İstanbul Maltepe'de binlerce kişi Zafer Yürüyüşü'nde buluştu
30 Ağustos Zafer Bayramı'nın 104. yılı, Maltepe'de binlerce vatandaşın katıldığı meşaleli yürüyüş ve coşkulu törenle kutlandı. Belediye Başkanı Esin Köymen, "Bu zafer milletçe kazanılmıştır" dedi.
30 Ağustos Zafer Bayramı'nın 104. yılı, Maltepe'de binlerce vatandaşın katıldığı meşaleli yürüyüş ve coşkulu törenle kutlandı. Belediye Başkanı Esin Köymen, Bu zafer milletçe kazanılmıştır dedi.
İSTANBUL (İGFA) - 30 Ağustos Zafer Bayramı'nın 104. yılı, Maltepe'de coşkulu bir şekilde kutlandı. Binlerce Maltepeli ellerinde meşale ve Türk bayraklarıyla Zafer Yürüyüşü'ne katıldı.
Fener alayı sonrası düzenlenen törende konuşan Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen, 30 Ağustos; bağımsızlığın, millet egemenliğinin ve özgür yaşama iradesinin zaferidir. Bu zaferin arkasında, cephede savaşan Mehmetçik kadar; cepheye mermi taşıyan kadınlarımızın, evladını vatan için uğurlayan annelerimizin, ekmeğini paylaşan Anadolu insanının da emeği vardır. Bu zafer, milletçe kazanılmıştır diye konuştu.
Maltepe'de 30 Ağustos Zafer Bayramı büyük bir coşkuyla kutlandı. Binlerce Maltepeli ellerinde meşale ve Türk bayraklarıyla belediye binası önünde toplandı. Bandonun seslendirdiği marşlara eşlik eden Maltepeliler, Belediye Başkanı Mimar Esin Köymen'in de katılımıyla Zafer Yürüyüşü'ne katıldı.
Sloganlar ve marşlarla gerçekleştirilen yürüyüşe vatandaşlar da evlerinden destek verdi.
30 AĞUSTOS; BAĞIMSIZLIĞIN, MİLLET EGEMENLİĞİNİN VE ÖZGÜR YAŞAMA İRADESİNİN ZAFERİDİR
Maltepe Meydanı'nda son bulan yürüyüş sonrası 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı kutlayan Başkan Köymen, Bugün, bundan 104 yıl önce yalnızca bir ordunun değil, bütün bir milletin ayağa kalktığı günü kutluyoruz. Bugün; esareti meyledeyenlerin, bağımsızlıktan vazgeçmeyenlerin, geleceğini kendi ellerine alanların zaferini kutluyoruz. Çünkü 30 Ağustos bize çok önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Bir millet kendi kaderine sahip çıktığında, hiçbir güç o milletin iradesinin önünde duramaz. 104 yıl önce milletimiz, en ağır koşullar altında bile umudunu kaybetmedi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde, Ya istiklal ya ölüm! diyerek yola çıktı. 19 Mayıs 1919'da Samsun'da yakılan bağımsızlık ateşi, Anadolu'nun dört bir yanına yayıldı. 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı. Ve milletin iradesi, mücadelenin temel dayanağı haline geldi. Ardından Büyük Taarruz. Ve 30 Ağustos 1922'de Dumlupınar'da kazanılan zafer, bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'nin yolunu açtı. İşte bu nedenle 30 Ağustos yalnızca askeri bir zafer değildir. 30 Ağustos; bağımsızlığın, millet egemenliğinin ve özgür yaşama iradesinin zaferidir. Bu zaferin arkasında, cephede savaşan Mehmetçik kadar; cepheye mermi taşıyan kadınlarımızın, evladını vatan için uğurlayan annelerimizin, ekmeğini paylaşan Anadolu insanının da emeği vardır. Bu zafer, milletçe kazanılmıştır diye konuştu.
BİZİM GÖREVİMİZ İSE BU EMANETİ KORUMAK VE DAHA İLERİYE TAŞIMAKTIR
Birlik ve beraberliğe sahip çıkmaya devam edeceklerini ifade eden Başkan Köymen, 30 Ağustos'un üzerinden tam 104 yıl geçti. Ama o büyük zaferin bize yüklediği sorumluluk bugün de devam ediyor. Çünkü bağımsızlık yalnızca sınırlarımızı korumak değildir. Bağımsızlık; kendi geleceğimizi özgürce belirleyebilmektir. Demokrasiyi yaşatmaktır. Hukukun üstünlüğünü savunmaktır. Adaletten vazgeçmemektir. Kimsenin düşüncesi, inancı, yaşam biçimi ya da siyasi görüşü nedeniyle kendisini baskı altında hissetmediği bir ülke için mücadele etmektir. Milletin iradesine sahip çıkmaktır. Bugün 30 Ağustos ruhunu yaşatmak; Haksızlık karşısında susmamaktır. Adaletsizlik karşısında itiraz etmektir. Özgürlükten vazgeçmemektir. Demokrasiyi savunmaktır. Ve hiçbir koşulda umudumuzu kaybetmemektir. Çünkü Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, bize kolay kazanılmış bir ülke bırakmadılar. Bize büyük bedeller ödenerek kazanılmış bir bağımsızlık ve onun üzerine inşa edilmiş bir Cumhuriyet bıraktılar. Bizim görevimiz ise bu emaneti korumak ve daha ileriye taşımaktır. Bugün Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında ihtiyacımız olan şey; birbirimize karşı duvarlar örmek değil, birbirimize omuz vermektir. Farklılıklarımız üzerinden ayrışmak değil, ortak değerlerimiz etrafında buluşmaktır. Çünkü bizi güçlü kılan, hepimizin aynı olması değildir. Bizi güçlü kılan, farklılıklarımızla birlikte Türkiye olmaktır dedi.