Evliya Çelebi “Seyahatname”sinde Bursa sularının on yedi kaynaktan geldiğini söylemektedir. Bursa sularının Temmuz ayında bile soğuk olduğunu, 1.060 çeşme bulunduğunu ve suların 23.000 eve uğradığını söyler. Pınarbaşı, Sünderlibaşı, Çatalkaynakbaşı, Kepizbaşı, Naşıderesibaşı, Sobranbaşı, Ardıçlıbaşı, Harsudbaşı, Billur kaynağı, Kral kaynağı, Murat Dede Kaynağı gibi kaynakları belirttikten sonra suların temizliğine ve yetkililerin idaresine dikkat çeker.
On sekizinci yüzyılda yaşayan Bursalı Ahmet Hasip Efendi Miyâhiyye’sinde Bursa sularını beyitlerle anlatır. Bursa sularının tatları, dereceleri, faydaları hakkında bilgi verir. On dokuzuncu yüzyılda Bursalı Gazzîzâde Abdüllatif Efendi de “Hulâsatü’l-Vefeyat” isimli eserinde Bursa sularını anlatır ve eserinde suyolları haritasına yer verir. Suların içim özelliklerine, fiziksel ve kimyasal farklılıklarına değinir. Kâmil Kepecioğlu’nun Bursa Kütüğü’ndeki “Su” maddesi Osmanlı dönemindeki Bursa suları hakkında bilgi verir.
On sekiz ve on dokuzuncu yüzyılda Bursa’ya gelen Batılı seyyahlar da Bursa sularını eserlerinde anlatırlar. Soğuk sular, maden suları, kaplıcalar batılı seyyahları hayran bırakır. Bursa su cenneti olarak tanımlanır eserlerinde. Robert Walsh “Doğa Bursa’yı sanki Türkler için yaratmış” ifadesini kullanırken Bapsistin Poujoulat “...kaynaklardan biri o kadar sıcak ki, Türkler ona “Eşekterleten” derler.” bilgisini verir.
Bursa sularının tarihteki zenginliği ve değeri hakkındaki eserleri ve örnekleri çoğaltmamız mümkün. Bursa şehrinin dikkat çeken en önemli özelliklerinden biri su ve suların çeşitliliği bakımından zengin oluşudur. Ve çoğu kez de bu ilahî bir lütûf olarak karşılanır. Çünkü Bursa evliyalar şehridir ve uhrevi kimliği ön plandadır. O yüzden Tanrı’nın bahşettiği en önemli lütûf, “su”dur Bursa’ya denilir.
Su hayatîdir, yaşamın devamı için gereklidir. Su şifadır, maden suları, kaplıcaları ile sağlığa iyi gelir. Su temizliktir, imanın şartlarını içerir. Su enerjidir, teknolojiyi besler. Su ticarettir ekonomiye can verir. Su vazgeçilmezdir hem dünya için hem Bursa için.
Biraz yakın tarihimize bakalım ve Bursa suları denildiğinde isminin anılması gereken, Bursa suları araştırmalarına büyük hizmetler veren merhum İhsan Uzer’i anlatalım. Oğlu Ender Uzer’in vermiş olduğu bilgiler ve Bursa Ansiklopedisi’nde yer alan bilgiler ışığında Maksem’de doğduğu bilinmektedir. Doğum tarihi ile ilgili farklı tarihler mevcutsa da yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde doğduğu anlaşılır. İhsan Uzer 1935 yılında Bursa Sular İdaresi’nde fen memuru olarak göreve başlamış ve 1940 yılında burada müdür olmuştur. İhsan Uzer 6 Temmuz 1983 tarihinde vefat etmiştir.
İhsan Uzer Bursa suları hakkında araştırmalar yapmış, birçok su kaynaklarını yeniden ortaya çıkarmıştır. Yaptığı bu araştırma ve incelemelerinin raporu mahiyetinde hazırlamış olduğu yazılarını önce dergide (Bursa Halkevi tarafından yayınlanan Uludağ Halkevi dergisinde) daha sonra da müstakil bir eser olarak yayınlamıştır. İhsan Uzer’in araştırmalarıyla kendisinin keşfettiği kaynaklar (menba) arasında İhsan Pınar suyu bulunmaktadır. Bu su İhsan Uzer tarafından yapılan bir çalışma sırasında 1936 yılında bulunmuştur. Kaynakta kuru kanal vardır, künk tesisatla Akpınar suyuna birleştirilmiştir.
