• Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri
Anasayfa
  • Yaşam
  • Gündem
  • SPOR
  • POLİTİKA
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • KÜLTÜR SANAT
  • DÜNYA
  • BURSA
  • TÜRKİYE
  • Siyaset Magazin NEWS
  • Ara
SON DAKİKA:
10:10
Yapay zekâ raflara kadar indi!
10:05
İBB ekiplerinden yoğun atık mesaisi
09:27
MHP Kayapınar Kongresinde Baver Bulut yeniden başkan seçildi
09:24
Artaş Holding'den eğitim yatırımı
09:23
Kaymakam Yıldırım kamu kurumlarında incelemelerde bulundu
09:22
ABD ve Avrupa kirazda bu aromayı özellikle istiyor
09:21
Sultangazi, Türkiye Profesyonel Kick Boks Turnuvası'na ev sahipliği yaptı
09:18
Erzurum'da sağlık ordusu sahada: "Can Ebeleri" görev başında
09:16
Serbest piyasada döviz fiyatları
09:08
Hatay'da 3 ilçede planlı su kesintisi yapılacak
09:08
Mudanya'da şehitler anısına, beraberlik ve bereket için dua edildi
09:01
Bayburtlu aile yayla yolunda karşılaştıkları tilkiyi kekle besledi
08:58
Kayserispor'dan yabancı transferi
08:54
Arsuz'da sokak şenlikleri yoğun ilgi gördü
08:14
Binali Yıldırım Refahiye'deki Orçul Festivali'nde vatandaşlarla buluştu
07:30
Ankara'nın merkezine 32 katlı ikiz ultra lüks rezidans
07:15
Çerçeve yasa Meclis'te
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Köşe Yazarları
  2. Op. Dr. Esin KAYAOĞLU ÜSTÜNOVA
  3. Dik durmanın bedeli
Yayınlanma: 30 Eylül 2018 - 21:33

Dik durmanın bedeli

30 Eylül 2018 - 21:33
Yorumlar
Yazdır
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Dik durmanın bedeli
Op. Dr. Esin KAYAOĞLU ÜSTÜNOVA
Klinik Ortopedi

İnsanın en temel ihtiyacı hareket etmektir. Medeniyetler içerisinde var olabilmek, ihtiyaçlarını karşılamak ve korunmak, güvende olabilmek için birinci önceliğidir.

Kendini var edebilmesi, fiziksel ve ruhsal olarak tam ve bütün olması, mutlu olması buna bağlıdır.

Milyonlarca yıl önce atalarımız dört uzvuyla yer değiştiriyordu. Ağaç dallarında yaşamak, korunmak, düşmemek için anatomileri buna göre adapte olmuştu, uyum göstermişti. Yaklaşık 5 milyon yıldır ise insanoğlu 2 uzvu üzerinde yer değiştiriyor, hareket ediyor. Artık ağaç dallarına tutunmak için geliştirdiği adaptasyon mekanizmalarına ihtiyacı yok. Ama evrim, değişim bir anda olmuyor. Beş milyon yıl bir insan ömrü için akıl almaz derecede, karşılaştırılamaz derecede uzun olsa da, evrimin hızı bu şekilde işlemiyor.

Bu konuda araştırma yapan bilim adamlarına göre insanoğlu yeryüzündeki en gelişmiş ve zeki canlı olsa da, deve kuşu 2 uzuv üzerinde hareket etmek konusunda homo sapiensten daha ileride… çünkü deve kuşu 230 milyon yıldır, dinazorların yaşlarına denk bir süre boyunca, 2 uzuv üzerinde yer değiştiriyor.

İnsan vücudunda 206 kemik var. Bu kemiklerin 26 tanesi bir ayakta yer alıyor. Her iki ayağı düşünürsek yani 52 kemik; homo sapiensin tüm vücudunda yer alan kemiklerin dörtte biri ayak bölgesinde, dikkat edin lütfen alt uzuvlarda değil, her iki ayak bölgesinde yer alıyor.

Bunun elbette bir sebebi var. Beş milyon yıl öncesinden kalma bir alışkanlık, ağaçlarda dolaşmaktan kalma bir ayrıntı. Yaşamak ve yiyecek bulmak için ağaçları habitat olarak kullanan atalarımız, düşmemek, dallara daha iyi tutunabilmek için bu şekilde bir adaptasyon, uyum mekanizması geliştirmiş. Böylelikle de yiyecek bularak, korunarak, düşmeden hayatta kalmayı başarabilmiş ve yeryüzünün en gelişmiş ve zeki canlılarına dönüşebilmişlerdir. Fakat bu gün evrimin bu noktasında, 2 uzuv üzerinde yer değiştirirken ayakta bu kadar çok sayıda kemik ve buna bağlı olarak çok sayıda (33 adet) eklem bulunması; yürürken ayağın içe ya da dışa dönmesine, yay yapısının çökmesine neden olabilmektedir. Tüm bu anatomik yapı, ayak bileği travmaları ve ayak hastalıklarının gelişiminde rol oynamaktadır.

