“Ben bu dünyaya ait değilim” ne çaresiz bir yakarıştır. Ne yaşanmıştır ki insanoğlu bu serzenişte bulunur. Mutsuzluk, çaresizlik, yokluk, üzüntüler, çıkmazlar, kaos.. Çağımızın modern anlamdaki sıkıntıları aslında. Kaba, vahşi, yabanî, hoyrat bir yaşam sürüyoruz. İçsel sıkıntılara sebep olan doğa olayları, ihmaller, istismarlar, yıkımlar, kıyımlar.. Haber izleyemiyoruz, sohbet etmeye başlasak hep mi dert!.. Sözün kısası arabesk makamında dertli nâmeler sardı dört bir yanımızı.
Peki hiç mi güzel şeyler olmuyor. Oluyor elbette. Geçen gün katıldığım Mudanya Kültür ve Sanat Derneği’nin “Hoş geldin 2025” Türk Sanat Müziği konseri yine nezaketin, saygının, sevginin ve belli bir yaşanmışlığın hayallerine daldırdı. Koronun birbirinden güzel sesli sanatçıları o eskimeyen şarkıların içinde yeniden bizleri eskiye götürdü. Bu aralar eskileri çok anmamın nedeni özlem mi, yaş almak mı, mesleğimden gelen alışkanlık mı bilemiyorum.
Evet tarih geçmişten beslenir, bu sebeple geçmişi öğreten, geçmişi anlatan her şey benim malzememdir. Bilgi dağarcığımı zenginleştirir, mutlu eder. Ancak bu sadece benim için, sadece tarihçiler için hayati değildir. Tarih, toplumların sağlıklı büyümeleri için, devletlerin güçlü olabilmeleri için vatandaşların eğitiminde birinci derecede önem taşır. Bu sebeple tarih bilinci yeni nesle kazandırılması gereken ilk husustur. Tarih milli hissi, milli şuuru ve toplumsal hafızayı canlı tutar.
Hatırlayınız milli bayramlarda çocuk halimizle ne kadar heyecanlanırdık. Yağmur, çamur demez bayramlık elbiselerimizle tören alanında saatlerce sıra halinde olmaktan gurur duyardık. Lisede bando takımındaydım, o bando ekibinden çıkan gür ses hâlâ beni heyecanlandırır. Günlerce çalışarak tempo tuttuğumuz o ritim hâlâ kulaklarımdadır, çoğu kez de evde bu marşları yüksek sesle söyleyerek sessizliği bozarım. Bunlar unutamadığımız Atalarımızdan gelen birer sestir aslında, tarihimizdir, kültürümüzdür. Tarih sayesinde Atalarımızla konuşur sohbet ederiz. Bu sohbet bazen şarkıyla/türküyle/marşla olur, bazen edebiyatla;şiirle/romanla/masalla/hikâyeyle olur, bazen sanatla; tiyatro/sinema/resim/heykel/müzikle olur ve bunları çoğaltmak mümkündür. Tüm bu sayabildiklerimiz tarih biliminin malzemelerini oluşturur. Birbirlerini besleyen disiplinlerdir. Sosyal Bilimler dediğimiz tüm bilimler birbiriyle etkileşimli çalışarak büyür. Her bir sosyal bilim de ülkenin gücü bakımından geliştireceği politika açısından varlığını sağlamlaştırmaya hizmet eder. Bu sebeple sadece duygusal değil siyaset ve güç açısından da önem arz eder.
Eskiye olan özlemle birlikte kitaplarım arasında yaptığım bir kısa gezinti ve birkaç gün önce yaşadığım müzik ziyafeti beni 1940-1970 yılları arasını anlatan bir kitaba yöneltti. Kitap hem de doğduğum şehrin, Bursa’nın bir köyünü anlatıyordu. Ayrıca yazarın aile dostumuz olması, sohbetler sırasında anılarını sesinden duymuş olmam kitabı yazarın sesinden dinliyormuşum gibi hissettirdi. Yazar çok kıymetli büyüğümüz, bir çok kişiye öğretmenlik yapmış Sayın Tahir VURAL. Tahir VURAL Bursa’nın Siği (Kumyaka) köyünde doğmuş, büyümüş ve hâlâ yaşamını burada devam ettiriyor. Köyün Tahir Hoca’sı, spordan, sanata, eğitimden, tarıma her alanda köyüne faydalı olan, aidiyet duygusu ağır basan bir yurttaş. “Yazdıkça köyümü daha çok seviyorum” diyen herkese örnek olacak bir aidiyet duygusu sergiliyor. “İşte Siği Geçmişten Günümüze Anılarla” başlığını verdiği kitabı tüm yaşanmışlıkları sergiliyor. Unutulan, unutulmak üzere olan âdetleri, gelenek, görenekleri yaşanmışlıkları, kişileri ölümsüzleştiriyor. Kültürün kaybolmasına engel olarak kültürün unutulmasını önlüyor.
Tahir Hoca köyü o kadar güzel anlatmış ki köye gittiğinizde şu filancının evi, şu filancının bakkalı diye lakaplarıyla birlikte tarif edebilirsiniz. Sanki bu köyde yaşamış, kişilerle sohbet etmiş gibi hissediyorsunuz. Bu arada Siği köyü bir çok yazar, öğretmen, sanatçı, sporcu, iş insanı ve yönetici yetiştirmiş. Bu anlamda özel bir köy. Bu bilgileri kitaptan öğreniyorsunuz, ne kadar vefalı, köyüne sahip çıkan kıymetli bir değer Tahir Hoca. Geleceğe o kadar büyük bir miras bırakıyor ki KOCA BİR KİTAP! Bu arada kitabın devamı geliyor.. İşte yerel tarihçilik adına takdir edilesi bir emek, ataların sesini aktarmak ancak bu kadar güzel olur.
Şimdi gelelim yazının başındaki bugünümüze. Bugün mutsuzuz, daha fazla daha fazla diye aşırı tüketiciyiz, sömürdükçe doğayı tokat yiyoruz sürekli. Dengesizlik dengeyi belirleyen kefelerin adı olmuş. Peki kitapta anlatılan yokluk, azlık, yetmeyeni yetirmek, sadelik, tahta oyuncaklar, ince iplerle yapılmış balık oltası, boş, tozlu alanda oynanan maçlar, denizin fırtınasıyla boğuşan balıkçı aile, kayıklarıyla açılan geceyi başka sahilde geçirmek zorunda kalan gençlerin köye haber verme telaşı, aç kalmalar, öğretmenleri hastalanınca okulsuz kalan çocukların sabah akşam vasıta arayışları, tozlu yollarda uzun yürüyüşleri, düğün sevinçleri, cenaze üzüntüleri.. ama tüm bunlar toplandığında =MUTLULUK. Bu nasıl bir hikâye diyorsunuz ve sadece anlatılan Siği, ama ülkenin birçok yerinde yaşananlar, hepsi aynı toplumun genel bir duygusu. İlk radyo, ilk televizyon, televizyonu olan eve giden gece misafirleri (tele safir).. aynı tarihlerde birçok köy, kasaba, şehir aynı durumları yaşıyordu. Aynı hislerde buluşmak işte vatandaş olmanın, yurttaş olmanın, insan olmanın bir gereğidir. Milli duygular, milli hisler, kültür birliği, gelenekler, topluluğu toplum yapan değerlerdir.
Bu yüzden önemlidir bu tür anlatılar, sözden ziyade yazılı olması kalıcılığı sağlayacağı için kuşaktan kuşağa aktarılacak değerli hazinelerdir. Köy Derneği’nin kurulması, köy kooperatifinin olması, köyde çeşitli etkinliklerin yapılması, yaz gecelerinde köyün kahvesinin bahçesinde konserlerin verilmesiyle hâlâ canlılık ve kültür aktarımı Siği Köyü’nde devam etmekte. Tahir Hoca bu faaliyetlerde de önderlik yapmakta. Elinize, emeğinize sağlık, var olun, sağ olun Tahir VURAL Hocam kaleminize, yüreğinize sağlık. Ülkemizin çeşitli yerlerinde kültür aktarımında bulunan nice Tahir Hocaların varlığıyla güç buluyoruz. Kalem ve gönül sahibi büyüklerimize minnettarlıkla..



















Çok değerli ve anl***lı yorumlarınızı tekrar tekrar okudum .duygularımı ifade etmekte kelime bul***ıyorum .teşekkür eder. mesleğinizde başarılar dilerim
Bu yazımdan yaklaşık 1 ay sonra çok kıymetli, sevdiğimiz Tahir Vural Hoc***ızı kaybettik. Çok ani bir ayrılış oldu ve çok üzüldük. Tahir Vural Hoc***ız değerleriyle, katkılarıyla, ülkemize kazandırdığı gençlerle, eserleriyle yaş***aya dev*** edecek. Işıklarda uyu Tahir Hoc***, hep bizimle olacaksın. Ruhun şad olsun. Özlemle..
Tebrik ediyorum.
Değerli yorumunuz çok kıymetli Betül Hanım ♥️