Gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni Neslihan Çelik Alkoçlar yaptığı açıklamada, Pembe Pusula’nın kuruluşundan itibaren siyasetten hukuka, spordan sağlığa, kültür-sanattan teknolojiye kadar her alanda güçlü bir varoluş mücadelesi verirken her zaman kadınların sesi, nefesi olduğunu belirterek; “10 yıl boyunca, Türkiye her alanda değişim ve gelişimlere ayak uydurup muasır medeniyetler seviyesine doğru emin adımlarla ilerlerken bu yolculukta en önemli rolün kadınlara ait olduğunun bilincinde olduk.” dedi.
“Kadınlara karşı sorumluluğumuzun bilincinde olduk”
Kadınlar geri bıraktığımız 10 yıl içerisinde başarı basamaklarını birer birer çıkarken, Pembe Pusula’nın her sayfasında, kadınların ülkemizin ve dünyamızın geleceğine ışık tutan başarı öykülerini büyük bir gururla örüldüğünü vurgulayan Alkoçlar şunları söyledi:
“Bursa’nın İlk ve Tek Kadın Gazetesi Pembe Pusula olarak 10.yılımızı kutluyor olmanın heyecanı ve mutluluğunu yaşıyoruz. 10 yıl boyunca kadınların toplumsal, siyasal ve ekonomik hayatta yaşadıkları sıkıntılarını gündeme taşımayı kadınlara karşı sorumluğumuzun bir parçası saydık. Çünkü, kadınların toplumsal hayatın her alanında elde ettiği başarılarla övünürken, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin öznesi olduğu ve eğitimden çalışma hayatına pek çok alanda dezavantajlı konumda olduğu gerçeğini göz ardı edemezdik, etmedik de. Türkiye, son yıllarda gelişmişlik ve kalkınma yolunda önemli kazanımlar elde ederken toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin halen daha aşılması gereken temel sorunlardan biri olduğu acı bir gerçektir. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2017 raporuna göre, cinsiyet eşitsizliği uçurumu kapanacağı yerde daha da büyüyor. Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olması için 100 yıl, erkeklerle eşit ücrete sahip olması içinse 257 yıl beklemesi gerekiyor. Rapora göre, ülkemiz cinsiyet eşitsizliği uçurumunda 153 ülke arasında 130’uncu sıraya gerilese de Batı Avrupa, ortalama yüzde 76,7 ile cinsiyet eşitliğinin en yüksek olduğu bölge olurken, Türkiye'nin de yer aldığı Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesi, yüzde 60,5 ile cinsiyet eşitliği konusunda en geride. Eşitsizliğin arttığı ülkelerden biri de Türkiye olması düşündürücüdür.”
"Kadınların siyasetteki ağırlığı artıyor"
Karar alma mekanizmalarındaki kadın sayısının eşitliğin çok uzağında olduğunu belirten Alkoçlar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye Büyük Millet Meclisi verilerine göre; 2019 yılında 589 milletvekili içerisinde kadın milletvekili sayısının 102 olduğu açıklanırken meclise giren kadın milletvekili oranının 2007 yılında 9,1 iken bu oranın 2019 yılında yüzde 8 artarak 17,3 olduğuna vurgu yapılıyor. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Enstitüsü'nün (EIGE) verilerine göre, Türkiye’de üst düzey karar alıcı kadınların oranı hem tarihsel olarak hem de Avrupa Birliği (AB) ülkeleriyle ve bu ülkelerin ortalamalarıyla kıyaslanıyor. Siyasi parti başkanlıklarındaki umut verici tablonun milletvekili sayısına yansımadığını ifade eden raporda, AB ülkelerinde ise yüzde 30 oranında kadın milletvekilinin olduğu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin hiç kadın başkanı olmadığı da belirtiliyor. Ayrıca kamu yönetimi alanında bakanlıklarda bakan, bakan yardımcıları, genel müdürlük, daire başkanları ve birim başkanlıkları dahil kadın oranın 2018 yılı itibarıyla yüzde 7.8 olduğu bilgisi verilirken 2017’de 116 pozisyonun 3’ünde kadın ile oranın yüzde 2.6 iken, 2018’de 51 pozisyonda 4 kadına dönüşerek yüzde 7.8 olduğuna dikkat çekiliyor. Yerel yönetimlerde, belediye meclis üyeleri ve belediye başkanları dahil bakıldığında Türkiye’de kadın oranını 2017’de yüzde 10.7, AB’de yüzde 32 seviyesinde olduğunu belirten rapor, yalnızca belediye başkanlarına bakıldığında Türkiye’de oranın yüzde 2.7, AB’de yüzde 15 olduğunu ortaya koyuyor.”
