"Geleceğin Eğitimi"
Dr. İbrahim Oztahtalı

Dr. İbrahim Oztahtalı

"Geleceğin Eğitimi"

14 Eylül 2020 - 10:53

“Geleceğin Eğitimi”

 

“Geleceğin Eğitimi” konusu uzun yıllardır aklımı kurcalayan bir konuydu. “Bilimsel birikimin katlanma süresi her geçen gün kısalırken eğitim gelecekte nasıl evrilecekti?” Öğretim ve eğitim kavramları üzerinde dururken gelecekte bu iki kavramın birbirinden farklı gelişeceğini ve değişeceğini düşünmeye başladım. Öğretim çok hızlı değişen teknoloji ile birlikte, buna paralel bir gelişim ve değişim sergilerken öğretimin hayata transferi, bir bakıma öğrenilenlerin günlük hayata aktarılarak kullanılması zorlaşacaktı. Hayat ve teknoloji değişirken bunların dışında kalmak son derece korkutucu aslında. Düşünün bugün on yaşında olan bir çocuğumuz bilgiye nasıl ulaşıyor? İlk aklınıza gelen seçenekler: bilgisayar, telefon ve elbette bunlarla ulaştığımız internet. Aslında internet kelimesi bir bakıma “dünya” hatta “uzay” anlamına da geliyor. Saniyeler içinde dünyanın her yerine ulaşabiliyor, paylaşıma açık her bilgiyi, yine saniyeler içinde cebimizdeki telefona indirebiliyoruz. Bu muhteşem bir şey. Hayal eder misiniz, bu on yaşındaki çocuğumuz otuz yıl sonra acaba bilgiye nasıl ulaşır? Bugünün imkanlarıyla otuz yıl sonrasını hayal etmek neredeyse imkânsız. Belki de bir bilgiyi merak etmeniz, o bilginin saniyeler içinde zihninize gelmesini sağlayacak, belki de beynimize takılan implantlarla farklı hafızalara, önceden yüklenmiş donanımlara sahip olacağız. Gelecek heyecan verici olduğu kadar korkutucu da… İşte bütün bunların yanında gelecekte eğitim nasıl olacak ya da olmalı soruları akla geliyordu. Bilgiye ulaşmanın bu kadar kolaylaştığı bir süreçte acaba bilgiden daha değerli bir şey olabilir miydi?  “Geleceğin Eğitimi” kavramı zihnimizde böyle şekil buldu.

 

Gelecekte öğretimin bu kadar değişerek evrileceği bir süreçte maalesef eğitim kavramı, yani öğrenilenlerin hayata aktarılması daralıp sınırlanacak gibi görünüyor. Bir taraftan yapay zekâ diğer taraftan öğrenen makineler, insanın hareket kabiliyetini zayıflatacak. Sürecin eğitim kısmı, korkarım kısıtlanacak. İşte o zaman işin içine farklılaşmış, gelişmiş ve eğitim kabiliyetini geliştirmiş insan giriyor.

 

Değerli dostlarım dikkat ettiyseniz yazımız hep gelecek üstüne ve gelecekte eğitim ve öğretim faaliyetlerinin nasıl evrileceği üzerineydi. Tam burada “Yeni Nesil Dersler” fikri devreye girdi. Bu projeyi Mili Eğitim Bakanlığına bir öneri olarak hazırladım. Çünkü bilgiye ulaşmanın çok kolaylaştığı, çok daha kolaylaşacağı gelecekte her şey değişirken ne değişmeyecekti o on yaşındaki çocuğumuz için? Bugün on yaşında, otuz yıl sonra kırk yaşında bir yetişkin olan bu çocuk için akademik ve sosyal hayatında ne değişmeyecekti? Her bilgiye saniyeler içinde herkes ulaşırken bu insanı ne farklı kılacaktı? İşte bütün sorularımızın cevabı buradaydı. İnsanı gelecekte diğer insanlardan ayıracak temel fark: “Bilgiyi Kullanma Becerisi”dir. Dokuz temel beceri üzerine kurulan bir sistemdir “Yeni Nesil Dersler”. Bu dokuz temel ders, insan var olduğu sürece var olacak ve insanların hem akademik hem de toplumsal hayattaki başarılarını sağlayacak becerileri esas almaktadır.