Devekuşunun hikayesini eksik bırakmayalım. Neden 2 uzuv üzerinde yer değiştirmekte bu kadar başarılı? Bu kuşun ayak bilekleri ve alt bacak kemikleri, tek yapı oluşturacak şekilde birbirine kaynamış, adımlarını daha güçlendirmiş. Ayaklarında 2 adet parmak var ve koşmak için yeterli. İnsanlar kadar bel ağrısından şikayetçi değil. Veterinerlere sormak gerekir ama ortopedi polikliniklerine gelen homo sapiensler kadar “bel ağrısı” şikayetiyle veterinerleri ziyaret ettiğini sanmıyorum.

Buraya kadar adaptasyon sürecimizde, beyin gelişiminin en üst düzeyde olduğu fakat iskelet sisteminde bu kadar başarılı olmadığımızı ortaya koyduk. Mesleki deneyimlerime göre ortopedi polikliniğine gelen en sık şikayet bel ağrısı. Evrim devam ediyor ama bu milyonlarca yıllık süreçte bize faturası bel ağrısı. Bu süreci inceleyen bilim adamlarına göre omurgamız bizi 40-50 yıl taşıyor, sonrası tek başımızayız, şansa kalmış…

Bu iddialarına, şehirleşmenin sonucu sedanter hayat, bilgisayar, cep telefonları ve televizyon karşısında geçen hareketsiz hayat eklenince, homo sapienslerin hayatı omurga hastalık ve rahatsızlıklarına mahkum görünüyor.

Bu kadar şikayeti olan homo sapienslerin tanı alma ve tedavilerinin belirlenme süreci de evrim kadar karışık ve başarısını tartışabiliriz. Bel ağrısı yaşamayan insan yoktur. Daha hastaneye başvurmadan önce tanı hasta ve yakınları tarafından “bel fıtığı” olarak konulur. Hastane süreci başlar. İyi bir anamnez, hasta sorgulanması ve fizik muayeneyle hastanın fıtığı olup olmadığı, hatta cerrahiye ihtiyacı olup olmadığı bile belirlenebilir. Fakat iyileşmenin ilk basamağı “emar” çektirmektir, MRG (manyetik rezonans görüntüleme) adı üzerinde bir görüntüleme yöntemi olsa da… Son dönemde alt yapısı tam olarak hazırlanamadığı halde ülkemizde doktorlar, sınırları tam çizilememiş bir medikolegal sorumluluk altında olduklarından, tanılarını ispatlamak durumunda hissediyorlar ve görüntüleme ve tanı yöntemlerine haklı olarak daha sıkça başvuruyorlar. Teknoloji bu kadar ilerlemişken elimizdeki imkanları, doğru tanı için kullanmak yolunda doktor ve hastalar yine haklı, olarak ayrıca isteklidirler.

Sıra “emar” sonucunu değerlendirmeye geldi. Doktor beklenirken rapor okunur. Latince, İngilizce karışımı terimler anlamlandırılmaya çalışılır. Bazı cümleler niyeyse bold, koyu yazılmıştır, yoksa kötü bir şey mi demektir? Aslında bu bulguların bir kısmı şikayeti olmayan insanların da MRG’ lerinde gözlemlenebilecek kişisel farklılıklar ya da dejenerasyon, yıpranma, yaşlanma bulgularıdır. Yine de kaç tane fıtığımız olduğu, madalya sayısı gibi gurur kaynağımızdır…

Bel şikayetlerinin tanısında şimdiye kadar anlattığım kaotik ortam ne yazık ki tedavi bölümüne geçtiğimizde de devam etmektedir.

Cerrahiden her zaman kaçınılır. Tabi ki insanların vücut bütünlüklerinin bozulmasını istememeleri, cerrahinin risklerini almakta gönüllü olmamaları çok anlaşılır ve insanca bir tepkidir. Hayatı tehdit eden ya da yaşam kalitesini, ıstırapla yaşayacak kadar düşüren durumlarda, cerrahiyi daha ussal değerlendirmek homo sapiensin faydasına olacaktır.

Rehabilitasyon önerileri, ünlü ‘şehir insanının kısıtlı zamanı’ bahanesi nedeniyle cevapsız kalır. Fiziğe kışın gitmemek gerekir, sıcak, terli çıkınca soğuk havada daha kötü olursun… Yazın sıcağında dayanılmaz… Önceleri iyi gelir ama sonra aynı şekilde tekrarlar… Homo sapiensin tedaviye direnç mekanizmalarından en popüler örnekler bunlardır.

Tabi ki uzun mesai saatleri içerisinde çalışan insanların, yine mesaiyle çalışan fizik tedavi ve rehabilitasyon merkezinden uzun süreli bir tedavi alması pek mümkün değildir. İş yerlerinden, haftalarca sürecek uzun bir tedavi için mesainin önemli bir bölümünü kapsayacak şekilde izin talep etmek düşünülemez bile… üstlerine hesap verecek yöneticilerin yüzleri düşüverir.

Aslında rehabilitasyonda amaç masa başı ve televizyon karşısında kullanılmayan, tembelleştirilen kasların, asıl görevlerini yaptırıp, kasılmalarını sağlayıp, çalıştırarak güçlendirmektir. Bu kaslar çalışıp, güçlendikçe, bozulmuş, kamburu çıkmış vücut duruşumuz düzelir. Yanlış durmaktan kaynaklanan, iskelet sisteminin aşırı yüke maruz kalması azalınca omurga sistemi rahatlar, ağrı ve şikayetler azalır. Halk arasında ‘fizik’ denilen ‘rehabilitasyon ve egzersiz, güçlendirme’ tedavisinin amaç ve görevi budur, yaz-kışla bir ilgisi yoktur.

Son yıllarda bütün şikayet ve hastalıklarda bütüncül yaklaşım şekli ve koruyucu hekimlik benimsenmektedir. Genel olarak konuşursak, otoimmün hastalıklarda, romatizmal hastalıklarda hastanın beslenme şekli, tükettiği gıdalar sorgulanmaktadır.  Kendi uzmanlığımla ilgili olarak şu örnekleri verebilirim; diz ağrısı, şikayeti olan hastanın yalnızca dizi değerlendirilmekle bırakılmaz, tüm vücut analizi, duruşu özellikle omurga sistemi değerlendirilip, iskelet sistemi bir bütün olarak analiz edilir. Dirsek, omuz şikayeti olan hastanın bu bölgelere ek olarak yine hastanın postürü, duruşu ve omurga sistemi değerlendirilir. Boyun ağrısı olan hastanın omurga sistemi yalnızca servikal, boyun bölgesinde değil lomber, bel bölgesinden başlanarak bütün olarak değerlendirilir.

Kas iskelet sisteminde şikayet nerede olursa olsun, omurga sisteminin mutlaka değerlendirildiğini görüyorsunuz. Omurga sisteminde şikayet varsa, lokalizasyonu, yerleşimi fark etmeden lomber, bel bölgesi mutlaka değerlendiriliyor. Artık yatay değil, dik duran omurgamız, bel bölgesi, vücudumuzun çatısı, her türlü kas iskelet sistemi şikayetinde muayene ediliyor, kontrol ediliyor.  

Şikayet, tanı, tedavi, muayene bölgesi olarak bu kadar popüler olan lomber, bel bölgesi için profesyonel hayatımda çok mesai harcadım. Kimi hastalarımı memnun edebildim, kimi çoğu hastamı kafalarında soru işaretleri,  “neden ben çaba harcayayım, sen bir çözüm bul!” konuşan balonlarıyla uğurladım.

Şimdiye kadar okuduğunuz bu tecrübeler, tespitler, eleştiriler ve özeleştiriler sırasında “proloterapi” adında bir tedaviyle tanıştım. Yaşı, tarihçesi eski bir tedavi yöntemi, ülkemizde son yıllarda tanınmaya ve uygulanmaya başlanıldı.

Kola takılan serumlardan ‘şekerli’ olanı “dekstroz” ile yapılan bir enjeksiyon, iğne tedavisi. Muayene sırasında güçsüz, hasarlanmış olduğu tespit edilen ligaman-bağlara, tendon-kirişlere özel iğneleriyle değişen konsantrasyonlarda dekstroz solüsyonları, bu tedaviye özel teknikle enjekte ediliyor.