"Kadınların eğitimi erkeklerden iki kat fazla yükseldi"
Karar alma mekanizmalarına giden yolun ilk adımının ‘okuma yazma bilmek’ olduğunu söyleyen Neslihan Çelik Alkoçlar, "Ancak ülkemizde okuma yazma bilmeyen nüfus içinde kadın oranı erkeklerden 5 kat daha fazla. Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre, en az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı 2008’de yüzde 72.6 iken 2018’de yüzde 84.5 olarak açıklanıyor. Söz konusu dönemde kadınların eğitim düzeyi 11.9 puan artarken erkeklerde bu oran yüzde 6.1’de kaldığına vurgu yapılıyor. Yani kadınların eğitimi, erkeklerin iki katı hızla yükseldi." şeklinde konuştu.
“Kadına yönelik şiddette tablo ürkütücü”
Kadına yönelik şiddetin toplumların kanayan yarası olduğuna dikkat çeken Alkoçlar; “"Kadına yönelik şiddete ilişkin resmi rakamları incelediğimizde sorunun ciddi boyutlara ulaştığını görüyoruz. Ülkemizde kadınlar, yaşamın her alanında şiddete maruz kalmaktadır. Araştırmalar göre Türkiye’de ise kadın cinayetleri her yıl artıyor. Araştırmalar, ülkemizde 2017 yılında 409, 2018 yılında ise 440 kadın öldürüldüğü, yine 2018’de 317 kadına cinsel şiddet uygulandığı belirtirken Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun (KCDP) hazırladığı rapora göre, 2019 yılında 474 kadının cinayete kurban gittiği açıklanıyor. Kuşkusuz, kadın cinayetleri kadar kadın cinayeti davalarında yapılan ceza indirimleri de son derece acı sonuçlar ortaya çıkarıyor. Geride bıraktığımız 10 yılda, Fatma Nur Çelik, Şefika Etik, Ayşe Paşalı ve 20 yaşındaki gencecik kızımız Özgecan Aslan, Ceren Özdemir ve daha nice kadınımız katledildi. Her birisinin tek suçu da kadın olmaktı. Kuşkusuz kadına yönelik şiddet sadece fiziksel değil eğitimden ekonomiye kadar geniş bir alana yayılıyor.” dedi.
Kadın istihdamında sevindiren rakamlar
Türkiye'de kadının ekonomik hayattaki varoluş mücadelesine dikkat çeken Alkoçlar, özellikle son yıllarda kadınların iş hayatında daha fazla görünür olmasının sevindirici olduğunun altını çizerek; "Hane halkı işgücü araştırması sonuçlarına göre, 2018'de Türkiye'de 15 ve daha yukarı yaştaki istihdam edilenlerin oranı yüzde 47,4 olup bu oran kadınlarda yüzde 29,4, erkeklerde ise yüzde 65,7 olduğu ve çalışma hayatında kalma süresi 2018'de kadınlarda 19 yıl, erkeklerde 39,3 yıl olduğunu ifade ediliyor." diye konuştu.
"Çocuk gelinlerin Türkiye'de azalması umut verici"
Türkiye'de ve dünyada kadınların karşılaştırdıkları sorunlardan birinin de çocuk gelinler olduğuna vurgu yapan Neslihan Çelik Alkoçlar şunları söyledi:
"Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre; Çocuk yaşta "gelin" olan kız çocuklarının sayısı ise 10 yılda yaklaşık yüzde 57 azalışla 47 bin 859'dan 20 bin 779'a düştüğünü söyleyebiliriz. Kız çocuklarının taraf olduğu resmi evlenmelerin toplam evlenmeler içindeki payı 2009'da yüzde 8,1, geçen yıl yüzde 3,8 olarak açıklanması gelecek adına umut veriyor. Dünyada ise durum oldukça düşündürücü. UNICEF'in 2014 yılında yaptığı araştırmada, Reşit olmadan evlendirilen kız çocuklarının toplam sayısı 950 milyon olduğu, 18 yaş altı 700 milyon, 15 yaş altı 250 milyon çocuk yaşta evlilik gerçekleştiği belirtiliyor."
“Güçlü kadın, Güçlü Türkiye”
Ulusal basında kadınların temsil oranın sadece %11 olduğuna işaret eden Alkoçlar; “Bursamızın İlk ve Tek Kadın Gazetesi Pembe Pusula olarak kadınlarımıza, çocuklarımıza, ülkemizin ve dünyamızın geleceğine yönelik taşıdığımız sorumluluğun bilincinde olduk, olmaya da devam edeceğiz. Bizler, kadınların her alanda özgür düşünen, eşit temsil yetkisine sahip, öncü ve lider bir konuma gelmeleri için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Amacımız daha güçlü kadın, daha güçlü Türkiye.” diye konuştu.







“Kadınlara karşı sorumluluğumuzun bilincinde olduk”
Kadınlar geri bıraktığımız 10 yıl içerisinde başarı basamaklarını birer birer çıkarken, Pembe Pusula’nın her sayfasında, kadınların ülkemizin ve dünyamızın geleceğine ışık tutan başarı öykülerini büyük bir gururla örüldüğünü vurgulayan Alkoçlar şunları söyledi:
“Bursa’nın İlk ve Tek Kadın Gazetesi Pembe Pusula olarak 10.yılımızı kutluyor olmanın heyecanı ve mutluluğunu yaşıyoruz. 10 yıl boyunca kadınların toplumsal, siyasal ve ekonomik hayatta yaşadıkları sıkıntılarını gündeme taşımayı kadınlara karşı sorumluğumuzun bir parçası saydık. Çünkü, kadınların toplumsal hayatın her alanında elde ettiği başarılarla övünürken, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin öznesi olduğu ve eğitimden çalışma hayatına pek çok alanda dezavantajlı konumda olduğu gerçeğini göz ardı edemezdik, etmedik de. Türkiye, son yıllarda gelişmişlik ve kalkınma yolunda önemli kazanımlar elde ederken toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin halen daha aşılması gereken temel sorunlardan biri olduğu acı bir gerçektir. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2017 raporuna göre, cinsiyet eşitsizliği uçurumu kapanacağı yerde daha da büyüyor. Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olması için 100 yıl, erkeklerle eşit ücrete sahip olması içinse 257 yıl beklemesi gerekiyor. Rapora göre, ülkemiz cinsiyet eşitsizliği uçurumunda 153 ülke arasında 130’uncu sıraya gerilese de Batı Avrupa, ortalama yüzde 76,7 ile cinsiyet eşitliğinin en yüksek olduğu bölge olurken, Türkiye'nin de yer aldığı Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesi, yüzde 60,5 ile cinsiyet eşitliği konusunda en geride. Eşitsizliğin arttığı ülkelerden biri de Türkiye olması düşündürücüdür.”
"Kadınların siyasetteki ağırlığı artıyor"
Karar alma mekanizmalarındaki kadın sayısının eşitliğin çok uzağında olduğunu belirten Alkoçlar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye Büyük Millet Meclisi verilerine göre; 2019 yılında 589 milletvekili içerisinde kadın milletvekili sayısının 102 olduğu açıklanırken meclise giren kadın milletvekili oranının 2007 yılında 9,1 iken bu oranın 2019 yılında yüzde 8 artarak 17,3 olduğuna vurgu yapılıyor. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Enstitüsü'nün (EIGE) verilerine göre, Türkiye’de üst düzey karar alıcı kadınların oranı hem tarihsel olarak hem de Avrupa Birliği (AB) ülkeleriyle ve bu ülkelerin ortalamalarıyla kıyaslanıyor. Siyasi parti başkanlıklarındaki umut verici tablonun milletvekili sayısına yansımadığını ifade eden raporda, AB ülkelerinde ise yüzde 30 oranında kadın milletvekilinin olduğu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin hiç kadın başkanı olmadığı da belirtiliyor. Ayrıca kamu yönetimi alanında bakanlıklarda bakan, bakan yardımcıları, genel müdürlük, daire başkanları ve birim başkanlıkları dahil kadın oranın 2018 yılı itibarıyla yüzde 7.8 olduğu bilgisi verilirken 2017’de 116 pozisyonun 3’ünde kadın ile oranın yüzde 2.6 iken, 2018’de 51 pozisyonda 4 kadına dönüşerek yüzde 7.8 olduğuna dikkat çekiliyor. Yerel yönetimlerde, belediye meclis üyeleri ve belediye başkanları dahil bakıldığında Türkiye’de kadın oranını 2017’de yüzde 10.7, AB’de yüzde 32 seviyesinde olduğunu belirten rapor, yalnızca belediye başkanlarına bakıldığında Türkiye’de oranın yüzde 2.7, AB’de yüzde 15 olduğunu ortaya koyuyor.”
"Kadınların eğitimi erkeklerden iki kat fazla yükseldi"
Karar alma mekanizmalarına giden yolun ilk adımının ‘okuma yazma bilmek’ olduğunu söyleyen Neslihan Çelik Alkoçlar, "Ancak ülkemizde okuma yazma bilmeyen nüfus içinde kadın oranı erkeklerden 5 kat daha fazla. Ulusal Eğitim İstatistiklerine göre, en az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı 2008’de yüzde 72.6 iken 2018’de yüzde 84.5 olarak açıklanıyor. Söz konusu dönemde kadınların eğitim düzeyi 11.9 puan artarken erkeklerde bu oran yüzde 6.1’de kaldığına vurgu yapılıyor. Yani kadınların eğitimi, erkeklerin iki katı hızla yükseldi." şeklinde konuştu.
“Kadına yönelik şiddette tablo ürkütücü”
Kadına yönelik şiddetin toplumların kanayan yarası olduğuna dikkat çeken Alkoçlar; “"Kadına yönelik şiddete ilişkin resmi rakamları incelediğimizde sorunun ciddi boyutlara ulaştığını görüyoruz. Ülkemizde kadınlar, yaşamın her alanında şiddete maruz kalmaktadır. Araştırmalar göre Türkiye’de ise kadın cinayetleri her yıl artıyor. Araştırmalar, ülkemizde 2017 yılında 409, 2018 yılında ise 440 kadın öldürüldüğü, yine 2018’de 317 kadına cinsel şiddet uygulandığı belirtirken Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun (KCDP) hazırladığı rapora göre, 2019 yılında 474 kadının cinayete kurban gittiği açıklanıyor. Kuşkusuz, kadın cinayetleri kadar kadın cinayeti davalarında yapılan ceza indirimleri de son derece acı sonuçlar ortaya çıkarıyor. Geride bıraktığımız 10 yılda, Fatma Nur Çelik, Şefika Etik, Ayşe Paşalı ve 20 yaşındaki gencecik kızımız Özgecan Aslan, Ceren Özdemir ve daha nice kadınımız katledildi. Her birisinin tek suçu da kadın olmaktı. Kuşkusuz kadına yönelik şiddet sadece fiziksel değil eğitimden ekonomiye kadar geniş bir alana yayılıyor.” dedi.
Kadın istihdamında sevindiren rakamlar
Türkiye'de kadının ekonomik hayattaki varoluş mücadelesine dikkat çeken Alkoçlar, özellikle son yıllarda kadınların iş hayatında daha fazla görünür olmasının sevindirici olduğunun altını çizerek; "Hane halkı işgücü araştırması sonuçlarına göre, 2018'de Türkiye'de 15 ve daha yukarı yaştaki istihdam edilenlerin oranı yüzde 47,4 olup bu oran kadınlarda yüzde 29,4, erkeklerde ise yüzde 65,7 olduğu ve çalışma hayatında kalma süresi 2018'de kadınlarda 19 yıl, erkeklerde 39,3 yıl olduğunu ifade ediliyor." diye konuştu.
"Çocuk gelinlerin Türkiye'de azalması umut verici"
Türkiye'de ve dünyada kadınların karşılaştırdıkları sorunlardan birinin de çocuk gelinler olduğuna vurgu yapan Neslihan Çelik Alkoçlar şunları söyledi:
"Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre; Çocuk yaşta "gelin" olan kız çocuklarının sayısı ise 10 yılda yaklaşık yüzde 57 azalışla 47 bin 859'dan 20 bin 779'a düştüğünü söyleyebiliriz. Kız çocuklarının taraf olduğu resmi evlenmelerin toplam evlenmeler içindeki payı 2009'da yüzde 8,1, geçen yıl yüzde 3,8 olarak açıklanması gelecek adına umut veriyor. Dünyada ise durum oldukça düşündürücü. UNICEF'in 2014 yılında yaptığı araştırmada, Reşit olmadan evlendirilen kız çocuklarının toplam sayısı 950 milyon olduğu, 18 yaş altı 700 milyon, 15 yaş altı 250 milyon çocuk yaşta evlilik gerçekleştiği belirtiliyor."
“Güçlü kadın, Güçlü Türkiye”
Ulusal basında kadınların temsil oranın sadece %11 olduğuna işaret eden Alkoçlar; “Bursamızın İlk ve Tek Kadın Gazetesi Pembe Pusula olarak kadınlarımıza, çocuklarımıza, ülkemizin ve dünyamızın geleceğine yönelik taşıdığımız sorumluluğun bilincinde olduk, olmaya da devam edeceğiz. Bizler, kadınların her alanda özgür düşünen, eşit temsil yetkisine sahip, öncü ve lider bir konuma gelmeleri için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Amacımız daha güçlü kadın, daha güçlü Türkiye.” diye konuştu.













