• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Yaşam
  • Gündem
  • SPOR
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR SANAT
  • DÜNYA
  • BURSA
  • TÜRKİYE
  • Siyaset Magazin NEWS
  • Ara
SON DAKİKA:
10:10
Yapay zekâ raflara kadar indi!
10:05
İBB ekiplerinden yoğun atık mesaisi
09:27
MHP Kayapınar Kongresinde Baver Bulut yeniden başkan seçildi
09:24
Artaş Holding'den eğitim yatırımı
09:23
Kaymakam Yıldırım kamu kurumlarında incelemelerde bulundu
09:22
ABD ve Avrupa kirazda bu aromayı özellikle istiyor
09:21
Sultangazi, Türkiye Profesyonel Kick Boks Turnuvası'na ev sahipliği yaptı
09:18
Erzurum'da sağlık ordusu sahada: "Can Ebeleri" görev başında
09:16
Serbest piyasada döviz fiyatları
09:08
Hatay'da 3 ilçede planlı su kesintisi yapılacak
09:08
Mudanya'da şehitler anısına, beraberlik ve bereket için dua edildi
09:01
Bayburtlu aile yayla yolunda karşılaştıkları tilkiyi kekle besledi
08:58
Kayserispor'dan yabancı transferi
08:54
Arsuz'da sokak şenlikleri yoğun ilgi gördü
08:14
Binali Yıldırım Refahiye'deki Orçul Festivali'nde vatandaşlarla buluştu
07:30
Ankara'nın merkezine 32 katlı ikiz ultra lüks rezidans
07:15
Çerçeve yasa Meclis'te
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Oğuz Han AYAZ
  3. İstasyonda bir Füg
Yayınlanma: 15 Eylül 2020 - 11:57
Güncelleme: 15 Eylül 2020 - 14:24

İstasyonda bir Füg

15 Eylül 2020 - 11:57
Güncelleme: 15 Eylül 2020 - 14:24
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
İstasyonda bir Füg
Oğuz Han AYAZ

İstasyonda bir Füg! 

            Beş günlük Kars tatilimin son günü tüm hazırlıklarımı yapıp otel camından son bir kez daha karlar altındaki bu beyaz kente bakıyorum. O kadar beyaz ve temizki! Hayatlarımızda bu derece temiz olmalıydı notu atıyorum bir kenara. Çünkü benden önce bu odada kalan herkes hislerini bir iki cümlelik notlar halinde bırakarak terk etmiş burayı. Ben de bırakmalıydım. Benim notum ise sadece şuydu; “biz de bu derece beyaz olabilir miyiz?” Eşyalarımı alıp tren garına doğru hareket ediyorum. Şiddetli bir tipi var.

            Dışarıdaki tipiden yürümenin mümkün olmadığı bu anı hissetmek,  çocukluğumdaki bazı anların güzel hislerine götürüyor beni. Küçüklüğümde bir sonbahar ya da kış günü esen rüzgâra karşı yürümek arkadaşlar arası bir güç gösterisi olarak algılanırdı. Ya da lise aşkıma bu rüzgârda ulaşmak aşkın başka bir kanıtı gibiydi. Yani zorluğa karşı ayakta kalmak bir erginlenmeydi. Ne garip, hayatımız hep ayakta kalmak üzerine kurulu değil mi? Hayatlarımız hep bir şey olmak üzerine kurulmuş gibi değil mi? Hep bir şey olmamız üzerine tasarlanmış; o kişi olma...  Olman istenilen kişi...

            Şiddetli tipide Kars Tren Garı’na ulaşıyorum.

            Anons geliyor: “Trenin kalkmasına 25 dakika”!

            Bekleme salonuna girer girmez elimdeki çantayı bir kenara fırlatıp hızlıca salonun ortasına kurulmuş olan sobanın başına koşuyorum. Çok üşümüşüm.  Ellerimi ısıtırken yavaşça üzerimdeki karları silkeliyorum.  Dışarıdaki tipiyi soba başından izlerken o sesi duyuyorum;

- Bu gar, 1899’da Transkafkasya Demiryolu tarafından Rus İmparatorluğu’nun Osmanlı cephesinde daha iyi kontrol sahibi olmak amacıyla inşa edildi.

                       

Bir anda, bu mükemmel bir tarihçe tanımlaması ile salonda hoş bir hanımefendinin olduğunu görüyorum. Şık giyinmiş biri. Gar hakkındaki tanımlaması da olağanüstü. Burada beklediğine göre Kars-Ankara trenine binecek.  “Sizi fark etmedim özür dilerim” diyerek utancımı belirtiyorum ve sohbetimiz başlıyor.

 


  • “Ben Ali”

  • “Ben de Firuze”



 

Hanımefendi, Kafkasya Tıp Fakültesinde doktor öğretim görevlisi olarak çalışan ve canımızın emanet edildiği doktorları yetiştiren biri olarak tanıtıyor kendini. Mükemmel bir kıvrak zekâsı var ve sohbeti resmen kontrol ediyor. Konuştukça kendisine olan şaşkınlığım yerini hızlıca hayranlığa bırakıyor. Konuşmasında felsefeden, kitaplardan, sanattan ve filmlerden örnek veriyor. O kadar akıcı ve bilgilendirici konuşuyor ki hayran olmamak mümkün değil.  Akademik kibir yok hatta bilginin getirdiği bir mütevazılık var. O kadar nazik konuşuyor ve gülümsüyor ki. İçimden umarım aynı kompartımanda oluruz ve bu sohbet devam eder arzusu duyuyorum.

Anons geliyor: “Trenin kalkmasına 10 dakika”.

            “Sizin yolculuk nereye?” diye soruyorum. “Suriye’ye” diyor. Başta anlamıyorum ve sohbetimizi bu Suriye konusuna getirmeye çalışırken içeriye bir anda birkaç kişi giriyor ve kadını götürmek istiyorlar. Fakat kadın gitmek istemiyor çünkü onları asla tanımıyor. Bir tartışma da yok müdahale edilesi. Hatta bir tanesi Arapça bir şeyler anlatıyor. Kadın dinliyor ve bir süre sonra ikna edilip götürülüyor. O kişilerle gelmiş gar görevlisinden öğreniyorum ki; O mükemmel ötesi kadın bir Füg!

Füg; Psikolojide Dissosiyatif kişilik bozukluğu anlamına geliyor. Bu rahatsızlığa sahip insanlar bir sabah gözlerini açtıklarında “Kimim ben! Burası neresi! Benim burada ne işim var!” aydınlanmasını yaşayarak geride bıraktıkları hayatlarına geri dönüyorlar. Geri dönüyorlar diyorum, çünkü bu hastalar kendi hayatlarından ve anılarından, kısacası yaşamlarından uzaklaştırıyorlar kendilerini. Kendilerine yeni bir kimlik ve iş buluyorlar ve yaşamlarını bu şekilde sürdürüyorlar. Geçmişlerine dair hiçbir şeyi hatırlamadıkları gibi yeni bir dünya kuruyorlar. Bu hastalık, psikolojik travmalar, savaşın getirdiği bunalımlar, uğranılmış psikolojik şiddet, taciz durumları ya da sevilen kişinin kaybı vb. durumlarda ortaya çıkıyor. Füg konusundaki genel tanımlama hep bu yönde.

Gar görevlisi ile yaptığım konuşmada o nazikçe gülümseyen kadının omuzlarında Sisifos’un taşımaya çalıştığı koca kaya kadar zor bir hayatın olduğunu anlıyorum. Suriye’deki savaşta atılan bombada çocuklarını kaybetmiş,  doktorların tüm çabalarına rağmen çocuklar kurtarılamamış,  tüm geçmişini, evini, işini ve daha da zoru çocuklarını bırakıp eşi ile birlikte buralara kadar gelmiş…

Yeni bir başlangıç için…

Yeni bir hayat kurmak için…

İşte o gün bu gündür bu kişi bir doktor olduğuna inanmış.  Yeni bir kişilik kurmuş. Kimi zaman trene binip gitmiş aylar sonra geri gelmiş.  Kimi zaman da daha yola çıkmadan yakalanmış. Yani savaş denilen şey en çok bu kadından almış götürmüş. Öyle ki  hayallerini ya da umutlarını diyemiyorum bile benliğini, kişiliğini, geçmişini. 

Anons geliyor: “Tren kalkmak üzere, lütfen yerlerinizi alınız”

Afallamış bir biçimde olanları dinlerken görevlinin “Abi! Binmezsen bir süre daha Kars’ta kalacaksın” demesine ayılıyorum. Sessizleşiyorum.  Kafamla selam verip trene biniyorum. Tren hareket ediyor. Bu mükemmel kenti geride bırakıyorum diye düşünmeye çalışırken kaldığım odaya bıraktığım o not geliyor aklıma.  Ama bu sefer değiştiriyorum.

 

- Bizim de beyaz kalmamıza izin verecekler mi?

 

Hoşça kal Kars. 

Hoşçakal beyazlar kenti.

Hoşçakal nazik gülen hanımefendi.  

Hep mutlu olduğun gibi ol.

Hoşça kal.

 

 

 

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x
Tuğçe Yerlikaya
5 yıl önce

Cevapla
Beğen (0)
Beğenme (0)
İsimsiz Seyyah
5 yıl önce

Güzel bir hikayeydi.

Cevapla
Beğen (0)
Beğenme (0)

Yazarın Diğer Yazıları

  • Kül Adam - 05 Mart 2021
  • DİNMEYEN FIRTINANIN MEZAR KAZICISI - 09 Aralık 2020
  • Daireyi Kanatmak Beş Lira* - 23 Kasım 2020
  • Kibir Kulesi - 11 Kasım 2020
  • Bir aptalın anlattığı bir masal bu - 26 Ekim 2020
  • Maske Satıcısı - 12 Ekim 2020
  • Wakanda'nın Sesi - 29 Eylül 2020
  • Bir arsa. Saklambaç ve ben! - 02 Eylül 2020
    Köşe Yazarları
    Dr. Gül Çiçek Zengin Bintaş
    Dr. Gül Çiçek Zengin Bintaş
    DİPLOMA DEĞİL, KENDİNE YATIRIM KAZANDIRACAK
    Dr. Özlem BAYKAL
    Dr. Özlem BAYKAL
    WOOLF'UN ODASINDAN BUGÜNE: KADININ ASLA OLMAYAN ODASI
    AYNI GÖKYÜZÜNÜN ALTINDA YABANCILAŞTIK
    Neslihan ÇELİK ALKOÇLAR
    AYNI GÖKYÜZÜNÜN ALTINDA YABANCILAŞTIK
    NAZİFE İDİL ÖZKOL
    NAZİFE İDİL ÖZKOL
    ENERJİ TİCARETİNDE YENİ DÖNEM: ELEKTRON DEĞİL, ESNEKLİK KAZANDIRACAK
    ‎SERVİN ÖNEN- FARKLI FİKİRLER KONUK YAZAR
    ‎SERVİN ÖNEN- FARKLI FİKİRLER KONUK YAZAR
    BİR GÜN BUGÜNÜ DE ÖZLEYECEĞİZ…
    Prof.Dr. Ebru YALÇIN
    Prof.Dr. Ebru YALÇIN
    KEDİ VE KÖPEKLERDE NÖROPLASTİSİTE: BEYİN TEKRAR PROGRAMLANABİLİR Mİ?
    AV. ARB. MİNE RANA KAHRAMANOĞLU
    AV. ARB. MİNE RANA KAHRAMANOĞLU
    STARTUPLAR İÇİN HUKUKİ PUSULA: FİKİRDEN ÇIKIŞA KRİTİK DURAKLAR
    Prof.Dr. Betül BATIR
    Prof.Dr. Betül BATIR
    TÜRK KADININ SİYASİ HAKLAR MÜCADELESİNDE TARİHİ BİR DÖNÜM NOKTASI: KADINLAR HALK FIRKASI (15 HAZİRAN 1923)
    Doktorant Gizem ŞERİFOĞULLARI
    Doktorant Gizem ŞERİFOĞULLARI
    OKULLARDA ŞİDDET: GÜVENLİK SORUNU MU, EĞİTİM SORUNU MU?
    NAZAN AKINCI
    NAZAN AKINCI
    ‎TÜRK KADININ GÜCÜ NEWYORK'TA BİRARAYA GELDİ
    MİRAY OKUMUŞ ÇELİK
    MİRAY OKUMUŞ ÇELİK
    ÖKSÜRÜNCE, GÜLÜNCE İDRAR KAÇIRMAK NORMAL DEĞİL
    "14 OCAK DÜNYA MANTIK GÜNÜ"
    Gürkan KAYA
    "14 OCAK DÜNYA MANTIK GÜNÜ"
    ELİF KUŞ - FARKLI FİKİRLER KONUK YAZAR
    ELİF KUŞ - FARKLI FİKİRLER KONUK YAZAR
    YAPAY ZEKA İNSANLIĞI TEHDİT EDER Mİ?
    SUZAN ÇATALOLUK
    SUZAN ÇATALOLUK
    YARIM KİLO KIYMA
    Prof.Dr. Behçet Kemal YEŞİLBURSA
    Prof.Dr. Behçet Kemal YEŞİLBURSA
    DEVRİMLERİN FELSEFESİ
    Ülfet Çetin ÖZTÜRK
    Ülfet Çetin ÖZTÜRK
    YAPAY ZEKÂ, ENDÜSTRİ VE KADIN MÜHENDİSLER
    ATİLLA SAĞIM
