Dekolonizasyon ve yeni bir dünya ihtiyacı Medipol'de masaya yatırıldı
İstanbul Medipol Üniversitesi Tarih Bölümü tarafından düzenlenen "Tarih Konuşmaları" serisi, modern dünya tarihi ve küresel İslam düşüncesi alanında uluslararası üne sahip Prof. Dr. Cemil Aydın'ın konferansıyla başladı. Dünyada ve İstanbul'da düzenlenen World Decolonization Forum etkinlikleriyle dekolonizasyon tartışmalarının zirve yaptığı bir dönemde gerçekleşen konferansta Prof. Dr. Aydın, "Yeni bir dünya kurarken buraya nasıl geldiğimizi anlamak
İstanbul Medipol Üniversitesi Tarih Bölümü tarafından düzenlenen Tarih Konuşmaları serisi, modern dünya tarihi ve küresel İslam düşüncesi alanında uluslararası üne sahip Prof. Dr. Cemil Aydın'ın konferansıyla başladı. Dünyada ve İstanbul'da düzenlenen World Decolonization Forum etkinlikleriyle dekolonizasyon tartışmalarının zirve yaptığı bir dönemde gerçekleşen konferansta Prof. Dr. Aydın, Yeni bir dünya kurarken buraya nasıl geldiğimizi anlamak çok önemli. İhtiyacımız olan şey taklit değil, içtihattır dedi.
Modern dünya tarihi ve küresel İslam düşüncesi alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Cemil Aydın, İstanbul Medipol Üniversitesi'nde öğrenciler ve akademisyenlerle bir araya geldi. Harvard Üniversitesi'nde doktorasını tamamlayan ve küresel entelektüel tarih alanında önemli eserlere imza atan Prof. Dr. Aydın, Adalet, Hürriyet ve Medeniyet: Modern Asya, Afrika ve İslam Düşüncesinin Mirası başlıklı konferans verdi. Prof. Aydın Avrupa merkezli tarih anlayışına karşı sömürgecilikten arınmış (dekolonyal) bir bilgi üretiminin temellerini tartışmaya açtı. Şu günlerde İstanbul'da devam eden ve sömürgeciliğin bilgi üretimi ile teknoloji üzerindeki hegemonyasını eleştiren World Decolonization Forum (Dünya Dekolonizasyon Forumu) ile paralel bir entelektüel zemine oturan konuşmasında Prof. Aydın, sömürgeciliğin sadece tarihi bir olay olmadığını, zihinsel mirasının bugün hala devam ettiğini vurguladı.
Zehrin geldiği yer ilaç olamaz tartışması
Bazı düşünürlerin Avrupa ile kurulan fikri ilişkinin tamamen kesilmesi gerektiğini savunduğunu belirterek Prof. Dr. Aydın, Zehrin geldiği yer ilaç olamaz yaklaşımı son dönemde güç kazandı. Batılı fikirlerle yapılan sentezin toplumları içeriden zehirlediği yönündeki görüşler özellikle öze dönüş ve medeniyet ihyası fikrini öne çıkarıyor. Ancak Tanzimat'tan itibaren Ahmet Cevdet Paşa, Namık Kemal ve Mehmet Akif gibi isimler Avrupa düşüncesiyle İslam geleneğini sentezleyerek yeni bir gelecek kurmaya çalışıyor. Bu mirasın tamamen reddedilmesi haksızlık olacaktır dedi.
Gerçek küresel aydınlanma 19. Yüzyılda Asya ve İslam dünyasında yaşandı
Genel kabul gören Aydınlanma sadece Avrupa'nın başarısıdır tezine güçlü bir itiraz getiren Prof. Dr. Aydın, 19. yüzyıldaki gerçek küresel aydınlanmanın Avrupa dışında; Asya, Afrika ve İslam dünyasında yaşandığını savundu. Namık Kemal neslinin oryantalizme karşı sadece siyasi değil, muazzam bir fikri mücadele verdiğini belirten Aydın, sunumundaki bir görsele atıfta bulunarak tebessümle, Namık Kemal'i o görsele Karl Marx'tan daha karizmatik olduğu için koydum. Çünkü bu kurucu nesil, Avrupa aydınlanmasını alıp kendi haklarını savunacak şekilde yeniden tanımlamış, insanlık tarihinin en üretken fikir akımlarını inşa etmiştir ifadelerini kullandı.
Asya ve İslam dünyasında aydınlanma hareketi
Prof. Dr. Aydın, 19. yüzyılda Avrupa dışında, Asya'da, İslam dünyasında ve Afrika'da önemli bir aydınlanma hareketi yaşandığını söyledi. Bu fikri dönüşümün en önemli temsilcileri arasında Ahmet Cevdet Paşa ve ailesinin yer aldığını belirten Prof. Dr. Aydın, Cevdet Paşa'nın hem İslam ilim geleneğine hakim olduğunu hem de Fransızca öğrenerek Avrupa düşüncesini yakından takip ettiğini ifade etti. Avrupa merkezli tarih anlayışına karşı daha hakkaniyetli bir dünya tarihi yaklaşımı geliştirdiğini dile getiren Prof. Dr. Aydın, Cevdet Paşa'nın medeniyet tarihini tek merkezli okumaya karşı çıktığını vurguladı.
