Muharrem KARABULUT

Muharrem KARABULUT


Laf çok, icraat yok!

16 Eylül 2021 - 11:48

Bildik bilmedik insanların belli konularda kendilerine bilgin yerine koyup ahkam kesmeleriyle ilgili olarak sıkıntılar yaşıyoruz toplum olarak. “Ağızı olan konuşuyor” diye bir söz var. İşte bu söz tam da bizim bugünkü konumuzla ilgili.

İktidar, Adalet ve Kalkınma Partisi 2023 seçimlerine hazırlanırken, 2019 seçimlerinde yapılan hataları bir kez daha hatırlamakta fayda olduğu gerçeğiyle hareket etmeye başladı. Ekipleri, kadrolarını, milletvekillerini tam saha pres için seçim bölgelerine gönderdi. “Gidin orada halka, vatandaşlarla iç içe olun ve ihtiyaçları, sıkıntıları belirleyip, gelin bize rapor edin!” diye talimat bizzat İl Başkanları toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından verildi.

Mesajı alan parti teşkilatları sahaya indiler.

Bursa genelinde ifade etmemde fayda var. Milletvekillerinin hemen hepsi, ayrı bir bölgeden fotoğraf ve yaptıkları ziyaretlerle ilgili bilgileri paylaşıyorlar sosyal medya hesaplarında. Köy fırınında ekmek pişiren vekilimiz de var, domates salçası yapanlarda var. Halkla beraber esnaf ziyaretinde sırasında çay tepsinini eline alıp, vatandaşylara çay servisi yapan vekillerimizi de unutmamak lazım.

Hepsi, sahada pür dikkat ve tam pres halinde çalışıyorlar.

Milletvekillerinin kendilerini seçen halkın içinde olmaları ve onlarla bir ve beraber olmaları gerçekten çok iyi ve çok güzel. Ama, yapılan ziyaretler ve gezilere bakıldığında, vekillerin yanında ve etrafında halktan çok partililerin olması dikkatlerden kaçmıyor. Tabi ki parti teşkilatları ve yöneticileri vekillerin yanında olacaklar. Parti üyeleri de gittikleri yerlerde vekilleri karşılayacaklar ama, asıl dert ve sıkıntı sahibi olan halkın da dertlerinin dinlenmesi ve onlarla da yakın temas içinde olunması gerekmez mi?

Görünen manzaraya göre, yaz aylarında AK Partili milletvekilleri ve parti teşkilatları vatandaşları ziyaret sırasında eksik bırakmadılar.

Peki, vekillerin ziyaretleri sırasında halkın neler istediğine sıra geldiğinde ise işsizlik ilk sırada çıkıyor. Mutfak masrafları ve pahalılık ikinci sırada. Vatandaşlar birde toplu ulaşımdan şikayetleri varmış. Yollardaki işgallerle ilgili de “ana caddelerde doğru dürüst yürüyemiyoruz” diye dert yananlar olmuş.

Bursa adına en çok eleştiriler konu ise Yalova yolunda yarım kalan tramvay inşaatı. Sonrasında, kent içindeki ulaşım ve trafikteki tıkanma noktaları.

Bu son söylenilenler zaten bu kentin kronik dertleri. Kim gelirse gelsin, ne yapılırsa yapılsın, bir türlü çözüm bulunamıyor. Çünkü, yapılması gerekli alternatif yol açılması ve alt/ üst geçit düzenlemelerine zaman kalmıyor. Bazılarının deyimi ile kasada para olmayınca dertleri çözmek gerçekten güç oluyor.

İşte bu durum Bursa adına sıkıntılı.

Bursa, seçmen kökeni olarak muhafazakar bir yapıya sahip. Sürekli sağ partilere Belediyeleri teslim ediyor. Olağanüstü durumların dışında solun Bursa’da yerel yönetimleri kazanması mümkün değil. Bugünlerde yaşanılanlara bakıldığında ise kentin kronik dertlerinin çözümünde iktidarın acele etmeyen bir görüntü sergilemesi, olağandışı bir duruma doğru yol alındığına işaret ediyor. Bakıyoruz, Ankara’da, İstanbul’da, Konya’da, Kayseri’de, Diyarbakır’da ve buna benzer pek çok kentte, raylı sistem yatırımları devlet tarafından yapılıyor. Bizim Bursa’da ise devlet tarafından yapılacağı açıklanan Geçit- Şehir Hastanesi hattı ile ilgili olarak atılmış somut adımları göremeyince ister istemez üzülüyoruz.  Yıldırım bölgesindeki ikinci hat projesiyle ilgili olarak verilen sözlerle ilgili geçen 8 yılı hatırlatmak bile istemiyorum. O projeyi unutmak üzereyiz, unuttuk. “Neden Bursa’ya gerekli ilgi ve özen gösterilmiyor?” diye aklımıza bin bir türlü sorular geliyor. Gerçekten de bu konularla ilgili pek çok etkili ve yetkili kişi tarih vererek açıklama yapıyor. Açıklanan tarih geliyor. Ortaya hala atılmış bir somut adım yok. Boş istasyonda tren beklemeye devam.

O zaman insanlar kendi aralarında şöyle konuşuyorlar;

“laf çok ama icraat yok!”

Evet, ülkemizdeki kamu yatırımlarından Bursa’ya yapılması düşünülen projelerle ilgili olarak gelinen son nokta bu.

Çevre Yolu denildi. Yarım yapalak oldu. Sonrasında Otoyol sayesinde özelleştirilip tamamlandı. Paralı oldu. Buna da şükür diyoruz. Oldu ya, diye de kendi kendimizi avutuyoruz.

Trenle ilgili olarak senelerce istasyon inşaatında bekleyip duruyoruz. Artık tren yerine vapurun gelmesini beklemeye başladı bazı vatandaşlarımız. Öyle ya, “maden trem gelemiyor, o halde şehir merkezine vapur gelsin de bu trafikteki çile bitsin” diye birbirlerine esprini göndermelerde bulunanlar var. Hızlı tren 10 yıl gecikti.

Şimdi, trenle ilgili yeni bir hikaye daha yazıldı. Deniliyor ki; “hızlı tren sadece Bursa-Ankara arasında değil, Bursa İstanbul ve Bursa-İzmir arasında da yolcu taşıma hizmetleri verecek.”  Çok güzel. Olması gerekli bir hizmet. Ama, ne zaman ve nasıl olacağına dair söylemlerle ilgili şimdiye kadar geçen zamanın hesabını kime sormak gerekiyor. Sıkıntımız var bu konuda. Bir beş yıl daha bekleyeceği herhalde sözlerle vaatlerle.

AK Parti Mahalli İdareler Teşkilat Bakanı ve Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, belediyelere “seçim öncesinde ne söz verdiniz, neler yaptınız? Araştırın. Eksik olanları tamamlayın” demiş.

Bursa adına bakarsak, bu konuda sanırım AK Parti belediyeleri güç durumda kalırlar. Söylenilenle yapılanlar arasında dağlar kadar fark var. Bunu gören vatandaşlarımızda AK Parti’den mahalli seçimler için geride kalan 2 yılı çok iyi değerlendirmelerini bekliyorlar. Çünkü, 2014 Mart ayında seçim var. 2024’ü seçim ve propaganda çalışması nedeniyle defterden sil. Geriye kalıyor 2022 ve 2023 seneleri. 2023’de de büyük seçim, Cumhurbaşkanlığı seçimi var. Onunda ilk altı ayını sil. Geriye kalıyor bir sene 6 ay gibi zaman. Bu zamanda ne yaparsanız halkı memnun edebilme adına yapmalısınız. Yoksa, 2023’de Bursa’dan sonuçlar olumlu olmayabilir, 2024 zaten bitmiş demektir.

Zaman akıp gidiyor, kıymet bilinmeli….

YORUMLAR

  • 0 Yorum