GEÇMİŞTE KAZANILAN ZAFERLER HAYATIMIZIN NERESİNDE?
Neslihan ÇELİK ALKOÇLAR

Neslihan ÇELİK ALKOÇLAR

GEÇMİŞTE KAZANILAN ZAFERLER HAYATIMIZIN NERESİNDE?

01 Eylül 2015 - 00:00

Emek verdiğimiz her şeyin bir hatırası vardır.

Her hatıra içinde unutulmaz anları, kişileri ve olayları barındırır.

Biz ki tarihinde destanlar yazmış, emeğiyle, hakkıyla başarılar kazanmış bir ulusuz.

Uzak yakın fark etmez, başardıklarımız gerçekse, sahiciyse, bizimle, biz var oldukça yaşar.

 

Biz daha boyumuzdan büyük sıralara oturmadan önce marşlar okuyarak okullara gitmeyi öğrendik.

Biz her kazanılmış savaşın nice şehitlerle başarıldığını ve onlara duyulan saygıyla, gururla, inançla içimizde büyüdüğünü öğrendik.

Kazanılan başarıları takdir ederek, onların kıymetini bilerek, bu toprakları emin ellerden devralıp, emin ellere emanet ederek yaşamayı öğrendik.

Aradan yıllar geçse de, bizim için azalmayan, artan bir sevinçle bu zaferleri kutlamayı öğrendik.

Yaşamayı, yaşatmayı, gelecek nesillere aktarmayı…

 

30 Ağustos öyle büyük bir zafer ki, anlat anlat bitmez.

30 Ağustos öyle büyük bir inanç ki yıllar geçse de unutulup gitmez.

 

Seçim kaygısına kapılıp, ulusun önceliklerini kenara ittiğimiz günlerden birinde, bugünü yaşamak, anmak bir mesaj olabilir mi?

Yıllar önce kazanılmış imkânsız başarıların hafızamızı tazelemesi bir sınav daha mı demek?

Bütünlüğün terörle sınandığı günler geçmişin kanlı savaşlarına taş çıkarıyor mu?

Yoksa biz oturduğumuz tepeden, anlı şanlı tarihe bakıp ancak iç mi geçirebiliriz?

 

O günlerden bu yana, daha büyük zaferler kazanamamış olmanın acısını mı taşıyoruz gelecek nesillere?

Bize teslim edilen emaneti olduğu gibi koruyamamanın kaygısı olabilir mi?

Dünü zaten unutmuşken, bugün ve yarını hiç hesaba katmıyor olmanın tepkisi olabilir mi günümüzde yaşananlar?

 

Hepimiz salt et ve kemikten yapıldık, en ufak bir darbede büyük yaralar alıyoruz da, toprak uğruna can verenleri asla ve asla anlamıyor muyuz?

Silahsız, yemeksiz, topsuz, tüfeksiz, çorapsız, ayakkabısız kazanılan zaferlerin ardından sevinenlerin sahip oldukları tek şey,  vatana duydukları sevgi ve inanç değil miydi?

Gerçekten herkese soruyorum?

Neden zırvalıyoruz?

Nedir bu söylediğimiz cümleler?

Sonucunu bilemediğimiz kurallar,

Değerlerini bilemediğimiz kıymetler,

Yitirdiğimiz saygılar

Kaybettiğimiz öz benlik

Belki bir daha hiç kazanamayacağımız o yüce kişilik.

 

Vatana, yaşama, bize bahşedilenlere ne kattığımız düşünmeden yaşadığımız mucize topraklara, bu mucizenin diyetini ödemek sadece şehitlerin borcu mu?

Bunca insan sefasını sürerken yeşilin, mavinin, karşılığı kuru bir teşekkür mü?

 

Evet, bende de hata var.

Bunları düşünüyorum, yazıyorum diye attım mı şimdi üstümden sorumluluğu?
Yaptım mı sanıyorum üzerime düşeni?

Diğer vurdumduymaz, duygusuzlar kervanına katılıp, içim rahat mı etmeli şimdi?

Bu yazı 1102 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar