<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
         <channel>
         <title>SAĞLIK</title>
         <link>https://www.pembepusula.org/saglik/</link>
         <description></description><item>
			<title><![CDATA[5 saat süren mikro operasyon başarıyla tamamlandı: Kendi dokusuyla hayata tutundu]]></title>
			<description><![CDATA[Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde, kanser nedeniyle memesi alınan bir hastaya, kendi dokusu kullanılarak mikro cerrahi yöntemle yeni meme oluşturuldu. Şehirde ilk kez uygulanan bu operasyonla, hastanın karın bölgesinden alınan doku damarlarıyla birlikte göğüs bölgesine nakledildi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde, kanser nedeniyle memesi alınan bir hastaya, kendi dokusu kullanılarak mikro cerrahi yöntemle yeni meme oluşturuldu. Şehirde ilk kez uygulanan bu operasyonla, hastanın karın bölgesinden alınan doku damarlarıyla birlikte göğüs bölgesine nakledildi.
Rahatsızlığı nedeniyle Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvuran hastada gerçekleştirilen operasyon iki aşamalı olarak tamamlandı. İlk olarak genel cerrahi ekibi tarafından gerçekleştirilen işlemin ardından, Plastik Cerrahi Uzmanları Dr. Muaz Zuhurlu ve Dr. Emre Berkay Zeyrek devraldı. Yaklaşık 5 saat süren operasyonda, "serbest doku aktarımı" adı verilen mikro cerrahi yöntemi uygulandı. Operasyon kapsamında hastanın karın bölgesinden alınan doku, mikroskop altında damar bağlantıları yapılarak göğüs bölgesine taşındı. Uzmanlar, hastanın kendi dokusunun kullanıldığı bu yöntemin, yapay materyallere oranla vücutla daha uyumlu ve kalıcı sonuçlar sunduğunu ifade etti.
Yaşam kalitesini artırıyor
Uygulanan yöntemin meme kanseri sonrası rehabilitasyon sürecinde ve hastanın yaşam kalitesinin artırılmasında önemli rol oynadığı belirtildi. Sakarya'da ilk kez gerçekleştirilen bu mikro cerrahi müdahalesinin, bölgedeki benzer durumdaki hastalar için bir tedavi alternatifi oluşturması hedefleniyor. Hastanın sağlık durumunun iyi olduğu ve takip sürecinin devam ettiği öğrenildi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/5-saat-suren-mikro-operasyon-basariyla-tamamlandi-kendi-dokusuyla-hayata-tutundu.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/5-saat-suren-mikro-operasyon-basariyla-tamamlandi-kendi-dokusuyla-hayata-tutundu.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/5-saat-suren-mikro-operasyon-basariyla-tamamlandi-kendi-dokusuyla-hayata-tutundu_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/5-saat-suren-mikro-operasyon-basariyla-tamamlandi-kendi-dokusuyla-hayata-tutundu.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/5-saat-suren-mikro-operasyon-basariyla-tamamlandi-kendi-dokusuyla-hayata-tutundu/507784/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 18:18:27 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Edirne'de bayram öncesi fahiş fiyat ve etiket denetimi sıklaştı]]></title>
			<description><![CDATA[Edirne Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri, yaklaşan Kurban Bayramı öncesi kent genelinde fiyat etiketi, haksız fiyat artışı ve gramaj denetimlerini artırdı. Merkez ve ilçelerde gerçekleştirilen kontrollerde çok sayıda iş yeri ve ürün mercek altına alındı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Edirne Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri, yaklaşan Kurban Bayramı öncesi kent genelinde fiyat etiketi, haksız fiyat artışı ve gramaj denetimlerini artırdı. Merkez ve ilçelerde gerçekleştirilen kontrollerde çok sayıda iş yeri ve ürün mercek altına alındı.
Kurban Bayramı öncesi vatandaşların mağduriyet yaşamaması amacıyla yerel ve ulusal marketler başta olmak üzere temel gıda, ihtiyaç ürünleri ve şekerleme satışı yapılan işletmelerde denetim yapıldı. Ekipler, raf ve kasa fiyatlarını karşılaştırırken, ürün etiketleri ile faturaları da inceledi. Yeme içme hizmeti sunan işletmelerde ise fiyat listeleri ve gramaj kontrolleri gerçekleştirildi.
Mayıs ayı boyunca kent merkezi ve ilçelerde 178 iş yerinde yapılan denetimlerde bin 525 ürün incelendi, 44 üründe aykırılık tespit edilerek idari işlem uygulandı. Haksız fiyat artışı kapsamında denetlenen 44 firmadan 6'sı ve 10 ürün hakkında ise Bakanlığa bildirimde bulunuldu.
Fiyat etiketi ve fiyat listesi kurallarına uymayan işletmeler hakkında cezai işlem başlatılırken, vatandaşlar bayram öncesi sürdürülen sıkı denetimlerden memnuniyet duyduklarını ifade etti.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/edirne39de-bayram-oncesi-fahis-fiyat-ve-etiket-denetimi-siklasti.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/edirne39de-bayram-oncesi-fahis-fiyat-ve-etiket-denetimi-siklasti.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/edirne39de-bayram-oncesi-fahis-fiyat-ve-etiket-denetimi-siklasti_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/edirne39de-bayram-oncesi-fahis-fiyat-ve-etiket-denetimi-siklasti.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/edirne-de-bayram-oncesi-fahis-fiyat-ve-etiket-denetimi-siklasti/507688/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 16:45:23 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Çocuğunuz sakızı seviyorsa dikkat! Şekerli sakızlar çürük riskini artırabilir]]></title>
			<description><![CDATA[<p>Günlük hayatta çocukların vazgeçilmez eğlencelerinden biri olan sakız çiğneme alışkanlığı, sanılanın aksine doğru ürün seçildiğinde diş sağlığı için koruyucu bir kalkan oluşturabiliyor. Ancak uzmanlar, gelişigüzel seçilen şekerli sakızların diş minesine geri dönülemez zararlar verebileceği konusunda aileleri önemle uyarıyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Günlük hayatta çocukların vazgeçilmez eğlencelerinden biri olan sakız çiğneme alışkanlığı, sanılanın aksine doğru ürün seçildiğinde diş sağlığı için koruyucu bir kalkan oluşturabiliyor. Ancak uzmanlar, gelişigüzel seçilen şekerli sakızların diş minesine geri dönülemez zararlar verebileceği konusunda aileleri önemle uyarıyor.İSTANBUL (İGFA) - Diş sağlığı uzmanları, piyasada bulunan birçok sakız türünün içerdiği sukroz, glikoz ve fruktoz gibi şekerler nedeniyle ağız içindeki bakteri faaliyetlerini hızlandırarak çürük riskini artırabileceği uyarısında bulundu. Şekerlerin bakteriler tarafından aside dönüştürülmesiyle diş minesinin zayıfladığı ve uzun vadede diş kayıplarına kadar gidebilen süreçlerin tetiklenebildiği belirtiliyor. Uzmanlar bu nedenle özellikle ürün etiketlerinin dikkatle incelenmesi gerektiğini vurguluyor.

Çocuk Diş Hekimi Dt. Nurgül Demir, koruyucu diş hekimliğinde doğru ürün seçiminin önemine dikkat çekerek, "Gülen diş" logosu taşıyan, yani "diş dostu" olarak nitelendirilen ürünlerin tercih edilmesinin önemine işaret etti. Demir, özellikle Xylitol içeren ürünlerin çocuklarda çürük riskini azaltmada etkili olabileceğini belirterek, Xylitolün ağızdaki çürük yapıcı bakteriler tarafından parçalanamadığını, bu nedenle bakteri seviyesini düşürmeye yardımcı olduğunu söyledi.



Ayrıca çiğneme sırasında artan tükürük akışının ağız içindeki asit dengesini düzenleyerek diş yüzeylerinin doğal temizlenme sürecine katkı sağladığı belirtiliyor.

Dt. Demir, ailelere ürün içeriklerini kontrol etme alışkanlığı kazanmaları gerektiğini vurgulayarak, küçük çocuklarda sakızın hava yoluna kaçma riskine karşı dikkatli olunması ve bu alışkanlığın yetişkin gözetiminde sürdürülmesi gerektiğini hatırlattı.


