İzmir'de yaşayan ve Kültür ve Turizm Bakanlığının Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı unvanına sahip ebru sanatı ustası Gülcan Ulu, hem öğrenci yetiştiriyor hem de modern anlayışla ürettiği eserlerini sergileyerek sanatseverlerin beğenisine sunuyor.İzmir'de yaşayan Resim Öğretmeni Gülcan Ulu (43), hocasının yönlendirmesiyle ilgi duyduğu ebru sanatını öğrenmeye başladı. Bir süre boyunca eğitim alan Ulu, kendini geliştirerek yetki belgesi almaya hak kazandı. Daha sonra Çiğli'de kendisine bir atölye açan Ulu, orada öğrenci yetiştirmeye başladı. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından verilen Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı unvanına da sahip olan Ulu, modern anlayışla ürettiği eserlerini sergileyerek sanatseverlerin beğenisine sunuyor.Ebru sanatını İstanbul'da bir hocasının atölyesinde öğrenmeye başladığını söyleyen Gülcan Ulu, "2015'ten 2020 yılına kadar 5 yıl boyunca eğitim alıp, 5 yılın sonunda hocamın da takdiriyle icazetimi aldım. Daha sonra birtakım yerlerde dersler verdim. Yarışmalara ve sergilere katıldım. Sonrasında da kendi atölyemi açıp öğrenci yetiştirmeye başladım. Ebrunun başlangıcı aslında battal ebrudur. Öğrenci buraya ilk geldiği zaman battal ebruyla başlarız. 'Onu iyi yapanın gerisi gelir' derler. Ebru, kimyanın da matematiğin de içinde olduğu bir sanattır. Battaldan sonra çiçeğe geçeriz. Çiçekte de birçok çeşidimiz var. Öğrenci de kademe kademe ilerleyerek değişik çiçek çeşitlerine geçer" dedi."Ebru sanatının yaşı yok"Şu anda 10 öğrencisi bulunduğunu ancak bu sayının her dönem değiştiğini vurgulayan Ulu, şunları kaydetti:"Eğitimler Eylül ayında başlar, Haziran ayında sona erer. Bu 1 yıllık bir eğitim değildir. Devam etmek isteyen öğrenci tekrar Eylül'de başlar. Sabırla devam eden öğrenciler yıllarca ne kadar devam edebilirlerse kursu sürdürürler. Ebruyu tavsiye ederim. Bunun yaşı yok. 7 yaşından 70 yaşına kadar herkes ebru yapabilir. Yeter ki buna istek olsun, gönül versin. Önemli olan o sabrı ve emeği verebileceğine inanmasıdır. Ben buraya gelen her öğrencide ilk önce 'o sabrı gösterebilecek mi, gerçekten içinde o sevgi var mı' diye bakıyorum."Kendilerine ait eserlerle sergi oluşturduklarını belirten Ulu, katıldığı çok sayıda sergi ve yarışma olduğunu söyledi. Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısının geleneksel bir sanatı yaparak, uygulayarak ve öğreterek gelecek nesillere aktaran kişi demek olduğunu ifade eden Ulu, "Ben de bu amaçla yola çıktım. Kendim çalışarak ve öğrenci yetiştirerek gelecek nesillere bu eğitimi vermeye çalışıyorum. Ebrunun ruha etkisi çok büyüktür. Ebruya sadece bir süsleme sanatı olarak bakmamak lazım. Ruha iyi gelen, sizi telkin eden yönleri var. Suyla ne kadar hemhal olursanız ruhunuza o kadar iyi geldiğini hissediyorsunuz. Bunu psikolojik, terapi amaçlı kullananlar da var. Buraya gelen her öğrencinin de terapi görerek ayrıldığına eminim" diye vurguladı."Ebru sanatının en önemli özelliği tek olması" diyen Ulu, şöyle devam etti:"Yaptığınız her eseri kağıda aldığınız andan itibaren aynısını bir daha yapmanız mümkün değildir. Belki bir benzeri olabilir ama birebir aynısını yapmanız mümkün değildir."Bir arkadaşının yönlendirmesiyle ebru sanatına başladığını kaydeden kursiyer Hanife Akay da "Arkadaşım 'Sen de yapabilirsin, seversin' dedi. Onun teşvikiyle başladım. Halk Eğitimde Merkezi'nde 3 yıl eğitime devam ettim. Kurslar bitince süre kendi kendime devam ettim ama sonra baktım ki olmuyor. Aldığım eğitim yeterli gelmediği için mutlaka profesyonel birinden yardım almak istedim. Sonra Gülcan hocamla tanıştık ve 3 yıldır da kendisiyle eğitime devam ediyorum. Ebru sanatını yaparken kendimi kaybediyorum. Telefonum çalsa bile açmıyorum. Tamamen buraya odaklanıyorum" cümlelerini aktardı."Renklerle uğraşmak insan psikolojisine iyi geliyor"Ebru sanatı eğitimini ilk aldığı sıralar hocasının daha çok klasik tarzda çalıştığını söyleyen kursiyer Öznur Balkay "Gülcan hocam yeni nesil çiçekli ebruda devam ettiği için kendimi burada daha iyi geliştirebileceğime karar verdik. Atölyeye ilk gittiğimde ruhum huzur buldu. Önceden sabırsız ve daha hırçın bir insandım. Tüm bu duygularım ebru yaptıkça yavaş yavaş sönümlendi. Bu sanatla ruhumu beslediğimi söyleyebilirim. Renklerle uğraşmak insanın psikolojisine gerçekten çok iyi geliyor" şeklinde konuştu.Ukrayna'dan gelip ebru sanatını öğrendi17 yıl önce Ukrayna'dan Türkiye'ye gelen ve ardından ebru sanatıyla tanışan Oksana Ünal da "Türkiye'ye geldiğim ilk zamanlar dil öğrenme aşamasındaydım. 10 yıl önce de hocamla tanıştım. Ebru kursunun nasıl bir şey olduğunu ve nasıl yapıldığını o zaman öğrendim. Ebru sanatı çok mutlu edici bir şey. Gerçekten çok zevkli bir sanat. İnsana rahatlık ve huzur veriyor. Özellikle su üzerinde ortaya çıkan resimler ve renkler gerçekten çok güzel. Şu an teknemi hazırlayıp ayarlarını yapabiliyorum. Ebru, insanın ruhuna huzur veren bir uğraş. İnsanlar bazen 'Yapabilir miyim?' diye tereddüt ediyor ama herkes yapabilir. Çünkü bu doğuştan gelen bir yetenek değil, zamanla öğrenilen bir şey. Sadece çok sabır istiyor" ifadelerine yer verdi."Sanatı Ukrayna'ya taşımayı düşünüyorum"Ebru sanatını Ukrayna'ya taşımayı, oradaki insanların da öğrenmesini ve bilmesini çok istediğini ifade eden Ünal, şunları söyledi:"Almanya'dan gelen bir akrabam, burada belki de değer verilmeyip çöpe atılacak basit bir çalışmamı hediye olarak istedi. Keşke Ukrayna'da da bu sanatı gösterebilsem ve öğretebilsem, çok güzel olurdu."
KÜLTÜR SANAT
Yayınlanma: 15 Ağustos 2026 - 11:39
Güncelleme: 15 Ağustos 2026 - 12:49
Modern anlayışla sürdürdüğü ebru sanatını gelecek nesillere aktarıyor
İzmir'de yaşayan ve Kültür ve Turizm Bakanlığının Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı unvanına sahip ebru sanatı ustası Gülcan Ulu, hem öğrenci yetiştiriyor hem de modern anlayışla ürettiği eserlerini sergileyerek sanatseverlerin beğenisine sunuyor.
KÜLTÜR SANAT
15 Ağustos 2026 - 11:39
Güncelleme: 15 Ağustos 2026 - 12:49









