DTB Başkanı Yeşil: "Bu süreç bir kesimin değil, 86 milyonun ortak geleceğiyle ilgilidir"
Diyarbakır Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Engin Yeşil, yeni çözüm sürecinin bir kesimin değil, 86 milyonun ortak geleceğiyle ilgili olduğunu belirterek, "Toplumsal huzurun güçlenmesi, yatırım ortamının iyileşmesi, üretimin artması ve istihdamın büyümesi, ülkemizin tamamına olumlu yansıyacaktır" dedi.
Diyarbakır Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Engin Yeşil, yeni çözüm sürecinin bir kesimin değil, 86 milyonun ortak geleceğiyle ilgili olduğunu belirterek, Toplumsal huzurun güçlenmesi, yatırım ortamının iyileşmesi, üretimin artması ve istihdamın büyümesi, ülkemizin tamamına olumlu yansıyacaktır dedi.
Diyarbakır Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Engin Yeşil, yürütülmekte olan yeni çözüm sürecinin hukuki altyapısını oluşturacak çerçeve yasa teklifinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulmasını, ülkenin demokratikleşme süreci, toplumsal barışı ve ekonomik geleceği açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirdiğini söyledi.
Türkiye'nin, uzun yıllardır güvenlik, ekonomi ve toplumsal huzur alanlarında ağır bedeller ödediğine değinen Yeşil, Özellikle Diyarbakır ve bölgemiz, bu süreçten ekonomik, sosyal ve psikolojik açıdan en fazla etkilenen yerlerin başında gelmiştir. Bu nedenle bugün atılan her olumlu adımın, yalnızca güvenlik boyutuyla değil; demokrasi, hukuk, yatırım, üretim ve istihdam açısından da değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Türkiye'nin temel meselelerinin demokratik siyaset, hukuk devleti ve toplumsal uzlaşı zemininde ele alınması, hem ülkemizin birlik ve beraberliğini güçlendirecek hem de ekonomik kalkınmayı hızlandıracaktır. Demokrasi ile kalkınma birbirinden bağımsız değildir. Hukuki güvenin güçlendiği, temel hak ve özgürlüklerin geliştiği, toplumun geleceğe umutla baktığı bir ortam, yatırımın ve üretimin en güçlü güvencesidir. Diyarbakır Ticaret Borsası olarak sahada gördüğümüz en önemli gerçek şudur. Güven ortamı güçlendikçe ekonomik beklentiler de olumlu yönde değişmektedir. Sürecin ilk günlerinden itibaren iş dünyasında daha güçlü bir umut ikliminin oluştuğunu, yatırım ve ticaret konusunda daha fazla hareketlilik yaşandığını gözlemledik. Bu durum, toplumsal barışın ekonomiye ne kadar doğrudan etki ettiğini açıkça göstermektedir dedi.
Ekonominin güveni sevdiği belirten Yeşil, Hukuki öngörülebilirliğin artması, belirsizliklerin azalması ve demokratik kurumların güçlenmesi; yatırım kararlarını, üretimi, ihracatı ve istihdamı doğrudan etkiler. Kalıcı güven ortamı, kalıcı yatırım demektir. Diyarbakır; tarım, hayvancılık, gıda sanayi, lisanslı depoculuk, organize sanayi, lojistik ve dış ticaret alanlarında çok güçlü bir potansiyele sahiptir. Ancak yıllardır yaşanan belirsizlikler, güvenlik kaygıları ve yatırım ortamındaki kırılganlıklar nedeniyle bu potansiyel tam anlamıyla ekonomiye yansıtılamamıştır. Bugün önümüzde duran en önemli fırsat, bu potansiyeli üretime, istihdama ve ihracata dönüştürebilmektir. Bölgemiz için en stratejik alanlardan biri tarımdır. Çatışmalı süreçten en fazla etkilenen alanların başında kırsal ekonomi gelmiştir. Üretim alanlarının daralması, kırsaldan kentlere göç, tarımsal verimlilikte yaşanan kayıplar ve yatırım eksikliği, yalnızca çiftçimizi değil, tüm bölge ekonomisini etkilemiştir. Huzur ortamının güçlenmesiyle birlikte tarımda modernleşme, sulama yatırımları, katma değerli üretim, gıda sanayisi ve lisanslı depoculuk alanlarında çok daha büyük bir dönüşüm yaşanabilir diye konuştu.
Bu sürecin en önemli ekonomik kazanımlarından biri istihdam olacaktır diyen Yeşil, konuşmasını şöyle tamamladı:
Özellikle genç nüfusumuz için yeni iş alanlarının oluşması, girişimciliğin güçlenmesi ve üretime dayalı kalkınmanın hızlanması bölgemizin geleceği açısından hayati önem taşımaktadır. Gençlerimizin umudunu güçlendiren her adım, aynı zamanda toplumsal barışı da güçlendirecektir. Bunun yanında, toplumsal meselelerin demokratik yöntemlerle çözülmesi, farklılıkların zenginlik olarak görülmesi ve toplumsal barışın güçlenmesi; şehirlerimizin sosyal hayatını, kültürel dinamizmini ve ulusal ve uluslararası yatırım algısını olumlu yönde etkileyecektir. Huzur ortamı, turizmi, ticareti ve şehir ekonomisini canlandıran en önemli faktördür. Bölgemizin coğrafi konumu da bu süreçte önemli bir avantaj sunmaktadır. Irak ve Suriye başta olmak üzere komşu pazarlarla ticaretin gelişmesi, lojistik altyapının güçlenmesi ve bölgesel ekonomik entegrasyonun artması, Diyarbakır'ı yalnızca bir üretim merkezi değil, aynı zamanda önemli bir ticaret ve dağıtım merkezi haline getirebilir. Güven ortamı güçlendikçe bölgenin dış ticaret kapasitesi de önemli ölçüde artacaktır. Biz iş dünyası olarak, bölgemizin enerjisinin çatışmaya değil üretime, belirsizliğe değil yatırıma, umutsuzluğa değil kalkınmaya yönelmesini istiyoruz. Diyarbakır'ın sorunu potansiyel eksikliği değil, bu potansiyelin yıllardır istenilen düzeyde değerlendirilememesidir. Önümüzdeki dönemde kamu yatırımlarının, özel sektör yatırımlarının ve finansmana erişim imkânlarının güçlenmesi büyük önem taşımaktadır. Bu süreç bir kesimin değil, 86 milyonun ortak geleceğiyle ilgilidir. Toplumsal huzurun güçlenmesi, yatırım ortamının iyileşmesi, üretimin artması ve istihdamın büyümesi, ülkemizin tamamına olumlu yansıyacaktır. Temennimiz; bu sürecin güçlü bir hukuki zemin üzerinde ilerlemesi, demokratikleşmeyi desteklemesi, toplumsal barışı kalıcı hale getirmesi ve ekonomik kalkınmaya güçlü bir ivme kazandırmasıdır. Diyarbakır'ın ve bölgemizin geleceği; huzurun, demokrasinin, hukukun, üretimin ve yatırımın birlikte güçlendiği bir anlayışla daha aydınlık olacaktır.