Oğuz Han AYAZ

Oğuz Han AYAZ


Wakanda'nın Sesi

29 Eylül 2020 - 11:03

Wakanda’nın Sesi    

Yüzyıllardır ruhunun geri getirilmesi ile 100 yıllık yaşam planını söylediğine ve bir sonraki ruh getirmeye kadar insanlara uyarılar yaptığına inanılan Wakanda en son 1920 yılında geri getirilmişti. İnsanlık için yaptığı uyarılar kabile dışında ne kadar dikkate alınmasa da bazı modern insanlar tarafından dikkat edilmeye ve dinlenilmeye başlanmıştır. Kabile gözlemcilerinden S. Genet ile yaptığımız röportajda;           

            “2020 yılı pandemisi ve küresel problemler, insanları, yaşadığı dünyada bir dar alana      sıkıştırmış ve yaşayamaz hale getirmiştir. Güvensizlik, toplumsal deformasyon, teknolojinin aile ve arkadaşlık ya da sosyal ilişkiler bütünündeki bozulmalarını bir üst    seviye olan insan zihnine taşıması gibi konular, insanı, sıkıştığı dar alanda kendi   geleceğinin merakına itmiştir. Öte yandan teknoloji sahiplerinin üzerinde bulunan,   “uzayda koloni kurma hayalleri artık gerçeğe o kadar yakın ki bunun getirdiği      bir        inanışla dünyayı daha da yaşanamaz hale getireceklerdir” algısı geleceğin merakı açısından bazı kesimleri hızlıca Wakanda’ya itmiştir. Savaşlar, açlıklar,        hastalıklar, sınıflar arası uçurum, doğanın yok oluşu, hayvanların katli, teknolojinin        dünyayı fethi, ırkçılık, yersiz ve yurtsuz kalmak, felaketler, kalabalık, tüketim,             acımasızlık, insanın af duygusunun   yozlaşması gibi konular artık felaket çarkından        kaçamayan bir nesil yaratmıştır. Tüm bunların penceresinden bile bakınca            “Wakanda’nın sesi”ni duymak istememek ne mümkün!”

sözlerini dile getirmiştir. Bugün bu sesi duymak için “toplu kabile ayinleri”ne devam eden bu kabileyi sizin için araştırıyorum.

 “Wakanda’nın Sesi” kabile içerisinde seçilmiş ve bu geri getirmeye hazırlanmış X kişisi tarafından yapılıyor. Bu kişi kabilenin ileri gelen bilginleri tarafından adını vermeyeceğimiz bir madde ile uyutuluyor. Bu madde kişinin seçilenle temasının ilk dakikalarında nabzını durduruyor ve fiili ölüm gerçekleşiyor. İşte bu ölüm Wakanda’ya gidilebilecek tek yol. Bu süreçte seçilen kişide neler olduğunu bilmiyoruz. Sadece tek bildiğimiz şu; bilinç geri geldiğinde seçilen kişi ilk dakikalarda Wakanda’nın ağzından konuşuyor olması. Konuşma sonrası 10 dakikalık derin düşünme ile Wakanda ruhunun hissedilmesi seansı var. Böylesi tarihi bir olaya dünya, en son 1920 yılında tanıklık etmiştir. O günün uyarılarının İkinci Dünya Savaşı olduğuna inanan ve kanıtlamak isteyen bazı araştırmacılar bulunmaktadır.

Evet, o tarihi an geldi sanırım. Kabile lideri Wakanda’ya bakıp eliyle arkasındakilere sessizlik işareti yaptı. Evet, tarihi ana tanıklık ederken sözlerimin yerini Wakandaya bırakıyorum;

            “Gehinnom’un ortasındayım. 2075 yılının Kasım’ındayız. İki yıldır virüse dirençsiz bir hastayım. Gehinnom’da ölme sıramı bekliyorum. Gökyüzünden boşanırcasına yağan yağmurun altında öylece bekliyorum. Daha çok yağsın diye bekliyorum.  Öldürsün diye! Öldüremezse uzaklara taşısın diye. Belki Nuh’un gemisini ayaklandıran sular gibi beni de hastalığın olmadığı kıyılara bırakır diye bekliyorum. Maalesef biliyorum ki yağmur beni ne boğacak ne de kaldırıp uzak kıyılara bırakacak. Bu yüzden burada hareketsiz kalmak ve yağmur damlalarının bir taşa dönüşmesini arzu ediyorum.

            Beni duyduğunuzu biliyorum. Beni takip ettiğinizi, beni izlediğinizi biliyorum. Gehinnom çevresine koyduğunuz ses cihazlarınızdan bahsetmişti 1518.  Sağlıklı evlerinde beni dinleyenlere sesleniyorum. Siz hiç ölümden korktunuz mu? Ben ölümden korkmayı bırakalı çok oldu.

            5964 numarayı sırtıma ilk astıklarında çok korkardım. Ölmekten, geçmişimi bırakmaktan, geleceğimi terk etmekten… Gehinnom’a ilk girdiğimiz gece yandaki konteynere koyulan 3147, virüse dirençsiz hastanın ölümü ile korkmayı bıraktım. Zamanla ölüm korkusunun yerini öldürme korkusu aldı. Virüsü dağıtma korkusu.

            Bizler dirençsiziz. Virüse karşı bağışıklığımız yok! Bizi burada teller ardında, dünyadan izole bir şekilde yaşatmanızı anlayabilirim. Çünkü korkuyorsunuz. Sevdiklerinizi kaybetmekten ya da kaybolmaktan… Ama anlamadığım çok şeye de sahipsiniz. Çünkü beni ötekileştirdiniz. Yaptınız bunu.

            Okuyalım diye göndermiş olduğunuz bir gazetede şunlar yazıyordu: “Korku, bir belirsizlik karşısında tehdit algısı ile tetiklenen, rahatsız edici ve olumsuz bir his. Korku, belirli bir ağrı veya tehdit olarak algılanan bir olay sonucunda, uyarıcı bir tepki olarak ortaya çıkan yaşamsal bir mekanizmadır. Korku görünüşte evrensel bir duygudur.” Tellerin ardından bana her baktığınızda bu cümlenin her kelimesini her harfini yüzlerinizde görebiliyorum.

            Ben de korkuyorum! Hepinizin korktuğundan daha çok korkuyorum. Ölmekten korkuyorsunuz. Ben de korkuyordum ama yüzleştim. Yalnızlıktan korkuyorsunuz. Korkuyla yüzleştim. Gehinnom içerisinde her ölenimiz için yaktığınız ağıtlar giderek sevinç naralarına dönüştüğünde yüzleştim. Turistik gezilerinizde teller ardında ellerinizdeki dürbünlerle hayatımızı mercek altına alıp tanrıya “iyi ki biz değiliz” bakışı attığınızda yüzleştim. Ama atladığınız şu var; Turistik gezi yapılan bir sirk hayvanı değilim merak ile çocuklarınıza gösterdiğiniz. Bir kahraman da olmak istemiyorum. Ben sadece virüsü taşıyan son kişi olarak kayıplara karışırken beni görmenizi istiyorum.  Bu yüzden size günlüğümden birkaç notu anı olarak bırakıyorum.

Hoşça kalın!

Mayıs 15, 2074, Dünya genelindeki virüse karşı dirençsizler adı verilen son hastalar grubu olarak kapatıldığımız bu bölgede tam olarak 2 yıl 2 ay 87 gün geçirmişiz. Benden önceki 7423 numaralı virüse dirençsiz hastanın yaşam savaşını kaybetmesiyle 5964 numaralı virüse dirençsiz hasta olarak tek başıma kaldım. Her şey zordu ve bundan sonrası ise daha zor olacak, biliyorum!

Temmuz 02, 2074, Dikenli tellerle çevrili karantina alanındaki yaşamım tek başıma devam ediyor. Tellerin ardında yaşam insanlar için normale döneli çok oldu ve artık onlar için türü tükenmekte olan hayvan gibiyim.  Bugün ilk defa turistik bir grup kafilesinin beni görmeye gelişine tanık oldum. Bu bölgedeki tek dostum olan o siyah köpeği görmeyeli çok oldu. Özledim.

Eylül 20, 2074, Tellerin ardından düzenli olarak sabah 07.00’de, öğlen 12.00’de, akşam ise 18.30’da yemek yememiz için istihkakımız içeriye atılırdı. Fakat ilk defa akşam yemeği ertelendi. Hala atmış değiller! Sabah ve öğlen yemeğini yemediğim için çok açım. Artık beni israf olarak görüyor olabilirler.

Aralık 22, 2074, Tellerin ardından iletişim kurduğum köpeğim tellerdeki elektrik sebebiyle gözlerimin önünde hayatını kaybetti. Tellere yaklaşmama dahi izin vermediler. Tüm sevdiklerim dirençsiz olarak hayatını kaybederken ne hissettiysem aynı duyguları hissediyorum. O benim tek dostumdu.

Aralık 23, 2074, Bugün içeriye bir turist tarafından taşa sarılı bir gazete fırlatıldı. Gazetedeki haberi olduğu gibi yazıyorum; “Teller ardındaki son dirençsizin idamı konusundaki izinini Birleşmiş Milletler Konseyi’ne götüren yetkililer konseyin vetosu ile karşılaştı. Virüsten bütünüyle temizlenmiş bir dünyada 5964 numaralı virüse dirençsiz hastanın herhangi bir insanla yapacağı teması sebebiyle dünya yeniden aynı zorlukları yaşayabilir. Veto konusundaki açıklamalarda yetkililer; dirençsizin son günü gelene kadar aynı bölgede kalacağı ve teller ardından ona ulaşmak isteyenlere karşı önlemlerin ilk olarak tellerin elektriklendirilmesi ile alındığı açıklamasını yaptı.

            Ben 5964 numaralı virüse dirençsiz hasta. Kendimi dünyaya ait olamayan bir insan olarak hissediyorum. Bazen insan bile değil! Bu dünyadan gitmeyi, beni göndermenizden daha çok istiyorum ama nasıl yapacağımı bilmiyorum. Bugün ilk defa ölmeyi arzuladım. Bugün yok olmayı…

 

Evet, sayın dinleyiciler! Son sözlerle, kanları donduracak ifadelerle birlikte Wakanda’nın sesi bir sonraki yüzüncü yıla kadar uzaklara gitti. Bu sözlerin ne anlama geldiğini ifade etmiştik. Tüm bunlar mitsel bir uyarı hâlinde kabileye teslim edildi.

Farklılıkları aradığımız ve bulduğumuz programımızda bu hafta “Wakanda’nın Sesi”ni izledik. Bir sonraki hafta görüşmek dileği ile hoşça kalın!

 

YORUMLAR

  • 4 Yorum
  • Tuna Akbulut
    1 yıl önce
    Harika bir yazı. Tebrik ederim. Böyle yazarlar görmek ilh*** verici ve güzel.
  • Tuğçe yerlikaya
    1 yıl önce
    Yine mükemmel yine harika ellerine kalemine sağlık
  • Can yavuz
    1 yıl önce
    Kendimi dünyaya ait ol***ayan bir insan olarak hissediyorum. Bazen insan bile değil! Bu dünyadan gitmeyi, beni göndermenizden daha çok istiyorum ***a nasıl yapacağımı bilmiyorum. Bugün ilk defa ölmeyi arzuladım. Bugün yok olmayı… Etkilenerek okudum yüreğe fena dokundu
  • Can
    1 yıl önce
    Kendimi dünyaya ait ol***ayan bir insan olarak hissediyorum. Bazen insan bile değil! Bu dünyadan gitmeyi, beni göndermenizden daha çok istiyorum ***a nasıl yapacağımı bilmiyorum. Bugün ilk defa ölmeyi arzuladım. Bugün yok olmayı… Etkilenerek okudum yüreğe fena dokundu