Çocuk yaşta evlendirildiği iddia edilen Hatice Kübra Gümüşel davasında Yargıtay'ın davayı 9 ayrı gerekçe ve oy birliğiyle verdiği bozma kararına rağmen istinaf mahkemesi kararında direndi. Tutuklu baba Yusuf Ziya Gümüşel'in öğrencisi M. Şevket Gökşan, "Bu kadar insana sadece bir iddiadan yola çıkarak zulmediliyor. Biz sadece adalet yerini bulsun istiyoruz" dedi.İstanbul'da yaşayan Hatice Kübra Gümüşel'in 6 yaşında evlendirildiği iddiasıyla açılan davada yargı süreci devam ediyor. İlk derece mahkemesinin ardından İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi'ne taşınan dosyada, Gümüşel'in tutuklu eski eşi Kadir İstekli'ye 37 yıl, tutuklu baba Yusuf Ziya Gümüşel'e ise 19 yıl 9 ay hapis cezası verilmişti. Dosya daha sonra Yargıtay'a taşınmıştı. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, verilen kararı 9 Nisan 2026'da bozmuştu. Dosya hakkında 2012 yılında verilen "Kovuşturmaya gerek yok" kararının usulüne uygun kaldırılmadığını belirten Yargıtay'ın kararında "yeni delil" ve sulh ceza hâkimliği kararı olmadan yeniden kovuşturma yapılmasının kanuna aykırı olduğu dile getirilmişti. Yargıtay'ın davayı 9 ayrı gerekçe ve oy birliğiyle verdiği bozma kararına rağmen istinaf mahkemesi kararında direndi."Maddi hakikatlerin üzeri örtbas edilmesin"Davada tutuklu bulunan baba Yusuf Ziya Gümüşel'in öğrencisi M. Şevket Gökşan, adaletin yerini bulmasını istediklerini söyledi. Yaşanan hadisenin 2000'li yılların başında başladığını ifade eden M. Şevket Gökşan, "Yusuf Ziya Gümüşel Hoca Efendi'nin kızıyla yaşamış olduğu bir imtihan süreci diye bakıyoruz biz. 2000'de başlayan aslında hadise, zamanın akışı içerisinde özellikle iki yıl sonrasında medyada gündem olunca, o iki yıllık zaman dilimi içerisinde aslında birçok sıkıntılar yaşadık bizler o süreç içerisinde. Neden? Gerçek anlamda derdimizi, meramımızı bir yerlere ulaştırmakta zorlanıyorduk. Mesele sosyal medyayla veya medya aracılığıyla umumileşince, genele yayılınca ve iş mahkemeye intikal edince dedik ki artık mahkeme maddi hakikatin ortaya çıkması noktasında üstüne düşeni yapacaktır. Bunun için de bir yönüyle aslında rahatlayacağız diye düşünürken, yargısız bir infaz süreci özellikle sosyal medyada başlayıp, ardından birtakım yapıların eliyle baskı yapmak suretiyle bu hadisede baştan aşağıya maddi hakikatlerin örtbas edilmesi ve 4 yıla sari bir zaman dilimi içerisinde hayatını bu toplumun, bu milletin çocuklarını yetiştirmeye adamış, yani yüzlerce icazetli yetiştirdiği, hocası olan, binlerce hafızı yetiştiren bir İslam alimi kendi kızıyla imtihanı bahane edilerek tabiri caizse zindanda çürümeye mahkum edilmiş durumda" dedi."Bütün katılımcılara mikrofon uzatıldı"Gökşan, 90 kilo civarında olan bir kişinin şu anda 50 kiloya düştüğünü dile getirerek, "İlk mahkeme olduğunda alakalı ve alakasız Türkiye'nin dört bir yanından mahkeme salonuna sığmayan, sığmadığı için diğer salonlara alınan insanların olduğu, spor salonunda yapılan bu mahkemenin bilançosunda sadece oradan bir sahneyi kısaca arz edeyim. Gün boyunca oradaki bütün katılımcılara mikrofon uzatılıyor. En son ikindiye doğru bir tane kızcağız mikrofonu alıyor. Mikrofonu alan kişiye mahkeme başkanı, 'Kendinizi tanıtın' diyor. Kendisini tanıtıyor. Avukat olmadığını söyleyince, 'Kızım, avukat değilsin, ne işin var burada?' diyor. Kız da, '6 yaşında evlendirme meselesinin gerçeğini öğrenmek için geldim buraya' diye cevap veriyor. Hakim, 'Mikrofon elinde, bari söyleyeceğini söyle' deyince kız, 'Efendim, ben sabahtan beri takip ediyorum. Şu mahkemeye katılan, söz alan hiçbir kimsenin ne kız umurunda ne bu işin gerçeği umurunda. Herkes Allah'a, Peygambere ve İslam'a adeta hakaret etme özgürlüğünü kullanıyor sanki burada' diyor. Aslında bu fotoğraf bize yargılananın Yusuf Hoca olmadığını gösterdi. Söz konusu olan burada bir suç var, ispat edilmiş bir suç var da o yargılanıyor, onun cezası çekiliyor olmadığını bize gösterdi" şeklinde konuştu."Sesimizi duyan olmadı"Birinci mahkemeden sonraki devam eden süreçte yaşananları anlatan Gökşan, "Tamam ortada bir iddia var. Her iddia eden, iddiasını ispat etmekle mükelleftir. Şimdi bu dosyada bu kızın beyanının dışında yasal ve meşru olarak bir tane ikinci kanıt bulamazsınız. Tamam, kız iddia etmiş. O zaman madem ki iddiayı ispat mı edeceğiz? Eyvallah. Sürekli mahkemeden bazı taleplerimiz oldu. Bir, bu kız devletin elinde. Kabul. Adli Tıp Kurumu kimin? O da devletin bir kurumu. Buyurun, kızın kemik yaşını çıkartın. Bu mesele açığa çıksın. Maalesef kabul edilmedi. Bu kız yerden bitmedi ki. Bu kız bir ailede yaşadı. Bu kızın halası, teyzesi, kuzenleri, etrafında insanları var. Hadi ailenin hepsi sizin bakış açınızla ithamlı olsun. O zaman hiç bu kızın dışarıdan arkadaşları var, tanıyan tanıdıkları var. En ufak bir şekilde irdelenmez mi? Yok. Kızın şahitlerinin dinlenmesi talep edildi, şahitler dinlenmedi. Koyduk kenara. Bir mesele vardı. Özellikle medyada pohpohlanarak hadisenin bir infiale dönüşmesine sebep oldukları o küçük çocuk resmi, gelin giydirilmiş küçük çocuk resmi. Bu resmi çeken hanımefendiyi bir şekilde bulduk. Yalvar yakar hanımefendi, 'Ben mahkemeye gelirim ama gerçek neyse onu konuşurum. Başımıza taş yağsın. Yeter ki gel' dedik. Mahkeme söylüyor çağır diye. Mahkeme çağırmıyor. Zorla kapıya getirilince, mahkeme o işin usulü de oymuş, dinledi. Hanımefendiye mahkeme soruyor: 'Bu fotoğrafı sen mi çektin?' Evet. 'Bu fotoğrafı ne zaman çektin? Nasıl çektin?' Hani burada bir gelinden bahsediyor. Damat nerede? Damat yok. Peki bu fotoğrafın benzeri başka fotoğraflar? Kadın, 'İstemediğiniz kadar ben size göstereyim' diyor. Ki internete girseler, internette on binlerce, milyonlarca var. Çünkü ülkemizde sübyan Kur'an kursları dediğimiz, Diyanetin de dahil olduğu Kur'an kursları var. Bu kursların dönem sonlarında yapılan birtakım programlar var. Bu kurslarda yapılan programlarda küçük kızlara pembe veya beyaz gelinlikler giydiriliyor. Sayamayacağınız kadar var" dedi."Mahkemenin varlık amacı hakikati ortaya çıkarmak"Bazı çevrelerin sıkça "Bunlar 5 yaşında, 6 yaşındaki kızı babası yaşındaki birisiyle evlendirmişler" iddiasının dile getirildiğini vurgulayan M. Şevket Gökşan, "Biz Müslüman'ız. Müslüman olduğumuz için bizi bağlayan şeyler var. Biz karşımızdaki insanların bir hududu olmadığını görüyoruz. Onların duracağı bir yer yok. Şimdi beni bağlayan ilkelerim var. Karşıda ilke yok. İlke olmayınca ben kızımla yaşadığım mahrem meseleleri dile getiremeyeceğim, utanacağım meseleleri ben nasıl ifade edeyim? Ulu orta nasıl söyleyeyim, dillendireyim? Ölüm pahasına da olsa sükut ediyorlar ve sükut edilmiştir. Yani mevcut bulunan yasalar çerçevesinde kadınların eliyle, kızların eliyle erkeklerin terbiye edilmeyi amaçladıkları yasalar eliyle bugün erkeklerin nasıl, ne durumda olduğu herkesin yaşadığı bir vaka. Dolayısıyla ortada bir iddia var, doğru. Ama bu iddianın ispatına dair bizim mahkeme heyetinden beklentimiz, mahkemenin varlık amacı olan hakikati ortaya çıkartıp, varsa suçluyu cezalandırmasıdır" dedi."İnsanların özgürlüğüne el koymuşsun""Bu kız bir psikiyatrdan, kendi itirafları var, tedavi aldığını söylüyor. Peki bu psikiyatrist? Buyurun çıkartalım. Bu psikiyatrist kesinlikle başvurmuyor. Koyduk kenara. Bunun kullandığı ilaçlar da var. Bu ilaçların yan etkileri, hangi ilacı kullandığı, yan etkinin ne olduğu" diyen M. Şevket Gökşan, sözlerini şöyle sürdürdü:"Ben burada bulamam ama sen bulabilirsin devlet olarak. Yine hakeza kapı kapatıldı. Yani bugüne kadar ailenin maddi hakikatin ortaya çıkartılması için yaptığı bütün talepler alt mahkemece reddedildi. Hadi orası kararını verdi. Dedik ki bir üst mahkeme olan istinafta bu işin hakikati çıkacaktır. Alt mahkemede devlet erkanının adını kullanarak iradenin bu olduğunu söyleyenler, aynı söylemlerini bu sefer istinafta devam ettirince istinaf da gözü kapalı adeta apar topar onayladı ve Yargıtay'a gitti. Gider gitmez Yargıtay ilk başta hemen usulen bozdu. Dedi ki 'Sen burada sana düşen işini yapmamışsın. Önce bu işini yap, sonra dosyayı bana gönder.' Geri geldi istinafa. İstinaf bu sefer formaliteden de olsa Yargıtay'ın yapmadın dediği şeyi yaptı, tekrar onayını verdi, gönderdi Yargıtay'a. Bu sefer Yargıtay dosyanın içini açtığında 9 maddede burada kanun ve yasaya uygun olmadan, yani bizim anladığımız dille Yargıtay şunu söylüyor: 'Sen üç buçuk dört seneden beridir sadece bir kızın iddiasıyla, başka herhangi bir kanıt olmayan bir dosyadan yola çıkarak yorumlar ve kendi kendine kurgular üzerinden iki tane kişinin dört yıldan beridir özgürlüğünü elinden almış, mahkum etmişsin.' En son mahkemede hoca efendinin mahkeme heyetine söylediği bir şey var. Bu hadisenin en başından bugüne kadar biz kızına dair en ufak bir olumsuz şey kullanacak olsak hoca efendi bizi sustururdu. Dışarıdayken öyleydi. Şimdi içerideyken de mahkeme heyetine söylediği şey şu: 'Ben bugüne kadar siz şimdi bu dosyayı kapatacaksınız ve unutacaksınız. Ama ben bugüne kadar bir an bile kızımı düşünmeden geçirdiğim bir anım bile yok.' Hani bir deyim var, 'Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar.' Adam perişan olmuş. Kimse kulak vermiyor. Yargıtay üst mahkeme 9 maddede bozuyor. Normalde teamülen beklenen nedir? Yahu 9z madde, bir de önceki bozulma vardı, 10 madde. Açıkça senin üstün konumunda olan yargıç diyor ki arkadaş; 'Bak sen burada kanunun, yasanın seni mecbur kıldığı, riayet etmen gereken şunlar şunlar var, sen yapmamışsın.' Bunları yapmadan dört yıl, bakın ceza almamış, tutukluluktur bu yani. Dört yıl boyunca sen bu insanların özgürlüğüne el koymuşsun demiş. Beklenen nedir? Beklenen normalde tahliye etmesi lazım.""Adeta İstiklal Mahkemeleri gibi"Mahkeme olduğunda istinafın savcısının tahliye talep ettiğini hatırlatan M. Şevket Gökşan, "Yattığı zaman var, rahatsızlık durumları var diye birçok sebeple, Yargıtay'ın bozma sebepleri var diye tahliye talep ediyor. Ama her nedense ben bir vatandaş olarak aklıma gelen şey ya bir kin ve garez var veyahut da bir talimat var. Bu kadar senin üstün olan yargıçların hatırlatmış olduğu kanun ve yasaları çiğnediğin, kanun ve yasaları görmeden insanlara yaptığın bu zulme dair sana uyarı yapılmış. Ama sen bu uyarıya rağmen, eğer ki böyle bir savcının tahliye talebini reddedeceksen, Yargıtay'ın dokuz maddedeki bozmasına da direnme kararı vereceksen ya burada bir garez var veyahut da burada bir talimat durumu söz konusu. Şimdi ben bir vatandaş olarak şunu merak ediyorum. Herhangi bir şekilde bir meseleyle, bir sorun olduğunda ben bu sorunu kime götüreyim? Devlete gitmeyeceksem veya devlete gittiğimde bunları yaşayacaksam ben kime gideceğim? Şimdi mesela bu konuda, bu meselede biz hangi taşa başımızı vuralım? Nereye başvuracağız yani? Dolayısıyla bizim burada gördüğümüz şey baştan aşağı kesinlikle ortada ispat edilmiş, ortaya konabilmiş bir suç var da suçtan dolayı böyle bir şey yapılıyor değil. Sadece sosyal medyada yapılan yargısız infaz, İstiklal Mahkemelerindeki gibi adeta 'asalım biz, sonra delilleri buluruz' moduna getirdiler. Şu anda olan o. Dört seneden beri de cezaevinde yatan bir insan için halen daha delil bulacaklar. Mahkeme boş. Dosya boş. Ortaya konmuş, ispat edilmiş bir şey yok. Doğal olarak İstiklal Mahkemelerindeki yargısız infaz gibi bir infazı yaşıyoruz. Nerede? 2026'da. Dünyayla yarışan Türkiye'de güya. Bu ülke bunu hak eder mi? Bu toplum bunu hak eder mi? Biz yargı noktasında bu kadar sıkıntı yaşarsak peki bu insanlar o zaman nasıl işini görecekler? Dolayısıyla burada körlerin gördüğü, sağırların da duyabileceği bir zulüm var. Bu zulmü yaparken birileri, şunu çok açık ve net, altını çizerek söylemek istiyorum, birileri devlet erkanının adını kullanarak bu zulmü yaptı. Talimatla hoca efendi içeri alındı. Talimatla içeri alındı. Talimatla içeride tutuluyor ve talimatla şu anda kanıt, delil, herhangi bir şey olmadan yargısız infaz ediliyor" şeklinde konuştu."İnsanlara sadece bir iddiadan yola çıkarak zulmediliyor"Seslerini vicdan sahibi, inanan inanmayan vicdan sahibi insanlara duyurmaya çalıştıklarını söyleyen M. Şevket Gökşan, "Bu iş ispat edilsin. Bir suç ispat edilsin. Senden önce ben onun cezasını vereyim. Ama yok öyle bir şey. Olmadığını biliyoruz. Bizim buradaki sıkıntımız bu. Bir şekilde topluma, insanlara, ümmete. En başta ümmete. Neden ümmete söylüyorum? Çünkü gerçek gördüğümüz ve gözlemlediğimiz şey şu: Burada yargılanan Yusuf Hoca kızından dolayı Yusuf Hoca değil. Burada yargılanan İslam'dır, Müslüman'dır. Bizim düşünce yapımızdır, bizim yaşam tarzımızdır. Kim mahkemeyi takip edenler, kızın avukatlığına soyunanlar, derdi hak ve hakikat değil de kendi zihinlerinde bizi mahkum ettikten sonra mahkumlara muamele eder gibi bize muamele edenlerin sorduğu sorulara baksınlar. Aslında burada yargılananın herhangi bir suçtan dolayı insanlar değil, bu insanların sahip olduğu inanç ve düşünce olduğunu kendileri görecektir. Ama şunu söylüyoruz. Herkesin bir hesabı var. Allah'ın da bir hesabı var. Biz mazlum olarak feryadımızı Rabb'imize yapıyoruz ve vicdan sahibi insanlara ve Müslümanlara diyoruz ki artık yeter. Yaşlı başlı, neredeyse yürümekte zorlanan, adeta iskelete dönmüş bir baba; perişan bir eş; hastalıktan ayağa kalkamayan bir kadın. Bu kız kadındır, bunun sözü, beyanı kabul ediliyor da bu anne kadın değil mi? Bunun iki tane gencecik, biri yirmi yedi, biri yirmi dört yaşında iki tane kız kardeşi var. Bu kızların hayalleri, bunlar insan değil mi? Yazık günah değil mi? Bu kadar insana sadece bir iddiadan yola çıkarak zulmediliyor. Bu feryadımızın duyulmasını istiyoruz. Ümit ediyorum ki Rabb'im hakkımızda hayırlısını nasip eder. En nihayetinde biz kadere iman etmişiz. Hoca efendinin de dediği oydu: 'Ben kadere iman ettim. Rabb'imin benim hakkımdaki takdirine de razıyım. Ama bir mahkeme-i kübra var. Siz de Allah'ın huzuruna çıkıp hesap vereceksiniz. Biz de Allah'ın huzuruna çıkacağız. Allah'tan korkun' demişti. Ben de aynı şeyi söylüyorum. Biz Müslümanlar olarak çevremizde bu kadar zulümler yaşanırken susarsak, o zaman dilsiz şeytandan beter oluruz" şeklinde konuştu."Yargıtay Genel Kurulu karar verecek"Gelinen noktada İstinaf Mahkemesi savcının tahliye talebini reddedip, Yargıtay'ın bozmasına da direnme kararı verdiğini söyleyen Şevket Gökşan, "Tutukluluğun devamı hususundaki kararına bir üst mahkemeye 20. Daire böyle karar verdi. Biz de 21. Daire'ye itirazımızı yapacağız. Ümit ediyorum ki, 20. Daire'nin görmezlikten geldiği veya inat etmiş olduğu bu kadar hukuksuzluğu ümit ederiz onlar görür ve bu işi düzeltirler. Bu itirazımızdan sonra dosya Yargıtay'ın genel kuruluna gidecek. Yargıtay Genel Kurulu'ndaki görüşmeden sonra dosya hakkındaki nihai karar ortaya çıkmış olacak."
Gündem
Yayınlanma: 17 Haziran 2026 - 12:49
Güncelleme: 17 Haziran 2026 - 13:50
Yusuf Ziya Gümüşel'in öğrencisi: "Bu kadar insana sadece bir iddiadan yola çıkarak zulmediliyor"
Çocuk yaşta evlendirildiği iddia edilen Hatice Kübra Gümüşel davasında Yargıtay'ın davayı 9 ayrı gerekçe ve oy birliğiyle verdiği bozma kararına rağmen istinaf mahkemesi kararında direndi. Tutuklu baba Yusuf Ziya Gümüşel'in öğrencisi M. Şevket Gökşan, "Bu kadar insana sadece bir iddiadan yola çıkarak zulmediliyor. Biz sadece adalet yerini bulsun istiyoruz" dedi.
Gündem
17 Haziran 2026 - 12:49
Güncelleme: 17 Haziran 2026 - 13:50






