İklim değişikliği ile mücadelede atılacak yerel ve ulusal adımların ele alınacağı Ankara İklim Geçişi Forumu başladı. Forumda konuşan İklim Değişikliği Başkanı Halil Hasar, "İklim değişikliğiyle mücadelede topyekün hareket etmemiz gerekiyor" dedi.İklim değişikliği ile mücadelede yerel ve ulusal adımların masaya yatırılacağı Ankara İklim Geçişi Forumu, Ankara'da bir otelde başladı. İki gün sürecek olan foruma İklim Değişikliği Başkanlığı, Avrupa Birliği Delegasyonu, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, büyükşehir belediyeleri, uluslararası yerel yönetim ve şehir ağları, uluslararası finans kuruluşları, iş dünyası, sivil toplum ve gençlik örgütlerinin yanı sıra üniversiteler, TÜBİTAK ve AB Ortak Araştırma Merkezi'nden bilim insanları katıldı. Forumun açılışında konuşan COP31 İklim Diplomasisi Baş Yetkilisi ve İklim Değişikliği Başkanı Halil Hasar, iklim değişikliğinin artık yaşanılan bir gerçek olduğunu ifade ederek, "Ben ilk iklim değişikliğiyle ilgili bir konferansa 1999 ya da 2001 arası o tarihlerde, değerli bir hocamız olan iklim bilimci olan o dönemin iklim bilimcilerinden olan ve bir üniversitede de rektörlük yapmış Mehmet Karaca hocayı davet ettim. Bazı veriler ortaya koydu. İstatistiksel olarak değerlendirmeler yapılıyordu. Yani iklim değişikliği var mıdır, yok mudur? Buna istatistiksel olarak bakılıyordu. Ve gelecek dönemde nasıl bir dünyayla karşılaşacağımızı, nelerle savaşacağımızı, mücadele edeceğimizi aslında bir yerde orada vermişti. Bu hayaldi yani birçok insan da ne anlatıyor diye eleştirilerde bulunuyordu. Fakat gelin görün ki dünden bugüne yaşadıklarımız artık iklim değişikliğiyle mücadelede topyekün hareket etmemiz gerektiğini kanıtlar bir tablo. Burada yalnızca küresel ortalamalar konuşulmuyor artık. İklim biliminde artık bir kriz olduğunu yüksek sesle herkes dile getiriyor. Bütün ülkeler bunu dile getiriyor, taraflar dile getiriyor. Daha önceden bilim dünyası bunu dile getiriyordu ama bugün itibarıyla bunu artık belediyelerimiz de dile getiriyor. Çünkü en fazla bu mücadelede etkilenen birimler, kurumlar, sahada mücadele veren, altyapısını geliştirmek zorunda olan ve kontrolsüz iklim sonuçlarını kontrollü hale getirmeye çalışan, öyle bir altyapı geliştirmeye çalışan belediyelerimiz, şehirlerimiz, yerel yönetimlerimiz, artık onlar da bunu konuşuyor. Bu mücadelenin içerisinde yer almak için elinden geleni yapıyor" ifadelerini kullandı."Erken uyarı sistemlerinin ne kadar önemli olduğunu görüyoruz"Nepal'de yaşanan sel felaketine değinen Hasar, "Nepal'de yaşadığımız sonuçları görüyoruz. Nepal'de erken uyarı sistemiyle -erken uyarı dediğimiz de teknolojik erken uyarı değil- tamamen klasik bizim eskiye dayalı, problemi önceden görenin aşağıdakine bildirmesi. Bir öğretmen, 900 tane öğrencisini bir yerden bir yere hızlı bir şekilde taşıyor ve hayatlarını kurtarıyor. Erken uyarı sistemlerinin aslında ne kadar önemli olduğunu, verinin iklimle, iklim değişikliğiyle mücadelede ne kadar değerli olduğunu, bilimin ne kadar gerçekçi olduğunu kanıtlıyor. Bir mahallede sıcak hava dalgası var, diğer mahallede yağmurla mücadele var, selle mücadele var. Böyle bir döneme girdik. Böyle bir gerçek; normallerin bile artık değiştiği başka bir dönemde yaşıyoruz" şeklinde konuştu."Emisyonu azaltmak zorundayız"Dünya Meteoroloji Örgütü'nün verilerine bakıldığında 2015-2025 döneminde 11 yılın ortalamalarına göre tarihin en sıcak 11 yılını yaşadıklarını ifade eden Hasar, sözlerine şöyle devam etti:"2026-2030 dönemlerinde ise küresel ısının bir buçuk derece artacağı ihtimali yüzde 90 var. Normal bir rakam değil, normal bir dönem değil. Şimdi mevcut politikalar sürerse ne olacak? Hiçbir önlem alınmazsa, hiçbir mücadele yapılmazsa, bu mücadele bir ülkenin mücadelesiyle olmuyor, topyekun bir mücadeleyi gerektiriyor. Buna baktığımızda yüz yılın sonunda dünyanın ortalama sıcaklığının 3 santigrat, 2.8 santigrat derece gibi bir değer artması önümüzde. Bu bazı bölgelerde Türkiye gibi Akdeniz Bölgesi'nde yaşayan, hatta Orta Doğu'ya indiğimizde bu değerlerin 2.8 ortalama değil, çok yüksek, yaşanmayacak değerlere ulaştığını görebiliyoruz. İyi senaryolara göre 3, kötü senaryolara göre 4 ve 6 santigrat derece gibi ortalamaların olduğu bölgeler olacak. Böyle bir dönem, böyle bir süreç içerisindeyiz. Peki bu tabloya baktığımızda ne yapmamız gerekiyor? Önümüzde iki tane ana unsur var. Birçok yan unsur var. Ama iki tane ana unsur var. Birincisi emisyonları azaltacağız. Başka yolu yok. İkincisi ise sadece emisyonları azaltıp beklemeyeceğiz. Orada uyum var, adaptasyon dediğimiz yeni sonuçlara, yeni normallere toplumumuzu bir şekilde adapte edip uyumlandırmamız gerekiyor. Bu sadece toplumsal adaptasyonla ilgili değil. Bütün sektörel bazda düşündüğümüzde sektörlerin adaptasyonu var. Ekonomik sektörlerin de adaptasyonu var. Ülkelerin ekonomilerinin bile böyle bir sürece adapte olması gerekiyor.""Bütün dünyanın normal iklimi değişti"Çok boyutlu bir döneme girildiğini belirten Hasar, zorlu bir sürecin önlerinde olduğunu ifade etti. Hasar, konuşmasında şunları söyledi:"Türkiye'nin Akdeniz Havzası'nın tam merkezinde yer alması itibarıyla 2024 en sıcak yıl. Yani Türkiye ülkemizin kayıtlı tarihindeki en sıcak yıl 2024 oldu. 2025 yılı ise, 1964'ten itibaren gelen raporlara baktığımızda en kurak yıllardan biri. Yani biz şeyler konuştuk tabii. Şehirlerde su kıtlığını konuştuk, su problemlerini konuştuk. Belediyeler nasıl bir çözüm arar, bunun hesabına girdiler. Farklı havzalar arası su transferlerinden tutun, sektörel bazlı su tahsislerine, farklı su kaynaklarından su eldesine tutun yeni projeler, yeni tesislerden tutun birçok farklı alternatif ortaya koyuldu. Neden? Uzun dönemli yağış marjına baktığımızda, rejimine baktığımızda yüzde 28 oranında bir kuraklık vardı, yağış azalması vardı. Tabii dünden itibaren şunu diyebilirsiniz hocam İstanbul'u sel götürüyor. Yağış kuraklık değil. Kuraklık farklı bir şey, yağış farklı bir şey. Bugün yaşadığımız daha farklı bir şey. Bir günde metrekareye eğer 300 kilogram yağış düşüyorsa bu yağış değil. Bu başka bir olay. İklim krizinin, iklim değişikliğinin sonuçlarından biri işte bu. Kararsızlık. Neyi yaşıyoruz biz? Yağışı mı yaşıyoruz? Hayır olağan dışı bir durumu yaşıyoruz. 3-5 ay önce suyu beklerken, bugün ise yağışı kontrol edemiyoruz, yönlendiremiyoruz. Yer altına infiltre edemiyoruz. Yeraltı suyu yüklemesini yapamıyoruz, destekleyemiyoruz. Hızlı bir akış, hızlı yüzeysel akış, infiltrasyon değerinin daha üstünde yatay bir akış, kontrolsüz bir sel felaketi. Yani bunlar taşkınlar. Taşkın kontrolü farklı bir şey, suyu kontrol etmek farklı bir şey. Bu tür durumlar tabii normal durumlar değil. Artık Türkiye'nin normal iklimi de değişti. Bütün dünyanın normal iklimi değişti. Bir şeyler yapmak lazım. Bunları söylemek kolay. Ben iklim değişikliği başkanı olarak çıkıp bunları söyleyebilirim. Normal. İyi, hoş söyleriz. Çözüm ne peki? Bugün itibarıyla baktığımızda özellikle bir sorumluluk var ortada. Ve biz başkanlık olarak bu sorumluluğu üstlendik."Bugüne kadar 6 iklim modeli üzerinde durduklarını belirten Hasar, "Her bir modelin önceliği var. Yetkinliği olan modeller bunlar. Belirsizlikleri kaldırmak için 6 farklı modelden tek model katmanına dayandırdığımız bir sistem. İkincisi çözünürlük. Yaklaşık 100 kilometrekarelik alanı tek bir sonuç olarak görüyoruz. Yani 100 kilometrekarelik alanda şu tarihte şu kadar miktarda yağış düşme ihtimali yüzde 90 dediğimizde o zaman bu Kızılay'a da düşebilir, Çubuk'a da düşebilir, daha uzak bir yere de düşebilir. Şimdi bu belirsizlikleri ortadan kaldırmak için 3 kilometre çözünürlüğe indirilmiş bir model çalışması var önümüzde. Bu da yaklaşık 9 kilometrekare bir alan demek, bir mahalleye indirebildiğimiz iklim projeksiyonu demek" ifadelerini kullandı."Biz bu çalışmaları sadece salonlarda konuşmayacağız"Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın (UNEP) uyum açığı raporuna ilişkin konuşan Hasar, "2025 yılında yayınlanmış bir rapor. Raporda çok açık bir şekilde özellikle gelişmekte olan ülkelerin yıllık uyum finansman ihtiyacını ifade ediyor. Yıllık uyum adaptasyon finansman ihtiyacı, mücadele ihtiyacı. Bunun ekseriyâtı belediyelere, yerel aktörlere ayrılacak olan para 310 ile 365 milyar dolar arasında yıllık bugün itibarıyla baktığımızda. Peki kamusal finans akışları o yönde ne kadar? 26 milyar dolar. Farkı görebiliyor muyuz? 10 kattan daha fazla. 12 kat, 13, 14, 15 kat. İhtiyaç bu. Peki ne oluyor, ne yapıyoruz? Bir felaket başımıza geldikten sonra mı aklımız başımıza geliyor, çözüm arıyoruz. O zaman işte bir harcaman gerekirken 15 harcıyoruz, 10 harcıyoruz. İşte bunları yaşamamak için tamamen bilimsel verilerin kullanılması gerekiyor ve biz bu çalışmaları sadece salonlarda konuşmayacağız. Bunu COP31'de Antalya'da bir pilot çalışma olarak herkese göstermeye çalışacağız. Bu çalışmaları da özellikle adaptasyon konusunda bu COP'un da mottosu olan uygulama, bütün taraflarla paylaşmayı planlıyoruz, düşünüyoruz. Bizim eylem gündemimize baktığınızda da adaptasyon ya da uyum ya da bilim, bunlar öncelikli konular. Bunlara çok ciddi önem verdiğimiz bir dönemdeyiz ve bunu bütün taraflarla, bütün ülkelerle, bütün paydaşlarla ortak bir zeminde buluşturarak ama bir konsensus, bir diyaloğu konsensusa dönüştürüp bunu sonunda uygulamaya aktarabileceğimiz bir yapı içerisinde planlıyoruz" dedi.Forumun açılışında UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Merino Dominguez ve Avrupa Birliği Delegasyonu İşbirliği Bölüm Başkanı Maria Louisa Wyganowski de birer konuşma yaptı.
Gündem
Yayınlanma: 15 Ekim 2026 - 14:38
Güncelleme: 15 Ekim 2026 - 15:42
İklim Değişikliği Başkanı Hasar: "İklim değişikliğiyle mücadelede topyekün hareket etmemiz gerekiyor"
İklim değişikliği ile mücadelede atılacak yerel ve ulusal adımların ele alınacağı Ankara İklim Geçişi Forumu başladı. Forumda konuşan İklim Değişikliği Başkanı Halil Hasar, "İklim değişikliğiyle mücadelede topyekün hareket etmemiz gerekiyor" dedi.
Gündem
15 Ekim 2026 - 14:38
Güncelleme: 15 Ekim 2026 - 15:42









