Sevgililer Günü, Aziz Valentine Günü veya Aziz Valentine Bayramı olarak da bilinir. Her yıl 14 Şubat'ta kutlanır. Başlangıçta Valentine adlı bir şehidi onurlandıran bir Hristiyan bayramı olarak ortaya çıktı ve daha sonraki halk gelenekleri aracılığıyla dünyanın birçok bölgesinde romantizm ve aşkın önemli bir kültürel, dini ve ticari kutlaması haline geldi.
Kökeni, Roma Katolik Kilisesi'nin inanışına dayanan bu gün, Valentine ismindeki bir din adamı için ilan edilen bir bayram günü olarak ortaya çıkmıştır. Bu sebeple bazı toplumlarda "Aziz Valentin Günü" olarak bilinir. Valentine kelimesi, Batı medeniyetlerinde hoşlanılan kişi veya sevgili anlamlarında da kullanılır.
Aşk ile ilişkisi antik çağlara dayanmaktadır. Antik Yunan takvimlerinde, ocak ayı ortası ile şubat ayı ortasının arasında kalan zaman Gamelyon ayı olarak adlandırılmıştı ve Zeus ile Hera'nın kutsal evliliğine adanmıştı.
Antik Roma'da 15 Şubat, bereket tanrısı Lupercus'un onuruna, Lupercalia Günü olarak kutlanmaktaydı. Bu günde, Lupercus'un din adamları tanrıya keçi kurban ederlerdi. Daha sonra kafalarının üstüne koydukları bir parça keçi derisi ile Lupercus'u simgeleyerek, Roma sokaklarında koşturup, karşılaştıkları herkese dokunurlardı. Genç kızlar gönüllü olarak ileri atılır ve bereket tanrısının dokunuşundan paylarını almaya çabalarlardı. İnanışa göre bu dokunuş sayesinde doğurganlıkları kolaylaşacaktı.
Lupercalia Bayramı'nın arifesi olan 14 Şubat'ta genç erkeklerin genç kızların isimleri yazlı kura çekerek bayram boyunca çift olma alışkanlığı vardı. 469'da Papa bu gayriHristiyan bayramını yasaklayarak sadece kura çekilişine izin verdi. Ancak artık kuralarda kızların değil, azizlerin isimlerini yazılıydı.
1908 tarihli Katolik Ansiklopedisi'ndeki eski şehitler listesinde, 14 Şubat gününe kayıtlı, inancı yüzünden öldürülmüş, üç tane Aziz Valentine geçmektedir.
14 Şubat ile bağlantılı çeşitli Aziz Valentine'lerle ilişkilendirilen bir dizi şehitlik hikâyesi vardır. Bunlar arasında, üçüncü yüzyılda Roma İmparatorluğu tarafından zulüm gören Hristiyanlara hizmet ettiği için Aziz Valentine’in hapsedilmesi de vardır. Erken bir geleneğe göre, Aziz Valentine gardiyanının kör kızının görme yeteneğini geri kazandırmıştır. Efsaneye daha sonra yapılan çok sayıda ekleme, onu aşk temasıyla ilişkilendirmiştir: gelenek, Aziz Valentine'in Roma imparatoru tarafından evlenmeleri yasaklanan Hristiyan askerler için düğünler gerçekleştirdiğini iddia eder; efsaneye yapılan 18. yüzyıl süslemesi, idamından önce gardiyanın kızına "Sizin Valentine'iniz" imzalı bir mektup yazdığı iddia edilir.
Romantik aşk ile Valentine arasındaki bağlantı tarihi dokümanlarda hiç geçmemektedir ve kimi tarihçilere göre sadece bir efsanedir. Valentine'nin onuruna kutlama günü, 14 Şubat 496 tarihinde Papa Gelasius tarafından ilan edilmiştir. 1969 yılında kilise, takviminden Aziz Valentine Günü'nü çıkarmıştır.
Romantik aşk ile Valentine arasındaki bağlantı ilk olarak 14. Yüzyıla ait kaynaklarda görülmektedir. 1381 tarihli bir kitaba göre, Fransa'da ve İngiltere'da 14 Şubat geleneksel olarak kuşların çiftleşme günü olarak bilinmekteydi. Günün bu özelliğinden dolayı sevgililer birbirlerine güzel sözler yazan notlar vermekteydi ve bu notlarda birbirlerine Valentine diye hitap etmekteydiler.
Hristiyan olduğu için öldürülmüş din adamı Valentine ile romantik aşk arasındaki ilişkiyi anlatan efsanelerin 14. yüzyılda ortaya çıktığı düşünülmektedir. Bu efsanelerde geçen başlıcaları şöyledir:
• Valentine, öldürüleceği günden bir gün önce gardiyanın kız kardeşine "Valentine'ninden" imzalı bir aşk notu vermişti.
• Romalı askerlerin evlenmesinin yasak olduğu dönemlerde gizlice evlenmelerine yardım etmişti.
Saray aşkı kavramlarının geliştiği 14. ve 15. yüzyıllarda romantik aşkla ilişkilendirilmiştir. 18. yüzyıl İngiltere'sinde, çiftlerin birbirlerine çiçek vererek, şekerlemeler sunarak ve tebrik kartları göndererek aşklarını ifade etmeleri için bir fırsat haline gelmiştir. Günümüzde kullanılan sevgililer günü sembolleri arasında kalp şeklinde ana hatlar, güvercinler ve kanatlı aşk tanrısı figürü yer almaktadır. 19. yüzyılda el yapımı kartlar yerini seri üretim tebrik kartlarına bıraktı. İtalya'da, Aziz Valentine anahtarları sevgililere "romantik bir sembol ve verenin kalbini açma daveti" olarak verilmiştir.