 

Her şeyden önce şunu biliyoruz, insan gelişmeye ve geliştirmeye açık bir varlıktır. Binlerce yıldır hem kendini hem de çevresini geliştirmiştir. Geleceğin Eğitimi Yeni Nesil Dersler eğitime yeni bir vizyon kazandırmış, insanın gelecekte işlevsizleşmesinin önüne geçecek bir sigorta olarak tasarlanmıştır. Öğretim kısmıyla ilgili her ne gelişme olursa olsun, işin eğitim kısmı beceri üzerine kurulacaktır. Sistemin temel hedefi, akademik ve sosyal becerileri açısından gelişmiş bir nesil üretmek, aslında geleceği şekillendirecek ve gelecek üzerine söz sahibi olacak bir ülke oluşturmaktır. Çünkü bu becerileri kazanmış bir birey, üretmeye ve üretime odaklanacaktır. İnovasyonun temeli bu inanca, bu inancı hayatınızın bir parçası haline getirmeye bağlıdır.

Şimdi düşünelim: on yaşındaki bu çocuğumuz için otur yıl sonra ne değişmeyecek? İlkokul birinci sınıftan sekizinci sınıfa kadar alacağı dokuz temel beceri dersi.

 

İlkokul birinci sınıfta “İletişim Becerileri ve Beden Dili” dersi alacak ki otuz yıl sonra da insanlarla doğru ve etkili bir iletişim kurabiliyorsanız fark yaratabileceksiniz. Hem bireysel hem de toplumsal yaşamınızda iyi bir iletişimciyseniz kapılar sonuna kadar açılacak önünüzde. Birinci sınıflarımıza öğrettiğimiz çok basit ama bi o kadar da etkili bir mottomuz var: “Küçük bir tebessüm birçok sorunu konuşmadan çözer.”  Düşünsenize çocuğunuz daha birinci sınıfta böyle bir bakış açısıyla yetişmeye başlıyor.

 

İkinci sınıfa geçtiğimizde “Konuşma Becerileri” dersiyle çocuklarımızın ana dillerini etkili bir şekilde kullanmalarını sağlayacak bir program takip ediyoruz. Birinci sınıftaki iletişim bilgisini dilleriyle birleştiriyorlar. Formal nefes almayı, tonlama ve vurgu yapmayı, artikülasyonu öğreniyorlar. İnsanlar görünüşleriyle karşılanır, konuşmalarıyla uğurlanır sözünün karşılığını buluyorlar. İkinci sınıfın mottosu: “İyi bir Türkçeci, iyi bir konuşmacı olmak hedefimizdir.”

 

Üçüncü sınıfın Yeni Nesil Dersi hayatlarının sonuna kadar tüm yaşamlarında köklü değişiklikler yapacak bir hazine aslında. Sahip oldukları en değerli ve en zengin sermayeyi yönetmeyi öğreniyorlar: zaman… Bu sınıftaki dersimiz “Zaman Yönetimi” Zaman yönetiminin aslında bir öz yönetim becerisi olduğunu öğreniyorlar. Zamana bakışları değişiyor, onu en etkili ve verimli şekilde kullanmanın yöntemlerini öğreniyorlar. Öncelik belirleme sistemiyle akademik ve sosyal hayatlarını bir düzene sokuyorlar. Üçüncü sınıfın mottosu: “Zamanı ürüne dönüştürmenin özgün bir formülünü bulmalısın çünkü ürünün değeri, zamanın değerini; zamanın değeri de senin değerini belirler.”

 

Dördüncü sınıfa geldiklerinde “Problem Çözme ve Müzakere Teknikleri” dersini almaya başlıyorlar. Bugün olduğu gibi gelecekte de hayatın her aşamasında problemlerle karşılaşacağız. Eğer sistematik ve özgün bir problem çözme stratejisi geliştirdiysek, analitik bakış açısıyla problemleri mümkün olan en az zararla hatta problemi lehimize çevirerek çözümlemenin yöntemlerini öğreniyoruz bu derste. Problem çözücü bir birey olarak uzlaşma tekniklerini öğreniyoruz. Diyalog ve müzakerenin sorunları çözmede ne denli önemli araçlar olduğunun farkına varıyoruz. Dördüncü sınıfın mottosu: “Problem varsa mutlaka çözümü de vardır. Yeter ki probleme doğru yaklaş.”

 

Beşinci sınıfımızda iki Yeni Nesil Dersimiz var. Birinci yarıyılda “Analitik Düşünce ve Felsefe (P4S)”, ikinci yarıyılda “Nezaket ve Görgü Kuralları” dersi yapıyoruz. Hayata bir felsefeci gözüyle bakmayı, sorgulamayı ve analiz etmeyi öğreniyoruz ilk yarı yılda. Analitik düşüncenin hayatı ne kadar sadeleştirdiğini ve kolaylaştırdığını öğreniyoruz. En büyük kılavuzumuzun vicdanımız olduğunu öğreniyoruz. Bu dersin mottosu: “Hayata doğru yerden baktığında doğruları ve güzellikleri görürsün.”  İkinci dönemde nezaketin, bizi hayat boyu terk etmeyen bir zenginlik olduğunu öğreniyoruz. Nerede nasıl davranması gerektiğini bilen, tutum ve davranışlarıyla çevresine rol model olan bir bireye ulaşmaya çalışıyoruz. Bu dersin mottosu: “Kendi kendimizin torpilidir nezaket, onu yitirmediğimiz sürece önümüzde kapılar kendiliğinden açılır.”