Sonra ne oluyor? Hem iğnenin yarattığı irritasyon, tahriş; hem de verilen dekstroz solüsyonunun yarattığı irritasyon ile vücudun iyileştirme mekanizmaları tetikleniyor. Aynı, ciltte küçük bir mutfak bıçağının açtığı küçük bir yaranın kısa sürede ve hızla iyileşmesini sağlayan doğal mekanizma gibi… yani doğamızda bulunan işlemler dışarıdan uyarıyla başlatılıyor, iyileşme yöntemlerine davetiye gönderiliyor.

Bu davetiye aynı zamanda şikayeti olan homo sapiense de beslenme ve egzersiz ile tamir sürecine eşlik ve yardımcı olması için de gönderilir. Davete icabet etmeyenin tedavi şansı azalabilir…

Evrim sürecimizde omurga, iskelet sistemimiz, bizi daha mutlu, konforlu düzeye getirene kadar tedavi, çözüm arayışı devam edecek. Bizim hayat süreçlerimize denk gelen bu dönemde, bel ağrısı şikayeti olan homo sapienslere, profesyonel hayatımda bu dekstroz solüsyonu enjeksiyonuyla yani proloterapi tedavisiyle  çözüm bulmayı denemeye değer buluyorum.

 

 

 

 

  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x

Yazarın Diğer Yazıları

  • Dik Durmanın Bedeli 5 - 30 Ocak 2019
  • SÜLEYMAN EFENDİ'nin NASIRINDAN PODOLOJİYE - 25 Mayıs 2018
  • 14 Mart Tıp Bayramı ya da Geldikleri Gibi Gittiler - 14 Mart 2018
  • Ortopedi ve Kadın Cerrahlar - 21 Şubat 2018
    Köşe Yazarları
    Dr. Gül Çiçek Zengin Bintaş
    Dr. Gül Çiçek Zengin Bintaş
    DİPLOMA DEĞİL, KENDİNE YATIRIM KAZANDIRACAK
    Dr. Özlem BAYKAL
    Dr. Özlem BAYKAL
    WOOLF'UN ODASINDAN BUGÜNE: KADININ ASLA OLMAYAN ODASI
    AYNI GÖKYÜZÜNÜN ALTINDA YABANCILAŞTIK
    Neslihan ÇELİK ALKOÇLAR
    AYNI GÖKYÜZÜNÜN ALTINDA YABANCILAŞTIK
    NAZİFE İDİL ÖZKOL
    NAZİFE İDİL ÖZKOL
    ENERJİ TİCARETİNDE YENİ DÖNEM: ELEKTRON DEĞİL, ESNEKLİK KAZANDIRACAK
    ‎SERVİN ÖNEN- FARKLI FİKİRLER KONUK YAZAR
    ‎SERVİN ÖNEN- FARKLI FİKİRLER KONUK YAZAR
    BİR GÜN BUGÜNÜ DE ÖZLEYECEĞİZ…
    Prof.Dr. Ebru YALÇIN
    Prof.Dr. Ebru YALÇIN
    KEDİ VE KÖPEKLERDE NÖROPLASTİSİTE: BEYİN TEKRAR PROGRAMLANABİLİR Mİ?
    AV. ARB. MİNE RANA KAHRAMANOĞLU
    AV. ARB. MİNE RANA KAHRAMANOĞLU
    STARTUPLAR İÇİN HUKUKİ PUSULA: FİKİRDEN ÇIKIŞA KRİTİK DURAKLAR
    Prof.Dr. Betül BATIR
    Prof.Dr. Betül BATIR
    TÜRK KADININ SİYASİ HAKLAR MÜCADELESİNDE TARİHİ BİR DÖNÜM NOKTASI: KADINLAR HALK FIRKASI (15 HAZİRAN 1923)
    Doktorant Gizem ŞERİFOĞULLARI
    Doktorant Gizem ŞERİFOĞULLARI
    OKULLARDA ŞİDDET: GÜVENLİK SORUNU MU, EĞİTİM SORUNU MU?
    NAZAN AKINCI
    NAZAN AKINCI
    ‎TÜRK KADININ GÜCÜ NEWYORK'TA BİRARAYA GELDİ
    MİRAY OKUMUŞ ÇELİK
    MİRAY OKUMUŞ ÇELİK
    ÖKSÜRÜNCE, GÜLÜNCE İDRAR KAÇIRMAK NORMAL DEĞİL
    "14 OCAK DÜNYA MANTIK GÜNÜ"
    Gürkan KAYA
    "14 OCAK DÜNYA MANTIK GÜNÜ"
    ELİF KUŞ - FARKLI FİKİRLER KONUK YAZAR
    ELİF KUŞ - FARKLI FİKİRLER KONUK YAZAR
    YAPAY ZEKA İNSANLIĞI TEHDİT EDER Mİ?
    SUZAN ÇATALOLUK
    SUZAN ÇATALOLUK
    YARIM KİLO KIYMA
    Prof.Dr. Behçet Kemal YEŞİLBURSA
    Prof.Dr. Behçet Kemal YEŞİLBURSA
    DEVRİMLERİN FELSEFESİ
    Ülfet Çetin ÖZTÜRK
    Ülfet Çetin ÖZTÜRK
    YAPAY ZEKÂ, ENDÜSTRİ VE KADIN MÜHENDİSLER
    ATİLLA SAĞIM
    ATİLLA SAĞIM
    Ne Çok Öldüler Yaşatmak İçin... 21 Mayıs 1864 Kafkas Sürgünü
    AV. AYDAN AYHAN
    AV. AYDAN AYHAN
    Çocuk Hakları Masal Değildir ... 
    Elif Doğrul
    Elif Doğrul
    Bağlamı Anlamak: Tasarımda Kullanıcı Deneyimi
    Siyasetin Balıbey atışması
    Muharrem KARABULUT
    Siyasetin Balıbey atışması
    Soykırıma Ses Çıkar
    Nurefşan OKUMUŞ
    Soykırıma Ses Çıkar
    Metabolizmayı Hızlandıran Besinler
    Beslenme ve Diyet Uzmanı Sudenur Taycı
    Metabolizmayı Hızlandıran Besinler
    KANSER OLMA FOBİSİ:KANSERDEN DAHA YAYGIN
    Uzman Klinik Psikolog Reyhan Algül
    KANSER OLMA FOBİSİ:KANSERDEN DAHA YAYGIN
    Çocuğuma Oyuncak Silah Satın Almalı Mıyım?
    Sezen Tunca Mutlu
    Çocuğuma Oyuncak Silah Satın Almalı Mıyım?
    8 MART' TA KADIN SAĞLIĞI
    Op. Dr. Elif ÖYE
    8 MART' TA KADIN SAĞLIĞI
    Kül Adam
    Oğuz Han AYAZ
    Kül Adam
    KİŞİLER ARASI İLETİŞİM
    Dr. İbrahim Öztahtalı
    KİŞİLER ARASI İLETİŞİM
    SOR?
    Duygu Özer
    SOR?
    Lavanta kokulu babam...
    Dilek İLHAN
    Lavanta kokulu babam...
    Başkasının Gözüyle Görmeyi Öğrenelim
    Mualla YILDIZ
    Başkasının Gözüyle Görmeyi Öğrenelim
    Dik Durmanın Bedeli 5
    Op. Dr. Esin KAYAOĞLU ÜSTÜNOVA
    Dik Durmanın Bedeli 5
    Çok Okunan Haberler
    Düzce Akçakoca'da korkutan kaza
    Düzce Akçakoca'da korkutan kaza
    Kocaeli Büyükşehir kuvvetli sağanak sınavını başarıyla geçti
    Kocaeli Büyükşehir kuvvetli sağanak sınavını başarıyla geçti
    Bülent Nuri Çavuşoğlu'ndan Beyağaç'a çıkarma
    Bülent Nuri Çavuşoğlu'ndan Beyağaç'a çıkarma
    Ana Sayfa
    Yaşam
    Gündem
    SPOR
    POLİTİKA
    SAĞLIK
    EKONOMİ
    KÜLTÜR SANAT
    DÜNYA
    BURSA
    TÜRKİYE
    Siyaset
    Magazin
    NEWS
    Köşe Yazarları
    Foto Galeri
    Video Galeri
    Yerel Haberler
    Üye Paneli
    Günün Haberleri
    Arşiv
    Gazete Arşivi
    Anketler
    Hava Durumu
    Gazete Manşetleri
    Nöbetci Eczaneler
    Namaz Vakitleri
    • DÜNYA
    • EKONOMİ
    • Magazin
    • NEWS
    • POLİTİKA
    • Siyaset
    • SPOR
    • Foto Galeri
    • Video Galeri
    • Köşe Yazarları
    • Üye Paneli
    • Yerel Haberler
    • Günün Haberleri
    • Arşiv
    • Gazete Arşivi
    • Anketler
    • Hava Durumu
    • Gazete Manşetleri
    • Nöbetci Eczaneler
    • Namaz Vakitleri

    • Rss
    • Künye
    • İletişim
    • Çerez Politikası
    • Gizlilik İlkeleri

    Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
    İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.

    Yazılım: Tumeva Bilişim