İhsan Uzer eserinde Bursa suları hakkında 161 kaynağın bilgisini vermektedir. Tarih boyunca şehri besleyen Pınarbaşı suyu Devrengeç suyunun da takviyesi ile büyüyen şehrin merkezinin ihtiyacını karşılar olmuştur. İhsan Uzer, Pınarbaşı kolları ve bugünkü Bursa suları bunlardan ibarettir dedikten sonra “Bursa Suları” isimli kitabına şu sözlerle son vermektedir: “Yazıma son vermeden evvel birçok emekler sarf ederek yerlerini, geçtiği yollarını ve mümkün olanlarının fotoğraflarını tespit ve izah ettiğim yukarıdaki yazılarımı yazmaya beni teşvik eden Hikmet Turhan Dağlıoğlu’na üstün saygılarımı burada sunmayı bir borç bilirim”.
Cumhuriyet döneminin Bursa Belediyesi Sular İdaresi müdürü İhsan Uzer, 1941 tarihi itibarıyla Bursa su şebekesinin dört evre geçirdiğini söyler. Birinci devrenin 1883 tarihli çalışmalarla başladığını ve ilk üç devrenin Cumhuriyet dönemi öncesi çalışmaları kapsadığını belirtir. Dördüncü dönem ise Cumhuriyet döneminde yapılan şebeke çalışmaları olmuştur ki bu dönem 1922-1940 yılları arasındadır.
Bursa Belediyesi’ne bağlı olarak 1926 yılında suyun dağıtımı ve yönetimine dair ilk kurumsal yapı olma özelliği gösteren Su İdaresi Şefliği kurulmuştu. Bu kurumun açılma nedenlerinden biri şehir şebeke suyundaki yetersizlikti. Bu sorunu çözmek için 1926 yılında Teferrüç Su Deposu inşaatı projesi yapılmış ancak yapımına 1929 yılında başlanmıştı. Bursa şehrinin büyümesiyle birlikte Gökdere Vadisi’nde çeşitli araştırmalar ve etütler yapılarak Pınarbaşı kaptajı 1937 yılında inşa edilmiş, 1953 yılında bu kaptajın yanına Mevlevihane Su Deposu yapılmıştı.
Uzer’in verdiği bilgilere göre eskiden şehrin hem içme hem de kullanma suları toprak künk ile ve bunların deliklerini tıkamaya mahsus saman çöpü ve tahta talaşları ile çeşmecilerin her gün yaklaşık 100 kaleme ayrılan suyollarını evden eve yedekleyerek akıtması ile sağlanmaktaydı. Bursa’nın nüfus yoğunluğunun artması ve şehrin büyümesiyle birlikte içme suları konusunda çalışmalar artırılmıştı. Su vardı ama sudan yeterince yararlanmak için teknik şartların iyileştirilmesi gerekiyordu.
Bursa Sular İdaresi’nde İhsan Uzer gibi uzun yıllar görev yapmış dönemin yüksek mühendisi Suphi Subul’u da anmak gerekir. Cumhuriyet Türkiye’sinin emekçilerini, büyüyen ve gelişen şehirlerin çeşitli sorunlarıyla mücadele edip, çözüm üreten tüm bilim insanlarını, araştırmacıları, devlet görevlilerini minnetle anıyoruz. İhsan Uzer, Suphi Subul ve daha niceleri eserleriyle bizlere, bugünlere ışık saçmaya devam ediyorlar. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Bursa su kültürüne ışık tutan bu eserler günümüze ışık oluyor.
