İstismar
Neslihan ÇELİK ALKOÇLAR

Neslihan ÇELİK ALKOÇLAR

İstismar

28 Şubat 2018 - 18:53

Düşünüyorum da ne kadar uzun zaman oldu istismarı gündelik cümlelerimizin içinde, sıradan kullanmaya başlayalı.

Hiç empati yapmayıp, cümlenin içinde geçenleri h üç beş harf kadar ele alıp, kelime kadar değer verdiğimiz,

Ömrü boyunca sırtında, zihninde, bedeninde, yüreğinde taşıyacağı büyük sorumluluk yüklediğimiz kadınlardan çocuklardan, bir kelime kadar küçük bahsedişimiz…

Koskoca tecavüzü, tacizi, istismarı, sanki çok minikmiş gibi fısıldayışımız…

Her an, her saniye bir yenisi ekleniyor istismara, tacize, tecavüze, ölüme.

Bitmiyor.

Çoğalıyor.

Bunu sıradanmış gibi yaparak (ve utanmadan kendini savunmaya kalkarak) minicik kalplerin hayatlarını baharında söndürenler giderek ve hızla artıyor.

Bu istismarı savunan, saklayan aileler, hatta istismar edeni de aklamaya çalışan ebeveynler türüyor.

Ülkemizin hızla koştuğu bu kulvar hiç hayra alamet değil

İnsanlar bırakın aya çıkmayı Marsta yaşamayı planlarken bizim koştuğumuz yolun,  geleceğimizi psikolojik olarak çökertmek üzere olması, pek çok nesli, aile hatta insan sevgisinden muzdarip kılmasının neyi tartışılabilir?

Tanıdık bildik güvendik dediğimiz,  her taşın altından bir istismar vakası çıkması, bu istismarı yapan kerli ferli adamların utanmadan çıkıp yalan konuşması, nasıl olduğunu asla anlayamayacağım o bir anlık zevkler yüzünden hepimize emanet olan çocuklarımızın yaşamlarını karartmalarının cezaları ne kadar adil?

Bir çocuğun hayatının geri kalanına zincir vurmanın bedeli kaç yıldan başlar?

Bir çocuğun özgür yaşam psikolojisinin elinden alınmasını kaç günlük hapis ya da para cezası kadardır?

Psikolojik travmaların bedelinin saptanması hangi bilim dalının içine girer?

Bu kahrı bela insanlar bir şekilde saklı kalıp içimizde yaşamaya devam ettikçe, hangi ev, hangi okul, hangi sıra, hangi sokak güvenli?

Ve çocuk babasına, abisine, dedesine, öğretmenine, komşusuna, amcasına güvenemeyecekse bu ülkede, kendisine doğduğundan beri dayatılan mahalle baskısı bile bu insanlara değil çocuğa baskı kuruyorsa, adalet bunun neresinde?

Yok biz adaleti zaten aramıyoruz, kadın çocuk haklarında zaten mağduruz diyorsanız çözümümüz ne?

Daha ne kadar okuyacağız kadın ölümünü, çocuk tacizini ve hiçbir şey yapmayacağız?

Daha ne kadar bu zavallı suçu işleyen erkeklerin elini kolunu sallamasına ve sırıtarak mahkeme salonlarından çıkmasına seyirci kalacağız?

Kocasının, bizzat kendi doğurduğu çocuğa tecavüz etmesine sırf mevcut ahvali bozulmasın diye ses etmeyen anne bozuntularına ne ceza vereceğiz?

İçim kararıyor

Bu kadar suça meyilli bir topluma doğan güneş gibi çocukların geleceğini karartan ahlaksızlara topyekûn savaş ne zaman ilan edeceğiz?

Çocuklarımızı hele hele en yakınlarının istismarından kurtarmak için beklediğimiz bir sayı var da bizim haberimiz mi yok?

Bu ülkede hadi kadın olmak zor, çocuk olmanın keyfini niye yaşatmıyoruz bu evlatlara, neden?

Neden ülkem bu kadar zalim, insanım bu adar cahil ve sevgisiz?

Yoksa toplumun geçmişsinde de koca bir istismar vakası var da biz mi bilmiyoruz?

 

Bu yazı 2683 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar