Selçuklu çinileri hayat buluyor

Bursa|da çeşitli tarih ve müzayede kitapları ile müzelerden çektiği fotoğraflardan örnekler elde eden çini sanatçısı İbrahim Kuşlu, atölyesinde geleneksel yöntemlerle Selçuklu dönemine ait çinilerin replikalarını yapıyor.

Türklerin Orta Asya|dan Anadolu|ya taşıdığı, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı devletlerinden günümüze miras kalan çini sanatını icra eden İbrahim Kuşlu, çini hamurunun hazırlanmasından bu hamurun şekillendirilmesine, astarlanmasından desen çizimine, boyanması ve sırlanmasının ardından fırınlanmasına kadar tüm aşamalarını atölyesinde yapıyor.

UNESCO|nun İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası listesine aldığı çinicilikte geleneksel üretim ve desenleri yaşatan Kuşlu, Selçuklu döneminin yanı sıra erken Osmanlı, beylikler dönemi ve 16. yüzyıl İznik çinilerinin birebir kopyalarını üretiyor.

4 KİŞİLİK EKİPLE...

Belli bir süre çalıştıktan sonra atölye açtığını aktaran Kuşlu, atölyede dört kişilik ekiple geleneksel seramikler ürettiklerini, orijinal Anadolu seramiklerinin birebir replikalarını yapmaya çalıştıklarını söyledi.
Kuşlu, atölyede hamur, astar, boya ve sır gibi seramiğin tüm aşamalarının, o dönemlere uygun bir şekilde hazırlandığını, Selçuklu, erken Osmanlı, beylikler dönemi ve 16. yüzyıl İznik çinilerinin replikalarını yaptıklarını bildirdi.

Kuşlu, çininin çok uzun bir yoldan geçtikten sonra elde edildiğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çiniyi hayata getirmek için doğadan kili alarak, kuartz taşını öğütüp camla beraber harmanlıyoruz. Bu karışımı yaklaşık 7-8 saat değirmende öğüterek, hamuru hazırlıyoruz. Daha sonra bu hamuru şekillendirip ne yapacaksak kap, tabak, kase haline getiriyoruz. Onun üzerine boyayı pürüzsüz gösteren astarı uyguluyoruz. Astarı da kuartz, kil ve camdan hazırlıyoruz. Astar, hamurdan çok daha ince taneli bir ürün. Daha sonra desen çizilip boyanıyor. Boyaları da metal oksitlerden elde ediyoruz. Turkuazı bakır oksit, sarıyı demir oksit, moru mangal oksit ve maviyi kobalt oksitten hazırlıyoruz. Daha sonra boyadığımız bu kap kacakları yine atölyede sırlayarak, fırınlıyoruz. En son fırından çıktıktan sonra çini, dünyaya gelmiş oluyor."

|O DÖNEMİN EN İYİ KOPYACILARIYIZ|

Siparişle çalıştıklarını, stok yapacak ekonomik güce sahip olmadıklarını, bu işi sevenler, koleksiyonerler, çini severlerin müzelerde veya kitaplarda beğendikleri çinileri kendilerine sipariş ettiklerini aktaran Kuşlu, sözlerini şöyle tamamladı: "Biz de bunları yapıp teslim ediyoruz. Çiniyle ilgili bir sürü kaynak var. Tarih kitapları ile müzayede kitaplarından örnek alıyorum. Topladığım bilgiler, müzelerden çektiğim fotoğraflardan örnekler elde edip birebir kopya yapmaya çalışıyorum. Biz, geleneğin, o dönemin en iyi kopyacılarıyız. Ben, Selçuklu eserlerini çok seviyorum. O dönemdeki Kubadabad Sarayı|nın hamam çinilerinin orijinal replikalarını çalışıyorum|| dedi.
Kaynak: Bursadabugun.com