    ATİLLA SAĞIM
    Ne Çok Öldüler Yaşatmak İçin... 21 Mayıs 1864 Kafkas Sürgünü
    AV. AYDAN AYHAN
    AV. AYDAN AYHAN
    Çocuk Hakları Masal Değildir ... 
    Elif Doğrul
    Elif Doğrul
    Bağlamı Anlamak: Tasarımda Kullanıcı Deneyimi
    Siyasetin Balıbey atışması
    Muharrem KARABULUT
    Siyasetin Balıbey atışması
    Soykırıma Ses Çıkar
    Nurefşan OKUMUŞ
    Soykırıma Ses Çıkar
    Metabolizmayı Hızlandıran Besinler
    Beslenme ve Diyet Uzmanı Sudenur Taycı
    Metabolizmayı Hızlandıran Besinler
    KANSER OLMA FOBİSİ:KANSERDEN DAHA YAYGIN
    Uzman Klinik Psikolog Reyhan Algül
    KANSER OLMA FOBİSİ:KANSERDEN DAHA YAYGIN
    Çocuğuma Oyuncak Silah Satın Almalı Mıyım?
    Sezen Tunca Mutlu
    Çocuğuma Oyuncak Silah Satın Almalı Mıyım?
    8 MART' TA KADIN SAĞLIĞI
    Op. Dr. Elif ÖYE
    8 MART' TA KADIN SAĞLIĞI
    Kül Adam
    Oğuz Han AYAZ
    Kül Adam
    KİŞİLER ARASI İLETİŞİM
    Dr. İbrahim Öztahtalı
    KİŞİLER ARASI İLETİŞİM
    SOR?
    Duygu Özer
    SOR?
    Lavanta kokulu babam...
    Dilek İLHAN
    Lavanta kokulu babam...
    Başkasının Gözüyle Görmeyi Öğrenelim
    Mualla YILDIZ
    Başkasının Gözüyle Görmeyi Öğrenelim
    Dik Durmanın Bedeli 5
    Op. Dr. Esin KAYAOĞLU ÜSTÜNOVA
    Dik Durmanın Bedeli 5
    Çok Okunan Haberler
    Düzce Akçakoca'da korkutan kaza
    Düzce Akçakoca'da korkutan kaza
    Kocaeli Büyükşehir kuvvetli sağanak sınavını başarıyla geçti
    Kocaeli Büyükşehir kuvvetli sağanak sınavını başarıyla geçti
    Bülent Nuri Çavuşoğlu'ndan Beyağaç'a çıkarma
    Bülent Nuri Çavuşoğlu'ndan Beyağaç'a çıkarma
    Ana Sayfa
    Yaşam
    Gündem
    SPOR
    POLİTİKA
    SAĞLIK
    EKONOMİ
    KÜLTÜR SANAT
    DÜNYA
    BURSA
    TÜRKİYE
    Siyaset
    Magazin
    NEWS
    Köşe Yazarları
    Foto Galeri
    Video Galeri
    Yerel Haberler
    Üye Paneli
    Günün Haberleri
    Arşiv
    Gazete Arşivi
    Anketler
    Hava Durumu
    Gazete Manşetleri
    Nöbetci Eczaneler
    Namaz Vakitleri
    • DÜNYA
    • EKONOMİ
    • Magazin
    • NEWS
    • POLİTİKA
    • Siyaset
    • SPOR
    • Foto Galeri
    • Video Galeri
    • Köşe Yazarları
    • Üye Paneli
    • Yerel Haberler
    • Günün Haberleri
    • Arşiv
    • Gazete Arşivi
    • Anketler
    • Hava Durumu
    • Gazete Manşetleri
    • Nöbetci Eczaneler
    • Namaz Vakitleri

    • Rss
    • Künye
    • İletişim
    • Çerez Politikası
    • Gizlilik İlkeleri

    Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
    İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

    Yazılım: Tumeva Bilişim