"Cumhuriyet'in ilanından önce, 15 Haziran 1923'te bir grup öncü kadın, Türk kadınının siyasal hayatta yer alabilmesi için tarihi bir adım attı. Kadınlar Halk Fırkası girişimi, Türkiye'de kadınların seçme ve seçilme hakkına uzanan mücadelesinin önemli bir göstergesiydi."
Türk demokrasi tarihi ve kadın hareketleri, arkasında oldukça köklü ve mücadele dolu bir geçmiş barındırıyor. Kadınların uzun yıllar boyunca verdikleri hak mücadelesinde, 15 Haziran 1923 tarihi hafızalara kazınmış en önemli dönüm noktalarından biridir. Bir grup aydın kadının siyasi hak arayışları, daha cumhuriyet bile ilan edilmeden önce partileşme adımıyla somutlaşmıştı.
Bugün kadınların seçme ve seçilme hakkı, kamu yönetiminde görev alması, siyasi partilerde faaliyet göstermesi ya da parlamentoda temsil edilmesi doğal ve vazgeçilmez demokratik haklar olarak görülmektedir. Ancak bundan yaklaşık bir asır önce, kadınların siyasal yaşamda yer alması birçok kişi tarafından hayal olarak değerlendirilmiştir. İşte böyle bir dönemde, bir grup cesur ve eğitimli kadın, toplumun yerleşik kalıplarını sorgulayarak tarihe geçecek bir girişimde bulunmuşlardır.
Nezihe Muhittin’in öncü olduğu bir grup aydın kadın 15 Haziran 1923 tarihinde Darülfünun’da bir toplantı düzenleyerek Kadınlar Halk Fırkası’nın kuruluşunu ilan etmişlerdir. Milli Mücadele döneminde cephede ve cephe gerisinde vatan savunmasında çarpışan Türk kadınları savaşın ardından vatandaş olabilmenin, eşit haklara sahip olabilmenin mücadelesini vermişlerdir. Hak olarak istedikleri bu durumun tezahürü olarak bir cemiyet kurmuşlar ve adına da fırka yani parti demişlerdi. Oysaki daha Türkiye devletinin ilk partisi olan Halk Fırkası kurulmamıştı.
Türkiye Devleti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, "Yakın zamanda Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin bir parti haline getirileceğini" söylemesinden birkaç ay sonra, Türk kadınları İstanbul’da Kadınlar Halk Fırkası’nı kuruyordu. Ne var ki dönemin şartları gereği ne bu zamanlama ne de partiye verilen isim kabul gördü. Dönemin basını, özellikle de eril söylemler üzerinden sert eleştirilere başladı. Temel argüman şuydu: Kadınlar henüz vatandaşlık hakkı olan seçme ve seçilme hakkına bile sahip değilken, nasıl olur da siyasi bir parti kurabilirlerdi? Yapılan eleştirilerin ardındaki zihniyet tam olarak buydu.
Ayrıca bugüne kadar kadınların yer aldığı cemiyetler yardım cemiyetlerinden öteye gidememişti. Kadının yapısı gereği yapabileceği en uygun iş yardım etmesiydi, özellikle de mağdur olan hemcinslerine. Bundan gayrı işleri erkeklere bırakmalıydılar ne de olsa erkekler kadınların haklarını koruyordu! Daha devletin partisi kurulmadan parti kurmak, seçme ve seçilme hakkı olmadan vatandaşlık hakkı istemek de neyin nesiydi. Kadın aileden ve çocuktan sorumlu olmalı, iyi çocuk yetiştirmeli, evini yönetmeli, bunları layıkıyla yapabilmek içinde biraz eğitim alabilmeli. İşte bu yeterliydi ve eril düşünce böyle diyordu.
Anlaşılacağı gibi kurulan bu Fırka’ya tam sekiz ay boyunca resmi bir yanıt verilmedi. Bu süre zarfında eleştiriler yükselmeye devam ederken, kurucular arasında yer alan kadınlar ve özellikle Nezihe Muhiddin bu eleştirilere kararlılıkla cevap veriyordu: "Kuruluşun adı fırka ama biz bir kitle partisi olarak kurulmadık. Amacımız siyasi haklarımızı elde etmek kadar kadınlığa yardım etmek, kadınlığı aydınlığa kavuşturmak, eğitmek ve topluma kazandırmaktır" diyerek hedeflerini özetliyorlardı.
Kadınlar Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde başlayan modernleşme hareketleriyle birlikte eğitim hakkı elde etmeyle kazandıkları bilgilerle birtakım faaliyetler ve örgütlenmeler içinde yer almışlardı. İngiltere ve Amerika’da başlayan süfrajet hareketlerinin Osmanlı Devleti’nde eğitimli aydın kadınları etkilemesiyle örgütlenmeler sadece yardım dernekleri üzerinden değil, çalışma hakları (özlük)nı arayan sendikalar, yardım cemiyetleri ve siyasi cemiyetlerle daha görünür hale gelmişti. Ne var ki yaşanan savaşlar, işgaller önce vatanın kurtarılmasında birleşiyordu. İşte bu kurtuluş kadın erkek tüm ulusla birlikte kazanılmıştı. Kurtuluşun ardından yapılacak modernleşme de, ilerleme de kadın ve erkek tüm ulus için olmalıydı. Mustafa Kemal Atatürk bu fikri başından beri savunuyor ancak her zaman olduğu gibi zeminin sağlam kurulması için uygun zamanı bekliyordu. Bu sebeple aydın kadınların bu girişimi zamansızdı ve erken bir atılımdı.
Türkiye tarihinde ilk kez kadınlar, kendi siyasal örgütlenmelerini kurarak hak taleplerini kurumsal bir zemine taşıyorlardı ama zamanlama hatalıydı. Çünkü Kadınlar Halk Fırkası'nın programı yalnızca siyasal hak taleplerinden ibaret olmayan kapsamlı bir toplumsal dönüşüm vizyonuydu. Kadınların eğitim seviyesinin yükseltilmesi, çalışma hayatında daha fazla yer almaları, sosyal yardımlaşmanın geliştirilmesi, çocukların korunması, aile hukukunda düzenlemeler yapılması ve yerel yönetimlerde temsil edilmeleri gibi pek çok konu kuruluş programında yer alıyordu.
Ancak dönemin hukuki yapısı ve siyasal ortamı nedeniyle Kadınlar Halk Fırkası'nın resmî olarak faaliyet göstermesine izin verilmedi. Yetkililer, kadınların henüz siyasal haklara sahip olmamalarını gerekçe göstererek partinin kuruluşunu onaylamadı. Buna rağmen kadınlar mücadeleden vazgeçmediler. Tam tersine, hedeflerini farklı yollarla sürdürmeye karar verdiler.
Bu doğrultuda 7 Şubat 1924 tarihinde Türk Kadın Birliği kuruldu. Her ne kadar doğrudan siyasi bir parti niteliği taşımıyor olsa da Birlik, kadınların toplumsal ve siyasal bilinçlenmesi için yoğun faaliyetler yürüttü. Konferanslar düzenlendi, yayınlar çıkarıldı, eğitim çalışmaları gerçekleştirildi ve kadınların çalışma hayatına katılımını artıracak girişimlerde bulunuldu. Türkiye'nin farklı şehirlerinde şubeler açılarak kadın hareketinin ülke geneline yayılması sağlandı.
Türk Kadın Birliği çalışmalarını Cumhuriyet devrimleriyle birlikte hareket ederek (1926 Türk Medeni Kanunu; 1930 yerel seçimlere katılma; 1933 muhtarlık seçimleri; 1934 genel seçimlere katılma haklarıyla) kadınların seçme ve seçilme hakkını elde etmesiyle amacına uygun şekilde devam ettirdi. Yüzyılı aşan bir dernek olarak çalışmalarını sürdüren ve partiler üstü olduğunu bugün de vurgulayan Türk Kadınlar Birliği kadınlığın ilim, fen ve bilgi yönünden ilerlemesi hedefiyle Türkiye’nin gelişimine katkı sunan, özveriyle çalışan dernekler arasındadır. Bugün kadınların siyasi hak kazanımlarında önemli bir tarih olan 15 Haziran 1923 tarihi aynı zamanda Türk demokrasi tarihi için de bir yıldönümüdür. Eşitlik, demokrasi ve kadın hakları konusunda verdikleri mücadelede Nezihe Muhittin, Nimet Rüveyda, Latife Bekir, Şükufe Nihal, Seniyye İzzettin ve daha nice aydın kadınları minnetle anıyoruz. Bugün bizlere düşen görev; Nezihe Muhiddin ve yol arkadaşlarının bir asır önce yaktığı bu meşaleyi, kadınların hayatın her alanında eşit ve güçlü bir şekilde var olmasını sağlayarak geleceğe taşımaktır.


















