın nükleer programı bahanesiyle kurgulanan bu strateji, aslında İsrail’in bölgedeki mutlak üstünlük hayalinin bir uzantısı.
Bugün hedef İran; yarın belki başka bir komşu.
Çünkü İsrail’in güvenlik dediği şey, başkalarının yaşama hakkını ortadan kaldıran kontrolsüz bir güç iştahı haline geldi.
İsrail İçin Yol Açmak, Kanla Harita Çizmek Demek
İsrail’in Orta Doğu haritasını kendi çıkarına göre yeniden çizme çabası, artık sadece Filistin değil, tüm bölge halklarının kaderini tehdit ediyor.
İran’la yaşanacak olası bir çatışma; sadece Tahran’ı değil, Bağdat’ı, Beyrut’u, Şam’ı, hatta İstanbul’u ve Kahire’yi de ateşe atabilecek bir kıvılcım.
Ve bu kıvılcımın sahibi, yeryüzüne ölüm dağıtan bir zihniyet.
Savaş Değil, Felaket Hazırlığı
İran hedef alınırsa, bu bir savaş değil; bölgesel bir felaket olur.
Milyonlarca insan evsiz, yüz binlercesi ölü, yüzlercesi devlet statüsünü kaybetmiş hale gelir.
Ama İsrail’in umurunda mı?
Hayır. Çünkü bu yol, vicdanı değil, kibri büyütenlerin yolu.
Dünya Liderleri Ne Yapıyor?
ABD, İsrail’in bu saldırgan politikasına ya ortak ya da suskun.
Avrupa, ikiyüzlü kınama açıklamalarıyla kendi tarihsel günahlarını örtmeye çalışıyor.
Arap liderler ise yine lüks otellerde toplantılar yapıp, kameralar önünde üzgün bakışlarla poz veriyor.
Oysa ateş yaklaşıyor.
Ve bu kez sadece Filistin değil, tüm insanlık yanacak.
İnsanlık İçin Uyanma Zamanı
Bugün İran hedefte olabilir. Ama aslında hedef alınan şey, bütün bir coğrafyanın bağımsızlığı, onuru ve yaşam hakkıdır.
İsrail’in kana susamış yürüyüşü durdurulmazsa, yarın bu topraklar sadece acıyla değil, topyekûn yıkımla anılır.
Bu yüzden artık sadece üzülmek değil, sorumluluk almak gerek.
Sözle değil, tavırla. Korkuyla değil, cesaretle. Susarak değil, haykırarak.
Çünkü biz sustukça, bir sonraki hedef hep daha büyük olacak.
Ve bu sessizlik büyürse, bir gün hepimizin adı, kayıp şehirlerin mezar taşlarında birlikte yazılacak.

