Bursa’da yaşadığımız son yangın olayları hepimizi, tüm Bursalıları derinden yaraladı. Doğayı, Yeşil Bursa’yı kaybetmenin derin acısını yaşarken büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk bir kez daha bize seslendi:
Mustafa Kemal Atatürk Bursa’nın işgalden kurtuluşunun ikinci yıl dönümünde (11 Eylül 1924) Bursa’da düzenlenen törene katılmış ve şu konuşmayı yapmıştı:
“Saygıdeğer Bursalılar!
Kederlerin, felâketlerin son bulduğuna işaret olan bu kurtuluş bayramında bu güzel beldeyi, bu verimli bölgeyi Türk Cumhuriyeti’nin büyük uygarlık merkezlerinden biri durumuna getirmek için üzerinize düşen görevin ne kadar büyük, ne kadar çaba ve özveri gerektirdiğini de söylemek isterim.
Arkadaşlar! Nilüfer çayı ve onunla birleşen birçok derelerle sulanan ovasıyla, iki bin beş yüz metre boylu dağının buzlu ve büyüleyici görüntüsüyle her türlü yükselişe aday olan bu verimli ve aydınlık memleket mutlaka hak ettiği uygar yere ulaştırılmalıdır.
Efendiler! Bursa tarım memleketidir, sanat memleketidir, ticaret memleketidir, şifa memleketidir. Bursa, sahip olduğu doğal güzellikler ve mükemmellik ile rahat ve şenlikli bir memlekettir. Fakat saygıdeğer kardeşler! Bilelim ve açıkça söyleyelim ki Bursa bugünkü haliyle boşa harcanan yüzyılların ve bu yüzyıllarda uğradığımız kötülüklerin izlerinden başka bir şey değildir. Bu kıymetli belde henüz övüncü ve mutluluğu gerektiren önemli bir şey göstermiyor. Onun için tekrar etmeliyim ki memleketin istediği uyanıklılık ve ona göre çaba gösterme derecesi büyüktür.
Bununla beraber ey özverili ve memleketi seven saygıdeğer Bursalılar! Siz Cumhuriyetin ayrılmaz uygarlık ve yenilenme yolunda yüksek eserler meydana getireceksiniz. Böylece Türk Cumhuriyeti’ni her gün daha çok destekleyen ve sağlamlaştıran unsurların sürekli ileri saflarında bulunacaksınız. Bundan asla şüphe etmiyorum.
Arkadaşlar! İnkılâbımız Türkiye’nin yüzyıllar için mutluluğuna kefildir. Bize düşen onu anlayarak ve takdir ederek çalışmaktır.”.
Evet çalışmak, çalışmak, çalışmak. Elbette Bursa’nın kimliğidir Yeşil (doğa-su) ve yeniden Yeşil Bursa olacak.
Neden bu konuyu ele alma ve yazma gereği duyuyorum, çalışmalara dikkat çekiyorum eminim anlaşılmıştır. “Bursa sudan ibarettir” sloganı “Yeşil Bursa” gibi yok oluyor farkında mısınız? Lütfen size çağrımdır, yetkililerden çözüm ve çare beklemenin yanında bireysel olarak hepimiz suyumuza Bursa’mızın sıcak, soğuk sularına sahip çıkalım. Bursa’mızı, çevremizi, dünyamızı tüketmenin ve arsızca yok etmenin bedelini sadece biz değil tüm canlılara yaşatmayalım. Tüketmenin verdiği azgınlığı ve iştahı biraz da atalarımızı örnek alarak üretmenin hazzında yaşayalım. Bunu yaparken de her daim BİLİM diyelim ve BİLİMin ışığında gidelim. Çözüm ve çare BİLİMde unutmayalım.. Su tükeniyor, suyumuza sahip çıkalım, tasarrufu ve tedbiri elden bırakmayalım derim…
Not: Konu hakkında geniş bilgi ve diğer kaynaklar için Bkz. Betül Batır, “Bursa Su’dan İbarettir”: İhsan Uzer’in Araştırmalarıyla Bursa Suları, Bursa’da Zaman, Mekân ve İnsan, Editör:Behçet Kemal Yeşilbursa, Bursa: Sentez Yayıncılık, 2022, s. 529-566.


















