Öğr. Dyt. Bilge Naz İnhanlı
Yemek hayatımızda en temel ihtiyaçlardan biri olarak görülür. Acıktığımızda yeriz, doyduğumuzda bırakırız. Ancak günlük hayatımızda yemek, aslında bu kadar basit bir döngüyle sınırlı değildir. Aynı gün içinde benzer şeyler yediğimiz hâlde kendimizi bazen iyi, bazen halsiz ya da tatminsiz hissedebiliriz. Bu durum bize, yemeğin sadece fiziksel açlıkla ilgili olmadığını gösterir.Yemek, günümüzün akışına eşlik eden bir davranıştır. Günümüzün temposu, ruh hâlimiz, çevresel koşullarımız ve alışkanlıklarımız bu davranışımızı doğrudan etkiler. Bu nedenle yemek, sadece midemizle ilgili değil; yaşamımızın tamamıyla ilişkilidir.
GÜN İÇİNDEKİ BİZ
Günün nasıl başladığı ve nasıl devam ettiği, yeme biçimimizi de belirler. Aceleyle başladığımız sabahlar plansız bir beslenmeyi beraberinde getirebilir. Gün içinde artan tempomuz, yemek için ayrılan zamanı kısaltabilir ya da tamamen ortadan kaldırabilir. Akşam saatlerine geldiğimizde ise yorgunlukla birlikte daha hızlı ve daha düşünmeden yapılan seçimlerimiz öne çıkabilir.Bu durum, yediğimiz yemeğin sadece açlık hissimize göre değil, günlük koşullarımıza göre de şekillendiğini gösterir. Aynı besinleri farklı zamanlarda tükettiğimizde, bedende ve zihinde bıraktığı etkiler değişiklik gösterebilir.
YEMEK YENİLEN ORTAM
Yemek yediğimiz ortam etkenlerden bir diğeridir. Ortam yeme deneyimimizi doğrudan etkiler. Ayakta, ekrana bakarak ya da başka bir işle meşgulken yediğimiz yemek ile masaya oturarak besine odaklanarak yediğimiz yemeğin arasında fark vardır. Dikkatimizin dağınık olduğu anlarda, yeme miktarı ve doyma hissini çoğu zaman fark etmeyiz. Bu durum, yediğimiz yemeğin sadece ne yendiğiyle değil, nasıl yendiğiyle de ilgili olduğunu gösterir. Ortam değiştiğinde, aynı yemek farklı algılanabilir.
SOSYAL HAYAT
Yemek çoğu zaman sosyal hayatımızın da bir parçasıdır. İş yemekleri, arkadaş buluşmaları, aile sofraları… Bu ortamlarda yemek, sadece fiziksel ihtiycımız olmaktan çıkar ve sosyal bir davranış hâline gelir. Ne yenildiği kadar, nerede ve kimlerle yenildiği de önem kazanır.Sosyal ortamlar bazen yeme miktarımızı artırabilir, bazen de kendi ihtiyaçlarımızı göz ardı etmemize neden olabilir. Bu da yemeğin, yalnızca bireysel bir karar olmadığını gösterir .
DUYGULAR
Yeme isteğimiz her zaman açlıktan kaynaklanmaz. Stresli, yorgun ya da zihinsel olarak yoğun olduğumuz dönemlerde yeme davranışımız değişebilir. Bazı günler iştahımız artarken, bazı günler belirgin şekilde azalabilir. Bu dalgalanmalar, bedenimizin ve zihnimizin değişken yapısının doğal bir sonucudur.Bu nedenle yeme davranışını sadece kalori ya da porsiyon üzerinden değerlendirmek, tabloyu eksik bırakır. Yemek, aynı zamanda kişinin içinde bulunduğu ruh hâlinden de etkilenir.
SEÇİMLER
Gün içinde yaptığımız yemek seçimleri, o anki ihtiyaçlarımız, koşullarımız ve imkânlarımız doğrultusunda şekillenir. Bu seçimlerimiz her zaman ideal olmak zorunda değildir. Bir öğünümğz hızlı iken bir diğerinin daha özenli olması hayat akışımız içinde normaldir.Yemeğe bu açıdan baktığımızda, onu sürekli kontrol edilmesi gereken bir alan olarak görmek yerine, günlük yaşamın değişken bir parçası olarak değerlendirmemiz daha gerçekçi olur.
YANİ…
Yemek yemek yalnızca açlığımızı gidermek için yaptığımız bir eylem değildir. Günlük hayatımızın temposu, sosyal ilişkilerimiz, bulunduğumuz ortam ve ruh hâlimiz; yeme davranışımızı birlikte şekillendirir. Bu nedenle yemeği tek bir boyuta indirgemek yerine, onu yaşamın doğal bir parçası olarak görmek, daha dengeli bir bakış açısı sunar.İyi beslenme, sadece doğru besinleri seçmekten ibaret değil; yeme davranışını etkileyen tüm bu faktörleri fark edebilmekle ilgilidir.