]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/cocugunuz-sakizi-seviyorsa-dikkat-sekerli-sakizlar-curuk-riskini-artirabilir.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/cocugunuz-sakizi-seviyorsa-dikkat-sekerli-sakizlar-curuk-riskini-artirabilir.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/cocugunuz-sakizi-seviyorsa-dikkat-sekerli-sakizlar-curuk-riskini-artirabilir-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/cocugunuz-sakizi-seviyorsa-dikkat-sekerli-sakizlar-curuk-riskini-artirabilir.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/cocugunuz-sakizi-seviyorsa-dikkat-sekerli-sakizlar-curuk-riskini-artirabilir/507678/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 17:40:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA["Yapay zekanın tesellisi tehlike saçıyor, muhakeme yeteneğini bloke ediyor"]]></title>
			<description><![CDATA[Uzmanlar, yapay zekanın insan beynini bloke ederek muhakeme yeteneğini zayıflattığı ve yanlış yönlendirmelerle bireyleri intihara kadar sürükleyebileceği uyarısında bulundu. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Uzmanlar, yapay zekanın insan beynini bloke ederek muhakeme yeteneğini zayıflattığı ve yanlış yönlendirmelerle bireyleri intihara kadar sürükleyebileceği uyarısında bulundu.
Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Elif Yöyen, yapay zekayla kurulan duygusal bağın sosyal izolasyonu derinleştirdiğini ve insanın problem çözme yeteneğini körelttiğini belirtti. Yapay zekayı arkadaş olarak kullanan gençlerin sosyal olarak kendini izole etmeye meyilli olduğunu belirten Yöyen, yapay zekanın özellikle gençler üzerinde bilinçsiz kullanım sonucunda büyük hasarlara yol açabileceğini vurguladı.
"Yapay zeka bize hükmetmeye başlıyor"
Değişen toplum yapısıyla beraber insanların yalnızlaştığını ve çözümü yapay zekada aradığını belirten Yöyen, "İnsanoğlu yalnızlığa tahammül edebilen bir varlık değildir. İnsan beyni sosyal bir varlıktır. Dolayısıyla insanlar bu sosyalleşme ihtiyaçlarını yapay zekayla sohbet ederek gidermeye çalışıyorlar ve tabii ki oradan aldıkları küçük tavsiyelerle de hayatlarına yön vermeye çalışıyorlar. Fakat bu tavsiyeler aslında kişilerin kendi gerçekte küçük de olsa sorunlarında, problem çözebilme becerilerini azaltıyor. Kız arkadaşınla kavga ettiysen ona bir çiçek al ve özür dile. Oldukça robotik davranmaya başlıyoruz ve yapay zeka bize hükmetmeye başlıyor. Bu anlamda insanın problem çözme ve düşünme, muhakeme edebilme süreçlerini bloke ettiği için masum bile görünse insan beynini bloke eden bu yapısıyla değersiz olduğunu düşünüyorum yapay zekanın" dedi.
"Gençler neden buna ihtiyaç duyuyor"
Kendini rahat ifade edemeyen ve toplumda kendilerine yer bulamayan gençlerin yapay zekayı arkadaş gibi kullandıklarını vurgulayan ve bu konuda gençlerin ailelerine ve arkadaşlarına büyük rol düştüğünü ifade eden Yöyen, "Öyle görünüyor ki yapay zekayla sohbet eden gençler daha sosyal ve ailesel ilişkileri anlamında kendini geri çekmiş. Daha sosyal anlamda izolasyonuna kendini sürüklemiş, yalnızlaşmış çocuklar. Aileler ya da onların çevresinde bulunanların buna biraz dikkat etmesi gerekiyor" diye konuştu.
"Kendi kendinize terapi de yapamazsınız"
Terapi uygulamasının bir uzman eşliğinde yapılması gerektiğini belirten Yöyen, "Terapi bir başka kişi tarafından size uygulanabilen bir hizmettir. Evet ağırlıklı olarak konuşma üzerine yapılmış olan bir tedavi biçimidir ama nasıl konuşacağımızı, ne zaman konuşacağımızı, ne zaman geri bildirim vereceğimizi, neyi nasıl yansıtacağımızı özel tekniklerle öğreniyoruz. Bu anlamda kendi kendine terapi diye bir şey yok. Sadece bu kendi var olan sorunlarını yüksek sesle dile getirmek ve bu sorunun varlığını kabul etmek bu konuda bir farkındalık geliştirmek olabilir" ifadelerini kullandı.
Yapay zeka algoritmasının verilen bilgilerle şekillendiğini belirten Yöyen, terapi ve tedavi süreçlerinde bir uzman yönlendirilmesiyle kullanılması gerektiğini vurgulayarak, "Yapay zeka 'gel bana derdini anlat, gel bana halini anlat, ben sana teşhis koyayım ve seni yönlendireyim' gibi bir uygulamada bulunmaz. Bu yüzden sorumluluk tamamen yapay zekayı kullanan bireyin kendisinde olması gerekiyor. Kişinin verdiği bilgilerle yapay zeka şekillendiği ve algoritma öyle yönlendirildiği için kendini doğru ifade edemediğinde yapay zekadan alacağı geri bildirimle depresyon derinleşebilir. 'Artık gerçekten hiçbir çıkar yol bulamıyorum' diyerek insanları intihara sürükleyebilir" ifadelerini kullandı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/quotyapay-zekanin-tesellisi-tehlike-saciyor-muhakeme-yetenegini-bloke-ediyorquot.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/quotyapay-zekanin-tesellisi-tehlike-saciyor-muhakeme-yetenegini-bloke-ediyorquot.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/quotyapay-zekanin-tesellisi-tehlike-saciyor-muhakeme-yetenegini-bloke-ediyorquot_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/quotyapay-zekanin-tesellisi-tehlike-saciyor-muhakeme-yetenegini-bloke-ediyorquot.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/yapay-zekanin-tesellisi-tehlike-saciyor-muhakeme-yetenegini-bloke-ediyor/507640/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 16:08:40 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Prof. Dr. Çelik: "Obezite artık kozmetik bir sorun değil kronik bir hastalıktır"]]></title>
			<description><![CDATA[Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sebahattin Çelik, obezitenin artık estetik bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bu durumun çağın en korkutucu salgını haline geldiğini söyledi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sebahattin Çelik, obezitenin artık estetik bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bu durumun çağın en korkutucu salgını haline geldiğini söyledi.
Avrupa Obezite Günü dolayısıyla dünya genelinde ve Türkiye'de artış gösteren kilo problemleri, modern toplumların en büyük sağlık tehditlerinden biri olarak kabul ediliyor. Sadece fiziksel değil, psikososyal etkileriyle de bireylerin yaşam kalitesini düşüren obezite, küresel ölçekte bir pandemi halini alırken, uzmanlar bu durumun kronik bir hastalık olarak ele alınması gerektiği uyarısında bulunuyor.
Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde yaklaşık 7 yıldır faaliyette olan Van Obezite Merkezi, bölgedeki obezite ile mücadelede lokomotif rolü üstleniyor. Günümüze kadar 2 binden fazla danışanın sağlık hizmeti aldığı merkezde, başvuranların yüzde 60'ı başarılı bir şekilde kilo vermeyi başardı. Merkezde takip edilen hastaların 200'ü ise cerrahi yöntemlerle tedavi edilerek sağlığına kavuştu.
"Obezite, sadece biyolojik nedenlerle açıklanacak bir durum değil"
İHA muhabirine konuşan Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sebahattin Çelik, günümüzde obezitenin ciddi bir salgın halini aldığını belirtti. Prof. Dr. Çelik, "Günümüzde, çağımızın en önemli salgınlarından biri obezitedir. Obezite artık estetik ya da kozmetik bir sorun olarak algılanmıyor, algılanmamalıdır da. Halen estetik amaçlarla obezite tedavisine başvuran ya da bu şekilde düşünen insanlar var; ancak bu kesinlikle yanlıştır. Çünkü obezite; kanserden şeker hastalığına, tansiyona kadar birçok hastalığın ana nedenlerinden biri olarak kabul ediliyor. Ayrıca obezite, sadece biyolojik nedenlerle açıklanacak bir durum da değildir; psikolojik ve sosyolojik yönleri olan, 'multifaktöriyel' dediğimiz bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla bu, sadece şu ilaçla ya da şu ameliyatla düzelecek biyolojik bir problem değildir; psikolojiyi ve sosyal desteği de gerektiren, birçok bölümü ilgilendiren bir hastalıktır. Bu nedenle obeziteyle mücadele de birçok alanı kapsamaktadır" dedi.
"Bu bir suçluluk durumu değil, bir hastalıktır"
Eskiden insanların açlıktan vefat ettiğini günümüzde ise aşırı kilodan dolayı sağlığını kaybedenlerin sayısının daha fazla olduğuna dikkat çeken Çelik, "Bunları, obezitenin ne kadar ciddi bir problem haline geldiğini vurgulamak için söylüyorum. Öte yandan, obez popülasyondaki insanları suçlamamamız gerekiyor. Bu bir suçluluk durumu değil, bir hastalıktır. Dolayısıyla hastalıkla daha akılcı yöntemlerle mücadele etmemiz gerekmektedir. Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye genelinde obezite oranı yüzde 30-31 civarında gözüküyor. Van ilimizde de maalesef obezite yüksek oranda seyrediyor. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde, İl Sağlık Müdürlüğümüzün de katkılarıyla 2019 yılında kurduğumuz Obezite Merkezimiz, şu anda 2 bine yakın danışanıyla aktif hizmet vermeye devam ediyor. Buraya gelen danışanlarımızın çok başarılı bir şekilde tedavi olduklarını ve verilerimize göre ciddi kilo kaybı sağladıklarını biliyoruz" diye konuştu.
Obezitenin çok inatçı bir hastalık olduğunu, kilo verdikten sonra tekrar kilo almalarının mümkün olduğunu hatırlatan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kilo verip tekrar geri almak, hastaların yüzde 60'ında izlediğimiz bir durumdur. Ameliyat ettiğimiz hastalarda bile 2-3 yıl sonra bir kısmının geri kilo aldığını görüyoruz. Bu durum şunu gösteriyor: Obezite sadece mideyi küçülterek, bir hap alarak ya da bir iğne yaparak çözülecek bir konu değildir. Bu bir kozmetik sorun değil; şeker hastalığı gibi ömür boyu mücadele gerektiren kronik bir sağlık sorunudur. Şayet iyi donanımlı bir merkezde takip edilirse, hastaların tekrar kilo alma oranı azalacaktır."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/prof-dr-celik-quotobezite-artik-kozmetik-bir-sorun-degil-kronik-bir-hastaliktirquot.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/prof-dr-celik-quotobezite-artik-kozmetik-bir-sorun-degil-kronik-bir-hastaliktirquot.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/prof-dr-celik-quotobezite-artik-kozmetik-bir-sorun-degil-kronik-bir-hastaliktirquot_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/prof-dr-celik-quotobezite-artik-kozmetik-bir-sorun-degil-kronik-bir-hastaliktirquot.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/prof-dr-celik-obezite-artik-kozmetik-bir-sorun-degil-kronik-bir-hastaliktir/507624/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 15:59:13 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sinop'ta yoğun bakımın "uzman elleri" sertifikalarını aldı]]></title>
			<description><![CDATA[Sinop Atatürk Devlet Hastanesi bünyesinde gerçekleştirilen 'Yoğun Bakım Hemşireliği Sertifika Programı' düzenlenen törenle sona erdi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sinop Atatürk Devlet Hastanesi bünyesinde gerçekleştirilen 'Yoğun Bakım Hemşireliği Sertifika Programı' düzenlenen törenle sona erdi.
Sinop Atatürk Devlet Hastanesi'nde 30 Mart - 12 Mayıs 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen Yoğun Bakım Hemşireliği Sertifika Programı başarıyla tamamlandı. Sağlık personellerinin mesleki bilgi ve becerilerini en üst seviyeye çıkarmayı hedefleyen programda, yoğun bakım hemşireliğine yönelik güncel klinik yaklaşımlar ve uygulamalı eğitimler verildi. Alanında uzman doktorların ve eğitmenlerin katkılarıyla yürütülen program süresince kursiyerler; hasta güvenliği, kritik hasta bakımı, yoğun bakım süreç yönetimi ve multidisipliner çalışma disiplini konularında kapsamlı bir eğitim sürecinden geçti. Teorik bilgilerin yanı sıra klinik uygulama aşamasında da yetkinlik kazanan hemşireler, modern yoğun bakım standartlarını yerinde deneyimleme fırsatı buldu. Eğitim programının başarıyla sonuçlanmasının ardından hastane yönetiminin katılımıyla bir tören düzenlendi. Kursu başarıyla bitiren sağlık personellerine sertifikaları; Başhekim Vekili Uzm. Dr. Mehmet Bağlıoğlu, başhekim yardımcıları ve idari ekip tarafından takdim edildi.
Törende kısa bir konuşma yapan Uzm. Dr. Mehmet Bağlıoğlu, yoğun bakım ünitelerinin hastanelerin en kritik noktaları olduğunu vurgulayarak, bu alanda uzmanlaşan personelin hizmet kalitesini daha da ileriye taşıyacağını ifade etti.
Program, toplu hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/sinop39ta-yogun-bakimin-quotuzman-elleriquot-sertifikalarini-aldi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/sinop39ta-yogun-bakimin-quotuzman-elleriquot-sertifikalarini-aldi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/sinop39ta-yogun-bakimin-quotuzman-elleriquot-sertifikalarini-aldi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/sinop39ta-yogun-bakimin-quotuzman-elleriquot-sertifikalarini-aldi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/sinop-ta-yogun-bakimin-uzman-elleri-sertifikalarini-aldi/507538/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 14:43:46 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Osmaniye'de ilk kez ileri evre larenks kanseri ameliyatı gerçekleştirildi]]></title>
			<description><![CDATA[Osmaniye'de ilk kez gerçekleştirilen operasyonda ileri evre larenks kanseri teşhisi konulan 72 yaşındaki erkek hasta, gerçekleştirilen kapsamlı cerrahi operasyonla sağlığına kavuşma yolunda önemli bir adım attı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Osmaniye'de ilk kez gerçekleştirilen operasyonda ileri evre larenks kanseri teşhisi konulan 72 yaşındaki erkek hasta, gerçekleştirilen kapsamlı cerrahi operasyonla sağlığına kavuşma yolunda önemli bir adım attı.
Osmaniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanları Op. Dr. Ayshan Pekdemir ve Op. Dr. Furkan Fatih Şenoğul tarafından gerçekleştirilen operasyonda, hastaya "Total Larenjektomi, Bilateral Boyun Diseksiyonu ve Total Tiroidektomi" işlemleri uygulandı. Söz konusu ameliyatın Osmaniye'de ilk kez gerçekleştirildiği öğrenildi. Baş-boyun bölgesinde sık görülen kanser türlerinden biri olan larenks kanserinin, çoğunlukla uzun süreli sigara ve tütün kullanımına bağlı ortaya çıktığı belirtilirken, ses kısıklığı, nefes darlığı, yutma güçlüğü ve kilo kaybı gibi şikayetlerle kendini gösterebildiği ifade edildi. Hastaneye başvuran 72 yaşındaki hastanın yapılan tetkik, görüntüleme ve biyopsi işlemleri sonucunda Evre IVA larenks kanseri tanısı aldığı bildirildi. Uzman ekip tarafından planlanan operasyonun başarılı geçtiği kaydedildi.
Hastane yönetimi tarafından yapılan açıklamada, modern tıbbi altyapı, deneyimli sağlık personeli ve multidisipliner çalışma anlayışıyla vatandaşlara kaliteli sağlık hizmeti sunulmaya devam edildiği belirtildi. Açıklamada ayrıca operasyon sürecinde görev alan sağlık çalışanları ile idari ekibin koordineli çalışmasının başarıda önemli rol oynadığı vurgulandı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/osmaniye39de-ilk-kez-ileri-evre-larenks-kanseri-ameliyati-gerceklestirildi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/osmaniye39de-ilk-kez-ileri-evre-larenks-kanseri-ameliyati-gerceklestirildi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/osmaniye39de-ilk-kez-ileri-evre-larenks-kanseri-ameliyati-gerceklestirildi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/osmaniye39de-ilk-kez-ileri-evre-larenks-kanseri-ameliyati-gerceklestirildi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/osmaniye-de-ilk-kez-ileri-evre-larenks-kanseri-ameliyati-gerceklestirildi/507500/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 14:22:11 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzman Op. Dr. Gonca Göksu Bulgan: "Anne ve bebek sağlığı için erken tanı büyük önem taşıyor"]]></title>
			<description><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gonca Göksu Bulgan, gebelikte uygulanan tarama testleri hakkında önemli bilgiler verdi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gonca Göksu Bulgan, gebelikte uygulanan tarama testleri hakkında önemli bilgiler verdi.
Dr. Bulgan, "Gebelik süreci boyunca anne adaylarının en çok merak ettiği konuların başında prenatal tarama testleri geliyor. Anne karnındaki bebeğin gelişiminin değerlendirilmesi ve bazı genetik hastalık risklerinin erken dönemde belirlenebilmesi amacıyla uygulanan ikili, üçlü ve dörtlü tarama testleri; günümüzde gebelik takibinin önemli bir parçasını oluşturuyor" dedi.
"Bu testler tanı koymaz, riski belirler"
Dr. Bulgan, gebelikte yapılan ikili, üçlü ve dörtlü testlerin tanı testi değil, tarama testi olduğuna dikkat çekerek, "Bu testlerin temel amacı, Down sendromu başta olmak üzere bazı kromozomal anomaliler ve doğumsal riskler açısından bebeğin risk durumunu değerlendirmektir. Sonuçlar kesin tanı anlamına gelmez. Risk yüksek çıktığında ileri tanı yöntemlerine başvurulabilir" dedi.
"İkili test nedir"
Op. Dr. Gonca Göksu Bulgan, erken dönemde yapılan bu testin gebelik takibinde önemli bir yol gösterici olduğunu belirtti. Dr. Bulgan, "Gebeliğin 11 ile 14. haftaları arasında yapılan ikili tarama testi; ultrason değerlendirmesi ile annenin kan değerlerinin birlikte analiz edilmesiyle uygulanıyor. Bu testte bebeğin ense kalınlığı ölçülürken, anneden alınan kan örneğinde belirli biyokimyasal değerler inceleniyor. İkili test sayesinde özellikle: Down Sendromu (Trizomi 21), Edwards Sendromu (Trizomi 18) gibi kromozomal hastalıkların risk oranı hesaplanabiliyor. Üçlü tarama testi ise genellikle gebeliğin 16 ile 20. haftaları arasında uygulanıyor. Anne adayından alınan kan örneğinde üç farklı biyokimyasal parametre değerlendirilerek bebeğe ait ihtimaller riskler hesaplanıyor. Bu test ile: Down Sendromu. Nöral tüp defektleri. Bazı kromozomal anomaliler açısından risk değerlendirmesi yapılabiliyor" ifadelerine yer verdi.
"Dörtlü testin güvenilirliği daha yüksek"
Dörtlü testin, üçlü teste ek olarak bir biyokimyasal parametre daha içermesi nedeniyle risk hesaplamasında daha güçlü sonuçlar sunduğunu ifade eden Dr. Bulgan, "Dörtlü test, özellikle bazı kromozomal anomalilerin belirlenmesinde daha yüksek doğruluk oranına sahiptir. Ancak hiçbir tarama testi yüzde 100 kesin sonuç vermez. Bu nedenle test sonuçlarının uzman hekim tarafından değerlendirilmesi gerekir. Her gebelik özeldir. Bu nedenle yapılacak testler ve takip süreci anne adayının yaşına, sağlık durumuna ve gebelik öyküsüne göre planlanmalıdır" şeklinde konuştu.
Gebelik sürecinde düzenli doktor kontrollerinin hem anne hem de bebek sağlığı açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Dr. Bulgan, prenatal tarama testlerinin zamanında yapılmasının ihtimalleri risklerin erken değerlendirilmesine katkı sağladığını belirtti.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/uzman-op-dr-gonca-goksu-bulgan-quotanne-ve-bebek-sagligi-icin-erken-tani-buyuk-onem-tasiyorquot.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/uzman-op-dr-gonca-goksu-bulgan-quotanne-ve-bebek-sagligi-icin-erken-tani-buyuk-onem-tasiyorquot.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/uzman-op-dr-gonca-goksu-bulgan-quotanne-ve-bebek-sagligi-icin-erken-tani-buyuk-onem-tasiyorquot_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/uzman-op-dr-gonca-goksu-bulgan-quotanne-ve-bebek-sagligi-icin-erken-tani-buyuk-onem-tasiyorquot.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/uzman-op-dr-gonca-goksu-bulgan-anne-ve-bebek-sagligi-icin-erken-tani-buyuk-onem-tasiyor/507439/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 13:18:10 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[İlaçta yerli üretim kapasitesinin artırılması hedefleniyor]]></title>
			<description><![CDATA[Atatürk Üniversitesi, üniversite-sanayi iş birliği vizyonu doğrultusunda ilaç sektörünün önemli temsilcilerinden Polifarma İlaç yetkililerini ağırladı. Gerçekleştirilen ziyarette, hammadde üretimi alanında geliştirilebilecek potansiyel projeler, ortak Ar-Ge çalışmaları ve sürdürülebilir iş birliği imkanları ele alındı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Atatürk Üniversitesi, üniversite-sanayi iş birliği vizyonu doğrultusunda ilaç sektörünün önemli temsilcilerinden Polifarma İlaç yetkililerini ağırladı. Gerçekleştirilen ziyarette, hammadde üretimi alanında geliştirilebilecek potansiyel projeler, ortak Ar-Ge çalışmaları ve sürdürülebilir iş birliği imkanları ele alındı.
Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu ev sahipliğinde Proje Destek Ofisi Koordinatörü Prof. Dr. Serdar Burmaoğlu'nun katılımıyla gerçekleştirilen görüşmeye; Polifarma Ar-Ge Müdürü Levent Kandemir, Ar-Ge Teknoloji Transferi Müdür Yardımcısı Alpay Ceylan ve Ar-Ge Proses Geliştirme Müdür Yardımcısı Ahmet Demirbaş katıldı.
Toplantıda; yerli ve milli üretim kapasitesinin artırılması, yüksek katma değerli ilaç hammaddelerinin geliştirilmesi, akademik bilgi birikiminin sanayi uygulamalarıyla bütünleştirilmesi ve uzun vadeli Ar-Ge iş birliklerinin oluşturulmasına yönelik değerlendirmelerde bulunuldu. Özellikle sağlık ve ilaç sektöründe dışa bağımlılığın azaltılmasına katkı sağlayacak projelerin önemine dikkat çekilirken, üniversitelerin bilimsel altyapısı ile sanayi kuruluşlarının üretim ve uygulama tecrübelerinin bir araya getirilmesinin stratejik bir gereklilik olduğu vurgulandı.
"Bilimsel Bilginin Uygulamaya Dönüştürülmesi Büyük Önem Taşıyor"
Ziyarette konuşan Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Atatürk Üniversitesinin bilimsel üretim kapasitesini toplum ve sanayi yararına dönüştürmeyi önceleyen bir anlayışla hareket ettiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: "Üniversite-sanayi iş birliğini yalnızca bilgi paylaşımı olarak değil, ülkemizin stratejik üretim hedeflerine katkı sunacak önemli bir kalkınma modeli olarak görüyoruz. Özellikle ilaç ve sağlık teknolojileri alanında yerli üretim kapasitesinin artırılması, nitelikli Ar-Ge çalışmalarının desteklenmesi ve bilimsel bilginin uygulamaya dönüştürülmesi büyük önem taşımaktadır. Polifarma İlaç ile gerçekleştirilen bu görüşmenin, gelecekte somut projelere ve güçlü iş birliklerine zemin hazırlayacağına inanıyorum."
Görüşme sonunda taraflar, karşılıklı bilgi paylaşımının artırılması, ortak proje geliştirme süreçlerinin değerlendirilmesi ve ilerleyen dönemde farklı çalışma başlıklarında iş birliği imkanlarının sürdürülmesi konusunda temennilerini dile getirdi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/ilacta-yerli-uretim-kapasitesinin-artirilmasi-hedefleniyor.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/ilacta-yerli-uretim-kapasitesinin-artirilmasi-hedefleniyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/ilacta-yerli-uretim-kapasitesinin-artirilmasi-hedefleniyor_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/ilacta-yerli-uretim-kapasitesinin-artirilmasi-hedefleniyor.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/ilacta-yerli-uretim-kapasitesinin-artirilmasi-hedefleniyor/507413/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 12:56:12 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Mide fıtığında tedavi kişiye özel planlanıyor]]></title>
			<description><![CDATA["Yemek sonrası artan göğüs yanması, gece ağza gelen acı su ve bir türlü geçmeyen rahatsızlık hissi... Çoğu zaman basit bir reflü sanılarak geçiştirilen bu şikayetlerin altında, yaşam kalitesini derinden sarsan mide fıtığı yatabiliyor" diyen Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Uygar Düzci, mide fıtığının toplumda sanılandan çok daha yaygın olduğuna dikkat çekti. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA["Yemek sonrası artan göğüs yanması, gece ağza gelen acı su ve bir türlü geçmeyen rahatsızlık hissi... Çoğu zaman basit bir reflü sanılarak geçiştirilen bu şikayetlerin altında, yaşam kalitesini derinden sarsan mide fıtığı yatabiliyor" diyen Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Uygar Düzci, mide fıtığının toplumda sanılandan çok daha yaygın olduğuna dikkat çekti.
Göğüste yanma ve ağza acı su gelmesi gibi şikayetler, günümüzün yoğun temposu ve düzensiz beslenme alışkanlıkları nedeniyle sıkça yaşanıyor. Ancak bu belirtiler sadece fonksiyonel bir reflünün değil, mide fıtığı gibi yapısal ve önemli bir sağlık sorununun da habercisi olabiliyor. Medipol Üniversitesi Esenler Dr. Öğr. Üyesi Uygar Düzci, mide fıtığının hem doğuştan hem de sonradan gelişebilen önemli bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekti.
Yaşam tarzını bozuyor
Mide fıtığı hakkında önemli bilgiler paylaşan Dr. Düzci, "Mide fıtığı, tıbbi adıyla hiatal herni, midenin diyaframdaki açıklıktan göğüs boşluğuna doğru yer değiştirmesiyle oluşuyor. Diyafram, göğüs ve karın boşluğunu ayıran kas yapısında bir bariyer görevi görüyor. Bu bölgedeki gevşeklik, midenin yukarı doğru kaymasına ve mide asidinin yemek borusuna kaçmasına neden olabiliyor. Bazı reflülerfonksiyoneldir. Tıka basa yemek, asitli ve gazlı içecekler tüketmek geçici reflüye neden olabilir. Ancak mide fıtığına bağlı reflü daha kalıcı ve yaşam kalitesini bozan bir tablo oluşturur" dedi.
Bu şikayetlerle ortaya çıkıyor
Mide fıtığı olan hastalarda en sık görülen belirten Dr. Düzci,"Yemeklerin ağza gelmesi, göğüste yanma hissi, ağıza acı ekşi su gelmesi, gece yastığa sıvı gelmesi ve ağız kokusu yer alıyor. Bazı hastalar ise göğüs ağrısı şikayetiyle kardiyolojiye başvurup yapılan tetkikler sonrası mide fıtığı tanısı alabiliyor. Toplumun yaklaşık yüzde 20'sinde mide fıtığı mevcut. Reflüşikâyetleri ise neredeyse her iki kişiden birinde görülebiliyor" diye konuştu.
Tedavide ilk adım yaşam tarzı
Mide fıtığının tedavisinin hastanın şikayetlerine göre planlandığını belirten Dr. Düzci, "İlk aşamada ilaç tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleri büyük önem taşıyor. Bu süreçte hastalara yatmadan en az iki saat önce yeme-içmeyi bırakmaları, yastık sayısını artırmaları, asitli ve gazlı içeceklerden kaçınmaları, tıka basa yemek yememeleri ve yemekle birlikte su tüketmemelerini öneriyoruz. Ancak ilaç tedavisine ve yaşam tarzı düzenlemelerine rağmen şikâyetleri devam eden hastalarda cerrahi seçenekler gündeme geliyor. Mide ile diyafram arasındaki açıklığın kapatıldığı cerrahi tedavilerle hastaların büyük bölümünde şikâyetlerin tamamen ortadan kalktığını görüyoruz" şeklinde konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/mide-fitiginda-tedavi-kisiye-ozel-planlaniyor.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/mide-fitiginda-tedavi-kisiye-ozel-planlaniyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/mide-fitiginda-tedavi-kisiye-ozel-planlaniyor_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/mide-fitiginda-tedavi-kisiye-ozel-planlaniyor.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/mide-fitiginda-tedavi-kisiye-ozel-planlaniyor/507409/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 12:51:01 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Tuzu azaltarak sağlığı korumanın etkili yolları]]></title>
			<description><![CDATA[Beslenme ve Diyet Uzmanı Selva Oturakçıibogil, tuz kullanımını azaltmanın en etkili yollarından birinin baharatlardan destek almak olduğunu belirterek, "Kimyon, kekik, biberiye, karabiber, zencefil ve kırmızı biber gibi aromatik baharatlar yemeklere istediğiniz lezzeti kazandırabilir" dedi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Beslenme ve Diyet Uzmanı Selva Oturakçıibogil, tuz kullanımını azaltmanın en etkili yollarından birinin baharatlardan destek almak olduğunu belirterek, "Kimyon, kekik, biberiye, karabiber, zencefil ve kırmızı biber gibi aromatik baharatlar yemeklere istediğiniz lezzeti kazandırabilir" dedi.
Dünya Sağlık Örgütü, bireylerin günlük tuz tüketiminin yaklaşık 5-6 gramı geçmemesini öneriyor. Oysa pek çok kişi yalnızca yemeklere eklediği tuzla değil; peynirden zeytine, soslardan atıştırmalıklara kadar birçok besin aracılığıyla fark etmeden gereğinden fazla miktarda tuz yani sodyum tüketiyor.
Günlük hayatta uygulanabilecek küçük ama etkili değişikliklerle hem daha dengeli beslenmenin hem de sağlığı korumanın mümkün olduğunu söyleyen Medline Adana Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Selva Oturakçıibogil, tuz tüketimini azaltmak için uygulanabilecek pratik önerilerde bulundu.
Beslenme ve Diyet Uzmanı Oturakçıibogil, yemeklerin tadına bakmadan tuz eklemenin çoğu zaman farkında olmadan fazla sodyum tüketimine neden olduğunu söyleyerek, "Bu alışkanlığı azaltmanın en etkili yollarından biri, sofradan tuzluğu tamamen kaldırmak olabilir. Beyaz peynir ve salamura peynirler genellikle yüksek miktarda tuz içerirler. Lor peyniri veya dil peyniri gibi daha düşük sodyum içeren seçenekleri tercih edin. Tuz oranı yüksek peynirleri ise tüketmeden önce bir süre suda dinlendirerek tuz miktarını azaltabilirsiniz. Kahvaltıların vazgeçilmezi olan zeytin, yüksek tuz içeriği nedeniyle kontrollü tüketilmelidir. Zeytinleri bir gece önceden suda bekletmek, içerisindeki fazla tuzun azalmasına yardımcı olacaktır. Hazır salçalar yüksek oranda tuz içerirler. Yemeklerde salça yerine taze domates rendesi kullanmak daha sağlıklı bir tercih olacaktır. Salça kullanılması gereken tariflerde ise yemeklere fazladan tuz eklemekten kaçının" dedi.
Konserve sebze, hazır gıda ve çorbaların genellikle yüksek miktarda sodyum içerdiğini belirten Oturakçıibogil, "Bu nedenle mümkün olduğunca taze ve doğal besinleri tercih etmeye özen gösterin. Sucuk, salam, sosis ve paketlenmiş et ürünleri, raf ömrünü uzatmak amacıyla yoğun miktarda tuz içerirler. Et, tavuk ve balığın doğal yapısında zaten belirli miktarda sodyum bulunduğu için ekstra tuz içeren işlenmiş ürünlerin tüketimi sınırlandırılmalıdır. Tuz kullanımını azaltmanın en etkili yollarından biri de baharatlardan destek almaktır. Kimyon, kekik, biberiye, karabiber, zencefil ve kırmızı biber gibi aromatik baharatlar yemeklere istediğiniz lezzeti kazandırabilir. Ketçap, mayonez ve hazır salata sosları yüksek miktarda gizli tuz içerebilir. Bunun yerine taze limon, zeytinyağı ve çeşitli baharatlarla hazırlanan doğal sosları kullanabilirsiniz. Turşu, yüksek tuz içeriği nedeniyle dikkatli tüketilmesi gereken besinler arasında yer alır. Tüketmeden önce bol suyla yıkamak tuz oranının bir miktar azalmasına yardımcı olur. Ayrıca porsiyon kontrolüne de çok dikkat edilmelidir. Hazır cips ve paketli atıştırmalıklar yoğun miktarda tuz içeren ürünlerdir. Ara öğünlerde çiğ badem, ceviz, fındık gibi yağlı tohumları tercih edebilir; evde baharatlarla hazırlayıp fırınladığınız sebze veya patates cipslerini daha sağlıklı bir alternatif olarak tüketebilirsiniz" diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/tuzu-azaltarak-sagligi-korumanin-etkili-yollari.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/tuzu-azaltarak-sagligi-korumanin-etkili-yollari.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/tuzu-azaltarak-sagligi-korumanin-etkili-yollari_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/tuzu-azaltarak-sagligi-korumanin-etkili-yollari.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/tuzu-azaltarak-sagligi-korumanin-etkili-yollari/507390/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 12:30:17 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Aşırı tuz tüketimi sessizce öldürüyor]]></title>
			<description><![CDATA[11-17 Mayıs Dünya Tuza Dikkat Haftası kapsamında uyarılarda bulunan Manisa Merkezefendi Devlet Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Burak Yaşar, aşırı tuz tüketiminin toplum sağlığını tehdit eden en önemli beslenme sorunlarından biri haline geldiğini söyledi. Fazla tuz tüketiminin yüksek tansiyon başta olmak üzere kalp, damar ve böbrek hastalıklarına yol açtığını belirten Yaşar, vatandaşlara günlük tuz tüketimini]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[11-17 Mayıs Dünya Tuza Dikkat Haftası kapsamında uyarılarda bulunan Manisa Merkezefendi Devlet Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Burak Yaşar, aşırı tuz tüketiminin toplum sağlığını tehdit eden en önemli beslenme sorunlarından biri haline geldiğini söyledi. Fazla tuz tüketiminin yüksek tansiyon başta olmak üzere kalp, damar ve böbrek hastalıklarına yol açtığını belirten Yaşar, vatandaşlara günlük tuz tüketimini azaltmaları çağrısında bulundu.
Dünya Sağlık Örgütü'nün sağlıklı bireyler için günlük tuz tüketimini 5 gram ile sınırlandırdığını hatırlatan Dr. Mustafa Burak Yaşar, Türkiye'de ise bu miktarın çoğu zaman farkında olmadan aşıldığını ifade etti. Yaşar, "Ülkemizde yalnızca sofrada kullanılan tuz değil; ekmek, peynir, zeytin, turşu ve işlenmiş gıdalar yoluyla da yüksek miktarda tuz tüketiliyor. Bu durum ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getiriyor" dedi.
Yüksek tansiyonun çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğine dikkat çeken Yaşar, bu nedenle hastalığın "sessiz tehlike" olarak adlandırıldığını söyledi. Tuzun uzun vadede damar yapısını bozduğunu kaydeden Yaşar, "Aşırı tuz tüketimi; yüksek tansiyon, kalp yetmezliği, inme ve böbrek hastalıkları riskini artırıyor. Tuz tüketimini azaltmak, kronik hastalıklarla mücadelede en etkili koruyucu adımlardan biridir" diye konuştu.
Vatandaşlara günlük yaşamda uygulanabilecek basit önlemler öneren Yaşar, yemeklere tadına bakmadan tuz eklenmemesi gerektiğini belirtti. Sofradan tuzluğun kaldırılmasının farkındalık oluşturacağını ifade eden Yaşar, tuz yerine nane, kekik, karabiber, limon ve sarımsak gibi doğal aroma vericilerin kullanılmasını tavsiye etti.
Paketli ürünlerde düşük sodyumlu seçeneklerin tercih edilmesi gerektiğini dile getiren Yaşar, salamura ürünler, turşu, cips, hazır soslar ve fast-food tüketiminin sınırlandırılmasının önemine dikkat çekti.
Özellikle diyabet, hipertansiyon, kalp ve böbrek yetmezliği bulunan bireylerin tuz tüketiminde çok daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Dr. Mustafa Burak Yaşar, "Sağlıklı yaşam küçük ama etkili değişikliklerle başlar. Tuzu azaltmak; kalbi, damarları ve böbrekleri korumanın en kolay yollarından biridir" ifadelerini kullandı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/asiri-tuz-tuketimi-sessizce-olduruyor.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/asiri-tuz-tuketimi-sessizce-olduruyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/asiri-tuz-tuketimi-sessizce-olduruyor_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/asiri-tuz-tuketimi-sessizce-olduruyor.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/asiri-tuz-tuketimi-sessizce-olduruyor/507366/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 12:10:45 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Göz kaşımayı hafife almayın!]]></title>
			<description><![CDATA[<p>Türk Oftalmoloji Derneği Kornea ve Oküler Yüzey Birimi Başkanı Prof. Dr. Özlem Evren Kemer, Türkiye'de genç nüfusta her 50 kişiden birinde görülen keratokonus göz hastalığı ile ilgili açıklamalarda bulundu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Türk Oftalmoloji Derneği Kornea ve Oküler Yüzey Birimi Başkanı Prof. Dr. Özlem Evren Kemer, Türkiye'de genç nüfusta her 50 kişiden birinde görülen keratokonus göz hastalığı ile ilgili açıklamalarda bulundu.İSTANBUL (İGFA) -  Türk Oftalmoloji Derneği Kornea ve Oküler Yüzey Birimi Başkanı Prof. Dr. Özlem Evren Kemer, keratokonus hastalığına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Kemer, gelişen tanı yöntemleriyle birlikte eskiden nadir kabul edilen keratokonusun aslında daha sık görüldüğünün ortaya çıktığını belirterek, dünya genelinde her 2 bin kişiden birinde görülen hastalığın Türkiye'de genç nüfusta her 100 kişiden 2'sinde tespit edilebildiğini ifade etti.

Hastalığın en önemli ve önlenebilir risk faktörlerinden birinin göz kaşıma alışkanlığı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kemer, gözlerin sık ve sert şekilde ovuşturulmasının korneanın yapısını zayıflattığını ve hastalığın ilerlemesini hızlandırdığını söyledi.



Özellikle alerjik bünyeye sahip kişilerde göz kaşıntısının daha sık görüldüğünü belirten Kemer, bu durumun farkında olmadan hastalık riskini artırdığını ve keratokonusun ilerleyişini hızlandırabildiğini kaydederek, risk gruplarına da değindi.

Prof. Dr. Özlem Evren Kemer, gözünü sık kaşıyan çocuklar ve gençler, alerjik göz hastalığı olanlar, sık gözlük numarası değişimi yaşayanlar ve ailesinde keratokonus öyküsü bulunan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini ifade etti. Keratokonusun genellikle ergenlik döneminde başladığını ve erken yaşlarda ilerleme eğilimi gösterdiğini belirten Kemer, hastalığın erken dönemde tespit edilmesi halinde ilerlemenin büyük ölçüde durdurulabildiğini, bu nedenle düzenli göz muayenesinin kritik önem taşıdığını vurguladı. Giderek artan bulanık görme, gözlükle tam düzelmeyen görme, gece görüşünde zorlanma ve ışık saçılması gibi belirtilere dikkat çeken Kemer, bu şikayetlerin görülmesi halinde mutlaka göz doktoruna başvurulması gerektiğini sözlerine ekledi.


]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/goz-kasimayi-hafife-almayin.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/goz-kasimayi-hafife-almayin.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/goz-kasimayi-hafife-almayin-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/goz-kasimayi-hafife-almayin.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/goz-kasimayi-hafife-almayin/507356/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 13:10:01 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bayburt'ta diş kanal tedavisi yenileme işlemleri artık merkezde yapılacak]]></title>
			<description><![CDATA[Bayburt Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde (ADSM) endodonti uzmanının göreve başlamasıyla diş kanal tedavisi yenileme işlemleri artık merkez bünyesinde yapılabilecek. Merkezde restoratif diş tedavisi alanında da uzman hekim hasta kabulüne başlarken, ADSM 30 hekimle hizmet verecek. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Bayburt Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde (ADSM) endodonti uzmanının göreve başlamasıyla diş kanal tedavisi yenileme işlemleri artık merkez bünyesinde yapılabilecek. Merkezde restoratif diş tedavisi alanında da uzman hekim hasta kabulüne başlarken, ADSM 30 hekimle hizmet verecek.
Bayburt Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde uzman hekim kadrosu güçlendirildi. Endodonti alanında Uzm. Dt. Enes Bodur'un hasta kabulüne başlamasıyla, kanal tedavisi yenileme işlemleri için vatandaşlara Bayburt'ta hizmet sunulacak.
ADSM'de restoratif diş tedavisi alanında da uzman hekim desteği sağlandı. İleri derecede diş kayıplarına yönelik dolgu tedavileri, estetik dolgu uygulamaları ve diş beyazlatma işlemleri Uzm. Dt. Mürşide Şüheda İncekara tarafından merkezde yapılabilecek.
Protetik tedavi alanına da 4 uzman hekim atandı. Dt. Adem Arslan, Dt. Dilara Yavuz Aktaş, Dt. Hatice Ece Geçinoğlu ve Dt. Emrullah Özkan genel diş hekimi olarak merkez kadrosuna dahil edildi.
Bayburt ADSM, yeni atamalarla birlikte 7 uzman hekim ve 23 diş hekimi olmak üzere toplam 30 hekimle vatandaşlara ağız ve diş sağlığı hizmeti sunacak.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/bayburt39ta-dis-kanal-tedavisi-yenileme-islemleri-artik-merkezde-yapilacak.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/bayburt39ta-dis-kanal-tedavisi-yenileme-islemleri-artik-merkezde-yapilacak.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/bayburt39ta-dis-kanal-tedavisi-yenileme-islemleri-artik-merkezde-yapilacak_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/bayburt39ta-dis-kanal-tedavisi-yenileme-islemleri-artik-merkezde-yapilacak.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/bayburt-ta-dis-kanal-tedavisi-yenileme-islemleri-artik-merkezde-yapilacak/507326/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 11:42:30 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Yaşlı bireylerde düşme sonucu oluşan kırıklar önemsenmeli]]></title>
			<description><![CDATA[Muğla'nın Bodrum ilçesinde, yaşlı nüfusun artmasıyla birlikte geriatrik kırıkların görülme sıklığı da artarken, uzmanlar özellikle basit ev kazaları ve düşük enerjili düşmeler sonrası oluşan kırıkların ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekti. Memorial Bodrum Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü'nden Opr. Dr. Serkan Akçay, geriatrik kırıkların yalnızca ortopedik bir problem olmadığını, yaşlı bireylerin yaşam kalitesini ve]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Muğla'nın Bodrum ilçesinde, yaşlı nüfusun artmasıyla birlikte geriatrik kırıkların görülme sıklığı da artarken, uzmanlar özellikle basit ev kazaları ve düşük enerjili düşmeler sonrası oluşan kırıkların ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekti. Memorial Bodrum Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü'nden Opr. Dr. Serkan Akçay, geriatrik kırıkların yalnızca ortopedik bir problem olmadığını, yaşlı bireylerin yaşam kalitesini ve genel sağlığını doğrudan etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu söyledi.
İleri yaşla birlikte kemik mineral yoğunluğunda doğal azalma meydana geldiğini belirten Akçay, özellikle menopoz sonrası kadınlarda hızlanan osteoporoz nedeniyle kemiklerin daha kırılgan hale geldiğini ifade etti. Birçok yaşlı bireyin kemik erimesini kırık oluşana kadar fark etmediğini belirten Akçay, kas gücünün azalması, denge problemleri ve reflekslerde yavaşlamanın da düşme riskini artırdığını kaydetti.
Geriatrik yaş grubunda en sık görülen kırıkların başında kalça kırıklarının geldiğini söyleyen Akçay, basit bir düşme sonrası oluşabilen bu kırıkların yaşlı bireyin uzun süre yatağa bağımlı kalmasına neden olabildiğini ifade etti. Kalça kırığı sonrası ilk bir yıl içinde ölüm oranlarında belirgin artış görülebildiğini belirten Akçay, hareketsizliğe bağlı enfeksiyonlar, kas kaybı, damar tıkanıklıkları ve genel sağlık durumundaki bozulmaların bu süreçte etkili olduğunu vurguladı.
Kalça kırıklarının yanı sıra omurga çökme kırıkları, el bileği kırıkları, omuz çevresi kırıkları ve pelvis kırıklarının da ileri yaş grubunda sık görüldüğünü belirten Akçay, geriatrik kırıkların en önemli nedeninin düşmeler olduğunu söyledi.
Ev ortamındaki küçük ihmallerin ciddi sonuçlara yol açabileceğini ifade eden Akçay, kaygan halılar, yetersiz aydınlatma, banyoda tutunma aparatlarının bulunmaması, uygun olmayan terlik ve ayakkabılar ile dağınık kablo ve eşiklerin kırık riskini artırdığını dile getirdi. Ayrıca tansiyon ilaçları, uyku ilaçları ve bazı nörolojik tedavilerin de baş dönmesi ve denge kaybına yol açarak düşme riskini artırabileceğini belirtti.
Yaşlanmayla birlikte görülen kas erimesi yani sarkopeninin geriatrik kırıklarda önemli rol oynadığını söyleyen Akçay, kas gücündeki azalmanın hem düşme ihtimalini artırdığını hem de kırık sonrası iyileşme sürecini zorlaştırdığını kaydetti. Düzenli yürüyüş, direnç egzersizleri ve denge çalışmalarının ileri yaş grubunda hayati önem taşıdığını vurguladı.
Geriatrik kırıklarda tedavi planının kırığın tipi, hastanın genel sağlık durumu ve günlük yaşam beklentisine göre belirlendiğini ifade eden Akçay, günümüzde birçok hastada cerrahi tedavinin ön plana çıktığını söyledi. Cerrahi tedavide hastayı en kısa sürede ayağa kaldırmanın, yatağa bağlı komplikasyonları önlemenin ve bağımsız yaşamı korumanın amaçlandığını belirtti.
Tedavide vida-plak sistemleri, intramedüller çiviler ve özellikle kalça kırıklarında protez uygulamalarının tercih edilebildiğini kaydeden Akçay, bazı özel durumlarda ise ameliyatsız tedavi yöntemlerinin uygulanabildiğini ifade etti.
Geriatrik kırıkların büyük bölümünün alınacak basit önlemlerle önlenebileceğini belirten Akçay, düzenli kemik yoğunluğu ölçümü yaptırılması, kalsiyum ve D vitamini seviyelerinin kontrol edilmesi, ev içi aydınlatmanın güçlendirilmesi, kaymaz halı kullanılması, banyolara tutunma barları yerleştirilmesi ve kaymayan tabanlı ayakkabı tercih edilmesi gerektiğini söyledi.
Haftada en az 150 dakika fiziksel aktivite yapılmasının önemine dikkat çeken Akçay, düzenli yürüyüş alışkanlığı kazanılması, denge ve direnç egzersizlerinin ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti. Tai-chi ve pilates gibi dengeyi artıran aktivitelerin de faydalı olabileceğini kaydetti.
Düzenli kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Akçay, görme ve işitme muayenelerinin yapılması, kullanılan ilaçların gözden geçirilmesi ile nörolojik ve kardiyolojik değerlendirmelerin aksatılmaması gerektiğini söyledi.
Geriatrik kırıkların yaşlı bireylerde yalnızca fiziksel değil psikolojik ve sosyal etkiler de oluşturduğunu vurgulayan Akçay, hareket kaybı sonrası gelişen yalnızlık, özgüven kaybı ve bağımlılık hissinin yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebildiğini ifade etti. Erken tanı, doğru tedavi ve koruyucu önlemler sayesinde yaşlı bireylerin aktif ve bağımsız yaşamlarını uzun yıllar sürdürebileceğini sözlerine ekledi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/yasli-bireylerde-dusme-sonucu-olusan-kiriklar-onemsenmeli.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/yasli-bireylerde-dusme-sonucu-olusan-kiriklar-onemsenmeli.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/yasli-bireylerde-dusme-sonucu-olusan-kiriklar-onemsenmeli_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/yasli-bireylerde-dusme-sonucu-olusan-kiriklar-onemsenmeli.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/yasli-bireylerde-dusme-sonucu-olusan-kiriklar-onemsenmeli/507315/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 11:39:05 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Böbrekleriniz size küsmeden, siz tuza veda edin]]></title>
			<description><![CDATA[Mutfakların vazgeçilmezi, sofraların "beyaz altını" tuzun, aslında vücudun sessiz kahramanları böbrekler için büyük bir yük olduğu konusunda uyarıda bulunan İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Uzmanı Doktor Orçun Ural, "Vücudumuzun günlük sodyum ihtiyacı sadece 1 gramın altında, geri kalan her şey ise damak tadımızın bir oyunu. Böbrekleriniz size küsmeden, siz tuza veda edin" dedi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Mutfakların vazgeçilmezi, sofraların "beyaz altını" tuzun, aslında vücudun sessiz kahramanları böbrekler için büyük bir yük olduğu konusunda uyarıda bulunan İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Uzmanı Doktor Orçun Ural, "Vücudumuzun günlük sodyum ihtiyacı sadece 1 gramın altında, geri kalan her şey ise damak tadımızın bir oyunu. Böbrekleriniz size küsmeden, siz tuza veda edin" dedi.
11 Mayıs Dünya Tuza Dikkat Haftası' sebebiyle bir açıklama yapan Nefroloji Uzmanı Doktor Orçun Ural, tuz bağımlığına dikkat çekti. Ural, "Çoğumuz yemeğin tadına bakmadan tuzluğa uzanırız. Peki, neden? Bu durum, bir damak tadı tercihinden ziyade beyindeki bir 'ödül mekanizması'. Tuz tüketimi beyinde dopamin salınımını tetikleyerek, zamanla daha fazlasını isteyen bir döngü oluşturuyor. Özellikle stresli anlarda kortizol seviyelerini düşürüp geçici bir rahatlama hissi verdiği için vücudumuz bizi yanıltarak tuzlu gıdalara yönlendiriyor. Oysa gerçek şu ki; vücudumuzun günlük sodyum ihtiyacı sadece 1 gramın altında, geri kalan her şey ise damak tadımızın bir oyunu." dedi.
Sessiz ve derin hasar: Glomerüler Hiperfiltrasyon
Vücudun arıtma tesisi olan böbreklerin kanımızdaki tuzu dengelemek için olağanüstü bir çaba sarf ettiğini anlatan Uzman Dr. Orçun Ural, şöyle devam etti: "Ancak bu çaba, 'Glomerüler Hiperfiltrasyon' denilen bir sürece yol açarak böbreğin o meşhur filtrelerini (nefronları) yoruyor ve zamanla sertleşmelerine neden oluyor. Böbrekler genellikle sessizce mücadele eder. Sağlıklı hissetmeniz, hasar oluşmadığı anlamına gelmez; sadece böbreğinizin henüz bu yükü tolere edebildiğini gösterir. Belirtiler başladığında ise genellikle iş işten geçmiş oluyor."
Sadece tansiyon hastaları mı risk altında?
Tuzun sadece yüksek tansiyonu olanlara zararlı olduğu büyük bir yanılgı olduğunu belirten Dr. Ural, normal kan basıncına sahip bireylerde bile aşırı tuzun böbrek dokusuna doğrudan zarar verdiğini vurguladı. Ural, tuzun damar sağlığından bağımsız olarak böbrek hücrelerini doğrudan etkileyerek kronik hastalıkların temelini atabildiğini söyledi.
Tuzu kesmek için sadece masadaki tuzluğu kaldırmanın ne yazık ki yeterli olmadığını belirten Dr. Ural, asıl mücadelenin market raflarında başladığını belirterek, "Sağlıklı sandığımız paketli gıdalardan her gün yediğimiz ekmeğe kadar her yerde gizli sodyum var. Çözüm ise basit ama etkili: Bilinçli bir tüketici olup etiket okumayı alışkanlık haline getirmek. Böbreklerinizi korumak için bugün atacağınız küçük bir adım, yarın sizi diyaliz makinelerinden uzak tutabilir. Damak tadını yeniden eğitmek için kritik süre 21 gün. Tuzu kademeli azaltıp yerine taze baharatlar, limon ve doğal aromalar eklediğinizde, 3 haftanın sonunda reseptörleriniz yenilenecek ve yiyeceklerin gerçek tadını almaya başlayacaksınız.
Geleceğinizi 'salamura' etmeyin. Bugün o tabağa eklemediğiniz bir tutam tuz, yarın size sağlıklı bir ömür olarak geri dönecek." dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/bobrekleriniz-size-kusmeden-siz-tuza-veda-edin.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/bobrekleriniz-size-kusmeden-siz-tuza-veda-edin.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/bobrekleriniz-size-kusmeden-siz-tuza-veda-edin_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/bobrekleriniz-size-kusmeden-siz-tuza-veda-edin.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/bobrekleriniz-size-kusmeden-siz-tuza-veda-edin/507308/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 11:26:43 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[MODY alanındaki bilimsel çalışma ödülle taçlandı]]></title>
			<description><![CDATA[Nadir görülen bir diyabet türü olan Genç Yaşta Başlayan Erişkin Tip Diyabet (MODY) üzerine yürütülen bilimsel çalışma uluslararası literatürde yerini alırken, prestijli bir ödüle de layık görüldü. Medicana International Ankara Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Muhammed Erkam Sencar'ın da yer aldığı araştırma, 2025 yılında "En İyi 3'ncü Çalışma" ödülünü kazandı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Nadir görülen bir diyabet türü olan Genç Yaşta Başlayan Erişkin Tip Diyabet (MODY) üzerine yürütülen bilimsel çalışma uluslararası literatürde yerini alırken, prestijli bir ödüle de layık görüldü. Medicana International Ankara Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Muhammed Erkam Sencar'ın da yer aldığı araştırma, 2025 yılında "En İyi 3'ncü Çalışma" ödülünü kazandı.
Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Derneği'nin resmi akademik dergisi Endocrinology Research and Practice tarafından ödüllendirilen çalışma, MODY hastalığıyla ilgili klinik çalışmalara önemli katkılar sundu. Dört farklı merkezden endokrinoloji uzmanlarının iş birliğiyle yürütülen araştırmada, MODY hastalarında obezite ve dislipidemi sıklığı detaylı şekilde incelendi. Araştırma sonuçları, MODY hastalarında metabolik risk faktörlerinin sanılandan daha yaygın olduğunu ortaya koydu. Elde edilen bulgulara göre hastaların yaklaşık yüzde 24'ünde obezite, yüzde 72'sinde ise dislipidemi tespit edildi. Bu veriler, hastalığın yalnızca kan şekeri düzeyiyle sınırlı değerlendirilmemesi gerektiğini, kilo ve lipid profili açısından da düzenli ve kapsamlı takip yapılmasının önemini ortaya koyuyor. Çalışma ayrıca MODY hastalarında yaş ve obezitenin, dislipidemi gelişimiyle güçlü bir ilişki içinde olduğunu göstererek, bu hastaların yönetiminde metabolik risk faktörlerinin tamamının birlikte değerlendirilmesi ve tedavi edilmesi gerektiğini gösteriyor. Bilimsel değeri yüksek olan söz konusu çalışma, yalnızca akademik alanda değil, klinik uygulamalarda da yol gösterici nitelik taşıyor. Çalışma, MODY gibi nadir görülen bir diyabet türünde klinik bilgi ve deneyimin artmasına katkı sağladı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/mody-alanindaki-bilimsel-calisma-odulle-taclandi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/mody-alanindaki-bilimsel-calisma-odulle-taclandi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/mody-alanindaki-bilimsel-calisma-odulle-taclandi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/mody-alanindaki-bilimsel-calisma-odulle-taclandi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/mody-alanindaki-bilimsel-calisma-odulle-taclandi/507307/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 11:26:29 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Manisa Şehir Hastanesi'nden tuz tüketim uyarısı]]></title>
			<description><![CDATA[Manisa Şehir Hastanesi Nefroloji Uzmanı Dr. Hafize Kurt, fazla tuz tüketiminin böbrek sağlığı ve tansiyon üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekerek önemli tavsiyelerde bulundu. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Manisa Şehir Hastanesi Nefroloji Uzmanı Dr. Hafize Kurt, fazla tuz tüketiminin böbrek sağlığı ve tansiyon üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekerek önemli tavsiyelerde bulundu.
Dünya Tuza Dikkat Haftası kapsamında toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla Manisa Şehir Hastanesinde bilgilendirme çalışması gerçekleştirildi. Nefroloji Hekimi Uzm. Dr. Hafize Kurt, aşırı tuz kullanımının böbreklerden kalp-damar sistemine kadar birçok hayati fonksiyonu tehdit ettiğini vurguladı.
Günlük yaşamda fark edilmeden tüketilen hazır ve işlenmiş gıdaların fazla tuz alımında en büyük etken olduğu belirten Kurt, tuzun vücut için gerekli bir mineral olduğunu ancak doz aşımının ciddi riskler barındırdığını söyledi. Uzm. Dr. Hafize Kurt, şu bilgilere yer verdi: "Dünya Tuza Dikkat Haftası kapsamında toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla tuz tüketiminin sağlık üzerindeki etkilerini hatırlatmak istiyoruz. Tuz, vücudumuz için gerekli minerallerden biri olsa da ihtiyaçtan fazla tüketildiğinde özellikle böbrekler, kalp-damar sistemi ve tansiyon üzerinde olumsuz etkiler oluşturabilmektedir. Günlük yaşamda çoğu zaman fark edilmeden tüketilen hazır ve işlenmiş gıdalar, fazla tuz alımına neden olabilmektedir. Aşırı tuz tüketimi; yüksek tansiyon, böbrek hastalıkları ve kalp-damar hastalıkları açısından önemli risk faktörlerinden biridir. Böbreklerimiz, vücuttaki sıvı ve mineral dengesini sağlamakla görevli organlardır. Fazla tuz tüketimi ise böbreklerin çalışma yükünü artırarak zaman içerisinde sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilmektedir"
Özellikle kronik rahatsızlığı bulunan bireylerin beslenme alışkanlıklarını gözden geçirmesi gerektiğini hatırlatan Kurt, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Hipertansiyon, diyabet ve böbrek hastalığı bulunan bireylerin tuz tüketimi konusunda daha dikkatli olması gerekmektedir. Sofrada ekstra tuz kullanımını azaltmak, paketli ürünlerin içeriklerini kontrol etmek ve doğal beslenme alışkanlıklarını artırmak bu süreçte oldukça önemlidir. Sağlıklı yaşamın korunabilmesi için küçük görünen alışkanlıkların büyük etkiler oluşturabileceği unutulmamalıdır. Tuz tüketiminin kontrollü şekilde azaltılması, hem böbrek sağlığının korunmasına hem de genel sağlık durumunun desteklenmesine katkı sağlayacaktır"
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/manisa-sehir-hastanesi39nden-tuz-tuketim-uyarisi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/manisa-sehir-hastanesi39nden-tuz-tuketim-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/manisa-sehir-hastanesi39nden-tuz-tuketim-uyarisi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/manisa-sehir-hastanesi39nden-tuz-tuketim-uyarisi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/manisa-sehir-hastanesi-nden-tuz-tuketim-uyarisi/507294/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 11:17:08 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmanından uyarı: "Çarpıntı, kilo değişimi ve halsizliğin nedeni tiroit olabilir"]]></title>
			<description><![CDATA[Acıbadem Bayındır Kavaklıdere Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ebru Menekşe, çarpıntı, ani kilo değişimleri, halsizlik, saç dökülmesi ve sürekli yorgunluk gibi şikayetlerin altında tiroit hastalıklarının yatabileceğine dikkati çekti. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Acıbadem Bayındır Kavaklıdere Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ebru Menekşe, çarpıntı, ani kilo değişimleri, halsizlik, saç dökülmesi ve sürekli yorgunluk gibi şikayetlerin altında tiroit hastalıklarının yatabileceğine dikkati çekti.
Acıbadem Bayındır Kavaklıdere Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Menekşe, tiroit hastalıklarına ilişkin uyarılarda bulundu. Çarpıntı, ani kilo değişimleri, halsizlik, saç dökülmesi ve sürekli yorgunluk gibi şikayetlerin altında tiroit hastalıklarının yatabileceğine dikkati çeken Menekşe, "Tiroit bezindeki fonksiyon bozuklukları tüm vücudu etkileyebilir. Bu nedenle hastaların sadece tek bir branş tarafından değil, multidisipliner yaklaşımla değerlendirilmesi gerekir" dedi.
Boynun ön kısmında bulunan tiroit bezinin metabolizmadan kalp ritmine, vücut ısısından kilo kontrolüne kadar birçok sistemi etkilediğini belirten Menekşe, "Tiroit hastalıkları bazen sadece halsizlik ya da kilo problemi gibi görünen belirtilerle ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle erken tanı büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı.
Doğru tedavi ile birçok hastada ameliyat gerekmeyebiliyor
Tiroit hastalıklarının yönetiminde endokrinoloji uzmanlarının önemli rol üstlendiğini ifade eden Menekşe, "Hipotiroidi, hipertiroidi, tiroititler ve nodüler hastalıklar gibi farklı klinik tabloların doğru değerlendirilmesi gerekir. Uygun ilaç tedavisi ve düzenli takip sayesinde birçok hastada cerrahi ihtiyacı ortadan kaldırılabiliyor ya da hasta doğru zamanda ameliyata yönlendiriliyor" diye konuştu.
Tiroit, hassas bir bölgede yer alıyor
Cerrahi gereken durumlarda deneyimin kritik olduğunu vurgulayan Menekşe, "Tiroit ameliyatları ses tellerini kontrol eden sinirlerin ve kalsiyum dengesini sağlayan paratiroit bezlerinin bulunduğu hassas bir bölgede yapılır. Bu yapıların korunması ameliyat başarısı açısından son derece önemlidir" dedi.
Uzman ekiplerle yapılan ameliyatların komplikasyon riskini azalttığını belirten Menekşe, "Bu nedenle tiroit cerrahisinin deneyimli merkezlerde yapılması gerekir" ifadelerini kullandı.
Ultrason ve biyopsi tanıda yol gösteriyor
Tanı sürecinde radyoloji ve patoloji birimlerinin katkısına dikkati çeken Menekşe, "Yüksek çözünürlüklü ultrasonografi ve ince iğne biyopsisi sayesinde nodüller detaylı şekilde değerlendirilebiliyor. Elde edilen veriler ilgili branşların ortak değerlendirmesiyle yorumlanıyor ve hastaya en uygun tedavi planı oluşturuluyor" diye konuştu.
"Tedavi sonrası takip en az tedavi kadar önemli"
Tiroit hastalıklarının çoğu zaman uzun süreli takip gerektirdiğini ifade eden Menekşe, "Hormon düzeylerinin düzenli kontrol edilmesi, görüntüleme sonuçlarının karşılaştırılması ve hastaya özgü risklerin izlenmesi tedavi başarısını doğrudan etkiler" dedi.
Özellikle tiroit kanseri hastalarında multidisipliner takibin önemine değinen Menekşe, "Cerrahi sonrası nükleer tıp ve endokrinoloji uzmanlarıyla birlikte yürütülen süreç hastalığın kontrol altında tutulmasında kritik rol oynar" ifadelerini kullandı.
"Her hastaya özel tedavi planı gerekiyor"
Multidisipliner yaklaşımın kişiselleştirilmiş tedavi imkanı sunduğunu belirten Menekşe, "Farklı uzmanlık alanlarının ortak değerlendirmesi sayesinde daha doğru kararlar alınabiliyor. Bu yaklaşım hem tedavi etkinliğini artırıyor hem de komplikasyon risklerini azaltıyor" diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/uzmanindan-uyari-quotcarpinti-kilo-degisimi-ve-halsizligin-nedeni-tiroit-olabilirquot.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/uzmanindan-uyari-quotcarpinti-kilo-degisimi-ve-halsizligin-nedeni-tiroit-olabilirquot.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/uzmanindan-uyari-quotcarpinti-kilo-degisimi-ve-halsizligin-nedeni-tiroit-olabilirquot_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/uzmanindan-uyari-quotcarpinti-kilo-degisimi-ve-halsizligin-nedeni-tiroit-olabilirquot.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/uzmanindan-uyari-carpinti-kilo-degisimi-ve-halsizligin-nedeni-tiroit-olabilir/507279/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 11:07:25 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Anneler Günü'nde uzmanlardan kadınlara özel sağlık önerileri]]></title>
			<description><![CDATA[Ankara'da Anneler Günü dolayısıyla düzenlenen programda kadınlarla bir araya Güven Hastanesi doktorları Sera Kayhan ve Sinem Tavşan Ersoy, kadın sağlığı, menopoz süreci ve erken yaşlanmaya karşı alınabilecek önlemler hakkında tavsiyelerde bulundu. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Ankara'da Anneler Günü dolayısıyla düzenlenen programda kadınlarla bir araya Güven Hastanesi doktorları Sera Kayhan ve Sinem Tavşan Ersoy, kadın sağlığı, menopoz süreci ve erken yaşlanmaya karşı alınabilecek önlemler hakkında tavsiyelerde bulundu.
Güven Hastanesi Çayyolu Kampüsü'nde Anneler Günü dolayısıyla kadın sağlığına yönelik seminerler ve deneyimlerin paylaşıldığı buluşmalar düzenlendi. Etkinlikte gençleşme uygulamalarından sağlıklı menopoz sürecine kadar birçok konuda uzmanlar tarafından bilgiler verildi. Dermatolog Doktor Sera Kayhan ile Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Sinem Tavşan Ersoy, hastanede yer alan 'Gençleşme Kliniği'nde kadın sağlığı, menopoz süreci ve ilerleyen yaşa rağmen genç görünebilmek için neler yapılabileceğine dair açıklamalarda bulundu.
"Cildi sağlıklı tutmak için güneşten korunmak gerekiyor"
Gençleşmek için neler yapılabileceğini, hangi işlemlerin uygulanabileceğini aktaran Dermatolog Doktor Sera Kayhan, "Altın iğne, mezoterapi, bazı Botulinum toksin uygulamalarından bahsediyoruz. Aynı zamanda cilt bakımını evimizde nasıl devam ettirebiliriz, bu sonuçları nasıl koruyabiliriz bunlardan bahsediyoruz. Yaz da geliyor. En önemlisi cildi sağlıklı tutmak için kesinlikle güneşten korunmak. Güneşten korunmak, hem antiaging işlemleri için hem de cildimizin kalitesini devam ettirmek için çok önemli. Burada tabii sadece cilt bakımı değil, aynı zamanda beslenmeyle ilgili öneriler, kadın sağlığıyla ilgili öneriler, saç sağlığınızla ilgili öneriler de olacak" diye konuştu.
"Doğal görünümlü Botulinum toksin uygulamaları mümkün mü"
Gençleşme dendiğinde hangi işlemlerin kullanılması gerektiğini açıklayan Kayhan, "Botulinum toksin uygulamaları her zaman gülüşümüzü, yüzümüzü, yüzümüzün ifadelerini değiştirir mi bunlardan bahsedeceğiz. Doğal görünümlü Botulinum toksin uygulamaları mümkün mü? Cilt kalitemizi artırmak için neler yapabiliriz? Mezoterapi nedir, nasıl uygulanır bunlardan bahsedeceğiz. Ayrıca son zamanların popüler uygulaması olan sıvı yüz germe gibi cildimizin kolajenini artıran uygulamalardan bahsedeceğiz. Altın iğne gibi uygulamalarla cildimizde kaliteyi nasıl artırabiliriz bunlardan bahsedeceğiz" ifadelerini kullandı.
"Normal menopoz yaşı 45-55 aralığında"
"Sağlıklı menopoz dönemi nasıl olur?" ve "Sağlıklı menopoz için neler yapılmalı?" sorularına cevap veren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Sinem Tavşan Ersoy ise, "Sağlıklı menopoz dönemi önemli. Sağlıklı menopoz aslında kadınların hayatının üçte biri menopozun içerisinde geçiyor. Bu nedenle de bunu sağlıklı olarak atlatmak bizim için çok önemli. Biz de burada bunu nasıl sağlıklı yaparız, nasıl hissettiğimiz semptomları daha aza indirgeriz aslında bunun için çalışıyoruz. Özellikle menopozdan bahsedecek olursam biz bir yıl hiç adet görmediğimiz zaman aslında bu bir menopoz oluyor. Normali 45-55 yaş arasında ama bazen 40-45 yaş arasına da girdikleri oluyor ve buna erken menopoz deniyor. Bunun öncesinde olduğunda da erken yumurtalık yetmezliği olarak adlandırabiliyoruz. Bu menopozda özellikle sıcak basmaları, ki hastaların yüzde 80'inde aslında bunu görüyoruz. Vajinal atrofiler yani vajinal kuruluklar olabiliyor. Onun dışında uyku bozuklukları, ki bu gerçekten hastaları çok sıkıntıya sokan bir durum ve duygu durum bozuklukları olabiliyor, anksiyete olabiliyor. Bu nedenle de hastalara bu alanlarda yani bu durumlarda mutlaka destek vermemiz gerekiyor, ki bu menopozu aslında sağlıkla atlatabilsinler" açıklasında bulundu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/anneler-gunu39nde-uzmanlardan-kadinlara-ozel-saglik-onerileri.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/anneler-gunu39nde-uzmanlardan-kadinlara-ozel-saglik-onerileri.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/anneler-gunu39nde-uzmanlardan-kadinlara-ozel-saglik-onerileri_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/anneler-gunu39nde-uzmanlardan-kadinlara-ozel-saglik-onerileri.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/anneler-gunu-nde-uzmanlardan-kadinlara-ozel-saglik-onerileri/507270/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 11:02:38 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Akondroplazili çocuklar için umut olan tedavi artık SGK kapsamında]]></title>
			<description><![CDATA[Akondroplazi nedeniyle ciddi boy kısalığı ve birçok sağlık sorunuyla mücadele eden çocuklar için umut olan hedefe yönelik ilaç, Sosyal Güvenlik Kurumunca (SGK) geri ödeme kapsamına alındı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Akondroplazi nedeniyle ciddi boy kısalığı ve birçok sağlık sorunuyla mücadele eden çocuklar için umut olan hedefe yönelik ilaç, Sosyal Güvenlik Kurumunca (SGK) geri ödeme kapsamına alındı.
Akondroplazi hastalığı boy kısalığının yanı sıra belde eğilme, kulak enfeksiyonu, solunum problemleri gibi birçok sorunu beraberinde getiriyor. Hastaları psikolojik olarak da kötü etkileyen ve nadir görülen bu hastalığın tedavisinin geciktirilmemesi gerektiğini vurgulayan uzmanlar, hedefe yönelik ilacın artık SGK tarafından da geri ödeme kapsamına alındığını belirtti. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı ve Çocuk Endokrinolojisi Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zehra Aycan, akondroplazi hastalığının FGFR3 geninin mutasyona uğraması sonucu oluştuğunu ifade ederek, "Bu gende aktive olan mutasyon sonucunda kemiklerin, özellikle kol ve bacak kemiklerinin büyümesinde önemli sıkıntılar oluyor, büyümesini sağlayamıyor. Dolayısıyla ciddi bir kol kısalığı, bacak kısalığı ve boy kısalığıyla karşımıza çıkıyor. Aynı zamanda bu genetik problemler başka organlarda da bazı tutulumlar yapıyor. Örneğin beyin sapında bir daralmaya neden oluyor. Bebeklerde özellikle küçük yaş grubu çocuklarda solunum sıkıntısı, başın büyümesi gibi bulgularla kendini gösteriyor" diye konuştu.
Hastalığın çok sistemli bir rahatsızlık olduğunu söyleyen Aycan, "Biraz daha büyüdüklerinde bebeklerimizde bazı omurga sorunları olabiliyor. Belde eğilmeler olabiliyor ve sık sık kulak enfeksiyonu geçirebiliyorlar. Tepeden tırnağa boy kısalığı çok belirgin olsa da bunun yanı sıra başka sistemler de etkilenebiliyor" dedi.
"Boy kısalığı olunca çocuğun kendi günlük yaşantısını bile yapmasında büyük zorluklar oluşuyor"
Boy kısalığının çocuk endokrinoloji doktorlarının gündeminde olan bir konu olduğunu aktaran Aycan, "4 yıl önce bunun hedefe yönelik tedavileri bulunduktan sonra bu konu çok daha önemli hale geldi. Boy uzaması için tedavi veremezseniz, bu kişilerin final boyları kızlarda 1.25 civarında, erkeklerde 1.35 civarında oluyor. Bu takdir ederseniz ki çok kısa bir boy. Yani bu kadar boy kısalığı olunca çocuğun kendi günlük yaşantısını bile yapmasında büyük zorluklar oluşuyor. Bir kız çocuğunu düşünelim, saçını tarayıp bağlayamıyor. Veya tuvalette temizlik ihtiyacını karşılayamıyor. Devamlı annesine ve ebeveynlerine ihtiyacı olan bir durum içerisine girebiliyor. Motor kayıpları olabiliyor. Tüm bu durumlar çocukların sık sık travmalarla karşılaşmalarına neden oluyor" açıklamasında bulundu.
Yaşanan sorunların tedavi edilebildiğinin altını çizen Aycan, "Akondroplazi, multidisipliner yönetilmesi gereken bir rahatsızlık. Bu konu, çocuk endokrincilerin, tıbbi genetik uzmanlarının, nörolojinin, beyin cerrahisinin, çocuk göğüs hastalıkları uzmanlarının, ortopedistlerin ortak konusudur. Boy kısalığı yaşayan hastalar ilk olarak endokrine başvuruyorlar. Biz de diğer disiplinlerdeki hocalarımıza, doktorlarımıza gönderiyoruz ve onların da ilgili bölümleri yönetmesini sağlıyoruz" şeklinde konuştu.
Aycan, ultrason tekniklerinin çok ilerlediğini anlatarak, bu hastalığın 24. haftadan itibaren gebelikte de tespit edilebildiğini söyledi. Bu hastalığa sahip kişilerin psikolojik olarak da olumsuz etkilendiklerini belirten Aycan, erken tanının önemine dikkat çekti. Akondroplazinin nadir görülen bir hastalık olduğunu dile getiren Prof. Dr. Aycan, "Yaklaşık 100 bin bebekte 4-6 civarında görülüyor. Çok nadir görülen bir hastalık. Ülkemizde henüz büyümesi tamamlanmamış yaklaşık 400-450 civarında akondroplazili çocuk olduğunu biliyoruz. Dünya çapında ise 360 bin civarında vaka olduğu bildiriliyor" dedi.
"Akondroplazi teşhisi konan bebeklere 4. aydan itibaren ülkemizde SGK kapsamında ödenebiliyor"
Hastalıkta kullanılan ilacın artık SGK tarafından karşılandığını vurgulayan Aycan, sözlerine şöyle devam etti:
"Bu hedefe yönelik bir ilaç. Biraz önce söylediğimiz mekanizmalar o yolaklarda, kemiğin büyümesini durdurucu yolaklara müdahale eden bir ilaç. Dolayısıyla da bu hedefe yönelik ilaçlar ilk geldiğinde çok pahalı oluyor. Devletin ödeme kapsamına alınması için ruhsatlanma süreci, çalışmaların bu ilacın etkinliğini doğru bir şekilde ortaya koyma süreci gibi birtakım süreçlerden geçmesi gerekiyor. Boy kısalığı yaşayan çocuklar yıllık 3,5-4 cm büyürken, kendi büyümelerinin üzerine hedefe yönelik ilaçla 1,5-2 santimetre daha eklenebildiği ortaya kondu. Yani 5 yaşında bir çocuğa bu ilacı başladığınızda her gün kendi büyümesinin üzerine 1,5 santimetre daha arttığında final boyunun daha kabul edilebilir bir boya gelmesi çok önemli bu çocuklar için. Heyet tarafından değerlendirilerek tedavileri onaylanan ve sonrasında mahkeme süreciyle ilaçlarına kavuşan 250-300 kadar vaka oldu. Öte yandan, tüm bu süreçleri bizler SGK'da bazı bilimsel kurullarda devlet büyüklerimize anlattık. Yani bunun nadir bir hastalık olduğunu, boylarının çok kısa kaldığını, fiziksel ve psikolojik olarak da çocukları çok etkilediğini belirttik. Bütün bu süreçler olgunlaştığında nisan ayı içerisinde SGK ilacın geri ödeme kapsamına alınmasını ve sağlık uygulama tebliğinde yer almasını sağladı. Artık ilaca erişimleri daha kolay olacak. Şu anda bu ilaç ülkemizde akondroplazi teşhisi olan bebeklere 4. aydan itibaren SGK kapsamında ödeniyor."
"Özel gereksinimi olan bu çocuklarda yeni tedaviyle engelleri aşacağımızı düşünüyoruz"
Akondroplazili hastaların toplumdan ayrışmaması için çeşitli etkinlikler de düzenlediklerine dikkati çeken Aycan, şu ifadeleri kullandı:
"Hastaların gerçek yaşamlarındaki hissiyatlarını, duygularını, problemlerini anlamak çok çok önemli. Çünkü bizler bazen sadece medikal tedaviye odaklanabiliyoruz. Halbuki yaşamda birçok zorlukları olabiliyor. O nedenle biz çocuk endokrinologları olarak ailelerle buluşmalar yapıyoruz. Örneğin Ankara'da, Diyarbakır'da, Konya'da akondroplazili çocuklarımız ve aileleriyle buluştuk. Onların problemlerini kendi ağızlarından dinledik, yaşamda çektikleri zorlukları dinledik. Bunlar da bence çok önemli. Çünkü bizim görmediğimiz, onların temas ettiği alanlar olabiliyor ve biz bunu aslında bundan sonraki hastalarımızla buluşmalarda dikkate alıyoruz. Bu röportajımızı Engelliler Haftası kapsamında yapmış oluyoruz ancak biz hiçbir çocuğumuza engelli etiketini yakıştırmıyoruz. Öte yandan özel gereksinimi olan bu çocukların boy kısalığı sebebiyle birtakım engelleri olduğunu da elbette biliyoruz. Bu yeni tedaviler sayesinde engelleri aşacağımızı düşünüyoruz."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/akondroplazili-cocuklar-icin-umut-olan-tedavi-artik-sgk-kapsaminda.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/akondroplazili-cocuklar-icin-umut-olan-tedavi-artik-sgk-kapsaminda.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/akondroplazili-cocuklar-icin-umut-olan-tedavi-artik-sgk-kapsaminda_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/akondroplazili-cocuklar-icin-umut-olan-tedavi-artik-sgk-kapsaminda.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/akondroplazili-cocuklar-icin-umut-olan-tedavi-artik-sgk-kapsaminda/507255/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 10:55:05 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA["Yaz içecekleri ömrü kısaltıyor"]]></title>
			<description><![CDATA[Pek çok faktör yaşam süresi üzerinde etkili oluyor. Gerek genetik miras gerekse yaşam tarzı alışkanlıkları sağlığı da hastalığı da beraberinde getiriyor. Özellikle de havaların ısındığı son günlerde serinlemek amacıyla tüketilen içecekler tehlikeli olabiliyor. Uzm. Dr. Burak Uzel, özellikle beslenme biçiminin uzun yaşam sürelerinde olumlu etkilerde bulunduğunu söyledi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Pek çok faktör yaşam süresi üzerinde etkili oluyor. Gerek genetik miras gerekse yaşam tarzı alışkanlıkları sağlığı da hastalığı da beraberinde getiriyor. Özellikle de havaların ısındığı son günlerde serinlemek amacıyla tüketilen içecekler tehlikeli olabiliyor. Uzm. Dr. Burak Uzel, özellikle beslenme biçiminin uzun yaşam sürelerinde olumlu etkilerde bulunduğunu söyledi.
Ultra işlenmiş gıdaların sağlık üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu ifade eden Medicana Ataköy Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü'nden Uzm. Dr. Burak Uzel, "Ultra işlenmiş gıdalardan (UPG) kaçış, uzun ömre açılan kapıdır. Avrupa Kardiyoloji Derneği'nin yayınladığı bir araştırmada günlük beslenmede ultra işlenmiş gıdaların payındaki her yüzde 10'luk artış, kalp damar hastalığı riskini yüzde 12 oranında artırmaktadır. Bu da ömür süresi üzerinde olumsuz etkilere yol açmaktadır. Dünya çapında binlerce kişi üzerinde yapılan araştırmaların meta-analizi, ultra işlenmiş gıdaların (hazır paketli atıştırmalıklar, bisküviler, şekerli içecekler ve hazır çorbalar) kalp sağlığı üzerindeki yıkıcı etkisini rakamlarla ortaya koymaktadır. İncelenen 13 büyük çalışmanın 9'u, yüksek oranda işlenmiş gıda tüketiminin kardiyovasküler ölüm riskini yüzde 9 ile yüzde 65 arasında artırdığını kanıtlamaktadır. Bu gıdalar, koroner kalp hastalığı riskini yüzde 13, beyin damar hastalıkları (felç) riskini ise yüzde 11 oranında tetiklemektedir" dedi.
Katkı maddeleri biyolojiyi bozuyor
Avrupa Kardiyoloji Derneği'nin hazırladığı raporun en dikkat çekici bulgularından birinin, ultra işlenmiş gıdaların zararının genel diyet kalitesinden bağımsız olması olduğuna değinen Uzm. Dr. Burak Uzel, "Yani, kişi sağlıklı gıdalar tüketse bile, araya karışan ultra işlenmiş ürünler vücuttaki enflamasyonu ve damar sertliğini tetiklemeye devam etmektedir. Mesele sadece kalori almak değil; bu gıdaların içindeki endüstriyel katkı maddeleri ve işleme süreçlerinde ortaya çıkan yeni bileşikler biyolojimizi bozmaktadır. Sağlığımızı kaybettikten sonra zayıflama iğneleriyle çözüm aramak yerine, sorunun kaynağına inmek önemlidir" şeklinde konuştu.
Geleneksel mutfağa dönün
Hastalara sadece "tuz ve yağı azalt" demesinin yeterli olmadığını kaydeden Uzm. Dr. Burak Uzel, "Artık kişilere "işlenmiş gıdalardan uzak dur" tavsiyesi vermek de gerekir. Bu tavsite hayati bir klinik müdahale olarak öne çıkmaktadır. Özellikle de yaz ayları yaklaşırken serinlemek adına içilen içeceklerin işlenmiş gıdalar arasında yer aldığını ve tehlikeli olabileceğini söyleyen Uzm. Dr. Burak Uzel, "Iced Latte masum görünebilir ama içine eklenen şuruplar bazen bir öğünlük şeker ihtiyacını tek bardakta almanıza neden olur. Meyvenin lifinden ayrılmış, sadece şekerli suyunun (fruktoz) içilmesi karaciğeri doğrudan yorar. Enerji içecekleri ve gazlı içecekler hem yüksek şeker hem de kafein içeriğiyle kalp ritmini bozabilir. Bunun yanında milkshake gibi içecekler ultra işlenmiş şeker ve gıda kaynakları arasındadır. Bu süreçlerde içine nane, limon veya salatalık dilimleri atılmış doğal maden suları veya ev yapımı, şekersiz soğuk bitki çayları en güvenli limandır. Karmaşık diyet listeleri yerine, geleneksel Türk ev yemeklerine ve tencere yemeklerine geri dönmek önemlidir. İçeriğinde beşten fazla malzeme olan ve ev mutfağında bulunmayan kimyasallar içeren paketli ürünlerden kaçınmak gerekir. Çok hızlı ulaşılan ve hızlı tüketilen "hazır" gıdalar, yaşam süresini de aynı hızla kısaltmaktadır" diye görüş verdi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/quotyaz-icecekleri-omru-kisaltiyorquot.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/quotyaz-icecekleri-omru-kisaltiyorquot.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/quotyaz-icecekleri-omru-kisaltiyorquot_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/quotyaz-icecekleri-omru-kisaltiyorquot.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/yaz-icecekleri-omru-kisaltiyor/507251/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 10:54:40 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bayburt'ta üniversite öğrencilerine bağımlılıkla mücadele anlatıldı]]></title>
			<description><![CDATA[Bayburt'ta üniversite öğrencilerine yönelik düzenlenen konferansta, gençlere bağımlılıklardan uzak, bilinçli ve sağlıklı yaşamın önemi anlatıldı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Bayburt'ta üniversite öğrencilerine yönelik düzenlenen konferansta, gençlere bağımlılıklardan uzak, bilinçli ve sağlıklı yaşamın önemi anlatıldı.
Yeşilay Bayburt Şubesi ve Genç Yeşilay Topluluğu iş birliğinde, 'Sağlıklı Gelecek İçin Bağımsız Yaşam' konulu konferans düzenlendi. Programda, bağımlılıkla mücadelede izlenecek yol haritası, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve gençlerin zararlı alışkanlıklardan korunması konuları ele alındı.
Konferansta, gençlerin fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden sağlıklı bir yaşam sürdürebilmeleri için bağımlılık risklerine karşı bilinçli hareket etmeleri gerektiği vurgulandı.
Programda, sağlıklı bir gelecek için gençlerin bilinçlendirilmesinin önem taşıdığı ifade edildi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/bayburt39ta-universite-ogrencilerine-bagimlilikla-mucadele-anlatildi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/bayburt39ta-universite-ogrencilerine-bagimlilikla-mucadele-anlatildi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/bayburt39ta-universite-ogrencilerine-bagimlilikla-mucadele-anlatildi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/bayburt39ta-universite-ogrencilerine-bagimlilikla-mucadele-anlatildi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/bayburt-ta-universite-ogrencilerine-bagimlilikla-mucadele-anlatildi/507250/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 10:50:34 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmanından uyarı: "Akciğer nodülünü görmezden gelmek hayatı riske atabilir"]]></title>
			<description><![CDATA[Liv Hospital Ankara Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ülkü Yılmaz, akciğerde saptanan bir nodülü görmezden gelmenin riski ortadan kaldırmadığına ve erken teşhisin hayat kurtardığına dikkati çekti. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Liv Hospital Ankara Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ülkü Yılmaz, akciğerde saptanan bir nodülü görmezden gelmenin riski ortadan kaldırmadığına ve erken teşhisin hayat kurtardığına dikkati çekti.
Akciğerde saptanan bir nodülü görmezden gelmenin riski ortadan kaldırmadığının altını çizen Liv Hospital Ankara Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ülkü Yılmaz, uyarılarda bulundu. Yılmaz, "Ancak doğru değerlendirme ve düzenli takip, ciddi hastalıkların erken teşhisinde kritik rol oynar. Sigara içiyor olmak bir sağlık sorumluluğu oluşturmalıdır. Akciğerdeki nodülü görmezden gelmek riski yok etmez, ancak erken teşhis etmek hayat kurtarır" dedi.
"Düşük doz bilgisayarlı tomografi ile daha erken tespit ediliyor"
Akciğerde saptanan nodüllerin günümüzde özellikle düşük doz bilgisayarlı tomografi (BT) kullanımının yaygınlaşması ile daha sık tespit edildiğinin altını çizen Prof. Dr. Yılmaz, "Akciğer nodülü (pulmoner nodül), akciğer dokusu içerisinde görülen, genellikle 3 santimetreden küçük, yuvarlak veya oval oluşumlardır. Bu nodüllerin çok büyük bir kısmı iyi huylu nedenlere bağlı olsa da bazı durumlarda akciğer kanserinin ilk belirtisi olabilir" ifadelerine yer verdi.
"Genelde belirti vermiyor"
Akciğer nodüllerinin genelde belirti vermediğini ve sıklıkla başka nedenlerle yapılan görüntüleme yöntemlerinde tesadüfen ortaya çıktığını dile getiren Yılmaz, "Tespit edilen nodülün akciğerde yerleşim yeri, boyutu, kenar yapısı, şekli, büyüme hızı, hastanın meslek ve aile geçmişi, sigara öyküsü gibi risk faktörleri değerlendirilerek ileri inceme gerekip gerekmediğine karar verilir. Bu değerlendirmeler doğrultusunda nodül takip edilir, ileri inceleme yapılır veya cerrahi girişim önerilir" şeklinde konuştu.
Tanı ve tedavide doğru yaklaşım önemli
Pulmoner nodül saptandığında her nodülün kanser anlamına gelmediğinin de altını çizen Prof. Dr. Yılmaz, "Enfeksiyonlar, geçirilmiş tüberküloz hastalığına bağlı eski görünümler, iyi huylu tümörler veya inflamatuvar hastalıklar nodül oluşumuna neden olabilir" dedi.
Risk grubundakiler dikkatli olmalı
Prof. Dr. Yılmaz, hangi durumlarda dikkatli olunması gerektiğini ise şöyle anlattı:
"Sigara kullananlar veya geçmişte uzun süreli sigara öyküsü olanlar, ailede akciğer kanseri öyküsü olanlar, ileri yaştakiler ile nodül boyutu büyük veya düzensiz kenar yapısına sahip olanlar veya zaman içerisinde nodülü büyüme gösterenler dikkatli olmalıdır."
Akciğer kanserinin erken dönemde tespit edildiğinde tedavi başarısının da belirgin şekilde arttığını sözlerine ekleyen Prof. Dr. Yılmaz, bu nedenle risk grubundaki kişilerin düzenli kontrollerini aksatmamasının önem taşıdığını söyledi.
"Masum diye takip etmeyi bırakmamak gerekiyor"
Tanı ve tedavi sürecinde nodülün özellikleri doğrultusunda bilgisayarlı tomografi, PET-CT, gerektiğinde biyopsi yöntemlerinin kullanılabildiğini veya hastanın sadece takibe alınabildiğine işaret eden Prof. Dr. Yılmaz, "Sonuç olarak pulmoner nodüller çoğu zaman masum olabilir ancak doğru değerlendirme ve düzenli takip, ciddi hastalıkların erken teşhisinde kritik rol oynar. Sigara içiyor olmak bir sağlık sorumluluğu oluşturmalıdırı. Akciğerdeki nodülü görmezden gelmek riski yok etmez, ancak erken teşhis etmek hayat kurtarır" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/uzmanindan-uyari-quotakciger-nodulunu-gormezden-gelmek-hayati-riske-atabilirquot.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/uzmanindan-uyari-quotakciger-nodulunu-gormezden-gelmek-hayati-riske-atabilirquot.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/uzmanindan-uyari-quotakciger-nodulunu-gormezden-gelmek-hayati-riske-atabilirquot_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/uzmanindan-uyari-quotakciger-nodulunu-gormezden-gelmek-hayati-riske-atabilirquot.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/uzmanindan-uyari-akciger-nodulunu-gormezden-gelmek-hayati-riske-atabilir/507238/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 10:43:46 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Nöromodülasyon sempozyumu Ankara'da gerçekleştirildi]]></title>
			<description><![CDATA[Türk Nöroloji Derneği Nöromodülasyon Çalışma Grubu tarafından düzenlenen 4. Nöromodülasyon Sempozyumu 9-10 Mayıs 2026 tarihlerinde Ankara'da Nöroteknoloji Mükemmeliyet Ortak Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde (NÖROM) yapıldı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Türk Nöroloji Derneği Nöromodülasyon Çalışma Grubu tarafından düzenlenen 4. Nöromodülasyon Sempozyumu 9-10 Mayıs 2026 tarihlerinde Ankara'da Nöroteknoloji Mükemmeliyet Ortak Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde (NÖROM) yapıldı.
Düzenleme Kurulu Başkanlığını Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji AD. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Cengiz'in yaptığı sempozyumda, ülkenin dört bir yanından, farklı disiplinlerden gelen bilim insanları nörolojinin ve nörobilimin popüler alanı nöromodülasyon konusunu tartışmak, bilgi paylaşımında bulunmak ve konu ile ilgili pratik uygulamalara katılmak üzere buluştu.
Nöromodülasyonun temel prensiplerinden ileri teknolojiye, tedaviye dirençli hastalıklar için yeni yaklaşımlardan etik sorunlara kadar geniş bir yelpazede konuların ele alındığı sempozyumun ardından değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Bülent Cengiz, "Beyin uyarısı, nöroplastisite gibi genel konular dışında konuşmacılar kendi çalışmalarının bulduklarını da paylaştılar. İki değişik duyusal uyaranın beyinde nasıl işlendiğine ait çalışmanın sonuçları bu işleme sürecinin şizofreni ve yaşlılarda uzadığını gösteriyordu. Migren hastalarında duyusal işletmenin hangi mekanizmalarla bozulduğunu gösteren çalışmaların sunulduğu konuşmalar yapıldı. Araştırmacılar fibromyalji hastalığında rTMS etkinliğini araştırdıkları çalışmayı paylaştılar. Katılımcıların araştırma ağları kurarak ayrıldıkları sempozyumun ülkemizde nöromodülasyon alanındaki birikime katkı sağladığına inanıyoruz" dedi.
Ankara'da düzenlenen 4. Nöromodülasyon Sempozyumu'nun organizasyonunu gerçekleştiren Burkon Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Eker de, "Burkon Turizm olarak kongreler ve sempozyumlar düzenlerken, tıp bilimine de katkı sağlıyor olmaktan mutluyuz" şeklinde konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/noromodulasyon-sempozyumu-ankara39da-gerceklestirildi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/noromodulasyon-sempozyumu-ankara39da-gerceklestirildi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/noromodulasyon-sempozyumu-ankara39da-gerceklestirildi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/noromodulasyon-sempozyumu-ankara39da-gerceklestirildi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/noromodulasyon-sempozyumu-ankara-da-gerceklestirildi/507229/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 10:37:40 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Dış gebelikte erken müdahale hayat kurtarıyor]]></title>
			<description><![CDATA[Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü'nden Op. Dr. Gültekin Koçun, gebeliğin başında özellikle tek taraflı ağrı ve beklenmedik kanama gibi belirtilerin ciddiye alınması gerektiğini vurgulayarak, dış gebelikte erken tanının cerrahi müdahaleyi önleyebileceğini ve yaşamı koruduğunu belirtti. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü'nden Op. Dr. Gültekin Koçun, gebeliğin başında özellikle tek taraflı ağrı ve beklenmedik kanama gibi belirtilerin ciddiye alınması gerektiğini vurgulayarak, dış gebelikte erken tanının cerrahi müdahaleyi önleyebileceğini ve yaşamı koruduğunu belirtti.
Dış gebelik, çoğu zaman sıradan bir gebelik süreci gibi başlayıp kısa sürede hayati risk oluşturan bir tabloya dönüşebiliyor. Özellikle erken dönemde fark edilmeyen vakalarda, iç kanama ve şok gibi ciddi komplikasyonlar gelişebiliyor. Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gültekin Koçun, adet gecikmesiyle birlikte ortaya çıkan ağrı ve kanama gibi belirtilerin hafife alınmaması gerektiğini vurguladı. Op. Dr. Gültekin Koçun, dış gebeliğin döllenmiş yumurtanın rahim yerine çoğunlukla fallop tüplerine yerleşmesiyle geliştiğini belirterek, bu durumun erken fark edilmemesi halinde ciddi sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekti. Op. Dr. Gültekin Koçun, "Normal bir gebelikte döllenmiş yumurta tüplerden geçerek rahim içine yerleşir. Ancak dış gebelikte bu süreç bozulur ve embriyo rahim dışında gelişmeye başlar. Bu durum erken dönemde tespit edilmezse tüp yırtılması ve iç kanama gibi hayatı tehdit eden komplikasyonlar ortaya çıkabilir" dedi.
İlk belirtileri karıştırılabiliyor
Dış gebeliğin en tehlikeli aşamasının tüp yırtılması olduğunu belirten Op. Dr. Gültekin Koçun, "Embriyo büyüdükçe yerleştiği tüpü gerer ve bir noktadan sonra tüp yırtılabilir. Bu durumda karın içine ani ve yoğun bir kanama başlayabilir. Müdahale edilmezse hasta kısa sürede şoka girebilir. Özellikle gebeliğin 5 ile 10'uncu haftaları arasında risk belirgin şekilde artar ve her geçen saat hayati tehlikeyi büyütebilir" ifadelerini kullandı.
Dış gebeliğin ilk belirtilerinin çoğu zaman normal gebelikle karıştırılabildiğini söyleyen Op. Dr. Gültekin Koçun, şu uyarıda bulundu:
"Adet gecikmesi, tek taraflı kasık ağrısı ve vajinal kanama en sık görülen bulgulardır. Ancak gebelik testi yine pozitif çıkacağı için bu durum çoğu zaman gözden kaçabilir. İlerleyen süreçte omuz ağrısı, baş dönmesi ve bayılma gibi belirtiler ortaya çıkarsa bu durum iç kanamanın başladığını gösterebilir ve acil müdahale gerektirir."
Her dış gebelik ameliyat gerektirmez
Tedavi sürecinin hastaya göre değiştiğini belirten Op. Dr. Gültekin Koçun, erken tanının cerrahi ihtiyacını azaltabildiğini söyledi. Op. Dr. Gültekin Koçun, "Her dış gebelik ameliyat gerektirmez. Erken dönemde yakalanan birçok vakada ilaç tedavisiyle süreç kontrol altına alınabilir. İlaç, gebelik dokusunun büyümesini durdurur ve vücut tarafından emilmesini sağlar. Ancak tüp yırtılması, şiddetli kanama ya da tedaviye yanıt alınamayan durumlarda cerrahi müdahale kaçınılmaz hale gelir" diye konuştu. Tanı sürecinin dikkat ve titizlik gerektirdiğini vurgulayan Op. Dr. Gültekin Koçun, "Sağlıklı bir gebelikte Beta-HCG hormonu her 48 saatte yaklaşık iki katına çıkar. Eğer bu artış beklenenden yavaşsa ya da duruyorsa dış gebelik şüphesi artar. Ayrıca belirli bir hormon seviyesine rağmen rahim içinde gebelik kesesi görülmüyorsa mutlaka dış gebelik araştırılmalıdır" dedi.
Gecikme hayati riskleri katlayabilir
Dış gebelikte en büyük riskin tanı ve tedavide gecikme olduğunu belirten Op. Dr. Gültekin Koçun, "Gecikilen vakalarda tüp yırtılması sonucu şiddetli iç kanama gelişebilir. Bu durum hemorajik şoka yol açabilir ve hastanın hayatını tehdit eder. Ayrıca tüpün alınması gerekebilir, bu da gelecekteki gebelik şansını azaltabilir. Bunun yanında enfeksiyon ve yapışıklıklar da ilerleyen dönemde kısırlığa neden olabilir" ifadelerini kullandı.
Dış gebelik geçiren kadınlarda tekrar riskinin arttığını belirten Op. Dr. Gültekin Koçun, sözlerini şöyle tamamladı:
"Bir kez dış gebelik geçiren kadınlarda tekrar riski yaklaşık yüzde 10-15 civarındadır. Adet gecikmesi yaşanır yaşanmaz doktora başvurulmalı ve gebeliğin rahim içinde olduğu erken dönemde doğrulanmalıdır."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/dis-gebelikte-erken-mudahale-hayat-kurtariyor.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/dis-gebelikte-erken-mudahale-hayat-kurtariyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/dis-gebelikte-erken-mudahale-hayat-kurtariyor_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/dis-gebelikte-erken-mudahale-hayat-kurtariyor.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/dis-gebelikte-erken-mudahale-hayat-kurtariyor/507193/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 10:16:06 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[İç organları ters yerleşimli olan hastaya akciğer ameliyatı yapıldı]]></title>
			<description><![CDATA[DENİZLİ (İHA) – Denizli'de iç organları ters yerleşimli olan yaşlı kadın, gerçekleştirilen başarılı akciğer operasyonu sayesinde sağlığına kavuştu. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[DENİZLİ (İHA) – Denizli'de iç organları ters yerleşimli olan yaşlı kadın, gerçekleştirilen başarılı akciğer operasyonu sayesinde sağlığına kavuştu.
Denizli'de Göğüs Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Öztürk tarafından gerçekleştirilen operasyonla, iç organları ters yerleşimli olan ve akciğer kanseri teşhisi konulan hasta sağlığına kavuştu.
Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Öztürk, 59 yaşındaki kadın hastaya ilişkin süreci şu sözlerle anlattı: "Hastamız akciğerinde fark edilen bir leke nedeniyle kliniğimize başvurdu. Yaptığımız ileri tetkikler sonucunda bu lekenin akciğer kanseriyle uyumlu bir kitle olduğunu tespit ettik. Ancak hastamızı özel kılan durum, tüm iç organlarının ters yerleşimli olmasıydı. Tıpta 'situs inversus totalis' olarak adlandırılan bu durum oldukça nadir görülmektedir ve yaklaşık her 50 bin kişiden birinde karşımıza çıkar. Situs inversus totalis durumunda organlar ayna görüntüsü şeklinde yer değiştirdiği için cerrahi sürecin daha karmaşık hale geldiğini söyleyebilirim. Bu nedenle ameliyat planlamasını standart vakalara göre çok daha dikkatli yapıyoruz. Ayrıca literatüre baktığımızda, bu durumla birlikte akciğer kanseri görülen vaka sayısının oldukça sınırlı olduğunu görüyoruz."
"Doğru planlamayla başarılı sonuçlar elde etmek mümkün"
Ameliyat sürecine ilişkin bilgi veren Öztürk, "Tüm bu anatomik farklılıklara ve hastamızın eşlik eden kronik hastalıklarına rağmen ameliyatımızı başarıyla gerçekleştirdik. Kanserli akciğer lobunu, yani lobektomiyi sorunsuz şekilde çıkardık. Operasyon sırasında herhangi bir komplikasyonla karşılaşmadık. Hastamızın ameliyat sonrası takibi sorunsuz ilerledi ve sağlığına kavuşarak taburcu edildi. Bu tür nadir vakalarda doğru planlama ve deneyimli bir ekip ile başarılı sonuçlar elde edilebileceğini bir kez daha görmüş olduk" ifadelerini kullandı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/ic-organlari-ters-yerlesimli-olan-hastaya-akciger-ameliyati-yapildi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/ic-organlari-ters-yerlesimli-olan-hastaya-akciger-ameliyati-yapildi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/ic-organlari-ters-yerlesimli-olan-hastaya-akciger-ameliyati-yapildi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/ic-organlari-ters-yerlesimli-olan-hastaya-akciger-ameliyati-yapildi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/ic-organlari-ters-yerlesimli-olan-hastaya-akciger-ameliyati-yapildi/507135/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 09:48:44 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Meslekte 36'ıncı yılını tamamlayan hemşirelere plaket takdim edildi]]></title>
			<description><![CDATA[Atatürk Devlet Hastanesi'nde "12-18 Mayıs Hemşireler Haftası" kapsamında gerçekleştirilen kutlama programında, meslek hayatında 36'ıncı yılını tamamlayan hemşirelere palket takdim edildi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Atatürk Devlet Hastanesi'nde "12-18 Mayıs Hemşireler Haftası" kapsamında gerçekleştirilen kutlama programında, meslek hayatında 36'ıncı yılını tamamlayan hemşirelere palket takdim edildi.
Program saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Program kapsamında meslekte 36. yılını tamamlayan hemşirelere, sağlık hizmetlerine sundukları özverili katkılar ve emeklerinden dolayı teşekkür plaketleri takdim edildi. Ayrıca hastane çalışanlarının mesleki başarılarının desteklenmesi, çalışan motivasyonunun artırılması, etkin iletişim ve ekip uyumunun güçlendirilmesi ile güvenli çalışma kültürünün geliştirilmesi amacıyla düzenlenen başarı ödülleri kapsamında; Anestezi ve Reanimasyon Yoğun Bakım Birimi, Radyoloji Birimi, Kardiyoloji Servisi, Nöroloji Yoğun Bakım ve Evde Sağlık Hizmetleri Birimlerine başarı ödülleri takdim edildi.
İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul, Aydın'da sağlık alanında önemli bir dönüşüm ve hareketlilik yaşandığını belirterek, sağlık yatırımlarıyla birlikte hizmetlerin daha güçlü mekanlarda sürdürüleceğini ifade etti. Programda Aydın Yüksel Yalova Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileri tarafından gerçekleştirilen müzik konseri de büyük beğeni aldı. Günün anısına yaptırılan pasta İl Sağlık Müdürü Şenkul ve personellerimiz tarafından kesilirken program verilen ikramlar ile sona erdi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/meslekte-3639inci-yilini-tamamlayan-hemsirelere-plaket-takdim-edildi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/meslekte-3639inci-yilini-tamamlayan-hemsirelere-plaket-takdim-edildi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/meslekte-3639inci-yilini-tamamlayan-hemsirelere-plaket-takdim-edildi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/meslekte-3639inci-yilini-tamamlayan-hemsirelere-plaket-takdim-edildi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/meslekte-36-inci-yilini-tamamlayan-hemsirelere-plaket-takdim-edildi/507117/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 09:42:09 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kronik ağrılarda yeni nesil yaklaşım]]></title>
			<description><![CDATA[DENİZLİ (İHA) – Denizli Özel Egekent Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Erhan Özfidan, MLS Milenyum Robotik Lazer Tedavisinin yüksek enerjili lazer ışınlarıyla derin dokulara ulaşarak, ağrı kontrolü ve doku iyileşmesini desteklediğini belirtti. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[DENİZLİ (İHA) – Denizli Özel Egekent Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Erhan Özfidan, MLS Milenyum Robotik Lazer Tedavisinin yüksek enerjili lazer ışınlarıyla derin dokulara ulaşarak, ağrı kontrolü ve doku iyileşmesini desteklediğini belirtti.
Derin dokulara ulaşabilen yüksek yoğunluklu lazer teknolojisiyle uygulanan MLS Milenyum Robotik Lazer Tedavi, kas ve eklem ağrılarında kullanılan modern fizik tedavi yöntemleri arasında yer alıyor. Egekent Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Erhan Özfidan, MLS Milenyum Robotik Lazer Tedavisi hakkında bilgi verdi.
"Derin dokulara etki ediyor"
MLS Milenyum Robotik Lazer Tedavinin, ödem ve inflamasyonu azaltabildiğini ifade eden Uzm. Dr. Özfidan, kan dolaşımını artırarak kas spazmlarının gevşemesine yardımcı olabildiğini söyledi. Derin dokulara ulaşabilen yapısı sayesinde klasik lazer uygulamalarına göre daha güçlü etki gösterebildiğini kaydeden Özfidan, "MLS Milenyum Robotik Lazer Tedavisi doku onarım sürecini destekliyor. Bel ve boyun fıtığı, kas, tendon yaralanmaları, eklem ağrıları ve kireçlenme, omuz sıkışma sendromu, tenisçi dirseği, topuk dikeni, fibromiyalji ve spor yaralanmaları gibi birçok rahatsızlıkta MLS Milenyum Robotik Lazer Tedavisini kullanılabiliyoruz. Uygulama, ağrılı bölgeye lazer başlığıyla yapılıyor. Tedavi seansları genellikle 5 ila 10 dakika sürüyor. Seans sayısını hastalığın durumuna göre belirleyebiliyoruz. Çoğu zaman 5 ila 10 seanslık programlar planlanıyor. Uygulama sırasında hafif sıcaklık hissedilebiliyor" dedi.
"Her hastada uygun olmayabiliyor"
MLS Milenyum Robotik Lazer Tedavisinin her hasta için uygun olmayabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Özfidan, gebelikte karın bölgesine, aktif kanser alanlarına, göz çevresine ve aktif enfeksiyon ya da açık yara bulunan bölgelere uygulama yapılmaması gerektiğini keydedrek, şu uyarılarda bulundu:
"Kanama bozukluğu bulunan bazı hastalarda ise dikkatli değerlendirme yapılması önem taşıyor. MLS Milenyum Robotik Lazer Tedavisi genellikle egzersiz ve diğer rehabilitasyon yöntemleriyle birlikte planlandığı için kişiye özel fizik tedavi programları tedavi sürecinde önemli rol oynayabiliyor"
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/kronik-agrilarda-yeni-nesil-yaklasim.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/kronik-agrilarda-yeni-nesil-yaklasim.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/kronik-agrilarda-yeni-nesil-yaklasim_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/kronik-agrilarda-yeni-nesil-yaklasim.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/kronik-agrilarda-yeni-nesil-yaklasim/507110/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 09:38:01 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[GAÜN Hastanesi'nde 'Hemşireler Haftası' coşkuyla kutlandı]]></title>
			<description><![CDATA[Gaziantep Üniversitesi Hastanesi'nde 12-18 Mayıs Hemşireler Haftası kapsamında anlamlı bir program düzenlendi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Gaziantep Üniversitesi Hastanesi'nde 12-18 Mayıs Hemşireler Haftası kapsamında anlamlı bir program düzenlendi.
Etkinlikte hemşireler arasında bilgi ve karaoke yarışması düzenlenirken, yarışmalarda dereceye giren katılımcılara hediyeleri takdim edildi. Karaoke yarışmasının jüri üyeleri arasında GAÜN Türk Müziği Devlet Konservatuvarı Öğretim Görevlisi Yılmaz Kılınç da yer aldı. Renkli anlara sahne olan program, meslektaş dayanışmasını ve ekip ruhunu pekiştirdi.
Programda konuşan GAÜN Hastanesi Müdürü Zülfiye Çiftçi, hemşireliğin yalnızca bir meslek değil; fedakârlık, sabır, merhamet ve insan hayatına adanmışlığın simgesi olduğunu vurguladı. Uluslararası Hemşireler Birliği'nin 2026 yılı teması olan "Bizim hemşirelerimiz, bizim geleceğimiz. Güçlendirilmiş hemşireler hayat kurtarır" ifadesine dikkat çeken Çiftçi, hemşirelerin sağlık sisteminin temel yapı taşlarından biri olduğunu belirtti.
Hemşirelerin sadece bakım veren değil; aynı zamanda bilimsel gelişmeleri takip eden, hasta güvenliğini sağlayan ve sağlık hizmetlerinin kalitesini yükselten profesyoneller olduğuna değinen Çiftçi, "Bir hastanın elini tutmanın ve ona 'yanındayım' demenin yerini hiçbir teknoloji alamaz" ifadelerini kullandı.
GAÜN Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Latif Yılmaz ise konuşmasında hemşireleri "büyük bir aile" olarak gördüğünü belirterek, meslek hayatı boyunca hemşirelerle omuz omuza çalıştığını ifade etti. Yılmaz, "Bir hastanenin gerçek gücü cihazları değil, insanlarıdır. O insanların en önemli kısmı da hemşirelerdir" dedi.
Yılmaz ayrıca pandemi ve deprem süreçlerinde hemşirelerin gösterdiği özveriye dikkat çekerek, bu mesleğin sabır, fedakârlık ve adanmışlığın adı olduğunu vurguladı. Konuşmasının sonunda hemşirelerin Hemşireler Haftası'nı kutlayan Yılmaz, eşine de çiçek takdim ederek Anneler Günü ve Hemşireler Haftası'nı birlikte kutladı.
Programa hastane başhekim yardımcıları, hastane müdürleri, müdür yardımcıları ve çok sayıda hemşire katılım sağladı. Renkli anlara sahne olan program pasta kesimiyle sona erdi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/gaun-hastanesi39nde-39hemsireler-haftasi39-coskuyla-kutlandi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/gaun-hastanesi39nde-39hemsireler-haftasi39-coskuyla-kutlandi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/gaun-hastanesi39nde-39hemsireler-haftasi39-coskuyla-kutlandi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/gaun-hastanesi39nde-39hemsireler-haftasi39-coskuyla-kutlandi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/gaun-hastanesi-nde-hemsireler-haftasi-coskuyla-kutlandi/507095/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 09:30:54 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Beynimiz 30'lu yaşlarda küçülmeye başlıyor]]></title>
			<description><![CDATA[Nörolog Doç. Dr. Mustafa Seçkin, beynin 30'lu yaşlardan itibaren küçülmeye başladığına dikkat çekerek, Alzheimer'a karşı en etkili korunma yönteminin "bilişsel rezervi artırmak" olduğunu söyledi. Doç. Dr. Seçkin, "Sosyal olarak aktif olmak, müzik enstrümanı çalmak, spor yapmak, iyi beslenmek, kaliteli uyumak bilişsel rezervi arttırırken, tembel ve sedanter bir yaşam, kötü uyku ve kötü beslenme alışkanlıkları, alkol ve sigara kullanımı, stres ve hava]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Nörolog Doç. Dr. Mustafa Seçkin, beynin 30'lu yaşlardan itibaren küçülmeye başladığına dikkat çekerek, Alzheimer'a karşı en etkili korunma yönteminin "bilişsel rezervi artırmak" olduğunu söyledi. Doç. Dr. Seçkin, "Sosyal olarak aktif olmak, müzik enstrümanı çalmak, spor yapmak, iyi beslenmek, kaliteli uyumak bilişsel rezervi arttırırken, tembel ve sedanter bir yaşam, kötü uyku ve kötü beslenme alışkanlıkları, alkol ve sigara kullanımı, stres ve hava kirliliği, tarım zehirleri gibi çevresel toksinler bilişsel rezervin azalmasına yol açar" dedi.
Acıbadem Kent Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Seçkin, davranış nörolojisi ve sağlıklı yaşlanma konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Davranış nörolojisinin; beyin hasarı ve nörolojik hastalıkların davranış, bellek ve diğer bilişsel işlevler üzerindeki etkilerini inceleyen bir alt uzmanlık alanı olduğunu ifade eden Seçkin, "Bellek, dikkat, konuşma, anlama, planlama, karar verme gibi işlevlerin yanı sıra kişilik değişiklikleri ve duygudurum bozuklukları da bu alanın kapsamındadır. Özellikle yaşlı bireylerde yeni ortaya çıkan davranışsal değişimler ciddiye alınmalıdır" diye konuştu.
"Yaşam süresi uzadı, ancak kalite aynı oranda artmadı"
Tıptaki gelişmeler sayesinde 90-100 yaşın artık olağan hale geldiğini belirten Doç. Dr. Seçkin, "Hatta yeni hedef 150 yaş. Ancak uzun yaşam süresine aynı ölçüde yaşam kalitesi ekleyemedik. Bunun en önemli nedenlerinden biri Alzheimer ve benzeri nörodejeneratif hastalıklar." dedi. Demans ile Alzheimer'ın sıkça karıştırıldığını vurgulayan Seçkin, demansın ilerleyici bilişsel bozukluk tablosu olduğunu, Alzheimer hastalığının ise demansa en sık yol açan hastalık olduğunu kaydetti.
Alzheimer sinsi ve yavaş ilerliyor
Alzheimer hastalığında beyinde anormal amiloid ve tau proteinlerinin biriktiğini belirten Seçkin, bu sürecin 10-20 yıl gibi uzun bir dönemde yavaş yavaş ilerlediğini ifade etti. İleri evrede hasarın geri döndürülemediğine dikkat çeken Seçkin, bu yüzden erken tanının hayati önem taşıdığını kaydetti. Unutkanlık ve kafa karışıklığının her zaman Alzheimer anlamına gelmediğini belirten Seçkin; beyin tümörleri, enfeksiyonlar, hidrosefali, beyin-damar hastalıkları ve COVID sonrası gelişen beyin sisi gibi farklı nedenlerin de benzer belirtilere yol açabileceğini söyledi.
60'lı yaşlar bilgeliğin zirvesi
Yaş almanın sadece olumsuz yönleri olmadığını dile getiren Seçkin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Beynimiz 30'lu yaşlardan itibaren küçülmeye başlar. Bu da yaşlanmanın olumsuz etkilerini, özellikle 60 yaşından itibaren yaşamamıza neden olur. Bu yaş grubunda beyin-damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet gibi hastalıkların da beyin üzerindeki olumsuz etkileri belirginleşmeye başlar.
Öte yandan 60'lı yaşlar beynin sinaptik yoğunluğunun en yüksek olduğu dönemdir. Sinaptik bağlantıların yoğunluğu yaşla beraber artan bir bilişsel rezerve sahip olmamıza yardımcı olur. Bu bilişsel rezerv çevresel ve diğer biyolojik faktörlerden de etkilenir. Ancak bu yaşlarda beynimiz en yüksek muhakeme gücüne ulaşır. Hafif unutkanlık eşlik etse de, bilgelik 60'lı yaşlardan itibaren ortaya çıkar. Sosyal olarak aktif olmak, müzik enstümanı çalmak, spor yapmak, iyi beslenmek, kaliteli uyumak bilişsel rezervi arttırırken, tembel ve sedanter bir yaşam, kötü uyku ve kötü beslenme alışkanlıkları, alkol ve sigara kullanımı, stres ve hava kirliliği, tarım zehirleri gibi çevresel toksinler bilişsel rezervin azalmasına yol açar. "
Alzheimer'dan sonra en sık neden: Lewy cisimcikli demans
Öte yandan Alzheimer'dan sonra demansa en sık neden olan hastalığın Lewy cisimcikli demans olduğunu belirten Seçkin, bu hastalığın Parkinson'a benzer bulgular gösterebildiğini söyledi. Yürüme bozuklukları, titreme, düşmeler ve REM uykusu davranış bozukluğunun tipik belirtiler arasında yer aldığını kaydetti. 65 yaş altında ise en sık görülen demans tipinin frontotemporal demans olduğunu belirten Seçkin, bu hastalarda kişilik ve davranış değişikliklerinin ön planda olduğunu ifade etti.
Risk faktörlerine dikkat
Genetik yatkınlığın önemli olduğunu belirten Seçkin; hareketsizlik, sosyal izolasyon, kötü beslenme, alkol tüketimi, düşük eğitim düzeyi ve hava kirliliğinin Alzheimer riskini artırdığını söyledi. Seçkin, işitme ve görme kaybının tedavi edilmemesinin de riski yükselttiğini belirtti.
Egzersiz beyni onarıyor
Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Seçkin, fiziksel egzersizin beyin sağlığı üzerindeki etkisine de dikkat çekti. Seçkin, "Kardiyovasküler egzersiz ile direnç egzersizlerinin birlikte uygulanması, Alzheimer'ın ilerlemesini en etkili şekilde yavaşlatan yöntemdir. Egzersiz sırasında kaslardan salgılanan bazı moleküller beyin onarımına katkı sağlar." dedi.
Yaşam tarzı değişiklikleri ile ilaç tedavisinin birlikte yürütülmesinin başarıyı artırdığını ifade eden Seçkin, yeni geliştirilen anti-amiloid ilaçların hastalığın patolojisini hedef aldığını ve genetik tedaviler konusunda da umut verici gelişmeler yaşandığını sözlerine ekledi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/beynimiz-3039lu-yaslarda-kuculmeye-basliyor.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/beynimiz-3039lu-yaslarda-kuculmeye-basliyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/beynimiz-3039lu-yaslarda-kuculmeye-basliyor_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/beynimiz-3039lu-yaslarda-kuculmeye-basliyor.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/beynimiz-30-lu-yaslarda-kuculmeye-basliyor/507082/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 09:23:53 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kofçaz köylerinde KKKA ve kist hidatik hastalığı eğitimi]]></title>
			<description><![CDATA[Kırklareli'nin Kofçaz ilçesinde köylülere kist hidatik ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı hakkında eğitim verildi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Kırklareli'nin Kofçaz ilçesinde köylülere kist hidatik ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı hakkında eğitim verildi.
Kofçaz Toplum Sağlığı Merkezi personeli, Kocatarla, Devletliağaç, Malkoçlar, Yukarı Kanara ve Tastepe köylerinde giderek, vatandaşlara kist hidatik ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalıkları hakkında geniş bilgiler verip, korunma yöntemlerini anlattı.
Havaların ısınmasıyla birlikte Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde yeniden görülmeye başlayan KKKA vakaları endişe oluştururken, uzmanlar özellikle Kurban Bayramı öncesi kırsal alanlara gidecek vatandaşlara uyarılarda bulundu. Ölümcül seyredebilme riski bulunan hastalığa karşı kene temasının hayati önem taşıdığı belirtilirken, vatandaşların açık renkli kıyafet tercih ederek keneyi erken fark etmesi, dış ortamdan döndükten sonra vücutlarını detaylı şekilde kontrol etmesi ve kene tutunması durumunda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurması gerektiği vurgulandı. Uzmanlar, Kist Hidatik ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalıklarıyla ilgili şu bilgileri verdi:
"Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, keneler tarafından taşınan Bunyaviridae ailesine bağlı Nairovirüs grubuna ait bir virüsle oluşan ateş, halsizlik, iştahsızlık, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal ve ağır vakalarda kanama gibi tanılar ile seyrederek ölümlere neden olabilen zoonotik (hayvanlardan insanlara bulaşan) karakterli bir enfeksiyon hastalığıdır. Özellikle karaciğer ve akciğer gibi organlarda yerleşen kist hidaktik, hayvanlardan insanlara bulaşabilen paraziter bir hastalıktır. Etkeni, Echinococcus granulosus isimli bir şerit solucanıdır. Dünya genelinde özellikle hayvancılıkla uğraşılan bölgelerde yaygın olan bu hastalık, zoonotik yani hayvan kaynaklı enfeksiyonlar arasında yer alır. İnsanlar bu hastalığın doğal yaşam döngüsünde konakçı değildir; ancak yanlışlıkla parazitin yumurtalarını ağız yoluyla alarak hastalığa yakalanabilirler. Kist hidatik hastalığı sinsi ilerleyen, belirtileri genellikle yıllar sonra ortaya çıkan bir sağlık sorunudur. Kistin büyümesiyle birlikte etkilenen organda baskıya bağlı şikayetler gelişir. Erken dönemde genellikle belirti vermemesi nedeniyle çoğu vaka rutin görüntüleme sırasında tesadüfen fark edilir. Tedavi edilmediği takdirde ciddi komplikasyonlara yol açabileceği için dikkatle izlenmesi gereken bir enfeksiyondur."
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/kofcaz-koylerinde-kkka-ve-kist-hidatik-hastaligi-egitimi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/kofcaz-koylerinde-kkka-ve-kist-hidatik-hastaligi-egitimi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/kofcaz-koylerinde-kkka-ve-kist-hidatik-hastaligi-egitimi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/kofcaz-koylerinde-kkka-ve-kist-hidatik-hastaligi-egitimi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/kofcaz-koylerinde-kkka-ve-kist-hidatik-hastaligi-egitimi/507068/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 09:10:45 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmandan uyarı: "Demans ve alzaymır sadece unutkanlık, altına kaçırma değil cinsel dürtü bozukluğu da yapabilir"]]></title>
			<description><![CDATA[Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, son dönemde gündem olan yaşlı bireylerin uygunsuz davranışlarının altında demans, alzaymır ve çeşitli psikiyatrik rahatsızlıkların yatabileceğini belirterek, "Bu hastalıkları sadece unutkanlık veya idrar kaçırma olarak yorumlamayalım. Bunlarda cinsel dürtü bozukluğu da olabilir" dedi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, son dönemde gündem olan yaşlı bireylerin uygunsuz davranışlarının altında demans, alzaymır ve çeşitli psikiyatrik rahatsızlıkların yatabileceğini belirterek, "Bu hastalıkları sadece unutkanlık veya idrar kaçırma olarak yorumlamayalım. Bunlarda cinsel dürtü bozukluğu da olabilir" dedi.
Şen, yaşlı bireylerde zamanla kontrol mekanizmasının bozulabileceğini ifade ederek, "Bu görüntülerin sebebi, yaşlı hastalarda demans dediğimiz, alzaymır dediğimiz kısımda zamanla kontrol mekanizması bozulduğu için cinsel dürtü bozukluğu ortaya çıkabiliyor. Ya da psikolojik olarak bir rahatsızlığı varsa psikiyatri kliniğince takip edilmesi gereken bir kişiyken ailenin sahip çıkmaması üzerine, yalnız sokağa bırakması üzerine bunlar görülebiliyor" dedi.
Toplum içinde sergilenen bu tarz davranışların ruhsal ve nörolojik sorunların belirtisi olabileceğini vurgulayan Şen, "Akli melekeleri yerinde olan bir insan, ruhsal sağlığı yerinde olan bir insan zaten toplumda, kamuya açık bir yerde bu hareketleri yapmaz. Bu hareketleri yapıyorsa nöroloji ve psikiyatri uzmanlarının toplumda farkındalık oluşturması gerekir" ifadelerini kullandı.
Kendisinin de psikiyatri ve nöroloji rotasyonları yaptığını belirten Şen, demans ve alzaymır hastalarında cinsel dürtü bozukluklarının görülebildiğini aktararak, "Demansı sadece unutkanlık veya idrar kaçırma olarak yorumlamayalım. Bunlarda cinsel dürtü bozukluğu da olabilir. Bir nöroloji uzmanına, bir psikiyatri uzmanına gösterelim, sahip çıkalım. Sokağa tek başına bırakmayalım" diye konuştu.
Teknolojinin gelişmesiyle bu tür görüntülerin daha görünür hale geldiğini ifade eden Şen, "Eskiden herkesin elinde cep telefonu yoktu, haber kanalları 'bize gönderin' demiyordu. Şimdi bir WhatsApp hattı veriliyor, oradan paylaşılıyor. Dolayısıyla eskiden beri var olan bu olaylar, teknolojinin gelişmesiyle beraber daha kolay ulaşılabilir olduğu için daha çok görülür oldu" dedi.
Pandemi sürecinin yaşlı bireyler üzerindeki etkilerine de değinen Şen, "Pandemi dönemiyle beraber en çok yaşlı insanlarımız öldü, sağlıkçılar öldü. Yaşlı insanların kendisini eve hapsettik ve ondan sonra bunlarda eklem problemleri başladı ve bu kişilerde demans, alzaymır artı buna benzer bozukluklar da arttı" ifadelerini kullandı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/uzmandan-uyari-quotdemans-ve-alzaymir-sadece-unutkanlik-altina-kacirma-degil-cinsel-durtu-bozuklugu-da-yapabilirquot.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/uzmandan-uyari-quotdemans-ve-alzaymir-sadece-unutkanlik-altina-kacirma-degil-cinsel-durtu-bozuklugu-da-yapabilirquot.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/uzmandan-uyari-quotdemans-ve-alzaymir-sadece-unutkanlik-altina-kacirma-degil-cinsel-durtu-bozuklugu-da-yapabilirquot_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/uzmandan-uyari-quotdemans-ve-alzaymir-sadece-unutkanlik-altina-kacirma-degil-cinsel-durtu-bozuklugu-da-yapabilirquot.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/uzmandan-uyari-demans-ve-alzaymir-sadece-unutkanlik-altina-kacirma-degil-cinsel-durtu-bozuklugu-da-yapabilir/507062/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 09:04:29 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Mengücek Gazi Hastanesi'nde "Ebeler ve Hemşireler Haftası" kutlandı]]></title>
			<description><![CDATA[Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, "Ebeler ve Hemşireler Haftası" dolayısıyla Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde sağlık çalışanlarıyla bir araya geldi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, "Ebeler ve Hemşireler Haftası" dolayısıyla Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde sağlık çalışanlarıyla bir araya geldi.
Vali Aydoğdu'ya programda İl Sağlık Müdürü Dr. Cihan Tekin ile Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ufuk Kuyrukluyıldız eşlik etti.
Programda konuşan Aydoğdu, sağlık çalışanlarının "Ebeler ve Hemşireler Haftası"nı kutlayarak, hemşire ve ebelerin sağlık hizmetlerinin en önemli unsurlarından biri olduğunu söyledi.
Hemşire ve ebelerin büyük bir özveriyle görev yaptığını belirten Aydoğdu, "Sağlıkta her zaman en ön safta, büyük bir özveri ve sabırla görev yapan hemşirelerimiz ve ebelerimiz; sevginin, şefkatin ve fedakârlığın timsalidir. İnsan hayatına dokunan bu kutsal mesleği icra ederken gösterdiğiniz gayret her türlü takdirin üzerindedir." ifadelerini kullandı.
Aydoğdu, gece gündüz demeden görev yapan tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etti.
Program, sağlık çalışanlarından oluşan koronun Erzincan türkülerini seslendirmesiyle sona erdi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/mengucek-gazi-hastanesi39nde-quotebeler-ve-hemsireler-haftasiquot-kutlandi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/mengucek-gazi-hastanesi39nde-quotebeler-ve-hemsireler-haftasiquot-kutlandi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/mengucek-gazi-hastanesi39nde-quotebeler-ve-hemsireler-haftasiquot-kutlandi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/mengucek-gazi-hastanesi39nde-quotebeler-ve-hemsireler-haftasiquot-kutlandi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/mengucek-gazi-hastanesi-nde-ebeler-ve-hemsireler-haftasi-kutlandi/507045/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 08:44:49 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmanlardan 'Hanta Virüs' uyarısı]]></title>
			<description><![CDATA[<p>Fitoterapi Uzmanı Dr. Lokman Kılıç, dünya genelinde ve zaman zaman ülkemizde gündeme gelen Hanta virüsü hakkında bilgilendirmelerde bulunarak, virüsün yayılma şekli, belirtileri ve korunma yolları konusunda vatandaşı uyardı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Fitoterapi Uzmanı Dr. Lokman Kılıç, dünya genelinde ve zaman zaman ülkemizde gündeme gelen Hanta virüsü hakkında bilgilendirmelerde bulunarak, virüsün yayılma şekli, belirtileri ve korunma yolları konusunda vatandaşı uyardı.MARDİN (İGFA) - Fitoterapi Uzmanı Dr. Lokman Kılıç, yayımladığı bilgilendirici videoda hanta virüsünün klinik seyri, Türkiye'deki durumu ve korunma yöntemleri hakkında önemli uyarılarda bulundu.

Dr. Lokman Kılıç, Hanta virüsünün özellikle fare, sıçan ve yarasa gibi kemirgenlerin dışkı, idrar ve salyaları aracılığıyla çevreye yayıldığını belirtti. Virüsün insanlara genellikle bu atıkların kuruması sonucu oluşan tozların solunması veya doğrudan temasla geçtiğini vurgulayan Kılıç, "Sadece 'Andes' türü olarak bilinen ve Güney Amerika'da görülen tipin insandan insana bulaşma riski var; diğer türlerde temel kaynak kemirgenlerle olan temastır," dedi.

Videodaki teknik ayrıntıları paylaşan Dr. Kılıç, virüsün etkilediği organlara göre iki ana tablo oluşturduğunu ifade etti.

Asya ve Avrupa Tipi Renal Sendromunun böbrekleri etkilediğini anlatan Kılıç, ateş, düşük tansiyon, idrarda azalma ve ardından aşırı idrar çıkışı ile seyrettiğini smyledi. Türkiye ve bölgemizde genellikle bu tipin görüldüğünü belirten Kılıç, erken müdahale edilmezse böbrek yetmezliği ve diyaliz ihtiyacı doğabileceğini hatırlattı.

Amerika Tipi Pulmoner Sendromunun ise doğrudan akciğerleri hedef aldığını dikkat çeken Kılıç, akciğer ödemi ve ağır solunum yetmezliği yapan bu türün ölüm oranının yüzde 30 ve 40 gibi çok yüksek seviyelerde olduğunu vurguladı.

Türkiye'de ilk vakanın 2009 yılında Bartın'da, ardından 2010'da Giresun'da görüldüğünü anımsatan Dr. Kılıç, Sağlık Bakanlığı verilerine göre ülkemizde yılda 10 ila 60 arasında vaka kaydedildiğini ancak ölüm oranlarının oldukça düşük (yılda 1-3 kişi) olduğunu söyledi. Dr. Kılıç, "Bölgemizde şu an için büyük bir risk yok ancak tedbiri elden bırakmamalıyız," mesajını verdi.

"Normal Gripten Farkı Nedir?"

Vatandaşların her gribi Hanta virüsü ile karıştırmaması gerektiğini belirten Dr. Lokman Kılıç, ayırt edici özellikleri şöyle sıraladı:
"Hanta virüsünde yüksek ateşin yanında şiddetli kas ağrıları, gözlerde kızarıklık, yüz ve boyun bölgesinde döküntüler (peteşi) görülür. Laboratuvar tetkiklerinde ise normal gribin aksine kan pulcuklarının (trombosit) düşmesi ve beyaz kan hücrelerinin artması tipik bulgulardır."

Korunma İçin "Çamaşır Suyu" ve "Doğru Temizlik" Vurgusu

Dr. Kılıç, kemirgenlerin bulunduğu ortamların temizlenmesi konusunda hayati bir uyarıda bulundu: "Faresi veya kemirgeni bol olan yerleri temizlerken asla elektrik süpürgesi kullanmayın! Tozu havaya kaldırmak virüsü solumanıza neden olur. En doğrusu, 1-2 tatlı kaşığı çamaşır suyu karıştırılmış suyla yüzeyleri ıslatarak, toz kaldırmadan maske ve eldivenle temizlik yapmaktır."

Hastalığın kuluçka süresinin 2 ile 4 hafta arasında olduğunu hatırlatan Dr. Kılıç, şüpheli temas sonrası ateş, kas ağrısı ve kusma gibi belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini ifade ederek sözlerini tamamladı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/uzmanlardan-hanta-virus-uyarisi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/uzmanlardan-hanta-virus-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/uzmanlardan-hanta-virus-uyarisi-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/uzmanlardan-hanta-virus-uyarisi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/uzmanlardan-hanta-virus-uyarisi/506968/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 07:55:01 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Zonguldak'ta Eczacılık Günü paneli düzenlendi]]></title>
			<description><![CDATA[14 Mayıs Eczacılık Günü kapsamında 17. Bölge Zonguldak Eczacı Odası tarafından düzenlenen panelde, eczacıların sağlık sistemindeki rolü ve mesleki sorunlar ele alındı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[14 Mayıs Eczacılık Günü kapsamında 17. Bölge Zonguldak Eczacı Odası tarafından düzenlenen panelde, eczacıların sağlık sistemindeki rolü ve mesleki sorunlar ele alındı.
Oda konferans salonunda gerçekleştirilen panele,TEB Genel Başkanı Ecz. Mehmet İrfan Demirci, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, Bartın Belediye Başkanı Muhammet Rıza Yalçınkaya, Zonguldak İl Sağlık Müdürü Mustafa Özkan Gün, BEUN Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zehra Safi Öz, Tüm Eczacı Kooperatifleri Birliği Başkanı Sait Yücel ve çok sayıda akademisyen ile eczacı katıldı.
Programda konuşan TEB Genel Başkanı Mehmet İrfan Demirci, eczacıların sağlık sistemindeki önemine dikkat çekerek, "Birinci basamak sağlık hizmetinin merkezinde eczacılar olmalı" dedi.
İnternet üzerinden ilaç ve gıda takviyesi satışına ilişkin düzenlemelere de tepki gösteren Demirci, bu uygulamaların kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Esra Geyikli ise açılış konuşmasında mesleki dayanışmanın önemine vurgu yaparak, bu tür organizasyonların sektör açısından büyük değer taşıdığını söyledi.
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem de eczacıların toplum sağlığının korunmasında büyük emek ve sorumluluk üstlendiğini belirterek, " Toplum sağlığının korunmasında büyük emek ve sorumluluk üstlenen tüm eczacılarımızın Eczacılık Bayramı'nı kutluyor, özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/zonguldak39ta-eczacilik-gunu-paneli-duzenlendi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/zonguldak39ta-eczacilik-gunu-paneli-duzenlendi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/zonguldak39ta-eczacilik-gunu-paneli-duzenlendi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/zonguldak39ta-eczacilik-gunu-paneli-duzenlendi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/zonguldak-ta-eczacilik-gunu-paneli-duzenlendi/506917/</link>
			<pubDate>Tue, 12 May 2026 19:12:23 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Dünya Sağlık İçin Hareket Et Günü'nde yürüdüler]]></title>
			<description><![CDATA[Zonguldak İl Sağlık Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğinde 10 Mayıs Dünya Sağlık için Hareket Et Günü etkinlikleri kapsamında Kemal Köksal Şehir Stadyumu'nda "Sağlıklı ve Hareketli Yaşama Merhaba " yürüyüşü düzenlendi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Zonguldak İl Sağlık Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğinde 10 Mayıs Dünya Sağlık için Hareket Et Günü etkinlikleri kapsamında Kemal Köksal Şehir Stadyumu'nda "Sağlıklı ve Hareketli Yaşama Merhaba " yürüyüşü düzenlendi.
İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı Koordinasyonunda düzenlenen yürüyüş etkinliğinde sağlık çalışanlarının yanı sıra Fener İlkokulunda eğitim gören minik öğrenciler düzenlenen etkinliğe katılarak renkli görüntülere sahne oldular. Yürüyüşün ardından Fener İlkokulu öğrencilerine yönelik eski Milli Atlet Hüseyin Orhun Demircan tarafından öğrencilere Şehir stadyumda koşu ve çeşitli fiziksel aktiviteler de bulundurdu. Programın ardından minik öğrencilere elma ikram edildi.
Güzel bir organizasyon altında düzenlenen Yürüyüşün ardından bir açıklama yapan Zonguldak İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Özkan Gün , Fiziksel aktif olmanın ve düzenli sağlık kontrolleri yaptırmanın önemine dikkat çekerek , ''Toplumda fiziksel aktivitenin artırılması hükümetler, tüm kurum ve kuruluşlar ile sivil toplum örgütleri dahil herkesin sorumluluğunda olup her yaş ve cinsiyetten engelli bireyler de dahil toplumun her kesimi için günlük 30-60 dakika orta yoğunlukta bir fiziksel aktivite ciddi hastalıkları önlemek için güçlü bir araç ve uygun maliyetli bir halk sağlığını iyileştirme yöntemidir.
Ülkemizde de 10 Mayıs Sağlık İçin Hareket Et Günü, her yıl Bakanlığımızın Koordinasyonunda diğer paydaş kurum, kuruluşlar ve sivil toplum örgütleri ile birlikte toplum bilincini ve farkındalığını arttırmak amacı ile 81 ilimizde düzenlenen çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır. Fiziksel aktivite, günlük yaşam içerisinde kas ve eklemlerimizi kullanarak enerji tüketimi ile gerçekleşen herhangi bir bedensel hareket olarak tanımlanmaktadır. Bireylerin fiziksel ve ruhsal sağlığının geliştirilmesinde temel araçlardan biridir. Bir halk sağlığı sorununu gidermenin yanında, aynı zamanda toplum refahını, çevrenin korunmasını teşvik eder ve gelecek nesillere yönelik bir yatırım oluşturur.
Sağlığın korunması ve geliştirilmesi için haftada 150 dakikalık (haftanın 5 günü 30 dakikalık) orta şiddette bir egzersiz yetişkinler açısından yeterlidir. 1-4 yaş arası çocuklar, gün içinde farklı şiddetlerde toplam 180 dakikalık fiziksel aktivite yapmalıdırlar. 5-18 yaş arasındaki çocuk ve ergenler için ise, günde 60 dakika, orta şiddetliden yüksek şiddetli aktivitelere doğru şiddeti değişen aktiviteler önerilmektedir.'' diyerek sağlıklı yaşam için fiziksel aktivitenin önemini vurguladı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/dunya-saglik-icin-hareket-et-gunu39nde-yuruduler.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/dunya-saglik-icin-hareket-et-gunu39nde-yuruduler.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/dunya-saglik-icin-hareket-et-gunu39nde-yuruduler_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/dunya-saglik-icin-hareket-et-gunu39nde-yuruduler.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/dunya-saglik-icin-hareket-et-gunu-nde-yuruduler/506915/</link>
			<pubDate>Tue, 12 May 2026 19:10:30 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Yağışlar sonrası çiftçilere hububat tarlalarında hastalık riski uyarısı: "Hastalık çıkmadan önce alınan tedbirler verimi korur"]]></title>
			<description><![CDATA[Sivas Valiliği ile Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, il genelinde etkili olan yağışlı hava ve sonrasında artan sıcaklıkların hububat alanlarında sarı pas ve septorya kök çürüklüğü hastalığı riskini artırdığına dikkat çekerek çiftçilere uyarıda bulundu. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sivas Valiliği ile Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, il genelinde etkili olan yağışlı hava ve sonrasında artan sıcaklıkların hububat alanlarında sarı pas ve septorya kök çürüklüğü hastalığı riskini artırdığına dikkat çekerek çiftçilere uyarıda bulundu.
Sivas'ta son günlerde etkili olan yağışlı hava ve ardından yükselen sıcaklıklar nedeniyle hububat alanlarında sarı pas ve septorya kök çürüklüğü hastalığı riski arttı. Sivas Valiliği ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, üreticilere tarlalarını sık sık kontrol etmeleri ve hastalık belirtilerine karşı erken mücadele başlatmaları çağrısında bulundu. Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Sinan Berk, "İlimizde son dönemlerde etkili olan yağışların ve serin hava şartlarının etkisiyle hububat alanlarında sarı pas hastalığı ve septorya kök çürüklüğü riski ciddi şekilde artmıştır. Bu hastalıklar yüksek ve sık ekim yapılan, aşırı azotlu gübre kullanılan ve hava sirkülasyonunun yetersiz olduğu alanlarda hızla yayılmaktadır. Hastalık çıktıktan sonra değil, çıkmadan önce alınan tedbirler verimi korur" dedi.
"Geç kalınan müdahale ürün kaybı demektir"
İl ve ilçe müdürlüklerinde görev yapan teknik ekiplerin sezon boyunca arazi kontrollerini sürdürdüğünü belirten Berk, üreticilerin gelişmeleri yakından takip etmelerinin önem taşıdığını ifade ederek, "Geç kalınan müdahale ürün kaybı demektir. Bereketli ve kayıpsız bir sezon diliyoruz" diye konuştu.
"Hastalık görüldüğü anda müdahaleye başlanmalıdır"
Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğünde görevli Ziraat Mühendisi Cihangir Bölücek ise pas hastalıklarıyla mücadelede öncelikle kültürel önlemlerin uygulanması gerektiğini belirtti. Bölücek, "Ekim normlarına uyulmalı, sık ekimden kaçınılmalı ve dengeli gübreleme yapılmalıdır. Azotlu gübrenin fazla kullanılması hastalığın yayılmasını artırır. Ayrıca dayanıklı ve toleranslı çeşitlerin tercih edilmesi önemlidir. Tüm bu tedbirlerin ardından hava şartlarına bağlı olarak hastalık yaygınlaşıyorsa, tarlalar düzenli kontrol edilmeli ve hastalık görüldüğü ilk anda mücadeleye başlanmalıdır" ifadelerini kullandı.
Sarı pas hastalığı
Ziraat Mühendisi Banu Hasdemir de sarı pas hastalığının belirtileri hakkında bilgi vererek, "Sarı pas hastalığında yapraklarda makine dikişi şeklinde sıralı sarı çizgiler ve tozlanma görülür. Tarlaya girildiğinde pantolona sarı renk bulaşıyorsa hastalık aktif şekilde yayılıyor demektir. Septorya hastalığında ise yapraklarda kahverengi lekeler oluşur, zamanla yapraklar kurur ve bitkinin gelişimi zayıflar. Kök çürüklüğünde köklerde zarar meydana gelir, bitkide sararma, cılız kalma ve yatmalar görülür" dedi.
Nemli bahar aylarında hızla yayılıyor
Bu hastalıklarla mücadele edilmediği takdirde yüzde 50'ye varan verim kayıplarının yaşanabileceğini belirten Hasdemir, ürün kalitesinde düşüş, tohumluk ve yemlik değerinde azalma görülebileceğini, bazı durumlarda ise yem olarak kullanılan ürünlerde acılaşmaların ortaya çıkabileceğini söyledi.
Öte yandan uzmanlar, sarı pas hastalığının "Puccinia striiformis" mantarının neden olduğu ciddi bir mantari hastalık olduğunu belirterek, özellikle serin ve nemli bahar aylarında hızla yayılarak önemli verim kayıplarına yol açabildiğine dikkat çekti.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/yagislar-sonrasi-ciftcilere-hububat-tarlalarinda-hastalik-riski-uyarisi-quothastalik-cikmadan-once-alinan-tedbirler-verimi-korurquot.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/yagislar-sonrasi-ciftcilere-hububat-tarlalarinda-hastalik-riski-uyarisi-quothastalik-cikmadan-once-alinan-tedbirler-verimi-korurquot.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/yagislar-sonrasi-ciftcilere-hububat-tarlalarinda-hastalik-riski-uyarisi-quothastalik-cikmadan-once-alinan-tedbirler-verimi-korurquot_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/yagislar-sonrasi-ciftcilere-hububat-tarlalarinda-hastalik-riski-uyarisi-quothastalik-cikmadan-once-alinan-tedbirler-verimi-korurquot.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/yagislar-sonrasi-ciftcilere-hububat-tarlalarinda-hastalik-riski-uyarisi-hastalik-cikmadan-once-alinan-tedbirler-verimi-korur/506906/</link>
			<pubDate>Tue, 12 May 2026 18:23:07 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sivas'ta hastanın göğüs duvarındaki 8 kiloluk tümör başarıyla çıkarıldı]]></title>
			<description><![CDATA[Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi'nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla, 77 yaşındaki hastanın göğüs duvarındaki yaklaşık 8 kiloluk dev tümör alındı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi'nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla, 77 yaşındaki hastanın göğüs duvarındaki yaklaşık 8 kiloluk dev tümör alındı.
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi'nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla, 77 yaşındaki Saniye Elmalı uzun yıllardır yaşam kalitesini olumsuz etkileyen ciddi sağlık probleminden kurtarıldı. Göğüs Cerrahisi, Genel Cerrahi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekiplerinin ortaklaşa yürüttüğü operasyon, multidisipliner yaklaşımın başarılı örneklerinden biri oldu.
Hastanın uzun yıllardır göğüs duvarında bulunan büyük bir kitle ile yaşamını sürdürdüğünü belirten Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı'ndan Dr. Öğr. Üyesi Mahmut Özbey, süreçle ilgili yaptığı açıklamada, "Bu tür göğüs duvarı tümörleri nadir görülen olgulardır. Hastamız uzun yıllardır bu kitle ile yaşamış ve daha sonra kliniğimize başvurmuştur. Yapılan değerlendirmelerin ardından cerrahi müdahale kararı aldık. Ancak bu tür büyük ve kompleks ameliyatlar ekip çalışmasını gerektirir. Göğüs Cerrahisi, Genel Cerrahi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekipleriyle birlikte multidisipliner bir yaklaşım sergiledik. Ameliyatımız başarıyla tamamlandı ve hastamızın genel durumu oldukça iyi" ifadelerini kullandı.
Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı'ndan Prof. Dr. Sinan Soylu ise hastanın ameliyat sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Hastamızda sağ göğüs bölgesinde, kaburga travmasına bağlı geliştiği düşünülen ve göğüs duvarını etkileyen büyük bir kitle mevcuttu. Göğüs Cerrahisi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekipleriyle birlikte planlı bir operasyon gerçekleştirdik. Oldukça kapsamlı bir cerrahiydi ancak ekip uyumu sayesinde operasyon başarıyla tamamlandı. Hastamızın genel durumu şu an stabil ve iyidir" dedi.
Operasyonda Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı'ndan Doç. Dr. Handan Derebaşınlıoğlu da yer aldı. Ameliyat sırasında hastadan çıkarılan kitlenin yaklaşık 7 kilo 750 gram ağırlığında olduğu açıklandı.
Sağlığına kavuşan Saniye Elmalı ise duygularını, "Uzun yıllardır bu rahatsızlıkla yaşıyordum. Artık dayanacak gücüm kalmamıştı. Hocam ve tüm ekibe minnettarım. Derdimden kurtardılar, hepsinden Allah razı olsun" sözleriyle ifade etti.
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi yetkilileri, bu tür zorlu vakalarda farklı branşların ortak çalışmasının hem başarı oranını artırdığını hem de hastalara daha güvenli tedavi imkânı sunduğunu vurguladı. Modern tıbbi altyapısı, alanında uzman akademik kadrosu ve hasta odaklı sağlık hizmet anlayışıyla dikkat çeken Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi, gerçekleştirdiği başarılı operasyonlarla bölgenin önemli sağlık merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor. Üniversite, bilimsel birikimi ve güçlü sağlık kadrosuyla yalnızca Sivas'a değil, çevre illere de nitelikli sağlık hizmeti sunmaya devam ediyor.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/sivas39ta-hastanin-gogus-duvarindaki-8-kiloluk-tumor-basariyla-cikarildi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/sivas39ta-hastanin-gogus-duvarindaki-8-kiloluk-tumor-basariyla-cikarildi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/sivas39ta-hastanin-gogus-duvarindaki-8-kiloluk-tumor-basariyla-cikarildi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/sivas39ta-hastanin-gogus-duvarindaki-8-kiloluk-tumor-basariyla-cikarildi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/sivas-ta-hastanin-gogus-duvarindaki-8-kiloluk-tumor-basariyla-cikarildi/506899/</link>
			<pubDate>Tue, 12 May 2026 18:06:27 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Yıldız Akdaş Reis: "Menopoz sürecini daha konforlu geçirmek mümkün"]]></title>
			<description><![CDATA[Medical Park Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Yıldız Akdaş, menopoz döneminin kadın yaşamında doğal ve fizyolojik bir süreç olduğuna dikkat çekerek, "Ortalama menopoz yaşı 50 civarındadır. Bu dönemde yaşanan hormonal değişimler hem fiziksel hem de psikolojik etkiler oluşturabilir. Düzenli hekim takibi, sağlıklı beslenme ve aktif yaşam tarzı menopoz sürecinin daha konforlu geçirilmesine katkı sağlayabilir" dedi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Medical Park Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Yıldız Akdaş, menopoz döneminin kadın yaşamında doğal ve fizyolojik bir süreç olduğuna dikkat çekerek, "Ortalama menopoz yaşı 50 civarındadır. Bu dönemde yaşanan hormonal değişimler hem fiziksel hem de psikolojik etkiler oluşturabilir. Düzenli hekim takibi, sağlıklı beslenme ve aktif yaşam tarzı menopoz sürecinin daha konforlu geçirilmesine katkı sağlayabilir" dedi.
Medical Park Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Yıldız Akdaş Reis, menopoz dönemi ile ilgili açıklamalarda bulundu. Menopozun, yumurtalık fonksiyonlarının azalmasına bağlı olarak adet kanamalarının kalıcı şekilde sona erdiği doğal bir süreç olduğunu belirten Reis:
"Başka bir neden olmaksızın 12 ay boyunca adet görülmemesi menopoz olarak tanımlanır. Bu süreçte yumurtalık rezervi azalır, östrojen hormon düzeyi düşer ve buna bağlı hormonal değişiklikler ortaya çıkar. Ortalama menopoz yaşı 50 civarındadır. Ancak 40-45 yaş arasında görülmesi erken menopoz olarak değerlendirilir. Menopoz bir hastalık değil, kadın yaşamının doğal ve fizyolojik bir dönemidir" diye konuştu.
"Adet düzensizliği ilk belirtiler arasında yer alıyor"
Menopoza geçiş sürecinin çoğunlukla adet düzenindeki değişimlerle fark edildiğini dile getiren Doç. Dr. Reis, "Öncelikle adet aralıkları uzar, düzensizlikler başlar ve zamanla adet kanamaları tamamen kesilir. Özellikle erken yaşta şüphe varsa hormon testlerinden yararlanılır. FSH hormonunun yüksek, östrojen düzeyinin ise düşük olması menopozu destekleyen bulgulardır" ifadelerini kullandı.
"Sıcak basmaları yaşam kalitesini etkileyebiliyor"
Menopoz belirtilerinin kişiden kişiye farklılık gösterebildiğini söyleyen Doç. Dr. Reis, "En sık görülen belirtilerin başında sıcak basmaları ve gece terlemeleri gelir. Bunun yanı sıra vajinal kuruluk, cinsel ilişkide ağrı, sık idrar yolu enfeksiyonu ve yanma gibi şikayetler de görülebilir" dedi.
"Psikolojik etkiler de görülebiliyor"
Hormonal değişimlerin psikolojik etkiler oluşturabileceğine değinen Doç. Dr. Reis, "Östrojen düzeyindeki azalma beyindeki bazı nörotransmitterleri etkileyerek duygu durum değişikliklerine neden olabilir. Bu dönemde sinirlilik, anksiyete, depresif duygu durum, motivasyon azalması ve konsantrasyon güçlüğü görülebilir" diye konuştu. Uyku problemlerinin de psikolojik etkileri artırabileceğini kaydeden Doç. Dr. Reis, "Doğru bilgilendirme, sosyal destek ve gerektiğinde profesyonel yardım ile menopoz süreci daha sağlıklı yönetilebilir" dedi.
"Kemik erimesi riski artabiliyor"
Menopoz sonrası osteoporoz riskinin arttığına dikkat çeken Doç. Dr. Reis, "Östrojen hormonu kemik yapımını destekleyen koruyucu bir etkiye sahiptir. Menopozla birlikte bu etkinin azalması kemik mineral yoğunluğunun düşmesine neden olabilir" ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Reis, özellikle omurga, kalça ve el bileği kırıklarının daha sık görüldüğünü belirterek, riskli hastalarda kemik yoğunluğu ölçümü yapılmasının önemli olduğunu söyledi.
"Yaşam tarzı düzenlemeleri büyük önem taşıyor"
Osteoporozdan korunmada yaşam tarzı değişikliklerinin önemine değinen Doç. Dr. Reis, şu bilgileri paylaştı:
"Yeterli kalsiyum ve D vitamini alımı, düzenli egzersiz ve güneş ışığından yeterince faydalanmak temel yaklaşımlar arasında yer alır. Sigara ve aşırı alkol kullanımından kaçınılması da kemik sağlığı açısından önemlidir."
"Hormon tedavisi kişiye özel planlanmalı"
Menopoz döneminde uygulanan biyoeşdeğer hormon replasman tedavisine ilişkin bilgi veren Doç. Dr. Reis, "Bu tedavi özellikle sıcak basmaları, gece terlemeleri ve uyku problemleri gibi şikayetleri belirgin olan kadınlarda kullanılabilmektedir" dedi. Tedavinin her hasta için uygun olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Reis, "Meme kanseri öyküsü, tromboembolik hastalıklar, açıklanamayan vajinal kanama ve ileri karaciğer hastalıkları önemli engeller arasında yer almaktadır" açıklamasında bulundu.
"Beslenme ve egzersiz önerisi"
Menopoz döneminde beslenmenin önemli olduğunu anlatan Doç. Dr. Reis, "Kalsiyum ve D vitamini açısından zengin besinlerin tüketilmesi, işlenmiş gıdalardan kaçınılması ve yeterli protein alınması önemlidir" dedi. Doç. Dr. Reis, düzenli fiziksel aktivitenin hem sıcak basmalarını azaltabileceğini hem de kemik ve kalp sağlığını destekleyebileceğini belirterek, "Yürüyüş, direnç egzersizleri ve düzenli hareketli yaşam menopoz sürecinin daha konforlu geçirilmesine katkı sağlayabilir" diye konuştu.
"Düzenli hekim takibi ihmal edilmemeli"
Menopozun yalnızca biyolojik değil aynı zamanda sosyal ve psikolojik yönleri olan bir süreç olduğunu ifade eden Doç. Dr. Reis, "Düzenli hekim takibi, bireysel ihtiyaçlara göre planlanan yaklaşım ve sosyal destek menopoz döneminin daha sağlıklı geçirilmesine yardımcı olabilir" dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/kadin-hastaliklari-ve-dogum-uzmani-yildiz-akdas-reis-quotmenopoz-surecini-daha-konforlu-gecirmek-mumkunquot.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/kadin-hastaliklari-ve-dogum-uzmani-yildiz-akdas-reis-quotmenopoz-surecini-daha-konforlu-gecirmek-mumkunquot.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/kadin-hastaliklari-ve-dogum-uzmani-yildiz-akdas-reis-quotmenopoz-surecini-daha-konforlu-gecirmek-mumkunquot_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/kadin-hastaliklari-ve-dogum-uzmani-yildiz-akdas-reis-quotmenopoz-surecini-daha-konforlu-gecirmek-mumkunquot.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/kadin-hastaliklari-ve-dogum-uzmani-yildiz-akdas-reis-menopoz-surecini-daha-konforlu-gecirmek-mumkun/506857/</link>
			<pubDate>Tue, 12 May 2026 17:02:49 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bakan Memişoğlu: "Hemşire ve ebe sayımızı 330 binin üzerine çıkardık"]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Ebe ve Hemşireler günü münasebetiyle düzenlenen programda konuştu. Sağlık ordularının her geçen gün daha da büyüdüğünü ve güçlendiğini ifade eden Memişoğlu, "Hemşire ve ebe sayımızı 330 binin üzerine çıkardık" dedi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Ebe ve Hemşireler günü münasebetiyle düzenlenen programda konuştu. Sağlık ordularının her geçen gün daha da büyüdüğünü ve güçlendiğini ifade eden Memişoğlu, "Hemşire ve ebe sayımızı 330 binin üzerine çıkardık" dedi.
12 Mayıs Ebe ve Hemşireler Günü sağlık Bakanlığı tarafından düzenlenen programla kutlandı. "İlk Nefeste Siz, Her Umutta Siz" temasıyla düzenlenen programda Hizmet, Vefa ve Özel Ödül kategorilerinde Türkiye'nin farklı illerinden seçilen ebe ve hemşirelere ödülleri takdim edildi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, ödüle layık görülen Ebe ve Hemşireleri tebrik ederek hatıra fotoğrafı çektirdi. Programın açılış konuşmasını da Bakan Memişoğlu gerçekleştirdi. Ebe ve Hemşirelerin insan sağlığının korunması konusunda çok önemli bir görev üstlendiklerini ifade eden Memişoğlu, Ebe ve hemşirelerin, sağlığın korunmasından tedavi ve bakım süreçlerinin yönetilmesine kadar fedakârca çalışan kahramanlar olduğunu ifade etti.
"Bizim medeniyetimizde hastaya bakmak, sadece tedavi etmek değil, onun ruhuna da dokunmaktır"
"Batı toplumlarında hemşireliğin miladı olarak 1800'lerin gösterildiğini belirten Bakan Memişoğlu, "Oysa bizim medeniyet köklerimizde bundan asırlar öncesine dayanır. Kayseri'de Gevher Nesibe Hatun adına kurulan darüşşifadan Edirne Şifahanesi'ne, ilimle tıbbı buluşturan aziz ecdadımızdan miras kalan güçlü bir gelenek vardır. Bizim medeniyetimizde hastaya bakmak; sadece tedavi etmek değil, onun ruhuna dokunmak, yüreğini ısıtmak, ona moral olmaktır. Modern hemşirelik tarihimizin temelinde de büyük bir fedakârlık yatar. Balkanlarda, Çanakkale'de, İstiklâl Harbi'nde yaralı askerlerimizin başucunda bekleyen hemşirelerimizi, Safiye Hüseyin Elbi'leri nasıl unutabiliriz?" ifadelerini kullandı.
"Gebe okullarımızda 1 milyon anne adayımıza destek olduk"
Ebe ve hemşirelerin, sağlık sistemi açısından daima büyük öneme sahip olduklarını ifade eden Memişoğlu sözlerine şu şekilde devam etti:
"Anadolu irfanında ebe; tecrübenin, bilgeliğin, güvenin ve rehberliğin sembolü olarak görülmüştür. Hemşirelik de özünde kardeşliği, yakınlığı ve samimiyeti taşımaktadır. Hastayı bir yakını, kardeşi gibi gören bu anlayış asırları aşan şifa kültürümüzün ayrılmaz bir parçasıdır. Tarih boyunca hemşireliğin ve ebeliğin köklerinde bu içtenlik ve samimiyet var olmuştur. Ebe ve hemşireler, sağlığın korunmasından tedavi ve bakım süreçlerinin yönetilmesine kadar fedakârca çalışan kahramanlarımızdır. Gece gündüz demeden, hiç tanımadıkları insanlara şifa olmak için büyük özveriyle görev yapmaktadırlar.
Ebelerin mesleki mevzuatlarını güncelleyerek proaktif bir yaklaşımla sahanın merkezine konumlandırdık. Doğumhanelerde daha etkin hâle getirdik. Bugün yaklaşık 62 bin ebeyle çok güçlü bir hizmet ağına sahibiz. Gebe okullarımızda düzenlediğimiz eğitimlerle son bir yılda yaklaşık 1 milyon anne adayımıza destek olduk."
"Hemşirelerimiz geliştirdiği 76 inovatif ürün için patent başvurusu yapılmıştır"
Hemşirelerin bakım hizmetleriyle birlikte yenilikçi fikir geliştiren, proje üreten, teknolojiyi sağlık hizmetine dönüştüren ve Üreten Sağlık vizyonuna yön veren önemli aktörler hâline geldiklerini söyleyen Memişoğlu, "Sahadaki tecrübe ve birikimleriyle sağlık hizmetlerinde birçok pratik çözüm geliştiriyorlar. Geçtiğimiz yıl hemşirelerimiz tarafından geliştirilen 76 inovatif ürün için patent başvurusu yapılmıştır.
TÜSEB aracılığıyla düzenlenen Sağlıkta İnovatif Fikir Yarışması'na sağlık profesyonellerimizin Bin 500'ü aşkın projeyle katılması, "Üreten Sağlık" vizyonumuzun sahada ne kadar güçlü karşılık bulduğunu göstermektedir. Bu yarışmada en fazla proje üreten sağlık profesyoneli ödülünü 77 projeyle bir hemşiremizin alması da bizleri ayrıca gururlandırmıştır" diye konuştu.
'Yeni bir fikrim var, bir projem var' diyen tüm hemşireleri, ebeleri ve sağlık çalışanlarını Üreten Sağlık Portalı'na kayıt olmaya davet eden Bakan Memişoğlu, yenilikçi fikirleri birlikte geliştirme çağrısında bulundu.
"Sabahlara kadar nöbet tutan bütün mesai arkadaşlarımı bu ülkenin gurur kaynağı olarak görüyorum"
Türkiye'nin, tedavi hemşireliğinden acil bakım hemşireliğine, koruyucu hemşirelikten ameliyathane ve yoğun bakım hemşireliğine kadar hemşirelik alanında dünyada yeni ufuklar açabilecek altyapıya, insan gücüne sahip bir ülke olduğunu ifade eden Memişoğlu, "Son bir yılda hemşirelik alanında 700'ü aşkın sertifikasyon eğitimi düzenledik. Sertifikasına uygun alanda çalışan ve iş yükü fazla olan hemşirelerimizi daha güçlü şekilde teşvik edecek, destekleyecek bir sisteme geçmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Türk hemşiresinin adanmışlık ruhuna millet olarak bizzat şahit olduk. Pandemide, kendi evladına, ailesine sarılamama pahasına, günlerce evine gitmeden hastalarının nefesi olanlar sizlerdiniz. 6 Şubat depremlerinde gecesini gündüzüne katan; enkaz altında hiç tanımadığı yaralılara koşan, deprem anında kendi canını düşünmeden kuvözlere ve hastalarımıza siper olan kahramanlarımızı aziz milletimiz asla unutmayacaktır. Sabahlara kadar nöbet tutan bütün mesai arkadaşlarımı bu ülkenin gurur kaynağı olarak görüyorum" dedi.
"Hemşire ve ebe sayımızı 330 binin üzerine çıkardık"
Sağlık ordularının her geçen gün daha da büyüdüğünü ve güçlendiğini ifade eden Memişoğlu, "Hemşire ve ebe sayımızı 330 binin üzerine çıkardık. Sahada hep birlikte hizmet veriyoruz. Ebe ve hemşirelerimizin çalışma şartlarını iyileştirmek, mesleki değerlerini daha da yükseltmek için adımlar atmaya devam edeceğiz.
Bu anlamlı günde, kutsal göreviniz uğruna büyük fedakârlıklar gösteren ailelerinize de ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Sizler hastanelerde, sahada başkalarına şifa olurken; evde yolunuzu bekleyen evlatlarınıza, eşlerinize, anne ve babalarınıza şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/bakan-memisoglu-quothemsire-ve-ebe-sayimizi-330-binin-uzerine-cikardikquot.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/bakan-memisoglu-quothemsire-ve-ebe-sayimizi-330-binin-uzerine-cikardikquot.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/bakan-memisoglu-quothemsire-ve-ebe-sayimizi-330-binin-uzerine-cikardikquot_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/bakan-memisoglu-quothemsire-ve-ebe-sayimizi-330-binin-uzerine-cikardikquot.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/bakan-memisoglu-hemsire-ve-ebe-sayimizi-330-binin-uzerine-cikardik/506840/</link>
			<pubDate>Tue, 12 May 2026 16:42:57 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Baharda alerji alarmı... Çocuklarda şikayetler artıyor]]></title>
			<description><![CDATA[Bahar aylarının gelmesiyle birlikte doğada polen yoğunluğunun arttığını belirten Nev Sağlık Grubu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü'nden Uzm. Dr. Cemalettin Güneş, bu durumun çocuklarda alerjik hastalıkların daha sık görülmesine neden olduğunu söyledi. Son haftalarda polen alerjisine bağlı başvurularda belirgin artış yaşandığını ifade eden Güneş, ailelerin belirtileri doğru tanımasının ve gerekli önlemleri almasının büyük önem]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Bahar aylarının gelmesiyle birlikte doğada polen yoğunluğunun arttığını belirten Nev Sağlık Grubu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü'nden Uzm. Dr. Cemalettin Güneş, bu durumun çocuklarda alerjik hastalıkların daha sık görülmesine neden olduğunu söyledi. Son haftalarda polen alerjisine bağlı başvurularda belirgin artış yaşandığını ifade eden Güneş, ailelerin belirtileri doğru tanımasının ve gerekli önlemleri almasının büyük önem taşıdığını vurguladı.
"Baharda en sık görülen alerjik hastalıklar"
Bahar aylarında en sık karşılaşılan alerjik hastalıklarla ilgili bilgi veren Uzm. Dr. Cemalettin Güneş, "Alerjik rinit (saman nezlesi) burun akıntısı, tıkanıklık, sık hapşırma ve burun kaşıntısı ile kendini gösterir. Çocuklar genellikle burunlarını yukarı doğru silme hareketi yapar. Alerjik konjonktivit gözlerde kızarıklık, kaşıntı, yanma ve sulanma ile ortaya çıkar. Çocuklar gözlerini sürekli ovalama eğilimindedir. Alerjik astım ise özellikle gece artan öksürük, eforla ortaya çıkan nefes darlığı ve hırıltı ile kendini gösterir. Bahar aylarında ataklar belirgin şekilde artabilir. Bu hastalıklar çoğu zaman birlikte de görülebilir ve çocuğun uyku kalitesini, okul başarısını ve günlük yaşamını olumsuz etkileyebilir" diye konuştu.
"Ailelerin en sık yaptığı hata"
Alerjik belirtilerin çoğu zaman soğuk algınlığı ile karıştırıldığına dikkat çeken Uzm. Dr. Cemalettin Güneş,"En sık karşılaştığım durumlardan biri, alerjik belirtilerin uzun süre 'soğuk algınlığı' zannedilmesidir. Soğuk algınlığı genellikle 5-7 gün içinde düzelir. Alerjik şikayetler ise haftalarca hatta aylarca sürebilir. Eğer çocukta 1 haftadan uzun süren burun akıntısı, tekrarlayan hapşırık krizleri, göz kaşıntısı ve gece artan öksürük varsa mutlaka alerji açısından değerlendirilmesini öneriyorum. Sabah erken saatlerde ve rüzgârlı havalarda dışarı çıkışı sınırlandırın" diye konuştu.
"Tedavi süreci nasıl ilerliyor"
Alerjik hastalıkların doğru tanı ve uygun tedavi ile kontrol altına alınabileceğini ifade eden Uzm. Dr. Cemalettin Güneş, süreci şöyle anlattı: "Gerekli durumlarda alerji testleri yapılarak tetikleyici faktörler belirleniyor. Her çocuğun ihtiyacına göre kişiselleştirilmiş tedavi planı oluşturuluyor. Uygun ilaç tedavileri (şurup, burun spreyi, inhaler tedaviler) ile şikayetler etkin şekilde kontrol altına alınıyor. Erken dönemde başlanan tedavi sayesinde hem şikayetleri azaltmak hem de hastalığın ilerlemesini önlemek mümkün oluyor"
"Hangi çocuklar risk altında"
Bazı çocuklarda alerjik hastalıkların daha sık görüldüğünü belirten Uzm. Dr. Cemalettin Güneş, şu bilgileri paylaştı: "Ailesinde alerji veya astım öyküsü olanlar, Daha önce egzama (atopik dermatit) geçirmiş olanlar, Sigara dumanına maruz kalanlar bu açıdan daha risk altındadır. Bu çocukların bahar aylarında daha dikkatli takip edilmesini öneriyoruz"
"Erken tanı yaşam kalitesini artırıyor"
Bahar aylarında uzayan burun akıntısı, geçmeyen öksürük ve göz şikayetlerinin çoğu zaman enfeksiyon değil alerjiye bağlı olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Cemalettin Güneş, "Erken fark etmek, doğru yönetmek ve uygun tedaviye başlamak çocuğun yaşam kalitesini belirgin şekilde artırır. Şikayetler uzuyorsa mutlaka bir çocuk hekimi tarafından değerlendirilmesini öneriyorum" diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/baharda-alerji-alarmi-cocuklarda-sikayetler-artiyor.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/baharda-alerji-alarmi-cocuklarda-sikayetler-artiyor.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/baharda-alerji-alarmi-cocuklarda-sikayetler-artiyor_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/baharda-alerji-alarmi-cocuklarda-sikayetler-artiyor.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/baharda-alerji-alarmi-cocuklarda-sikayetler-artiyor/506803/</link>
			<pubDate>Tue, 12 May 2026 16:08:57 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Hastanede 2 üniteli yeni endoskopi ünitesi açıldı]]></title>
			<description><![CDATA[Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerefeddin Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde ileri teknoloji ile donatılmış 2 üniteli yeni endoskopi ünitesi hizmete açıldı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Amasya Üniversitesi Sabuncuoğlu Şerefeddin Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde ileri teknoloji ile donatılmış 2 üniteli yeni endoskopi ünitesi hizmete açıldı.
Hastaneden yapılan açıklamada sağlık hizmetlerinin kapasitesini ve kalitesini artırmaya yönelik çalışmalar kapsamında oluşturulan yeni ünite sayesinde günlük işlem kapasitesinin artırılarak randevu sürelerindeki uzamaların ve hasta yoğunluğuna bağlı yığılmaların önüne geçilmesinin hedeflendiği bildirildi.
İleri aşamada ERCP gibi özellikli ve üst düzey girişimsel işlemlerin de hastanede gerçekleştirilebilmesinin de planlandığının aktarıldığı açıklamada vatandaşların daha hızlı, etkin ve nitelikli sağlık hizmeti sunma hedefiyle çalışmaların kararlılıkla devam ettiği belirtildi.
Amasya Valisi Önder Bakan ve AK Parti Amasya Milletvekili Haluk İpek, hastanede incelemede bulunarak Başhekim Doç. Dr. Hicabi Sezgin'den bilgiler aldı.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/hastanede-2-uniteli-yeni-endoskopi-unitesi-acildi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/hastanede-2-uniteli-yeni-endoskopi-unitesi-acildi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/hastanede-2-uniteli-yeni-endoskopi-unitesi-acildi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/hastanede-2-uniteli-yeni-endoskopi-unitesi-acildi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/hastanede-2-uniteli-yeni-endoskopi-unitesi-acildi/506764/</link>
			<pubDate>Tue, 12 May 2026 15:42:45 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Dr. Yılmaz; "Yaygın vücut ağrısı hissedenlerde, kişiye özel tedavi planlanmalı"]]></title>
			<description><![CDATA[Denizli Özel Tekden Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Nazan Nur Yılmaz, yaygın kas ağrıları, halsizlik, yorgunluk ve uyku bozukluğu ile kendini gösteren fibromiyaljide yalnızca ilaç tedavisinin yeterli olmadığını belirterek, kişiye özel tedavi planlamasının önemine dikkat çekti. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Denizli Özel Tekden Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Nazan Nur Yılmaz, yaygın kas ağrıları, halsizlik, yorgunluk ve uyku bozukluğu ile kendini gösteren fibromiyaljide yalnızca ilaç tedavisinin yeterli olmadığını belirterek, kişiye özel tedavi planlamasının önemine dikkat çekti.
Denizli Özel Tekden Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Nazan Nur Yılmaz, toplumda sık görülen ancak çoğu zaman farklı rahatsızlıklarla karıştırılabilen fibromiyalji hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Fibromiyaljinin; yaygın ve gezici kas ağrıları, uyku bozukluğu, halsizlik ve yorgunlukla seyreden kronik bir hastalık olduğunu belirten Dr. Nazan Nur Yılmaz, özellikle boyun ve baş ağrılarının da tabloya sıkça eşlik ettiğini söyledi.
Hastalarda çoğu zaman ağrı kesici ilaçlardan yeterli yanıt alınamadığını ifade eden Dr. Nazan Nur Yılmaz, fibromiyalji tedavisinde yalnızca medikal yaklaşımın yeterli olmadığını vurguladı. Tedavi sürecinde glutenden fakir beslenme düzeni, kişiye özel planlanmış egzersiz programları, uygun formda magnezyum takviyesine ek olarak ozon terapi ve nöral terapi gibi destekleyici uygulamaların tedaviye eklenebileceğini belirten Dr. Yılmaz, her hastada aynı yöntemin uygulanamayacağını kaydetti.
Fibromiyaljide tek bir tedavi modelinin bulunmadığını dile getiren Dr. Yılmaz, hastalığın seyrine ve kişinin şikayetlerine göre farklı tedavi seçeneklerinin planlandığını ifade ederek, doğru tanı ve etkili tedavi için fizik tedavi uzmanına başvurulması gerektiğini sözlerine ekledi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/dr-yilmaz-quotyaygin-vucut-agrisi-hissedenlerde-kisiye-ozel-tedavi-planlanmaliquot.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/dr-yilmaz-quotyaygin-vucut-agrisi-hissedenlerde-kisiye-ozel-tedavi-planlanmaliquot.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/dr-yilmaz-quotyaygin-vucut-agrisi-hissedenlerde-kisiye-ozel-tedavi-planlanmaliquot_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/dr-yilmaz-quotyaygin-vucut-agrisi-hissedenlerde-kisiye-ozel-tedavi-planlanmaliquot.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/dr-yilmaz-yaygin-vucut-agrisi-hissedenlerde-kisiye-ozel-tedavi-planlanmali/506733/</link>
			<pubDate>Tue, 12 May 2026 15:20:31 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Batman Kozluk'ta tuz farkındalığı]]></title>
			<description><![CDATA[<p>Batman'ın Kozluk ilçesinde Dünya Tuza Dikkat Haftası kapsamında farkındalık çalışması yapıldı. İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri, Samanyolu Köyü'nde aşırı tuz tüketiminin zararları hakkında bilgi vererek tansiyon ölçümleri gerçekleştirdi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Batman'ın Kozluk ilçesinde Dünya Tuza Dikkat Haftası kapsamında farkındalık çalışması yapıldı. İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri, Samanyolu Köyü'nde aşırı tuz tüketiminin zararları hakkında bilgi vererek tansiyon ölçümleri gerçekleştirdi.BATMAN (İGFA) - Batman'ın Kozluk ilçesinde, Dünya Tuza Dikkat Haftası kapsamında vatandaşlara yönelik bilgilendirme etkinliği gerçekleştirildi.

