Srebrenitsa Soykırımı'nda katledilenler Bakırköy'de unutulmadı

İstanbul'da Bakırköy Belediyesi, Srebrenitsa Soykırımı'nın 31. yıl dönümünde 1995 yılında Bosna Hersek'in Srebrenitsa kentinde katledilen 8 bin 372 kişiyi düzenlediği programla andı.

İstanbul'da Bakırköy Belediyesi, Srebrenitsa Soykırımı'nın 31. yıl dönümünde 1995 yılında Bosna Hersek'in Srebrenitsa kentinde katledilen 8 bin 372 kişiyi düzenlediği programla andı.

İSTANBUL (İGFA) - Tarihin en acı insanlık suçlarından biri olarak kabul edilen Srebrenitsa Soykırımı, Bakırköy Belediyesi tarafından düzenlenen anma programıyla bir kez daha hafızalara taşındı.

Bakırköy Belediyesi Eğitim Salonu'nda gerçekleştirilen etkinlikte, 1995 yılında Bosna Hersek'in Srebrenitsa kentinde yaşanan ve 8 bin 372 Boşnak'ın yaşamını yitirdiği soykırım anılırken, bu acının unutulmaması ve gelecek nesillere aktarılması gerektiği vurgulandı. Program kapsamında Prof. Dr. Adem Fazlıoğlu'nun konuşmacı olarak katıldığı Bir Soykırımın Anatomisi başlıklı konferans gerçekleştirildi. Konferansta, Srebrenitsa'da yaşanan katliamın tarihsel süreci, uluslararası hukuktaki yeri ve insanlık vicdanında bıraktığı derin izler ele alındı. Etkinlik kapsamında fuaye alanında, toplumsal hafızayı canlı tutmak ve Srebrenitsa Soykırımı'nda yaşanan acıların unutulmamasını sağlamak amacıyla hazırlanan fotoğraf sergisi de ziyaretçilerle buluşturuldu. Sergide yer alan fotoğraflar Sergide yer alan fotoğraflar, yaşanan insanlık dramını bir kez daha hatırlattı.

BEYAZ ÇİÇEKLER ONURLU BİR HALKIN DİRENİŞİDİR

Programda konuşan Bakırköy Belediye Başkanı Doç. Dr. Ayşegül Ovalıoğlu, Bundan tam 31 yıl önce, Avrupa'nın göbeğinde, Birleşmiş Milletler'in koruması altında olduğu söylenen o sözde güvenli bölgede insanlık sustu, vicdanlar sustu ama silahlar susmadı. 8372 insan; sadece isimlerinden, inançlarından ve kimliklerinden ötürü acımasızca hayattan koparıldı. Srebrenitsa'da insanlarımız katledildi ve modern dünyanın iddia ettiği tüm insani değerler, hukuk ve adalet o topraklara gömüldü. Beyaz Çiçekler, adaleti arayan annelerin feryadı, babasını hiç tanımamış çocukların sessiz çığlığı, her şeye rağmen hayata tutunmaya çalışan onurlu bir halkın direnişidir. Aradan geçen yıllara rağmen acı ilk günkü gibi taze; çünkü biliyoruz ki toprağın altından çıkarılan her bir canla, yazılan her yeni isimle o kanayan yara yeniden açılıyor. Anlatılan hikayeler ne kadar yüreğimizi dağlasa da, o annelerin, eşlerin kalbinde kalan ve kelimelere dökülemeyen acıların ağırlığını çok iyi biliyoruz diye konuştu.