 

Altıncı sınıfın Yeni Nesil Dersi alanında çığır açan bir buluş üzerine kurulmuştur. Öyle ki ülkemizin en önemli akademik sorunlarından biri olan “okuma ve anlama” sorununu ortadan kaldıran SOS Plus Süper Okuma Sistemi. “Okuma Becerileri” dersinde Türkçenin anlamsal işletim sistemine uygun yeni bir okuma ve kavrama modeli olan SOS Plus ile çocuklarımız okumayla ilgili tüm sorunlarını ortadan kaldırıyor. Okumanın iki boyutu olan görüntüleme ve kavrama aşamalarını Bursa Uludağ Üniversitesi Bilimsel Araştırmalar biriminde tamamladığımız bir araştırma projesinin sonuçlarına göre yeniden şekillendirerek özgün bir okuma davranış modeli ortaya çıkardık. Bu model Türkiye’de ilk ve tektir. Dersin mottosu: “Okumak özgürlüktür; okuyorum, öyleyse varım.”

 

Yedinci sınıf olgunlaşmamızın göstergesi gibi. Bu sınıftaki Yeni Nesil Dersimiz: “Yaratıcı Yazarlık” Buraya kadar biriktirdiklerimizin kâğıt üzerinde şekil bulmuş hali. Hayata başka pencerelerden bakmayı öğrenen öğrencilerimiz, kimsenin göremediklerini görerek yepyeni hikâyelere imza atıyorlar. Duygu ve düşüncelerini çarpıcı, etkileyici bir biçimde yazarak ifade etmenin yöntemlerini öğrenerek hayatlarına bir artı daha kazandırıyorlar. Bu dersin mottosu: “Yazarsam sonsuza kadar var olurum. “

 

Geldik sekizinci sınıfa. Bu sınıfta Yeni Nesil Derslerin tacı olan “Etkili Liderlik ve Yönetim Becerileri” dersi var. Yedi yıl boyunca edindiğimiz bilgi ve birikimin ete kemiğe büründüğü ders. Hayatta hepimiz bir başrol oynuyoruz. Bu başroldeki başarımız içimizdeki liderlik kabiliyetini ne kadar besleyebildiğimize, yönetim konusunda nasıl bir yol izlediğimize bağlı. Hedef koymayı, bu hedefe kendimizi ve ekibimizi nasıl taşıyacağımızı öğreniyoruz. Bir liderin görevinin sadece var olan durumu idare etmek ve yönetmek olmadığını, etkili bir liderin sistem kurarak bu sistemi sürekli geliştirmesi gerektiğini öğreniyoruz. Sınıftaki liderlik oyunlarıyla geleceğimizdeki başrolün provalarını yapıyoruz. Bu dersle çocuklarımız artık geleceğin dünyasına kendi başrollerine hazır oluyorlar. Bu çocukların geleceğinden endişe etmemizi artık lüzum yok. Bu dersin Mottosu: “Gelecek ellerimde, ben neye hazırsam her şey ona hazırdır.”

 

Türk Patent Enstitüsü tarafından da tescillenen “Geleceğin Eğitimi Yeni Nesil Dersler”i tüm ülkemizde bütün çocuklarımızın almasını temenni ediyoruz. Gelecek çocuklarımızın ve biz onları geleceğe hazırlamakla yükümlüyüz.

 

Sonuç olarak geleceğin eğitiminde dijital eğitim kaçınılmaz. Zaten küresel salgından önce dijital eğitimin – fakat ben buna eğitim değil, öğretim diyeceğim zira eğitim kısmının bir ekrandan nasıl olgunlaştırılacağına cevap arıyorum şu sıralar- ayak sesleri geliyordu. Zaman sıkıntısı insanların evlerinden iş yerlerinden bazı öğretim faaliyetlerine katılmalarına neden oluyordu. İnternetin de yaygınlaşması bu süreci hızlandırdı. Muhtemelen gelecekte beceri gerektirmeyen konuların tamamı internet üzerinden alıcısına ulaştırılacak. Bu doğal olarak “geleceğin okulları” konusunu gündeme getirecek. Anaokulundan doktora programına kadar denge dijitale doğru kayacak. Hatta üniversitelerin birçok bölümü uzaktan öğretime dönecek. Yüz yüze eğitimde gelecekte oldukça ciddi daralmalar olacak kanaatindeyim.

 

Bu yazı 356 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar