<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
         <channel>
         <title>FARKLI FİKİRLER </title>
         <link>https://www.pembepusula.org/konuk-kosesi/</link>
         <description></description><item>
			<title><![CDATA[Servin Önen Yazdı: Mevsimler Aynı, Hikayeler Farklı]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Servin Önen

Bazı günler vardır;

Takvim aynı günü gösterir, ama hayat her an kendi hızında akar. Bunu belirleyen zamandan çok, yaşadıklarımızdır.

Bazı günlerin diğerlerinden farkı yoktur gibi gelir. Sabah aynı saatlerde uyanır, aynı yolları yürürüz. Yine de günün sonunda; başa döneriz yani kendimize.

Aynı mevsimi yaşadığımızı düşünmek yanılgıdır.

Kış, soğuktur. Ama ne derece? 

Kış, bazen sabahın erken saatlerindeki ayaz ile kendini hissettirir, okul yolunda üşüyen ellerde, kar altında kalabalık duraklarda uzayan bekleyişlerde. Bazen de gün boyu süren telaşın ardından, buzlu yolda eve dönerken akıldan geçen küçük ayrıntılarda kendini hatırlatır.

Kiminin kışı yolda geçer, kimininki akşam sofrasına varmadan bitmez.

Gün boyu taşıdığımız şeylerin hepsi gerçekten yük mü, yoksa durmaya fırsat bulamadığımız için mi ağır hissettirir bilmiyoruz. Koşarken tartılmayan duygular, akşam olunca kendini hatırlatır. Akşam, günün sustuğu yerdir. En önemlisi ise herkesin bir arada, iyi olduğu bir akşam hayalidir.

Belki sen de hatırlarsın… Büyüklerimizin hiç bıkmadan hasretle andığı o eski akşamları. Kelimelerin az ama anlamın çok olduğu zamanları…

Biz yaşayamasak da sobanın başında toplanılan günleri, hikâyelerin bıraktığı sıcaklık içimizi ısıtır. Bazı anlatılanlar yalnızca kulakta kalmaz; kokularıyla gelir, sonrada kalbimize yerleşir.

Mandalina kabuğu, taze ekmek, yeni demlenmiş çayın buğusu…

Şimdi bile burnuna geldi mi o koku?

Bazı akşamlar o his ile o koku gelir burnumuza ve kalbimizi sızlatır. Nereden geldiğini tam çıkaramayız ama tanıdıktır.

Büyüklerimizin anlattığı o eski akşamları nasılda hatırlatır. Sözlerin daha yavaş aktığı, zamanın acele etmediği anları…Şimdi bile o hikâyelerin kokusu sanki bizimle. Bir çorbanın buharında saklanan şefkati, bir dilim ekmeğin, şen kahkahaların evimizi nasıl bir arada tuttuğunu görerek. Ne yediğimizden çok, aynı masada yan yana olmanın doyurduğunu fark ederek. Yan yana durmanın, sessizce paylaşmanın, birlikte olmanın ne demek olduğunu orada öğrendik. Ne yaşadığımızdan çok, nasıl hatırladığımızın önemli olduğunu…

Gün biterken her şey çözülmez belki ama yumuşar. İnsan kendine biraz daha yaklaşır. Gün içinde omuzlarımıza yüklediklerimiz, gerçekten sandığımız kadar ağır olup olmadığını, çoğu zaman günün koşturmacasının durduğu an akşamları farkına varırız. Bizler eve girince değil, sofraya oturunca yavaşlarız.

Bir masanın etrafında toplanmak; Dinlemektir, beklemektir, paylaşmaktır. Bazen susarak, bazen gülerek, aynı duyguda buluşabilmektir.

Bugün o masalarda yeni yüzler var. 

Çocuklar…

Kahkahalarıyla odayı dolduran, bir lokmanın içinde sevgiyi, bir gülüşün içinde umudu fark ederek öğrenen çocuklar.

Bir zamanlar bizimde yaptığımız gibi. Zaman kavramı yaş ile beraber değişiyor, hayat hızlanıyor. Ama bazı şeyler hâlâ çok kıymetli. Günün sonunda edilen kısa bir şükür, “iyi ki buradayız” duygusu…

Şu an mevsim kış.

Peki ya içimizde hangi mevsim yaşanıyor? Belki de asıl mesele budur.

Takvimlerde günler hatta yıllar geçiyor; fakat biz ne hissediyoruz?

Yorgun mu, umutlu mu, aceleci mi, şükreden mi?

Kendimize hatırlatmakta fayda var:

‘Umut’; öyle büyük sözlerde değil, akşam vakti kurulan sade bir sofrada sessizce yerini bulur.

‘Huzur’; herkesin kalbinde, kendi zamanında büyür.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2025/12/servin-onen-yazdi-mevsimler-ayni-hikayeler-farkli-9553.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2025/12/servin-onen-yazdi-mevsimler-ayni-hikayeler-farkli-9553.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2025/12/servin-onen-yazdi-mevsimler-ayni-hikayeler-farkli-9553-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2025/12/servin-onen-yazdi-mevsimler-ayni-hikayeler-farkli-9553.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/servin-onen-yazdi-mevsimler-ayni-hikayeler-farkli/413644/</link>
			<pubDate>Wed, 31 Dec 2025 17:58:23 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[ELİF KUŞ YAZDI:  YAPAY ZEKA İNSANLIĞI TEHDİT EDER Mİ?]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Elif Kuş / Yüksek Endüstri Mühendisi-TÜMKAD YK Üyesi

Makineden Çıkan Tanrı başlıklı yazımda yapay zeka ile gelen tehdit türlerinden bahsedeceğimi yazmıştım. Bu tehdit türlerini ve bu konuda teknik olarak neler yapılacağını tartışmadan önce neden yapay zeka ile ilgili korkularımız var biraz onu anlamaya çalışalım.

Cem Yılmaz yıllar önce sanırım bir skecinde “fişini benim taktığım şey beni nasıl ele geçirecek ya” diyordu. O zamanlar bana çok mantıklı ve rahatlatıcı gelen bu yaklaşım şu anda o kadar rahatlatmıyor çünkü artık nerdeyse yapay zeka bizim fişimizi takacak duruma geldi ????

İnsanlık inanılmaz bir teknoloji değişim hızına tanık oluyor. 

Günlük hayatımızda teknoloji giderek daha çok yer kapladıkça, onsuz kaldığımızda biz de birçok fonksiyonumuzu yerine getiremez oluyoruz. Artık navigasyon olmadan yön bulamaz olduk, en sevdiklerimizin telefon numarası bile ezberimizde yok belki, kazancımız bankada hatta dijital cüzdanlarda sanal olarak duruyor, harcamalarımızı karekodla bile yapabiliyoruz. Hastalıklarımızı teşhis etmekte, sağlık bilgilerimizi işlemekte devasa veri tabanları yapay zeka ile entegre kullanılıyor. Devletler ve hükümetler, bankalar, üreticiler, satıcılar tüm verilerini dijital ortamda saklıyor, bütün süreçler dijitalleşti ve şimdi bu dijitalleşen süreçler yapay zeka tarafından yönetilebilir hale geldi. 

Zurnanın zırt dediği yer burası, hayati olarak bağlandığımız bu teknolojiler ile ilgili karar mekanizması yine de insandı ama şimdi yönetsel fonksiyonlar da yapay zekaya devredilebilir görünüyor.

İnsanlığın sonunun geldiği, gelmekte olduğu kaygısı, türümüzün sanırım her zaman yaşadığı kaygılardan, iklim krizi bizi korkutuyor, korkutmalı da. Yapay zeka bizi korkutuyor, korkutmalı da. 

Buraya bir not düşmek isterim, insanlığın sonu dünyanın sonu demek değil ama dünyanın sonu insanlığın sonu demek olabilir, başka gezegenlerde hayat kurmadıysak henüz. Bu nedenle iklim krizi ayrı bir başlık olarak benim kişisel listemde dünyanın bir numaralı problemi gibi görünüyor.

İlk atom bombası atıldıktan sonra da dünyanın sonunun geleceği endişesi sarmıştı herkesi. İnsanlık tarihi için çok uzun bir süre değil ama yaklaşık 80 yıl geçti, atom bombası ya da nükleer bombalar hala bir tehdit olmakla beraber listemizin ilk sıralarında değil.

Aletsiz, edevatsız veya örgütsüz halimiz ile besin zincirinin ortalarında yer alan bir türüz, ama sahip olduğumuz teknoloji ve bilgi ile bu zincirin en tepesinde açık ara farkla yer alıyoruz. Yine de Harari’nin dediği gibi milyonlarca yılda oluşan genetik altyapımız hala kendini besin zincirinde ortalarda bir yerde görüyor ve elimizdeki imkanları kaybedersek hayatta kalma şansımızın çok azalacağını içgüdüsel olarak bilmemizden kaynaklı sürekli korku ve kaygı içinde sahip olduklarımıza sıkı sıkıya tutunuyoruz. 

Şimdi sahip olduğumuz bu gücü kaybetmekle ilgili bir endişemiz var, yapay zeka bizim seviyemizi geçerse, artık bu dünyadaki en güçlü tür olma ayrıcalığımızı kaybedersek ve hükmettiğimizi sandığımız bu dünyada aciz ve güçsüz kalırsak diye endişe ediyoruz. Dünyadaki en zeki tür olmasak ne olur? Yani mağrur olma padişahım senden güçlü Yapay Zeka var durumuna düşersek ne olur?

Aslında Yapay Zeka ile ilgili ilk aşamada asıl risk ve tedbir alınması gereken konu insandan insana gelecek tehditler. Çünkü elimizde inanılmaz bir güç var, bu güç kimin elinde ne niyetle kullanılacak bilmiyoruz. Bu konuda hak ve sorumluluklar nasıl belirlenecek, kanunlar bu hızla değişen teknolojiye paralel hızda nasıl güncellenecek ve bu kanunlar nasıl uygulanacak; bu arada atı alan Üsküdarı geçecek mi? Evet bu problemlerin hızla ele alınması gerek. Tarih boyunca toprak gibi, makineler gibi enerji gibi farklı kisvelere bürünmüş gücü elinde tutanlar arasında acımasız mücadeleler hep oldu, yapay zeka için de bu mücadele olacak.

Neden o zaman varoluşsal korkular yaşıyoruz, çünkü daha derindeki korku bu gücü eline geçirip kullanan ayrıcalıklı ya da egemen kişilerin-grupların da gücün kontrolünü kaybetmesi ihtimali. Atom bombasının atılması için yetkili birinin karar vermesi gerekir, ama yapay zeka bu kontrolü eline geçirirse ne olur?

Bu sorular ve endişeler Yapay Zeka konusundaki en yetkin kişilerce analitik bir şekilde ele alınıyor. Ama girizgahı öyle uzun tuttum ki, temelde 4 başlıkta ele alınan Yapay Zeka risklerini ve uzman görüşlerini paylaşmayı da bir sonraki yazıya bırakıyorum.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2025/12/elif-kus-yazdi-yapay-zeka-insanligi-tehdit-eder-mi-2854.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2025/12/elif-kus-yazdi-yapay-zeka-insanligi-tehdit-eder-mi-2854.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2025/12/elif-kus-yazdi-yapay-zeka-insanligi-tehdit-eder-mi-2854-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2025/12/elif-kus-yazdi-yapay-zeka-insanligi-tehdit-eder-mi-2854.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/elif-kus-yazdi-yapay-zeka-insanligi-tehdit-eder-mi/405796/</link>
			<pubDate>Sat, 20 Dec 2025 17:51:31 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Servin Önen Yazdı: Cumhuriyet Kadınıyız… Peki Yorulduk Mu?]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Servin Önen 

Cumhuriyet’in 102. yılının heyecanıyla doluyuz. Biz kadınlar, hayatın içinde; üreten, yetişen, yetiştiren, her defasında yeniden güç bulmayı bilen kadınlarız. Kadın olmaktan gurur duyuyoruz; bizlere bu hakları ve özgürlüğü sunan Atatürk’e minnetimiz sonsuz.

Cumhuriyet ile kadın haklarına kavuştuk. O hakların bize kazandırdığı gücü biliyoruz; ama bazen o gücü, önce içimizde hissetmeyi, sonra hayatımıza taşımayı unutabiliyoruz. Hayatın hızlı temposunda, kendi nefesimize ve iç dünyamıza kulak vermek için zaman ayırabiliyor muyuz?

Gün boyu yan yana ilerliyoruz: Kimimiz işe yetişiyor, kimimiz okul yolunda hayallerini taşıyor, kimimiz hem evin hem işin sorumluluklarını omuzluyor. Tüm bunlara rağmen yolumuzda ilerlerken her defasında kendi içimizden güç buluyor; her adımımızda kendi üretkenliğimizi hissediyor, kendi hikâyemizi yazıyoruz.

Bu yolculukta, yalnızca tarih yazmadık; hayatın içinde yeniden var olduk. Bir asır önce bir hayal kuruldu: eşit, özgür, güçlü bir toplum hayali… Ve biz, bugün o hayali yeniden hayatın içinde yaşatmaya çalışıyoruz. Her birimiz kendi hikâyemizde Cumhuriyet’in izini taşıyor, o ideali günlük hayatın küçük anlarına katkı sağlıyoruz. 

Peki, biz kendi nefesimizi, sesimizi ve küçük mutluluklarımızı keşfetmeye zaman ayırabiliyor muyuz?

Unutmamalıyız; sandığımızdan daha pırıltılı, daha ilham vericiyiz. Hayatın mücadelesine alışmış olmamız, bu gerçeği görmemizi engellemesin. Cumhuriyet kadınının geçtiği yolları, aştığı zorlukları, gösterdiği direnci hatırlayalım. Her gün, her birimizin nefesiyle, enerjisiyle bunu dünyaya kanıtlıyoruz: hikâyenin kahramanı biziz.

Dün, bugün ve daima… Cumhuriyet’in ışığıyla, kadınların gücüyle yol almaya devam edeceğiz. Biz kadınlar, bir asır önce kurulan bir hayalin bugünkü elçileriyiz. Adımlarımız, bazen sessiz ama her zaman kararlı bir geleceğe iz bırakıyor.

Güçlü durmak, dimdik yürümek elbette değerli; ama bazen kendi öz benliğimize ve kendimize dönmeyi hatırlamak da bir güçtür.

İşte tüm bu yollar, tüm bu çabalar, bizleri:

‘Cumhuriyet Kadını Olmak: Yorulmadan Yeniden Doğmak.’ gerçeği ile buluşturuyor.

Her gün, her an Cumhuriyet kutlu olsun!


 

                                                                                                                          
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2025/12/servin-piskin-onen-yazdi-cumhuriyet-kadiniyiz-peki-yorulduk-mu-6910.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2025/12/servin-piskin-onen-yazdi-cumhuriyet-kadiniyiz-peki-yorulduk-mu-6910.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2025/12/servin-piskin-onen-yazdi-cumhuriyet-kadiniyiz-peki-yorulduk-mu-6910-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2025/12/servin-piskin-onen-yazdi-cumhuriyet-kadiniyiz-peki-yorulduk-mu-6910.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/servin-piskin-onen-yazdi-cumhuriyet-kadiniyiz-peki-yorulduk-mu/396578/</link>
			<pubDate>Sat, 06 Dec 2025 18:06:11 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Nermin’i de koruyamadık]]></title>
			<description><![CDATA[Salih Aybas, kovaladığı 1 çocuk annesi Nermin Tirit’i bir sitenin bahçesinde tabancayla vurarak öldürdü. Aybas’ın, 2 yıl önce Tirit’i bıçakla ağır yaraladığı, yargılandığı davada 12.5 yıl hapse çarptırıldığı ve cezaevinden izinli çıktığı bildirildi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Erzurum’un Yakutiye ilçesine bağlı Ömer Nasuhi Bilmen Mahallesi’nde dün sabah erken saatlerde, Salih Aybas (52), bir sitenin bahçesinde kovaladığı 1 çocuk annesi Nermin Tirit’i oturduğu sitenin bahçesinde tabancayla vurduktan sonra kendi başına ateş etti. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde Tirit ile Aybas’ın hayatını kaybettiği belirlendi. Yapılan incelemenin ardından Tirit ve Aybas’ın cansız bedenleri Erzurum Adli Tıp Kurumu morguna götürüldü.

2 YIL ÖNCE SALDIRMIŞ 12.5 YIL CEZA ALMIŞTI

Nermin Tirit’in Erzurum Teknik Üniversitesi’nde (ETÜ) temizlik işçisi olarak çalıştığı belirtildi. Salih Aybas’ın, 2 yıl önce üniversitede birlikte çalıştıkları sırada Tirit’i bıçakla ağır yaraladığı, yargılandığı 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘kadına yönelik şiddet’, ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ ve ‘tehdit’ suçlarından 12.5 yıl hapse çarptırıldığı ifade edildi. Aybas’ın cezaevinden izinli çıktığı, dün izin gününün sona erdiği ve teslim olması gerektiği bildirildi.

 
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2025/11/nermin-i-de-koruyamadik-6834.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2025/11/nermin-i-de-koruyamadik-6834.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2025/11/nermin-i-de-koruyamadik-6834-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2025/11/nermin-i-de-koruyamadik-6834.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/nermin-i-de-koruyamadik/374813/</link>
			<pubDate>Tue, 04 Nov 2025 17:44:59 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[ELİF KUŞ YAZDI: FİLMLERDE VE KİTAPLARDA YAPAY ZEKÂ(2) ]]></title>
			<description><![CDATA[]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Elif Kuş / Yüksek Endüstri Mühendisi-TÜMKAD YK Üyesi

Geçen haftaki yazımda Ex-Machina filmi ve yapay zekadan bahsetmiştim. Bu yazımda da filmlerde yapay zekâ konusundan devam ediyorum. Yapay zekâ konulu en iyi filmler listesi ile başlayayım. Bu konuda birçok liste yapılmış ve hatta yapay zekanın kendisi de yapay zekâ ile ilgili en iyi filmleri derlemiş. Birçok farklı kaynaktan ve yapay zekadan faydalanarak 3 tematik başlıkta gruplayacağım bir listeyi paylaşıyorum. 

1. Blade Runner (Bıçak Sırtı) (1982)
2. Ex Machina (2014)
3. Her (Aşk) (2013)
4. Terminatör (1984)
5. Matrix (1999)
6. War Games (Savaş Oyunları) (1983)
7. 2001: A Space Odyssey (2001: Bir Uzay Destanı)(1968)
8. A.I. Artificial Intelligence (Yapay Zeka) (2001)
9. Transcendence (2014)
10. Chappie (2015)

Bu filmlerin çoğu bilim kurgu veya fantastik sinema kategorisinde ele alınıyor. Yani mevcut hayatımızda olmayan bir fantezi veya hayal olarak biraz da teknolojinin getireceği yenilikleri esas alarak gelecekte olabilecekler hakkında yapılmış filmler. Halbuki yapay zekâ belki de hesap makineleri çıktığından beri, neredeyse 60 yıldır hayatımızın bir parçası. Bu filmler ise bugünkü kullandığımız anlamıyla yapay zekayı ele alıyor.



Bugün kullandığımız anlamı ile deyince yine anlam konusunu biraz açmak gerekiyor. Yapay Zeka kavramı ilk kez Alan Turing’in kendi adıyla anılan Turing testi ile ortaya çıkmış olsa da şu anda yaygın olarak kullandığımız anlamda yapay zekâ büyük dil modelleri ve makine öğrenmesi teknolojilerinin gelişmesi ile pratiğe dökülmüş oldu.

Birçok araştırmacı ve tarihçi yapay zekanın modern başlangıç ​​noktasının 1956'da gerçekleştirilen Dartmouth Konferansı olduğunu işaret ediyor. Konferansta yapay zekâ, "akıllı makineler, özellikle de akıllı hesap programları yapmanın bilimi" olarak tanımlanmıştı. 

Satranç oynamak, hesap yapmak gibi kuralları net, insan zekasının bir yönünde uzmanlaşmış sistemler (yani bir konuda uzman yapay zekalar) zaten çok uzun süredir kullanımda. Ama iş akıllı hesap yapmanın ötesinde artık. Konuşmak, sohbet etmek, herhangi bir soruya cevap vermek, mimikleri okumak, duyguları anlamak gibi çok daha karmaşık süreçlerde makinelerin kullanılabilmesi, bugün yaygın olarak kullandığımız yapay zekâ kavramına denk geliyor diyebiliriz. 

Filmlere dönecek olursak listede yer alan Matrix, 2001, Terminatör, Savaş Oyunları gibi filmler insan makine çatışmasını konu alan, yapay zekanın insanı yok ettiği, etmeye çalıştığı bir temada buluşuyorlar. Bu filmler kötümser senaryolarla, yapay zekanın uç noktadaki riskleri üzerine yoğunlaşıyor. Bu teknolojinin tehlikelerine, risklerine karşı bir farkındalık yarattıkları söylenebilir. 

Diğer yandan insan, yaratıcı, insanın yarattığının insanı yok etmesi gibi temel felsefi sorunlara da kafa yoran filmler var. Yine listedeki filmlere bakacak olursak; 2001: A Space Odyssey (1968) -makine bilinci ve evrimsel sıçramayı, Transcendence (2014) – İnsan bilincinin dijitale aktarılması fikrini, Blade Runner (1982) – “İnsan” olmanın ne demek olduğunu sorgulayan, yapay zekâ ve kimlik meselesini ele alıyor.

Üçüncü tematik grupta ise insan ve yapay zeka ilişkisini merkeze alan AI, Her, Ex-Machina, Chappie gibi filmler var. Bu filmler artık insanın yerine geçebilecek duyarlılıktaki yapay zekaların insan ile ilişkisini konu alıyor. Çekildikleri yıllar göz önüne alınırsa, yakın gelecekteki gerçekliğimizin birkaç 10 yıl önce bilim kurgu türü ile hayal edilmiş hali gibi. 

Ben bu son gruptaki filmleri daha çok seviyorum, yapay zekanın gelişmesi ve günlük hayatımızda daha çok yer alması ile insan olarak hangi temel değerlerimiz aynı kalacak, sosyal hayatımız nasıl değişecek, bunu merak ediyorum ve bu filmler biraz da buna cevap arıyor gibime geliyor. 

Bu bakış açısıyla AI filminden bahsetmek istiyorum. Filmin temel sorusu yapay zekanın duyguları olup olamayacağı. AI aslında modern bir Pinokyo hikayesi. Tahtadan yapılmış oyuncak Pinokyo’nun gerçek bir çocuk olma masalı yerini bilim kurgu bir hikâyeye bırakıyor. Yapay zekâ ile donatılmış bir çocuk robotu “edinen” aile ve çocuk robotun o ailenin gerçek çocuğu olma hikayesi… 



Önce ilginç bir detaydan bahsedeyim, Stanley Kubrick’in projesi imiş bu film, ömrü vefa etmeyince projeyi Steven Spielberg sahiplenmiş ve AI filmi ortaya çıkmış. Yazının başındaki listede yer alan “2001, Bir Uzay Destanı” isimli kült film Stanley Kubrick imzasını taşıyor. Bu filmde Kubrick insanları alt edecek ve yok edecek bir yapay zeka kahraman yaratmıştı. 1968 yapımı ve zamanının çok ötesindeki bu film, temel felsefi sorunlara kafa yoruyor.  Kubrick’in çekemediği ve Spielberg’e kısmet olan AI filmi ise yapay zeka ile insan ilişkilerinin nasıl olacağı bir dünya kurgusu. Anlaşılan o ki Stanley Kubrick de yapay zekanın riskleri ve potansiyellerine ilgi duymuş bir sanatçı. 

AI filmine dönecek olursak, filmin geçtiği gelecekte robotlar yaygın olarak kullanılsa da bir eşya olarak görülüyor ve eşya kadar değere sahipler. İnsanlar tarafından sevilmiyorlar çünkü duygudan yoksunlar. Yine spoiler vermemek için fazla detaya girmeyeyim. Ex-machina’da yapay zekanın insanları zaaflarını kullanarak kandırıp kandıramayacağı sorusu merkezde idi, bu hikâyede de robotların duyguları olup olamayacağı sorusu ortada. Robot çocuk David’in gerçek bir çocuk olma isteği ve çaresizliği AI filminin temel temasını oluşturuyor.

Peki sizce robotlar duygu hissedebilir mi, diyelim ki hissettiler, bizi nasıl bir dünya bekliyor olurdu. Böyle bir dünyada ne gibi yeni meslekler ortaya çıkardı? 

İlerleyen yazılarımda insansı robotların gelişmesi ile ortaya çıkacak ve gerçekten yok artık dedirtecek bazı mesleklerden bahsedeceğim.

Bu arada 2027 insansı robotların yılı olacak diyorlar, bekleyip görelim mi, yoksa şimdiden hazırlık yapalım mı?
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2025/10/elif-kus-yazdi-filmlerde-ve-kitaplarda-yapay-zeka-2-9674.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2025/10/elif-kus-yazdi-filmlerde-ve-kitaplarda-yapay-zeka-2-9674.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2025/10/elif-kus-yazdi-filmlerde-ve-kitaplarda-yapay-zeka-2-9674-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2025/10/elif-kus-yazdi-filmlerde-ve-kitaplarda-yapay-zeka-2-9674.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/elif-kus-yazdi-filmlerde-ve-kitaplarda-yapay-zeka-2/350881/</link>
			<pubDate>Wed, 01 Oct 2025 15:40:06 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[ELİF KUŞ YAZDI: FİLMLERDE VE KİTAPLARDA YAPAY ZEKA EX-MACHINA (MAKİNEDEN ÇIKAN TANRI)]]></title>
			<description><![CDATA[Bir önceki yazımda yapay zeka kavramını ve Türkçe çevirisi hakkındaki yorumlarımı paylaşmıştım. Yapay zeka deyince ne anlıyoruz, aslında bunu yine bize en çok sanatçılar sanat ile anlatıyor diye düşünüyorum....]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Elif Kuş / Yüksek Endüstri Mühendisi-TÜMKAD YK Üyesi

Bir önceki yazımda yapay zeka kavramını ve Türkçe çevirisi hakkındaki yorumlarımı paylaşmıştım. Yapay zeka deyince ne anlıyoruz, aslında bunu yine bize en çok sanatçılar sanat ile anlatıyor diye düşünüyorum. 

Sanırım 7-8 yıl önce Ex-Machina filmini izlemiş ve çok etkilenmiştim. Sonra bu film hakkında yorumları merak etmiş, eleştirmenlerden de izleyicilerden de yüksek puanlar almadığını görüp üzülmüştüm. Sinematografik olarak doğru olabilir, o açıdan bir uzman olmadığım için yorum yapamam ama izleyicinin de eleştirmenin de 2014 yapımı bu filmin ne kadar vizyoner olduğunu o vakitler göremediğine de inanıyorum. Çünkü son iki yıldır yapay zeka ile ilgili en iyi filmler seçkilerinde sıklıkla adını görüyorum. İçimden ben bilmiştim demenin zevkini yaşadığımı itiraf edeyim.

Filmin adı ile başlayayım EX-MACHINA. Bu isim nereden geliyor? Eski Yunan tragedyalarındaki bir kavramdan, Deus Ex-Machina’dan geliyor. 

Birebir çevirisi "makineden çıkan tanrı" 

Antik Yunan’da tragedya, bugünkü tiyatronun temellerini atmış soylu bir sanat idi. İyi bir tragedya eserinde, kahramanın kaderine karşı gelip bu yolda mücadele ederken gelişen olaylar zinciri, izleyicide katarsis yaratacak güçlü bir final ile sonuçlanırdı. Ancak bazen işler çok karışırdı; yazarın işin içinden çıkamadığı ve olayların katarsise evrilen güçlü bir finale varamadığı durumlarda sahneye yukarıdan vinç (machina) yardımı ile temsili bir tanrı maketi indirilirdi. Böylelikle mitolojik tanrılar bir anda ortaya çıkarak olaya müdahale edip; ölmesi gerekeni öldürür, kurtarılması gerekeni kurtarırlardı.

EX-MACHINA filmine dönecek olursak

Filmde temel soru şuydu: Yapay zeka ile donatılmış insansılar insanı kandırabilir mi? Spoiler vermemek için filmdeki cevabı yazmıyorum, gerçek hayatta ise filmin 11 yıl önce sorduğu soru bugün cevabını buldu ve maalesef bu cevap hoşumuza gitmiyor, bizi korkutuyor çünkü yapay zekânın artık bizi kandırabileceği örnekler duymaya başladık.

Yalan söylemek gerçekten çok insana özgü bir yetenek. İnsanı hayvandan ayırmak için kullanılan en yaygın benzetmelerden biri “insan konuşan hayvandır” sözü. Yani insanın ayırt edici özelliği konuşmak deriz, öyle ise sohbet edebildiğimiz bir yapay zekanın insana doğru evrildiğini düşünebiliriz. “İnsan hayal edebilen hayvandır” dediğimizde ise artık gerçek olmayanı kurgulama yeteneğine sahip bir canlıdan bahsediyoruz. İşte bu durumda yapay zeka hayal kurabilirse ki bir anlamda yalanlar uydurabilirse insana dönüşecektir. Film oldukça çekici kadın bir yapay zeka robotun (ki adı Ava yani Havva) kandırma yeteneğine sahip olup olmadığı üzerinden makineden çıkan (ex-machina) varlığı sorguluyor. Ve bu varlık bizi kandırabiliyorsa artık o bir Deus-ex-machina olabilir.  

Tragedya’nın makinadan çıkan tanrı’nın eliyle bitmesi nasıl yazarın işin içinden çıkamadığını gösteriyorsa, yapay zekanın da bir deus ex-machina olarak bize üstünlük kurması (ya da racon kesmesi diyelim) bizim işin içinden çıkamadığımız bir durum yarattığımızı gösterecek. 

Sanırım Alex Garland, Ex-machina filminin devamını çekseydi adı Deus-ex-machina olurdu.

Yapay Zekanın bir Deus-ex-machina olmasını hiç istemem doğrusu, o yüzden yarattığımız bu dünyanın bir sonraki çığır açıcı teknolojiye kadar nasıl gelişeceğini, nasıl finaller istediğimizi belirlemek ve bunun için bir an önce çalışmaya başlamamız gerek. İlerleyen yazılarımda yapay zeka ile gelen tehdit türlerini ve bu tehlikelere karşı önlem almak için yapılan önemli çalışmaları ve görüşleri paylaşacağım. 

Ama öncesinde Sanatta Yapay Zekanın başrolde ve yan rollerde olduğu birkaç eser hakkında daha yazmak istiyorum. 

Çünkü sanatın bize hissettirdiği sorunların, zihnimize tohumunu attığı soru işaretlerinin çok önemli olduğuna inanıyorum.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2025/09/elif-kus-yazdi-filmlerde-ve-kitaplarda-yapay-zeka-ex-machina-makineden-cikan-tanri-2923.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2025/09/elif-kus-yazdi-filmlerde-ve-kitaplarda-yapay-zeka-ex-machina-makineden-cikan-tanri-2923.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2025/09/elif-kus-yazdi-filmlerde-ve-kitaplarda-yapay-zeka-ex-machina-makineden-cikan-tanri-2923-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2025/09/elif-kus-yazdi-filmlerde-ve-kitaplarda-yapay-zeka-ex-machina-makineden-cikan-tanri-2923.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/elif-kus-yazdi-filmlerde-ve-kitaplarda-yapay-zeka-ex-machina-makineden-cikan-tanri/345031/</link>
			<pubDate>Tue, 23 Sep 2025 11:56:33 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[ELİF KUŞ YAZDI: ARTIFICIAL INTELLIGENCE YAPAY ZEKA OLARAK TÜRKÇELEŞİRKEN  YAPAY ZEKA KAVRAMI ÜZERİNE BİR DENEME]]></title>
			<description><![CDATA[Yapay Zeka ile ilgili haberlerin dünya gündeminde olduğu kadar ülkemizin gündeminde de yer almadığı bir gün yok artık...]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Elif Kuş / Yüksek Endüstri Mühendisi-TÜMKAD YK Üyesi 

Yapay Zeka ile ilgili haberlerin dünya gündeminde olduğu kadar ülkemizin gündeminde de yer almadığı bir gün yok artık. Birkaç sene önce Yapay Zeka uzakta, ufukta, fütüristik bir teknoloji gibi dururken artık herkesin cümle içinde kullandığı bir kavram halini aldı nerdeyse. Yeni kavramlar veya  teknolojiler ithal olunca dile de çeviri olarak giriyor, bazen orijinalinin Türkçe söylenişi ile , bazen tamamen yabancı dildeki hali ile, bazen alakasız,  bazen  isabetli bir şekilde tercüme edilip dile de yerleşmeye başlıyor. 

Ne dersiniz, dilimize Artificial Intelligence ‘ın Türkçesi olarak yerleşen Yapay Zeka terimi bu kavramı tam olarak açıklıyor mu?

Bu soruyu cevaplamadan önce size bir isimden bahsetmek isterim. Öyle bir isim var ki 2500’ün üzerinde bilişim terimini, zihnimizde kendi anadilimizle imgeleyebileceğimiz kadar mükemmel şekilde Türkçe’ye çevirmiş bu alanda duayen diyebileceğimiz bir kişi. Bu çevirilerden herhalde en bilineni “bilgisayar”; bunun yanı sıra yine yaygın kullanılan donanım, yazılım, yazıcı, bellek ve hatta bilişim gibi sözcükleri de bilişim alanına Türkçe terimler olarak kabul ettirmiş bu duayen kişi Aydın Köksal. Hal böyle olunca hoca Yapay Zeka için ne diyor bunu belirtmeden geçmek olmazdı. Bu yazıma Prof. Dr. Aydın Köksal’dan bahsederek başlamak istedim. 



Aydın Hoca geçtiğimiz yıl 1 Mart 2024 Dünya Gelecek Günü’nde Futuristler Derneği’nin düzenlediği etkinlikte bir konuşma yapmıştı. Artificial Intelligence’ın karşılığı olarak yaygın olarak kullanıma girmiş “yapay zeka” ifadesine bir eleştirisi vardı. Zeka kelimesi intelligence’ın tam karşılığı değil diyor Aydın Hoca. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri’nin ünlü kurumu CIA, Central Intelligence Agency’deki Intelligence kavramının tam karşılığı “Haberalma” iken kullanım yerine göre intelligence kavramı dilimize akıl, zihin, anlayış, idrak, bilgi, havsala, beyin anlamlarına gelecek şekilde çevirilebiliyor. 

Aydın Köksal hoca Artifical Intelligence ifadesindeki “Intelligence” sözcüğü yerine “Anlayış”ı öneriyor. Böylece hocaya göre kavram “Yapay Anlayış” olarak ifade edilebilir. Anlayış dediğimiz şey büyük oranda lisan ile kodladığımız kavramlar aracılığı ile iletişimde bulunmak ve iletişimde bulunulan konuyu kavramak, muhakeme etmek ve yorumlamak. Zaten Yapay Zeka modellerinin diğer bir adı da bu nedenle Büyük Dil Modelleri olarak geçiyor. 

Bilişimsel Dilbilim alanında doktora yapmış Aydın Köksal, bu ülkede bilişim terimlerine en isabetli çevirileri bulan kişi olmasına rağmen “yapay anlayış” çevirisinin yaygın olarak kullanımı tercih edilir mi ne yazık ki pek emin değilim.

Yapay Zeka kavramında “intelligence=zeka” kadar; “artificial = yapay “ çevirisi de çok önemli nin ne anlam ifade ettiği önemli. Bana göre hatta kavramın asıl önemli kısmı burası. Yapay kelimesi zekayı tanımlama açısından zihnimizde nasıl bir karşılık buluyor?

Yapay yani yapma olan yani insan eliyle üretilmiş olan, buradaki yapaylık allahın yarattığı olmayan, ya da evrimsel olarak tabiatın doğal akışında oluşmamış anlamında. İster yüce yaratıcıya inanın ister inanmayın, yapay deyince tabiata müdahele edilmiş insan eliyle yapılmış kendiliğinden oluşmamış anlamları oluşuyor zihinde. Suni diye bir sözcük var dilimizde, suni ipek mesela, ipekböceğinin kozasına ördüğü doğal maddeden elde edilmeyen ipek. Suni yem, suni gündem aklıma ilk gelen birkaç kullanım yeri. Genelde yapay ve suni kelimeleri bir şeyin aslına göre daha düşük kalitede olduğu çağrışımını veren kelimeler. 

Yapay Zeka deyince de aslında insan zekası veya anlayış (idrak) yeteneğini taklit eden bir zeka türünü anlıyoruz. Belki Yapay Yunus Zekası yapsaydık daha farklı olurdu herşey bilemiyorum… İleride insan dışındaki türleri daha iyi anlarsak veya anladığımızı sanırsak yapay zekanın türleri çeşit çeşit olur belki de. Bir yandan insan zekasının da bir çok türü var, yapay insan zekası desek bile bunu alt türlerine ayırmak gerekebilir, mesela yapay duygusal zeka, kulağa çok oksimoron gelse de neden olmasın?

Yapay Zeka (ya da Yapay Anlayış) insan zekasının önemli bir özelliğini taklit etmek üzere gelişiyor. İletişim ve kendini dil ile ifade etmenin insan tarafından yeniden üretimi…  

Nasıl ki matematik te bir dil, evrenin dili, matematik zekası dediğimiz zeka da bu dili iyi anlamak üzerine kurulu, yapay anlayış ta insanın melalini anlamak üzerine şekilleniyor. Bu nedenle aslında Yapay Zeka’nın bir diğer adı da “Büyük Dil Modelleri”. 

Yani insan türünün evrimsel olarak DNA’sında yer alan ve sadece insana özgü olan sözcüklerle iletişim kurma yeteneğini makinalara transfer ediyoruz ve bunu Yapay Zeka olarak adlandırıyoruz.

Öte yandan beden dilini, jest ve mimikleri okuyan yapay zekalar gelişiyor hatta kendi beden dili ve jestleri ile yakında bizleri kusursuz taklit bile edebilecekler. 

Evet ister Yapay Zeka diyelim, ister Yapay Anlayış ya da Büyük Dil Modelleri, ufukta hayal dahi edemeyeceğimiz yeni bir dünyaya kapı açılıyor.

Bu kapıdan geçip gideceğimiz yerlere karar vermeden önce kavramları sorgulayarak başlamak en doğrusu. Bir sonraki yazımda Yapay Zeka ile ilgili bazı film ve kitaplardan bahsetmek istiyorum.

Şimdilik hoşçakalın… 

Elif Kuş
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.pembepusula.org/images/haberler/2025/09/elif-kus-yazdi-artificial-intelligence-yapay-zeka-olarak-turkcelesirken-yapay-zeka-kavrami-uzerine-bir-deneme-1485.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2025/09/elif-kus-yazdi-artificial-intelligence-yapay-zeka-olarak-turkcelesirken-yapay-zeka-kavrami-uzerine-bir-deneme-1485.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2025/09/elif-kus-yazdi-artificial-intelligence-yapay-zeka-olarak-turkcelesirken-yapay-zeka-kavrami-uzerine-bir-deneme-1485-t.jpg"/>
<enclosure url="https://www.pembepusula.org/images/haberler/2025/09/elif-kus-yazdi-artificial-intelligence-yapay-zeka-olarak-turkcelesirken-yapay-zeka-kavrami-uzerine-bir-deneme-1485.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.pembepusula.org/elif-kus-yazdi-artificial-intelligence-yapay-zeka-olarak-turkcelesirken-yapay-zeka-kavrami-uzerine-bir-deneme/338380/</link>
			<pubDate>Sat, 13 Sep 2025 16:42:37 +0300</pubDate>
			</item></channel>
</rss>