14 Şubat, 1800 yıllarda Amerikalı Esther Howland'ın ilk sevgililer günü kartını yollamasından bu yana çok sayıda insanın kutladığı toplumsal bir olay olmuştur. Bunun doğal sonucu olarak olayın ticari yönü çok fazla önem kazanmış; sevgililer günü, tüm dünyada ticaretin canlandığı bir dönem hâline gelmiştir. Sevgililer günündeki en yaygın uygulama, eşe ya da sevgiliye verilen karttır. Bu kartlara sevgi mesajları, aşk şiirleri vs. yazılır.
Özellikle Batı medeniyetlerinde sevgilisi olmayanlar, hoşlandıkları kişilere kart gönderir. Alıcı kişi, içinde genellikle "Sevgilim olur musun?" yazan bu imzasız kartın kimden geldiğini bulmaya çalışır. Sevgililer gününde hemen herkes sevgililerine veya eşlerine bu günün ruhu ile bütünleşen, karşı tarafa sevgilerini anlatan hediyeler verir. Bu hediyelerin başında çiçekler ve çikolata gelir. Sevgililer gününü çiftler genellikle baş başa geçirirler. Baş başa gidilen romantik bir yemek ya da evde hazırlanan romantik bir sofra en yaygın kutlamalardandır. Çiftler, sevgililer günü'nün gecesinin de özel olması için çaba gösterirler. Kimi çiftler, bu güne has, cinselliği ön plana çıkarıcı kıyafetler ve iç çamaşırları alırlar. En çok tercih edilen renk, tutkuyu sembolize eden kırmızıdır. Bunların yanı sıra, sevgililer günü çok sayıda evlenme teklifinin de edildiği bir gündür.
Bugün sevgililer günü, her yılın 14 Şubat günü, birçok ülkede kutlanan özel bir gündür. Günümüzde, bazı toplumlarda sevgililerin birbirine hediyeler aldığı, kartlar gönderdiği özel bir gün olarak devam etmektedir. Tahminlere göre 14 Şubat günü, tüm dünyada 1 milyar civarında kart gönderilmektedir. Bunun yanı sıra hediye alımlarından kaynaklı piyasada satışlar artmaktadır.
Sevgi sabırlı ve sevecendir; sevgi kıskanç, kibirli ya da gururlu değildir; sevgi hasta yapılı, egoist ya da rahatsız edici de değildir; sevgi yanlışların hesabını tutmaz; sevgi şeytanla değil, gerçekle mutludur. Sevgi asla vazgeçmez; inancı, umudu ve sabrı asla başarısızlığa düşmez. Sevgi başı ve sonu olmayan bir şeydir. İnanç, umut ve sevgi; işte bu üçü çok önemlidir. Fakat en büyükleri sevgidir.
Sevgi vermektir. Mutluluğu yanlış yerde arıyoruz ve onun için mutlu olamıyoruz. Oysa doğru yerde arasanız çok kolaylıkla bulursunuz. Uzatarak elinizi onu alabilirsiniz. Nasıl mı? Paylaşarak. Vererek. Oysa günümüzde insan ilişkileri hep almak üzerine kurgulanmıştır. Sürekli alan kişi mutlu olabilir mi? Ne zamana kadar? Ta ki yeni bir isteği ortaya çıkıncaya kadar. İnsanların sonsuz ihtirasları ile 21. Yüzyılın hızlı hayatı arasında, çok bahsedilmelerine rağmen “sevgi ve mutluluk” birer serap gibi, yanlarına yaklaşmaya çalıştıkça bizden uzaklaşıyorlar. İnsanlığın asrımızda düştüğü bunalımların temelinde sevgi ve mutluluğun olmayışı yatmaktadır. Günümüzde İnsanlar arasında duvarlar ören ustalara değil, gönülden gönüle köprüler kuran ustalara ihtiyacımız var. Tıpkı Anadolu erenleri ve aşıkları gibi.
Yaşamın gerçek anlamını bilenler, hayata gelmiş olmanın mucizesinin farkına varanlar, yürekleri sevgi ile dolu olanlar yaşayanlardır. Evrende, evreni bile içine alabilecek tek şey vardır, o da sevgidir. Sevginin olduğu yerde mutluluk da vardır. Zira sevgi vermektir, mutluluk da paylaşmaktır. Mutlu olabilmek için her şey var iken niçin mutlu olamıyoruz? Tabiatıyla sevgi yokluğundan. Sevgisiz kalpler ölüdür. Niçin sevemiyoruz? Çünkü mutlu olmasını bilemediğimizden. Hayatta mutlu olabilmek için o kadar çok şey var ki, hayatta olabilmek bile en büyük mutluluktur. Mutluluk ulaşılacak bir son veya bir hedef değildir. O bir yaşam tarzıdır. Mutlu musun diye soranlara, kalbim sevgi ile dolu ve dürüstüm diyebilirim. Atatürk yaşamının son günlerinde kendisine mutlu olup olmadığını soran bir gazeteciye “Mutluyum, çünkü başardım” yanıtını vermiştir.
Sevgililer gününüz kutlu olsun….
Londra Müzesi'nde bulunan İngiliz Viktorya dönemine ait bir Sevgililer Günü kartı


