İslami gelenek içtihatla yeniden yorumlandı
Namık Kemal neslinin oryantalizme karşı güçlü bir fikri mücadele verdiğini söyleyen Prof. Dr. Aydın, Fatma Aliye Hanım başta olmak üzere dönemin aydınlarının, İslam'ın kadını ezdiği yönündeki tezlere karşı önemli cevaplar geliştirdiğini anlattı. Bu kuşağın, İslami geleneği taklit ederek değil, içtihatla yeniden yorumla getirdiğini ifade eden Aydın, Yeni bir dünya tarihi vizyonu geliştirdiler. Bilim üretmenin ve geleceği inşa etmenin Müslüman toplumlar için mümkün olduğunu savundular değerlendirmesinde bulundu.
İslam medeniyeti tanımlandı
20. yüzyılın başlarında İslam medeniyeti fikrinin yeniden tanımlandığını belirten Prof. Dr. Aydın, Müslüman düşünürlerin İslam medeniyetini yalnızca dini bir çerçevede değil; bilim, felsefe ve hümanizm temelinde de yeniden kurguladığını söyledi. Hz. Muhammed'in de bu dönemde yalnızca Allah'ın Resulü olarak değil; devlet adamı, düşünür ve toplum modeli olarak yeniden ele alındığını ifade eden Prof. Dr. Aydın, Peygamber Efendimizin farklı yönlerinin öne çıkarıldığı eserlerle İslam düşüncesinin modern dünyanın meseleleriyle ilişkilendirilmeye çalışıldığını kaydetti.
Dünya kurmaya ihtiyaç var
İstiklal Marşı'ndaki Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal ifadesinin uzun bir fikri mücadelenin sonucu olduğunu söyleyen Prof. Dr. Aydın, bu yaklaşımın Müslüman toplumların eşitlik, özgürlük ve adalet taleplerinin fikri temelini oluşturduğunu belirtti. Gandhi'nin Avrupa'nın medenileşmesi iyi bir şey olabilir sözünün de sömürgeci medeniyet anlayışına yönelik güçlü bir eleştiri olduğunu ifade eden Prof. Dr. Aydın, Marshall Hodgson'ın ise İslam tarihini dünya tarihinin merkezine taşıyan önemli isimlerden biri olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Aydın, günümüzde yeniden daha iyi bir dünya kurma ihtiyacının bulunduğunu belirterek, geçmişin fikri mirasının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Filistin meselesi 'medeniyetler çatışması' tezinin merkezinde yer aldı
Prof. Dr. Aydın, medeniyetler çatışması tezinin Filistin meselesi üzerinden şekillendiğini belirterek, bu yaklaşımın küresel siyasette önemli etkiler oluşturduğunu söyledi. Filistin hareketinin 1960'lı ve 1970'li yıllarda Asya ve Afrika düşüncesinde çok önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Prof. Dr. Aydın, Güney Afrika'daki Nelson Mandela hareketiyle birlikte Filistin mücadelesinin de özgürlük, eşitlik ve adalet arayışının sembollerinden biri olarak görüldüğünü dile getirdi.
Medeniyetler ittifakı diyalog arayışının bir örneğiydi
Prof. Dr. Aydın, 2004 yılındaki Medeniyetler İttifakı Konferansı'nın yeni dünya düzeni arayışlarının önemli örneklerinden biri olduğunu belirterek, konferansta medeniyetler arasında çatışma yerine diyalog kurulmasının amaçlandığını söyledi. Asya ve Afrika toplumlarında zamanla bir entelektüel buhran ortaya çıktığını ifade eden Prof. Dr. Aydın, bazı düşünürlerin Batılı fikirlerle kurulan sentezin başarısız olduğunu savunarak öze dönüş fikrini öne çıkardığını ancak bu yaklaşımın da yeni sorunlar doğurabileceğini söyledi.
Kundakçıyı yangın söndürme toplantısına çağırdılar
Medeniyetler İttifakı toplantılarında medeniyetler çatışması tezini savunan isimlerin davet edilmesini eleştiren Prof. Dr. Aydın, Yangını söndürmek isteyenlerin, konuşmacı olarak kundakçıyı çağırmasına benziyor ifadelerini kullandı. Filistin meselesinin Soğuk Savaş döneminde yalnızca bölgesel bir sorun olmadığını belirten Prof. Dr. Aydın, küresel güney ile Batı dünyası arasında ideolojik ve siyasi bir mücadele alanına dönüştüğünü söyledi. Geçmişin fikri mirasının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Aydın, Yeniden daha iyi bir dünya kurmaya ihtiyaç var diyerek, medeniyetler arasında çatışma yerine ortak bir gelecek vizyonunun inşa edilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Programın açılışında konuşan İstanbul Medipol Üniversitesi'nin mevcut rektörü Prof. Dr. Bahadır Kürşat Güntürkt, İstanbul Medipol Üniversitesi olarak üniversiteyi; öncelikle insanı, toplumu ve insanlığın ortak geleceğini düşünmeye katkı sunan bir bilim ve düşünce merkezi olarak görüyoruz. Burada özellikle vurgulamak isterim ki şekillenmekte olan bu vizyon programlarına Cemil Aydın, ilk günden itibaren fikirleriyle ve danışmanlığıyla önemli katkılar sundu. Bu çerçevede, yakın zamanda üniversitemizde profesör olarak görev yapacak olmasından büyük memnuniyet duyuyoruz ifadelerini kullandı.