• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Genç Kalemler
  • FARKLI FİKİRLER
  • SPOR
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR SANAT
  • DÜNYA
  • BURSA
  • TÜRKİYE
  • Yaşam Siyaset Magazin Gündem NEWS
  • Ara
SON DAKİKA:
07:25
Kayseri Kartal kKavşağı'nda ihale zamanı
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Prof.Dr. Behçet Kemal YEŞİLBURSA
  3. Terör, Terörizm ve Psikolojik Harekât Polis Teşkilatımızın Kuruluşunun 180. Yılı Kutlu olsun.
Yayınlanma: 09 Nisan 2025 - 20:00

Terör, Terörizm ve Psikolojik Harekât Polis Teşkilatımızın Kuruluşunun 180. Yılı Kutlu olsun.

09 Nisan 2025 - 20:00
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Prof.Dr. Behçet Kemal YEŞİLBURSA
Prof.Dr. Behçet Kemal YEŞİLBURSA

Terör korku ve dehşet üreterek politik amaçlarına ulaşmayı amaçlayan illegal faaliyetler olarak tanımlanır. Terörist ise siyasal hedeflerine ulaşmak için şiddeti bir yöntem olarak kullanan ve bu şiddeti sivil hedeflere yönelten kişidir. 

Ölüm ve şiddet, terörizmin kullandığı tek yöntem olmamakla birlikte, geleceğe yönelik kaygı ve belirsizlik yaratmak için öncelikli bir tercihtir. Şaşkınlık yaratmak, rastgelelik, zamansızlık, gizlilik ve merhametsizlik terör eylemlerinin önde gelen niteliği olarak korku, dehşet, güvensizlik ve umutsuzluk yaratmayı hedefler bunun için kitlesel eylemlere yönelir. Teröristler hedeflerini seçerken ses getirecek, kendilerine prestij kazandıracak, muhataplarını uzlaşmaya zorlayacak yöntemler ve eylemler kullanırlar.

Terör modern zamanların fenomenlerinden biri değildir. Hasan Sabbah yönetimindeki Haşhaşiler de günümüz terör örgütlerinin tarihsel seleflerindendir. Terörün bu derin geçmişine karşın terörist kavramı Fransız Devrimi’nden ve 1793-94 yıllarında Robespierre liderliğinde Jakobenler tarafından sürdürülen kitlesel infaz dönemlerinden türetilmiştir. Terör anarşistler tarafından bir yöntem olarak kullanılmış kimi zamanda sömürüye karşı başkaldırının bir sembolü olarak algılanmıştır.

1945 sonrası gerçekleştirilen terör eylemleri Batı’da milliyetçi motivasyonlu iken, Asya, Afrika ve Ortadoğu’da anti-kolonyalist ve bağımsızlık hareketleri ile ilişkilidir. Bunlar arasında; IRA, ETA, FLQ, FKÖ, PKK ve ASALA sayılabilir. 

Terörizm konvansiyonel savaştan farklıdır. Gücünü karşı tarafın zayıflıklarından aldığı için asimetriktir. Terörizmin bir tarafında kural tanımayan, hareket serbestisine sahip illegal bir yapılanma bulunurken, teröre maruz kalan taraf genellikle yasal sınırlar içinde hareket etmek zorunda olan yasal bir yapılanmadır.

Kimi için terörist kimi için özgürlük savaşçısı ikilemi çok duyulan söylemlerden biridir. Gerçekten de tarihsel süreç içinde terör ya da terörist olarak tanımlanan kişiler daha sonra özgürlük savaşçısı olarak kabul edilip Nobel Barış ödülü verilmiştir. Mesela Menachem Begin, Nelson Mandela vd.

Terör eylemlerini diğer silahlı mücadele yöntemlerinden ayıran en önemli kriter sivil hedeflere yönelik şiddet eylemleri olması ve toplumda dehşet ve belirsizlik yaratacak spekülatif olaylara yol açmasıdır. Bu nedenle sonucu ne olursa olsun terör eylemleri gayri meşrudur. Mücadelenin baskıcı bir rejime, ırkçı bir yönetime ya da bir diktatöre karşı veriliyor olması sonucu değiştirmez. Çünkü meşru bir hedefe de gayri meşru yol ile ulaşmak meşru değildir.

Klasik terör eylemleri konvansiyonel yöntemlere başvururken yeni tip terör eylemlerinde intihar bombacılığı yükselişe geçmiş ve terör eylemlerinde teknolojik kolaylıklar ve kentleşmenin neden olduğu zafiyetler birer silah gibi kullanılmaya başlanmıştır. Geleneksel terör örgütleri askeri disiplin ve yapılanmaya benzer bir şekilde örgütlenirken yeni terör örgütleri daha yaygın ve gevşek biçimde yapılanmaktadır. Terör örgütleri demokrasi ve küreselleşmenin zafiyetlerinden yararlanarak kendilerine eylem alanları açmaktadırlar. Bireysel hak ve özgürlükler, özel hayatın dokunulmazlığı, sınırların geçirgenliği gibi faktörler teröristlere örgütlenme kolaylığı sağlamaktadır. 

Terör eylemlerini sadece askeri önlemlerle sonlandırmak zor olsa da etkili bir yöntemdir. Terörle mücadele etmenin bir yolu da politik ve sosyo-ekonomik yöntemlerdir. Teröre yönelik askeri çözüm terör örgütünü ve teröristleri zayıflatırken, siyasal çözüm terör örgütünün güç kazanmasına ve cesaretlenmesine neden olabilmektedir.

İnsanlar tarih boyunca çeşitli nedenlere dayalı olarak yaşadıkları yerleri gönüllü ya da zorunlu olarak terk etmek veya değiştirmek zorunda kalmışlardır. Bu nedenle göç ve göçmenlik her şeyden önce tarihsel ve sosyolojik bir olgudur. Ancak göç ile sadece göçmenler gelmemektedir. Onlarla, teröristler, uyuşturucu, organ ve silah kaçakçıları da gelmektedir. 

Türkiye Asya ve Avrupa arasında geçiş yolu üzerinde bulunduğundan her yıl çok sayıda sığınmacıya ev sahipliği yapmaktadır. Dünya bankası verilerine göre Türkiye dört göç yolu üzerinde buluna ülkelerden biridir. Türkiye sadece geçiş ülkesi olmaktan çıkmış aynı zamanda önemli sayıda insanın varış yeri haline gelmiştir. Bu nedenle göç ve göçmenlik Türkiye açısından pek çok sorunu da beraberinde getirmektedir. Yapılan araştırmalara göre Türkiye’de bulunan sığınmacı sayısı her geçen yıl artmaktadır. Aslında Türkiye sessiz bir şekilde işgal edilmektedir.

Tarihten bugüne coğrafi konumu ve zengin doğal kaynakları ile jeopolitik açıdan dünyanın en önemli geçiş noktalarından birinde bulunan Türkiye, dünyanın yeraltı ve yerüstü tüm zenginliklerinden sınırsızca faydalanmak isteyen odakların sürekli aleyhinde faaliyet yürüttüğü bir hedef ülke olmuştur.

Türkiye’nin dünden bugüne yaşamakta olduğu ve muhtemelen gelecekte yaşayacağı siyasi, ekonomik, askeri ve psikolojik tüm sorunlarında jeopolitik konumunun önemli bir yeri vardır. Türkiye, Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarının düğüm noktası olarak nitelendirilen Akdeniz ve Ortadoğu’nun, Doğu-Batı ve Kuzey-Güney mihverlerinin üzerinde bir köprü durumundadır. Bu konumu nedeniyle farklı özelliklere sahip Avrupa, Asya ve Afrika ülkelerinin fiziki, sosyal, kültürel ve ekonomik mihverleri ülkemiz üzerinde çakışmakta, diğer bir ifadeyle dünya güç merkezlerinin her türlü çatışmalarda kullanacakları mihverler Türkiye’den geçmektedir. Ayrıca Türkiye coğrafyası demek olan bütün kara, deniz ve hava sahası Avrupa ve Asya’dan; Ortadoğu ve Afrika’ya kadar stratejik düzeyde kuvvet intikali için lüzumlu bir bölge durumundadır. Bütün bu özellikleri Türkiye’ye, dünya güç merkezleri için, elde bulundurulması gereken bir hedef olma niteliği kazandırmaktadır. Bu özelliğinden dolayı Türkiye sürekli bir tehdide maruz kalmaktadır.

II. Dünya Savaşı’na kadar dünya kaynaklarından istediği payı almak isteyen ülkeler askeri işgallerle amaçlarına ulaşmaya çalışıyorlardı. Ancak sıcak savaşların büyük maddi ve manevi kayıplara yol açması, bu odakların savaş sonrası yöntemlerini değiştirmelerine neden olmuştur. Ülkeleri siyasi, ekonomik, kültürel ve askeri yönden çökertmek için geliştirilen bu yeni yönteme “terörizm” diyoruz. Bu bağlamda Türkiye, 1970’lerden günümüze planlı programlı ve örgütlü bir terörizmin hedef ülkesi konumunda bulunmaktadır. 

Türkiye’de demokratik devlet düzenini yıkmak için, sahneye önce Marksist terör örgütleri çıkmış ve buna paralel olarak sağ terör örgütlerinin faaliyetleri söz konusu olmuştur. Bu örgütler insanlarımızı sağ-sol kamplarına bölüp kardeşi kardeşe kırdırarak ülkemizi kaos ve buhranın içerisine itmek istemişlerdir. 

Bu mücadeleler sürerken Ermeni ASALA terör örgütü ortaya çıkarak, Türk milletini uydurma bir soykırımla suçlayıp diplomatlarını öldürmüş, kuruluşlarını bombalamıştır. Ermeni terör örgütleri sahneden çekilince bu kez Kürtler için savaştığını iddia eden terör örgütü PKK sahneye çıkmıştır. 1990’lı yıllarda ise dini değerlerimizi istismar eden, dini inançları kendi şiddet eylemleri ile özdeşleştirmeye çalışan terör hareketleri ortaya çıkmıştır.

Görüldüğü gibi terör, ülkemizin en önemli problemlerinin başında gelmektedir. Etkin çözüm yolları üretilemediği takdirde önümüzdeki yıllarda da en önemli sorunlarımızın başında yer alacağı söylenebilir. Bazı ülkelerin uluslararası bir nitelik kazanan terörizm faaliyetlerine, açık ya da kapalı destek verdiği bugün bilmektedir. Örneğin terör örgütü PKK’ya kimlerin destek verdiğini terörist başı Öcalan, dünya kamuoyuna açık bir şekilde yapılan yargılamasında net olarak ortaya koymuştur. Dolayısıyla teröre ve teröristlere prim verilmemelidir.

Dünden bugüne terörle mücadele bir güvenlik sorunu olarak algılandığı için teröristle mücadelede güvenlik güçlerimiz çok büyük başarılar elde etmişlerdir. Buna rağmen ülkemizde terör sorununu tamamen çözüme kavuşturabildiğimizi söyleyemeyiz. Zira terörizm bir ülkenin sosyal, kültürel, tarihi, ekonomik bir takım problemlerinden beslenmektedir. Bu çerçevede, kesin bir sonuç elde edebilmek için en az güvenlik güçlerimiz kadar diğer kurumlar da üzerine düşen görevleri en iyi şekilde yerine getirmek mecburiyetindedirler. 

Günümüzde bireylerin fiziki bütünlüğüne değil de zihnine, kalbine ve ruhuna, toplumların da ekonomik, politik, kültürel ve askeri yönlerine etki edebilen ve daha az maliyetle uygulanabilen psikolojik harekât faaliyetleri sıcak savaşların yerini almıştır. Özellikle kitle iletişim araçlarının çok yönlü ve baş döndürücü bir hızla geliştiği günümüz dünyasında, psikolojik harekât faaliyetleri en etkili ve en yaygın bir silah olarak kullanılmaktadır. 

Günümüzde terör örgütleri faaliyetlerini silahlı yöntemlerin yanı sıra psikolojik yani silahsız yöntemlerle sürdürmektedirler. Dolayısıyla bu manada ülkemiz ve özellikle gençlerimiz büyük bir tehdit altında bulunmaktadır. Bilindiği gibi davranışların görünmez dünyası düşüncelerdir. Bu bağlamda bir insana arzulanan istikamette davranışta bulundurmak için önce düşünce dünyasında gerekli değişikliğin yapılması gerekmektedir. Zihinlerde yapılan tahribatlar zamanla insanların ruh dünyalarına nüfuz ederek eylem haline dönüşmektedir.

Mevlâna “Genç, su gibidir, neyin içine girerse onun şeklini alır” der. Yarınların sahibi olarak görüldüğü için “yarın”ı şekillendirmek isteyenler gençleri “yaşken/gençken” eğitmeye, bir takım kalıpların içine sokmaya çalışmaktadırlar. Gençlik bir toplumun geleceği olduğu gibi aynı zamanda da bir aynasıdır. Toplumun ruhundaki sıkıntıları, kaosları, buhranları, umutları, umutsuzlukları görebileceğimiz bir ayna. Bu ayna yakından izlenmeli ve bugünden toplumumuzun geleceğini tehdit edebilecek bir takım hastalıklara zamanında müdahale edilmelidir. 

Bugün ülkemiz her ne kadar bir takım siyasi ve ekonomik sorunlarıyla karşı karşıya olsa da, tüm bu yaşanan olumsuzluklar aslında kendine gelme, kendi ayakları üzerinde doğrulma çabasından başka bir şey değildir. Ayrıca yaşanan bu sorunlar çözümlerini de beraberinde getirmektedir. Toplumların yaşamında bir takım sıkıntılar her zaman var olacaktır. Zira kötülükler ve çirkinlikler de yaşamın bir parçasıdır. Fakat Türkiye sahip olduğu tarihi geçmişi, tüm dünyayı kıskandıran jeopolitik konumu ve genç nüfus potansiyeli ile bulunduğu coğrafyada lider bir ülke olmaya adaydır. İnanıyoruz ki ülkemiz önümüzdeki yıllarda siyasi ve ekonomik problemlerini en kısa sürede çözerek, 21. Yüzyılda yıldızı parlayan bir ülke olacaktır. Bunun yolu da evrensel değerlerde kendi kültürünü özümsemiş insanlar yetiştirmektir. 

Atatürk’ün yaşamında “engel” sözüne asla yer yoktur. Bundan dolayı yaşamı engellerin bir bir aşıldığı örneklerle doludur. Mesela en karanlık günlerde söylediği “geldikleri gibi giderler” sözü, bize engeller karşısında yılmayan, yılmak bir yana bilakis hedefleri doğrultusunda yay gibi gerilen bir insanın ruh portresini göstermektedir. Dolayısıyla karşılaştığımız engeller asla bizi yıldırmamalıdır. Konfor alanımızın dışına çıkıp, eyleme geçmeliyiz. Amaç ve hedeflerimizle bütünleşmeliyiz. Kendimizi tanıyıp, kendimize inanmalıyız. 

Machiavelli Prens adlı eserinde “İtalya’yı kurtaracak adamı aşkla, sadakatle ve gözyaşları ile bekliyoruz” diyordu. Türkiye’nin ve Türk Milleti’nin kurtarıcısı 19 Mayıs 1919’da geldi. Samsun’dan bir güneş gibi doğdu. Atatürk, psikolojik harekâtın gücünden en iyi şekilde yararlanarak Anadolu insanını milli kurtuluş davasına inandırmış, teşkilatlandırmış ve milletimizin ölüm kalım savaşı olan Kurtuluş Savaşı’nın zaferle sonuçlanmasıyla dünya tarihine altın harflerle geçmiştir. 

Ünlü düşünür Gustave Le Bon’un dediği gibi “kullanılması bilinirse psikolojinin tersanelerinde dünyanın en kudretli toplarından daha etkili silahlar vardır.” “Kalem fikir vermezse kılıç kesmez” ya da “Işık gök gürültüsünden, düşünce de eylemden önce gelir.” Bu yüzden içinde bulunduğumuz “iletişim çağını”, “psikolojik savaşlar çağı” olarak da adlandırabiliriz. Zira savaşmadan kazanmak en iyisidir. 

Pandemi ve aşı gerçeğini, iklim değişikliği söylemini ve daha birçok olayı düşündükçe “psikolojik harekâta” maruz kalıp kalmadığımız ister istemez insanın aklına gelmiyor değil? Yoksa hayat bir matrix’ten mi ibaret?

 

 

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • DEVRİMLERİN FELSEFESİ - 18 Eylül 2025
  • Belgelerin Dilinden 12 Eylül 1980 Darbesi ve Sonrası - 12 Eylül 2025
  • 30 AĞUSTOS: TÜRK'ÜN ZAFERİ - 26 Ağustos 2025
  • AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ BAŞKANLIĞI - 13 Ağustos 2025
  • AĞUSTOS TÜRK'ÜN ZAFER AYI: ANAFARTALAR ZAFERİ 110 YAŞINDA! - 10 Ağustos 2025
  • Türkiye'de Siyasi Partiler - 04 Ağustos 2025
  • Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine!...Ağaçların ve Ormanların Önemi - 28 Temmuz 2025
  • Lozan Barış Antlaşması Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Tapu Senedidir! - 23 Temmuz 2025
  • Araf'taki Ülke Türkiye - 16 Temmuz 2025
  • OSMANLI SARAYI'NIN BUZCUSU: BURSA'NIN KADİM AİLELERİNDEN BUZCUBEYLER (BUZCULAR) AİLESİ - 27 Haziran 2025
  • Türkçe varsa Türk de vardır ya da Vice Versa - 11 Haziran 2025
  • Bursa'da Gezek kültürü: Saz Başlar Söz Biter! - 04 Haziran 2025
  • 19 Mayıs 1919 Tarihinin Anlam ve Önemi...Milli Bayram Nedir? - 16 Mayıs 2025
  • Emek Kutsal, Dayanışma ise Haktır: 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü - 28 Nisan 2025
  • Ermeni Soykırımı Yalanları ve Gerçekler - 24 Nisan 2025
  • 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Açılması ve Türkiye'de Milli Egemenlik İlkesinin Gerçekleştirilmesi - 21 Nisan 2025
  • Oltadaki Balık Türkiye: Türk-Amerikan İlişkileri - 02 Nisan 2025
  • NEVRUZ: DOĞANIN TÜRKÜSÜ - 20 Mart 2025
  • ÇANAKKALE GEÇİLMEZ! - 18 Mart 2025
  • Aydın ve Öncü Bir Hekim Besim Ömer (Akalın) Paşa - 14 Mart 2025
  • 1
  • 2
Köşe Yazarları
NAZAN AKINCI
NAZAN AKINCI
KADINLARIN GÜCÜYLE İŞ DÜNYASINDA DEĞİŞİM: BAŞARI, CİNSİYET TANIMAZ
Prof.Dr. Betül BATIR
Prof.Dr. Betül BATIR
Bahçecik Beldesi'nde Bir Çalıkuşu: Zeynep Ultav Öğretmen
‎SERVİN ÖNEN- FARKLI FİKİRLER KONUK YAZAR
‎SERVİN ÖNEN- FARKLI FİKİRLER KONUK YAZAR
CUMHURİYET KADINIYIZ… PEKİ YORULDUK MU?
Yaraları Görmeyen Dünya Kadına Nasıl Şifa Olsun?
Neslihan ÇELİK ALKOÇLAR
Yaraları Görmeyen Dünya Kadına Nasıl Şifa Olsun?
Dr. Gül Çiçek Zengin Bintaş
Dr. Gül Çiçek Zengin Bintaş
İşletmelerde Hayatta Kalmanın Formülü "Verimlilik"
Prof.Dr. Ebru YALÇIN
Prof.Dr. Ebru YALÇIN
TOK KEDİLER FARE AVLAR MI?
Dr. Özlem BAYKAL
Dr. Özlem BAYKAL
Şiddetle Mücadelede En Sessiz Çatlak: Kadının Kadına Mesafesi
AV. ARB. MİNE RANA KAHRAMANOĞLU
AV. ARB. MİNE RANA KAHRAMANOĞLU
VİRÜS: İNSAN | AŞI: YAPAY ZEKA mı, YENİ BİR MUTASYON MU?
DÜNYA FELSEFE GÜNÜ
Gürkan KAYA
DÜNYA FELSEFE GÜNÜ
ELİF KUŞ - FARKLI FİKİRLER KONUK YAZAR
ELİF KUŞ - FARKLI FİKİRLER KONUK YAZAR
YARDIMCI OYUNCU OLARAK YAPAY ZEKA HEM DE MİZAH YAPIYOR!
Doktorant Gizem ŞERİFOĞULLARI
Doktorant Gizem ŞERİFOĞULLARI
CUMHURİYET'İN DÖNÜŞTÜRÜCÜ ETKİSİ VE KADIN
SUZAN ÇATALOLUK
SUZAN ÇATALOLUK
YARIM KİLO KIYMA
Prof.Dr. Behçet Kemal YEŞİLBURSA
Prof.Dr. Behçet Kemal YEŞİLBURSA
DEVRİMLERİN FELSEFESİ
Ülfet Çetin ÖZTÜRK
Ülfet Çetin ÖZTÜRK
YAPAY ZEKÂ, ENDÜSTRİ VE KADIN MÜHENDİSLER
ATİLLA SAĞIM
ATİLLA SAĞIM
Ne Çok Öldüler Yaşatmak İçin... 21 Mayıs 1864 Kafkas Sürgünü
AV. AYDAN AYHAN
AV. AYDAN AYHAN
Çocuk Hakları Masal Değildir ... 
Elif Doğrul
Elif Doğrul
Bağlamı Anlamak: Tasarımda Kullanıcı Deneyimi
Siyasetin Balıbey atışması
Muharrem KARABULUT
Siyasetin Balıbey atışması
Soykırıma Ses Çıkar
Nurefşan OKUMUŞ
Soykırıma Ses Çıkar
Metabolizmayı Hızlandıran Besinler
Beslenme ve Diyet Uzmanı Sudenur Taycı
Metabolizmayı Hızlandıran Besinler
KANSER OLMA FOBİSİ:KANSERDEN DAHA YAYGIN
Uzman Klinik Psikolog Reyhan Algül
KANSER OLMA FOBİSİ:KANSERDEN DAHA YAYGIN
Çocuğuma Oyuncak Silah Satın Almalı Mıyım?
Sezen Tunca Mutlu
Çocuğuma Oyuncak Silah Satın Almalı Mıyım?
8 MART' TA KADIN SAĞLIĞI
Op. Dr. Elif ÖYE
8 MART' TA KADIN SAĞLIĞI
Kül Adam
Oğuz Han AYAZ
Kül Adam
KİŞİLER ARASI İLETİŞİM
Dr. İbrahim Öztahtalı
KİŞİLER ARASI İLETİŞİM
SOR?
Duygu Özer
SOR?
Lavanta kokulu babam...
Dilek İLHAN
Lavanta kokulu babam...
Başkasının Gözüyle Görmeyi Öğrenelim
Mualla YILDIZ
Başkasının Gözüyle Görmeyi Öğrenelim
Dik Durmanın Bedeli 5
Op. Dr. Esin KAYAOĞLU ÜSTÜNOVA
Dik Durmanın Bedeli 5
Çok Okunan Haberler
Mehmet Akif Ersoy ve Ela Rümeysa Cebeci'nin uyuşturucu testi 'pozitif' çıktı
Mehmet Akif Ersoy ve Ela Rümeysa Cebeci'nin uyuşturucu testi 'pozitif'...
Kabine yoğun gündemle toplanıyor
Kabine yoğun gündemle toplanıyor
Çoruh EDAŞ, yetkisiz müdahaleler nedeniyle 10 ayda bin 469 kesinti yaşandığını açıkladı
Çoruh EDAŞ, yetkisiz müdahaleler nedeniyle 10 ayda bin 469 kesinti...
Ana Sayfa
Genç Kalemler
FARKLI FİKİRLER
SPOR
POLİTİKA
SAĞLIK
EKONOMİ
KÜLTÜR SANAT
DÜNYA
BURSA
TÜRKİYE
Yaşam
Siyaset
Magazin
Gündem
NEWS
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Yerel Haberler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
Anketler
Hava Durumu
Gazete Manşetleri
Nöbetci Eczaneler
Namaz Vakitleri
  • DÜNYA
  • EKONOMİ
  • Magazin
  • NEWS
  • POLİTİKA
  • Siyaset
  • SPOR
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Üye Paneli
  • Yerel Haberler
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi
  • Anketler
  • Hava Durumu
  • Gazete Manşetleri
  • Nöbetci Eczaneler
  • Namaz Vakitleri

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

Yazılım: Tumeva Bilişim