Kozluk İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından Samanyolu Köyü'nde kurulan farkındalık standında vatandaşlara aşırı tuz tüketiminin sağlık üzerindeki olumsuz etkileri hakkında bilgi verildi.
Etkinlikte görev alan Kozluk İlçe Sağlık Müdürlüğü Eğitim Hemşiresi Çağla Konak, vatandaşlarla birebir görüşerek günlük tuz tüketiminin azaltılmasının önemine dikkat çekti. Program kapsamında tansiyon ölçümleri yapılırken, günlük yaşamda sık tüketilen bazı hazır gıdalardaki gizli tuz oranları uygulamalı şekilde anlatıldı.

Bilgilendirme çalışmalarında; aşırı tuz tüketiminin yüksek tansiyon, kalp hastalıkları ve böbrek rahatsızlıkları gibi sağlık sorunlarına yol açabileceği vurgulanırken, vatandaşlara sağlıklı beslenme konusunda önerilerde bulunuldu. Yetkililer, toplumda sağlıklı yaşam bilincini artırmaya yönelik eğitim ve farkındalık çalışmalarının devam edeceğini belirtti.


]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/batman-kozlukta-tuz-farkindaligi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/batman-kozlukta-tuz-farkindaligi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/batman-kozlukta-tuz-farkindaligi-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/batman-kozlukta-tuz-farkindaligi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/batman-kozlukta-tuz-farkindaligi/506682/</link>
			<pubDate>Tue, 12 May 2026 15:35:07 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Büyükşehir'den şifa yolunda bin 110 hastaya ücretsiz ulaşım desteği]]></title>
			<description><![CDATA[Tekirdağ Büyükşehir Belediyesinin Ekim 2025'te başlattığı ücretsiz hasta ulaşım hizmeti kapsamında bugüne kadar bin 110 onkoloji hastası hastanelere ücretsiz ve güvenli şekilde ulaştırıldı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Tekirdağ Büyükşehir Belediyesinin Ekim 2025'te başlattığı ücretsiz hasta ulaşım hizmeti kapsamında bugüne kadar bin 110 onkoloji hastası hastanelere ücretsiz ve güvenli şekilde ulaştırıldı.
Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi tarafından sosyal belediyecilik anlayışıyla hayata geçirilen "Ücretsiz Hasta Ulaşım Hizmeti", kanser tedavisi gören vatandaşların hastane ulaşımında önemli bir destek oldu. "Şifa Yolunda Birlikte" sloganıyla yürütülen hizmet kapsamında, hastalar evlerinden alınarak il sınırlarındaki onkoloji merkezlerine götürülüyor, tedavi sonrası yeniden evlerine bırakılıyor.
Tekirdağ'ın 11 ilçesini kapsayan uygulamada, 2025 yılının son üç ayında 471 hastaya ulaşım desteği sağlanırken, 2026 yılının mayıs ayına kadar olan süreçte ise 639 hasta daha hizmetten yararlandı. Böylece ücretsiz hasta ulaşım hizmetinden faydalanan toplam onkoloji hastası sayısı bin 110'a ulaştı.
Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda sürdürülen hizmetle, hastaların tedavi sürecindeki ulaşım stresi ve maddi yükünün azaltılması hedefleniyor. Hastalar ve bir refakatçileri, özel tahsis edilen araçlarla güvenli şekilde hastanelere ulaştırılıyor. Özellikle bağışıklık sistemi hassas olan hastalar için toplu taşıma kaynaklı enfeksiyon riskinin azaltılması açısından uygulamanın önemli bir kolaylık sunduğu belirtildi.
Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Candan Yüceer, vatandaşların en zor dönemlerinde yanlarında olmayı görev bildiklerini belirterek, "Tedavi sürecindeki yorgunluklara bir de yol stresi eklenmesin istedik. Amacımız sadece ulaşım sağlamak değil, hastalarımıza bu zorlu süreçte moral vermek ve yalnız olmadıklarını hissettirmektir. Sağlıklı bir gelecek için her vatandaşımızın yanında olmaya devam edeceğiz" dedi.
Ücretsiz hasta ulaşım hizmetinden yararlanmak isteyen vatandaşların, hafta içi mesai saatlerinde 0850 459 33 59 numaralı hattı veya ALO 153 Candan Çözüm Merkezi'ni arayarak randevu oluşturabildiği öğrenildi. Ağır hastalar için ise Büyükşehir Belediyesinin ambulans hizmetlerinin sürdüğü belirtildi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/buyuksehir39den-sifa-yolunda-bin-110-hastaya-ucretsiz-ulasim-destegi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/buyuksehir39den-sifa-yolunda-bin-110-hastaya-ucretsiz-ulasim-destegi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/buyuksehir39den-sifa-yolunda-bin-110-hastaya-ucretsiz-ulasim-destegi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/buyuksehir39den-sifa-yolunda-bin-110-hastaya-ucretsiz-ulasim-destegi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/buyuksehir-den-sifa-yolunda-bin-110-hastaya-ucretsiz-ulasim-destegi/506670/</link>
			<pubDate>Tue, 12 May 2026 14:32:21 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Mide kanserinde erken teşhis uyarısı]]></title>
			<description><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Gökmen Aktaş, mide kanserinin dünyada ve Türkiye'de en sık görülen kanser türlerinden biri olduğuna dikkat çekerek erken teşhisin hayati önem taşıdığını söyledi. Özellikle uzun süren mide şikayetlerinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Aktaş, erken tanının tedavi başarısını önemli ölçüde artırdığını ifade etti. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Gökmen Aktaş, mide kanserinin dünyada ve Türkiye'de en sık görülen kanser türlerinden biri olduğuna dikkat çekerek erken teşhisin hayati önem taşıdığını söyledi. Özellikle uzun süren mide şikayetlerinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Aktaş, erken tanının tedavi başarısını önemli ölçüde artırdığını ifade etti.
Mide kanserinin erken evrede çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebildiğini belirten Doç. Dr. Gökmen Aktaş, hastalığın ilerleyen dönemlerde mide ağrısı, iştahsızlık, kilo kaybı, hazımsızlık, şişkinlik, bulantı ve yutma güçlüğü gibi belirtilerle kendini gösterebildiğini söyledi. Özellikle aile öyküsü bulunan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Aktaş, düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini kaydetti.
Mide kanserinin oluşumunda çevresel ve genetik faktörlerin etkili olduğuna dikkat çeken Aktaş, "Sigara kullanımı, aşırı tuzlu ve işlenmiş gıdalarla beslenme, düzensiz yaşam alışkanlıkları ve Helicobacter pylori enfeksiyonu mide kanseri riskini artıran önemli etkenler arasında yer alıyor. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve rutin kontroller ise hastalığa karşı koruyucu rol oynuyor" dedi.
Toplumda kanser farkındalığının artırılmasının büyük önem taşıdığını ifade eden Doç. Dr. Gökmen Aktaş, özellikle mide şikayetlerini uzun süre yaşayan bireylerin vakit kaybetmeden uzman hekime başvurması gerektiğini belirtti. Erken teşhis sayesinde tedavi sürecinin daha başarılı ilerlediğini vurgulayan Aktaş, "Kanserde erken tanı hayat kurtarır. Düzenli kontroller sayesinde hastalık erken evrede tespit edilerek tedavi şansı önemli ölçüde artırılabiliyor" diye konuştu.
Medical Point Gaziantep Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Gökmen Aktaş toplum sağlığını korumaya yönelik bilinçlendirme çalışmalarının devam edeceğini belirterek vatandaşlara düzenli sağlık kontrollerini aksatmama çağrısında bulundu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/mide-kanserinde-erken-teshis-uyarisi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/mide-kanserinde-erken-teshis-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/mide-kanserinde-erken-teshis-uyarisi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/mide-kanserinde-erken-teshis-uyarisi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/mide-kanserinde-erken-teshis-uyarisi/506660/</link>
			<pubDate>Tue, 12 May 2026 14:27:22 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Mide kanaması geçiren hasta hava ambulansıyla Malatya'ya sevk edildi]]></title>
			<description><![CDATA[Malatya'nın Darende ilçesinde mide kanaması geçiren 78 yaşındaki hasta, hava ambulansı ile kent merkezine sevk edilerek tedavi altına alındı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Malatya'nın Darende ilçesinde mide kanaması geçiren 78 yaşındaki hasta, hava ambulansı ile kent merkezine sevk edilerek tedavi altına alındı.
Edinilen bilgilere göre, F.Y. (78) isimli yaşlı vatandaş rahatsızlanması üzerine Darende Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Burada yapılan ilk müdahalede hastanın mide kanaması geçirdiği belirlendi. Durumunun ciddiyeti nedeniyle ileri tetkik ve tedavi için hava ambulansı talep edildi. Kısa sürede ilçeye ulaşan hava ambulansı, hastayı alarak Malatya Turgut Özal Tıp Merkezi'ne sevk etti.
Hastanın tedavisinin hastanede sürdüğü öğrenildi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/mide-kanamasi-geciren-hasta-hava-ambulansiyla-malatya39ya-sevk-edildi.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/mide-kanamasi-geciren-hasta-hava-ambulansiyla-malatya39ya-sevk-edildi.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/mide-kanamasi-geciren-hasta-hava-ambulansiyla-malatya39ya-sevk-edildi_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/mide-kanamasi-geciren-hasta-hava-ambulansiyla-malatya39ya-sevk-edildi.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/mide-kanamasi-geciren-hasta-hava-ambulansiyla-malatya-ya-sevk-edildi/506657/</link>
			<pubDate>Tue, 12 May 2026 14:22:07 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[İç Hastalıkları Uzmanı Yeler: "Günlük tuz tüketimini 5 gramla sınırlandırın"]]></title>
			<description><![CDATA[Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayvaz Yeler, aşırı tuz tüketiminin mide kanseri, inme ve kalp krizi gibi hayati riskleri beraberinde getirdiğini belirterek, günlük tüketimin mutlaka 5 gramla sınırlandırılması gerektiğini söyledi. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayvaz Yeler, aşırı tuz tüketiminin mide kanseri, inme ve kalp krizi gibi hayati riskleri beraberinde getirdiğini belirterek, günlük tüketimin mutlaka 5 gramla sınırlandırılması gerektiğini söyledi.
Vücut için gerekli bir mineral olan sodyumun, fazla tüketilmesi halinde kalp-damar hastalıkları, inme ve kanser gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açtığı ifade ediliyor. Türkiye'deki günlük tuz kullanım miktarının sağlıklı sınırların yaklaşık 4 katına ulaştığı belirten uzmanlar, özellikle Van ve çevresindeki bölgesel yeme alışkanlıklarına dikkat çekiliyor. Bölgede yaygın olarak tüketilen otlu peynir, tuzlu balık ve salamura gibi gıdaların yüksek sodyum içeriği nedeniyle mide kanseri riskini artırdığı, bu nedenle yemeklere ekstradan tuz katma alışkanlığından vazgeçilmesi gerektiği kaydediliyor.
Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı Uzman Doktor Ayvaz Yeler, tuzun normal insan vücudu için gerekli olan bir mineral olduğunu belirtti. Ancak yetişkin bir insanın alması gereken günlük tuz miktarı yalnızca 5 gram olduğunu ifade eden Dr. Yeler, "Bu oran çocuklar için 3 gramla; tansiyon ve böbrek hastaları için ise yine 3 gramla sınırlandırılmıştır. Türkiye'de bu oran günlük 17 ile 20 gram arasında seyretmekte, yani ortalama almamız gereken sodyum miktarının yaklaşık 3 ya da 4 katı fazla tüketilmesine neden olmaktadır. Bu durum, fazla tuzun vücutta yaptığı büyük hasarlara ve çeşitli hastalıklara sebebiyet vermektedir" dedi.
"Tuz günlük 5 gramla sınırlandırmalı"
Fazla tuzun ciddi hastalıklara yol açabildiğini dile getiren Yeler, "Vücuda alınan fazla miktarda tuz; özellikle hipertansiyon, kardiyovasküler hastalıklar, inme, kronik baş ağrısı ve dahi kansere bile neden olmaktadır. Ağızdan alınan yüksek miktardaki tuz, midede 'atrofik gastrit' dediğimiz midenin küçülmesine ve bunun temelinde kanserlere sebebiyet verebilmektedir. Bu nedenle tuzu günlük 5 gramla sınırlandırmalı, sağlığımıza dikkat etmeliyiz. Vücudun ihtiyacı olan 5 gramdan fazla tuzun en önemli kaynakları özellikle bölgesel yeme alışkanlıklarıdır. Mesela Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yaygın olan tuzlu balık ve tuzlu peynir gibi gıdalar; özellikle Van bölgesi için konuşursak, içerdikleri yüksek sodyum oranıyla mide kanseri, tansiyon, inme, felç, kalp krizi ve kronik baş ağrısına neden olabilmektedir. Bu konuda mutlaka yemeğe ekstradan tuz katmamak; salamura, turşu ve tuzlu balık gibi yiyeceklerden kaçınmak gerekiyor. Özellikle edinmemiz gereken en önemli alışkanlık, yemek masaya geldikten sonra ekstradan tuz eklememektir" diye konuştu.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/ic-hastaliklari-uzmani-yeler-quotgunluk-tuz-tuketimini-5-gramla-sinirlandirinquot.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/ic-hastaliklari-uzmani-yeler-quotgunluk-tuz-tuketimini-5-gramla-sinirlandirinquot.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/ic-hastaliklari-uzmani-yeler-quotgunluk-tuz-tuketimini-5-gramla-sinirlandirinquot_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/ic-hastaliklari-uzmani-yeler-quotgunluk-tuz-tuketimini-5-gramla-sinirlandirinquot.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/ic-hastaliklari-uzmani-yeler-gunluk-tuz-tuketimini-5-gramla-sinirlandirin/506645/</link>
			<pubDate>Tue, 12 May 2026 14:14:03 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA["Türkiye'deki hantavirüs insandan insana bulaşmıyor"]]></title>
			<description><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Bülent Şahin, küresel halk sağlığına yönelik endişelere neden olan hantavirüsün pandemi yapma ihtimalini "sıfır" olarak değerlendirdi. Türkiye'deki hantavirüs türünün Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığını taklit ettiğine dikkat çeken Şahin, özellikle kene tehlikesine karşı uyardı. ]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Bülent Şahin, küresel halk sağlığına yönelik endişelere neden olan hantavirüsün pandemi yapma ihtimalini "sıfır" olarak değerlendirdi. Türkiye'deki hantavirüs türünün Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığını taklit ettiğine dikkat çeken Şahin, özellikle kene tehlikesine karşı uyardı.
Güney Amerika açıklarındaki yolcu gemisinde görülen hantavirüs vakaları, pandemi ihtimalini yeniden gündeme taşıdı. Ancak uzmanlar, hantavirüsün bulaşının zor olduğuna dikkat çekerek yine de alınması gereken tedbirlere dair uyarılarda bulunuyor. Beykent Üniversite Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Bülent Şahin de Türkiye'de ilk kez 2008-2009 yıllarında tespit edilen hantavirüse dair önemli bilgiler verdi.
"Türkiye'deki hantavirüs türü insandan insana bulaşmıyor"
Türkiye'deki hantavirüs türünün insandan insana bulaşmadığını, Amerika kıtasındakilerin ise yakın temas içerisinde yaşayan insanlar arasında bulaşabildiğini belirten Şahin, "Hantavirüsün pandemi yapma ihtimali sıfır. İnsandan insana bulaştırması sadece Amerikan tipinde mümkün. O da çok zor şekilde olabiliyor. Avrupa, Asya ve Türkiye'de bulunan tipinde insandan insana bulaşması söz konusu değil. Bundan dolayı halkımız rahat olsun" dedi.
"Hantavirüsten daha ağır seyrediyor"
Hantavirüsün hemorojik, yani kanamalı viral hastalıklar grubunda yer aldığını söyleyen Şahin, "Ülkemizde en çok bu grupta tanınan hastalık Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığıdır. KKKA virüsünün ve hantavirüsün insanlarda neden olduğu semptomlar birbirine benzer ama Kırım Kongo Kanamalı Ateşi virüsü çok daha şiddetli ve ağır seyreder, daha ölümcüldür" diye konuştu.
"Hantavirüs, KKKA ve influenzayı taklit edebiliyor"
Türkiye'deki hantavirüsün diğer hastalıkları taklit edebildiğini ve bu nedenle teşhisinin zorlaştığını belirten Dr. Bülent Şahin, "Başta grip, influenza virüsü, belki koronayı, en önemlisi de KKKA hastalığını taklit edebiliyor. Hantavirüsünün bizim ülkemizde en belirgin belirtileri diğer enfeksiyon belirtileriyle aşağı yukarı aynıdır. Yüksek ateş, yaygın kırgınlık, vücut ağrıları, baş ağrısı, mide bulantısı, bazen kusma ve ishal görülebilir. İdrar yapamama veya az yapma da önemli bulgular. Bu bulgular neden önemli: Çünkü ülkemizdeki tipinde hastalığın ağır seyretmesinin nedeni böbrekte meydana getirdiği hasar ve böbrek yetmezliğiyle alakalıdır. Vücutta kanamalara da neden olabilmektedir. Hastalarımız doktorlara yaşadıkları yer ve bulaşla ilgili bilgi verdikleri gibi doktorların da bu konuda çok iyi sorgulama yapması ile erken teşhis konduğu takdirde tedavi kolaydı. Bu hastalıktan dolayı ülkemizde ölüm olma ihtimali yoktur" ifadelerini kullandı.
"Amerikan tipi hantavirüs solunum sistemine tutunuyor"
Amerikan tipi hantavirüsün ise daha çok solunum sistemine tutunduğunu, çok ağır akciğer enfeksiyonu ve ona bağlı kalp yetmezliğinden dolayı ölüme götürebildiğini belirten Şahin, şöyle konuştu: "Hantavirüs kemirgenlerden, en fazla da farelerden geçmektedir. İlk başta orman farelerinden daha sonra şehre inen farelerden bulaşır. Farelerin dışkı ve idrarları en önemli bulaş nedenidir. Kişileri ısırmakla da bulaştırabilirler. Ambar gibi tozlu bölgelerde fare dışkı ve idrarları kuruyup havaya karışarak akciğerlerimize solunum vasıtasıyla ulaşabilir."
Kurban Bayramı öncesi kene uyarısı
Kışın toprak altında yaşayan kenelerin, havaların ısınmasıyla birlikte yüzeye çıkması ve Kurban Bayramının yaklaşması nedeniyle özellikle KKKA konusunda uyarılarda bulunan Dr. Bülent Şahin, "Keneler yüzeye çıktılar, Kurban Bayramı nedeniyle hayvan nakilleri var. Hayvanların üzerinde bulunan kenelerle KKKA virüsü bütün şehirlerimize yayılmakta. Bu yönde gerek Tarım Bakanlığımızın gerek Sağlık Bakanlığımızın gerekli önlemleri alacaklarını düşünüyorum. Özellikle hayvan nakilleri ve hayvanların kene yönünden ilaçlanmaları çok çok önemli" dedi.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/quotturkiye39deki-hantavirus-insandan-insana-bulasmiyorquot.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/quotturkiye39deki-hantavirus-insandan-insana-bulasmiyorquot.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/quotturkiye39deki-hantavirus-insandan-insana-bulasmiyorquot_1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2026/05/quotturkiye39deki-hantavirus-insandan-insana-bulasmiyorquot.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/turkiye-deki-hantavirus-insandan-insana-bulasmiyor/506579/</link>
			<pubDate>Tue, 12 May 2026 13:03:01 +0300</pubDate>
			</item></channel>
</rss>