Donald Trump’ın Venezuela’ya yönelik politikaları, bir ülkeye ne yapıldığından çok, dünyaya ne söylendiğiyle hatırlanmalı. Çünkü mesele Venezuela değil; mesele, kimin kimi ne zaman “meşru” sayacağına karar verdiği.
Trump döneminde ABD, Venezuela’da bir devlet başkanını tanımadı, yerine başka bir ismi “başkan” ilan etti. Yaptırımlarla ülkenin petrol gelirlerini kilitledi. “Askeri seçenek masada” diyerek cümle aralarına sert bir tehdit serpiştirdi. Tüm bunlar, demokrasi ve insan hakları söylemiyle süslendi.
Ama dünya bu hikayeyi böyle dinlemedi.
Dışarıdan bakan bir ülkenin gözünde ortaya çıkan tablo şuydu:
Egemenlik, güçlülerin tanıdığı sürece geçerliydi. Seçimler, sonuçları hoşumuza gittiği müddetçe anlamlıydı. Demokrasi ise evrensel bir ilke değil, jeopolitik bir araçtı.
Venezuela örneği şunu gösterdi:
Bir ülke stratejik olarak önemliyse ama büyük güçle hizalanmıyorsa, sorunlar “iç mesele” olmaktan çıkar. Muhalefet dışarıdan meşrulaştırılabilir, ekonomi felç edilebilir, halkın yaşadığı insani kriz “yan etki” olarak görülebilir.
Trump’ın Venezuela politikası, birçok ülke için bir alarm ziliydi.
“Demek ki muhalefet artık sadece sandıkla değil, tanınmayla da iktidar olabilir.”
“Demek ki yaptırımlar rejimi değil, önce halkı vurur.”
“Demek ki demokrasi söylemi, çıkarla çeliştiğinde rafa kalkar.”
Buradaki asıl tehlike Maduro ya da Venezuela değil. Asıl tehlike, uluslararası düzenin ahlaki zemininin aşınmasıdır.
Çünkü büyük güçler hukuku esnettikçe, küçük ve orta ölçekli ülkeler şunu öğrenir:
Güvenlik, kurallarla değil; güçle, ittifakla ve bazen sessizlikle sağlanır.
Trump bu sürecin mucidi değil.
Sadece diplomatik dili inceltmeden, filtresiz konuşan bir versiyonuydu.
Asıl mesele, onun söylediklerinin ardından kimsenin ciddi biçimde “hayır” diyememiş olmasıdır.
Venezuela bugün hala kriz içinde. Ama Venezuela üzerinden verilen mesaj çoktan sınırlarını aştı.
O mesaj şuydu:
“Küresel sistemde sorunlu olan, kötü yönetimler değil; kötü yönetimlere karşı kimlerin, nasıl müdahale edebileceğine sadece güçlülerin karar vermesidir.”
Ve bu mesaj, yarının dünyasında herkesi ilgilendiriyor.


















