Hayvanları Koruma Kanunda yapılan değişikliğin üzerinden tam 2 yıl geçti, değişiklik nedeni ile tüm dünyada uygulanan ‘yakala-kısırlaştır-sal’ projesinden vazgeçilerek ‘yakala-kısırlaştır-tut’ adı verilen ve maalesef toplu ölümlere yol açan ve dünyanın hiçbir yerinde olmayan bir uygulama getirildi.
Dünyada başarılı ve uzun vadeli işletilen hiçbir örnek yok, buna benzer bir uygulamayı Romanya 3 yıl uyguladı, milyonlarca köpek öldü ama yine de sayı azalmadı. Yasa değişikliği sırasında hepsini anlattık ama kimse dinlemedi. İki yılın sonunda İç İşleri Bakanlığı, sahipsiz hayvanların %92’sinin toplandığını duyurdu. Sahipsiz olduğu iddia edilen 4 milyon köpeğin %92’si toplandıysa 3.680.000 köpek nerede? Çünkü bakımevinde yoklar, 2 yılda kaç tane bakımevi ya da doğal (!) yaşam alanı yapıldı sizce? Peki bunun nedeni aslında hiçbir zaman 4 milyon olmaması olabilir mi? Bunu bir istatistikçi ya da matematikçiye soralım bence çünkü bizim matematik seviyemiz yetmedi.
Köpeklerden sonra sıra kedilere gelir gibi oldu ama kısa sürede vazgeçildi… Şimdilik! Ama yarın ne olur belli olmaz. Sonra yetmedi sıra ayılara geldi, yaşam alanları tahrip edilen, meyve ağaçları yok olan ve aç kalan ayılar ile ilgili haberlerde, bu hayvanlar ‘katil’ olarak lanse edildi, tek suçları ya yavrularını korumak ya da karınlarını doyurmaktı. Sonra tilkileri şehirlerde gördük, sonra da domuzları.
Hayvanlar için sürek avları başlatıldı. Anadolu kaplanını bile avlayıp neslini tüketen bir toplumuz maalesef. Şimdi de sıra martılara geldi. Denizlerde balık bulamayan, çöp yemeye alışan martılar artık şehrin içindeler, diğer kuşları avlamaları onların suçu mu? Hayır tabii ki. Yeni moda bir hayvan çok ortalarda görüldü mü sayısını azaltmak. Bir kişi de ‘neden’ diye sormuyor?
Bir türün sayısının azalmasını başka bir türden bilmek insanoğlunun sorumluluğunu bir türlü almak istememesinden olabilir mi? Şehir adı altında kalabalıkların yarattığı gürültü, trafik, ormansızlaştırma, kirlilik, çalıştırılmayan arıtmalar, iklim krizi, sıcaklık artışı, aşırı ışık, devleşen çöpler ve her ürüne boca edilen pestisidler.
Tüm bunlardan sizce hayvanlar mı suçlu? Tek Sağlık deyince akla sadece hayvanlardan insanlara geçebilen hastalık gelen güruh acaba insandan hayvana geçen hastalıkları ya da onların soylarını kuruturcasına avlanmalarını, ormanların yok olmasını dert ediniyorlar mı? Tek sağlık, tüm ekosistem için sağlıklı ve dengeli bir dünyayı önceler, sadece insanın sağlığını değil. Artık bakış açımızı değiştirmenin ve sorumluluk almanın zamanı gelmedi mi? Hala aklınızı işletmeyecek misiniz?!



















