Emekli oldu, samanlığı atölyeye çevirdi: Komşularının bozulan eşyalarını ücretsiz tamir ediyor
Bayburt'un Uğrak köyünden olan 77 yaşındaki İsmail Çeçen, emekliliğinin ardından evinin içerisindeki samanlığı elektrik atölyesine dönüştürerek komşularının bozulan eşyalarını ücretsiz tamir ediyor. Kış aylarını İstanbul'da, yaz mevsimini ise köyünde geçiren Çeçen, atölyesinde çalışırken civar köylerden gelen tamir taleplerini de geri çevirmiyor.
Bayburt'un Uğrak köyünden olan 77 yaşındaki İsmail Çeçen, emekliliğinin ardından evinin içerisindeki samanlığı elektrik atölyesine dönüştürerek komşularının bozulan eşyalarını ücretsiz tamir ediyor. Kış aylarını İstanbul'da, yaz mevsimini ise köyünde geçiren Çeçen, atölyesinde çalışırken civar köylerden gelen tamir taleplerini de geri çevirmiyor.
Çocukluk yıllarında ailesiyle çiftçilik yapan Çeçen, askerlik öncesinde Bayburt'ta inşaatlarda çalıştı. Askerliğinin ardından 1973 yılında Fransa'ya giden Çeçen, yaklaşık 20 yıl burada inşaat sektöründe çalıştıktan sonra Türkiye'ye kesin dönüş yaptı. Hem Türkiye'den hem de Fransa'dan emekli olan 5 çocuk babası Çeçen, maddi bir beklentisi olmadan kendisine uğraş edindiği tamir işlerini sürdürüyor.
Bozula bozula öğrendim, bedelsiz yapıyorum
Emeklilik hayatını değerlendirmek isteyen Çeçen, 'merek' olarak adlandırılan samanlığı kendi imkanlarıyla düzenleyerek elektrik atölyesine çevirdi. Kettle, davul fırın ve çeşitli elektrikli ev eşyalarını tamir eden Çeçen, gerektiğinde parça ve malzemeleri de kendi imkanlarıyla temin ediyor.
Kendisini bu işe yönelten şeyin komşularına faydalı olma isteği olduğunu belirten Çeçen, herhangi bir çıraklık eğitimi veya kurs almadığını, tamir işlerini kendi merakı ve deneme-yanılma yöntemiyle öğrendiğini söyledi. Çeçen, Hobi olarak, merek denilen samanlığa bu düzeni komşularıma faydalı olayım diye kurdum. Elimden geldiği kadar bütün vatandaşlara faydalı olmaya çalışıyorum. Ne getirirseler hepsini tamir ediyorum. Bedelsiz, karşılıksız bir şekilde yapıyorum. Kimseden bir şey aldığım yok, almam. Gerektiği zaman parçaları, malzemeyi evimden götürüyorum dedi.
İlkokul mezunu olduğunu söyleyen Çeçen, bu işi tamamen kendi çabasıyla öğrendiğini dile getirerek, Ne çıraklık eğitimim var ne de kimseden öğrendim. Hep kendi isteğim, kendi arzum, kendi çabamla buralara geldim. Bazı şeyleri boza boza öğrendim. Herhangi bir okul okumadım, herhangi bir kursa gitmedim, bir kişinin yanında bu işi kesinlikle öğrenmedim ifadelerini kullandı.
Kendime bir uğraş edindim
Atölyesindeki çalışmanın kendisi için günlük hayatının bir parçasına dönüştüğünü kaydeden Çeçen, Bu yaştan sonra yapacağımız bir şey yok. Benim için bu uğraş olmuş oldu. Seviyorum, işimi çok seviyorum. Çeşit çeşit malzemem var. Böyle uğraşıp gidiyoruz sözlerini kullandı.
Çeçen, komşusunun bıraktığı bir kettle'ı tamir ettiğini belirterek, Kendisini görmedim, dün bırakmış gitmiş. Kettle'ın burada tamiratını yaptım. Biraz sonra gelir alır şeklinde konuştu.
Eşim boş duramaz
Çeçen'in 56 yıllık hayat arkadaşı Safiye Çeçen ise eşinin emekli olduktan sonra da çalışmayı bırakmadığını, yaptığı tamirleri bir hobi olarak gördüğünü söyledi. Eşinin akşama kadar atölyede çalıştığını bildiren Çeçen, Fransa'dan emekli olduktan sonra ben çalışmasını istemedim, bu onun hobisi. O çalışmak istedi, samanlığı kendine iş yeri yaptı. Akşama kadar burada, işi bitince gelip dinleniyor. Ertesi gün yine aynı devam ediyor dedi.
Daha önce evin içerisindeki bölümde tamir yapan eşinin kullandığı malzemelerin eve dağıldığını anlatan Safiye Çeçen, atölyenin samanlığa taşınmasıyla kendisinin de rahatladığını belirterek, Atölyemiz evin içindeydi. Orada biraz bunalıyordum. Girişteydi, eve dökülüyordu. Burada dökülsün, bana ne. Kendisi temizliyor. 'Ben oraya taşınayım, sen de kurtar' dedi. Taşındı buraya, Allah razı olsun diye konuştu.
Bir İsmail bir köy
Eşinin yaptığı tamirlerin köyde zamanla duyulduğunu vurgulayan Çeçen, vatandaşların bozulan eşyaları bazen isimlerini dahi yazmadan evin kapısına bıraktığını söyledi. Çeçen, Bir İsmail bir köy sözleriyle eşinin köydeki herkese yetiştiğini ifade ederek, Sabahleyin kapıya bir bakardım poşetler asmışlar. İsimleri de yok, kimin olduğu belli değil. Eşim yapar, kiminse malzeme gelir alır gider. Para yok, pul yok, bir şey yok. İşte böyle hayatımız, memnunuz hayatımızdan dedi.
Sıla hasretiyle köyüne dönüyor
Çeçen, zaman zaman yurt dışında yaşayan çocuklarının yanına gitse de köyünü özleyerek yeniden Uğrak'a dönüyor. Sıla hasretiyle memleketine gelen Çeçen, soluğu yine atölyesinde alıyor. Yaz aylarında köyündeki evinde kalan Çeçen, burada hem vaktini değerlendiriyor hem de komşularının bozulan eşyalarını tamir ederek onlara yardımcı oluyor. Emeklilik hayatını kendi isteğiyle çalışarak geçiren Çeçen, atölyesindeki uğraşını severek devam ettiriyor.