Atilla SAĞIM

Atilla SAĞIM


Sormak yok! Yola devam Yasemin Güler!

08 Kasım 2021 - 12:30

Rivayet o’dur ki Osmanlı Maarif Nazırı Emrullah Efendi “Maarif ne güzel olurdu şu okullar olmasaydı” demiş. Günümüzün Maarif Nazırının (Milli Eğitim Bakanı) selefi Emrullah Efendiden kalır yanı yok gibi.

Mevzu geçtiğimiz gün Bursa Valiliğinde Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in basın açıklamasıyla ilgili.

Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’in Bursa valiliğinde basın açıklamasını takip etmek isteyen Yeni Dönem gazetesi köşe yazarı değerli meslektaşımız Yasemin Güler’e yapılan etik dışı davranışlar ve günümüzün gerçeği “ En iyi gazeteci soru sormayan gazeteci” mantığının sergilenmesi hatta uygulanması.

Yeni Dönem gazetesi köşe yazarı Yasemin Güler’in 06 Kasım 2021 Cumartesi günkü yazsının başlığı “Eğitimde soru da yok, cevap da” olunca dikkatimi çekti. Yazısını paylaştığı Bursa Medya whatsapp grubunda kendisine “ Sormak yok yola devam Yasemin” cevabını verince bu günkü yazımın başlığı ortaya çıkmış oldu.




Gazeteci Yasemin Güler Bursa Valiliğinde Milli Eğitim Bakanının programında yaşadıklarını köşesinde “ Bir bakan takip etmek ne kadar zor olabilirse o kadar zordu. Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer'i takip etmek benim için. Valilik binasında düzenlenecek olan basın toplantısı adı altındaki basın açıklamasını bir köşe yazarı olarak yakından izlemek istedim. Hayli de soru vardı cebimde. Malum, Bursa'nın ekonomi ve ulaşım dışındaki en önemli sorun başlığı eğitim. Hayli zamandır çözülemeyen sorunların yanına yenidünya düzenine bir türlü uyumlanmama sorunu da eklenince işler iyice çığırından çıktı eğitim kulvarında. Sorular cebimizde, uzun ip belimizde düştük yollara.

Tarihi Bursa Valilik binanın önündeki güvenlik engelini aşmam biraz zor oldu. Birkaç yazı öncesine giderseniz, yazarınızın 24 yıldır içinde bulunduğu sektörde basın kartı alma şerefine nail olamamış olduğunu ve bu acı tablonun yarattığı sıkıntıyı okuyabilirsiniz. Yine aynı sıkıntı ile karşı karşıya kaldım. Bir gazeteci olduğumu anlatmam hayli zaman aldı. En son Bursa Valiliği Basın Birimi de şüpheli gözlerle bana bakıp "Gazeteciyseniz burada bekleyebilirsiniz!" deyince bende de şafak attı. Tamam, haklısınız, ben gazeteci olduğumu elimde bir belgeyle ispatlayamıyorum ve güvenlik nedeniyle sizin bu durumu netleştirmeniz lazım. İyi de kardeşim, internet denen bir mecra var ki; benim gazetem de bu mecrada hayli takip edilen bir kurumdur. Açın gazetemin sitesini bakın, ben o gazetede var mıyım yok muyum diye! Neyse, bu konu kapansın burada dedim de olmadı bir türlü. Polislerin, valilik çalışanlarının biri gidip biri geldi yanıma. "Bakan beye soru sorulmayacak! Biz bunu basın mensuplarına deklare ettik! Hala duracak mısınız burada? Not mu tutacaksınız sadece? Gazeteci olduğunuzu ispatlayabildiniz mi?" belki on kişi gelip gitti yanıma. Beni izleyen şüpheli gözler de çabası. Tek yapmak istediğim işimdi oysaki. Bir gazeteci olarak sorunları dile getirip, sorularımı sorup, yanıtlarıyla kamuoyunu aydınlatmaktı amacım. Ama sanırım uzun süredir gazetecilik böyle yapılmıyor? Yoksa niye böyle şaşkınlıkla ve endişeyle karşılansın ki taleplerim?” paylaştı.

Meslektaşımızın köşe yazından alıyoruz ki Osmanlı dönemindeki Maarif Nazırıyla günümüzdeki selefiyle arasında anlayış olarak pek bir fark yok, ne demişler tarih tekerrürden ibarettir eğer yanlışlara devam ediliyorsa.

İktidar son yedi yıldır soru soracak gazetecileri etrafına sokmuyor ve yandaş tabiri edilen yalakalıkta sınır tanımayan gazetecilerle hizmetlerini anlatma yoluna gidiyor ama inandırıcılık her geçen gün dibe oturmaya devam ediyor.

Her zaman söylerim güçlü muhalefet güçlü iktidar, özgür basın güçlü Türkiye demektir.

Bırakın gazeteci yaseminler sorularını özgürce sorsunlar sizlerde cevap verin kaybeden siz olmayacaksınız inanın.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum