Çocuklar saldırgan doğmuyor, öğreniyor

Aile içindeki olumsuz davranış modelleri, okul ortamında yaşanan sorunlar ve dijital medyada maruz kalınan şiddet içerikleri ile ebeveynlerin yetersiz denetimi, çocukların ilerleyen dönemlerde şiddete yönelmesinde önemli rol oynayabiliyor. Uzmanlar, çocuklarda görülen öfke ve saldırganlık belirtilerinin erken fark edilerek doğru yöntemlerle yönetilmesinin büyük önem taşıdığını belirtiyor.

Aile içindeki olumsuz davranış modelleri, okul ortamında yaşanan sorunlar ve dijital medyada maruz kalınan şiddet içerikleri ile ebeveynlerin yetersiz denetimi, çocukların ilerleyen dönemlerde şiddete yönelmesinde önemli rol oynayabiliyor. Uzmanlar, çocuklarda görülen öfke ve saldırganlık belirtilerinin erken fark edilerek doğru yöntemlerle yönetilmesinin büyük önem taşıdığını belirtiyor.

Çocukların şiddete yönelmesinde aile içindeki davranış biçimleri, okul ortamı ve dijital medyada maruz kalınan içeriklerin yanı sıra ebeveynlerin tutumu da belirleyici etkenler arasında yer alıyor. Bu çerçevede Sakarya Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sümeyye Derin, çocukların şiddet davranışlarının tek bir sebebe bağlı olmadığını, aile, okul ve sosyal çevrenin bu süreçte belirleyici rol üstlendiğini söyledi. Çocukların özellikle küçük yaşlarda yaşadıkları çevreyi model aldıklarını ifade eden Derin, ebeveynlerin sorunlar karşısındaki tutumlarının çocukların davranışlarını doğrudan etkileyebildiğini kaydetti.

Çocuklar ilk rol modellerini ailede görüyor

Çocukların öfke ve hayal kırıklığı gibi zorlayıcı duygularla baş etmeyi ailelerinden öğrendiğini belirten Derin, Baş etme mekanizmalarıyla zorlukla karşılandığında ebeveynlerin nerede ve nasıl davrandığını gözlemleyerek öğreniyoruz. Bazı duygular özellikle öfke gibi kendimize ve diğerlerine zarar verebilecek duygular. Bu noktada böyle zorlayıcı duygularda ebeveynlerin duygu düzenleme becerisini iyi yapabiliyor olmaları gelecekte çocukların şiddet eyleminin azalmasına katkı sağlayabilir. Aile, ilk çocukluk çağındaki öğrenmeler hayatımızda bizim için yol gösterici niteliğinde ailemizin problemi nasıl çözdüğü, dolaylı gözlem yoluyla ve model alarak bizim için en önemli rol modeller anne ve babalarımız. Onların kullandığı yollar bizim için en doğru yol olarak görünüyor hal böyle olunca biz anne ve babanın yaptığını doğru zannederek uygulamaya başlıyoruz ama dışarı, okula, sokağa çıktığımızda hem kendimiz hem toplum hem de diğerleri zarar görmeye başlayabiliyor dedi.

Çocukları şiddete yönlendirmek yerine daha sağlıklı yollar bulunabilir

Çocukların okullarda akran zorbalığıyla karşılaştığını belirten Derin, Bunun yanında okul ortamı da çok önemli okulda özellikle akran zorbalığıyla da karşılaşılabiliyor. Bazen ebeveynler, 'çocuğum biri sana vurursa, sende ona vur' şeklinde şiddeti normalleştiren öneriler sunabiliyorlar. Burada vurmak veya kendini korumak için birine şiddet uygulamak değil de daha sağlıklı baş etme yolları nasıl olur, bir yetişkinden veya öğretmenden yardım istemek ya da ortamdan nasıl uzaklaşa bileceğini öğretmek, gerekirse bağırarak yardım istemek gibi daha sağlıklı, kimseye zarar vermeden kendini koruyarak bir baş etme yolunu öğretmek hem ebeveynler için hem de öğretmenler için önemli. Okullarda bu hususta kritik ortamlar diyebiliriz diye konuştu.

Ebeveynlerin sağlıklı denetim yapması önemli

Şiddet içerikli konulara çocukların maruz bırakılmamasına değinen Derin, Medyada gördüğü temsiller özellikle onlar için rol model kaynağı ve daha önceki zamanlarda televizyondu. Televizyonu ve içeriğini kontrol etmek ebeveynler için kolaydı ama günümüzde artık o kadar çok dijital medya ve içeriği var ki bunu kontrol etmek çok zorlaştı. Bir de algoritmalar bir içeriği izlediğinizde daha sonra benzer içerikleri sizin önünüze getirmeye başlıyor ve şiddet içerikli durumlara maruz kalmaya başlıyoruz. O sebeple ebeveynlerin bunun farkında olması ve çocukların hangi içerikleri izledikleri, nelere maruz kaldıklarını görmesi ve bu konuda sağlıklı denetimi yapması önemli şeklinde konuştu.

Toplumsal dönüşümün getirdiği durumda maalesef şiddet karşımıza çıkabiliyor

Akran zorbalığına uğrayan çocukların öfke patlamaları yaşayabileceğine değinen Derin, Düşünebilen bir varlığız ve psikolojik ihtiyaçlarımız var aynı zamanda bunlardan bir tanesi de ait olabilmek. Bu noktada okulda zorbalığa uğrayan, dışlanan bir çocuk aidiyet ihtiyacını karşılayamamış oluyor aynı zaman da bazı ihtiyaçlarını karşılamakta engellendiğini hissettiği için öfke duygusu ortaya çıkabiliyor. Bu öfke biriktiğinde daha sonra şiddetle bir davranış olarak dışa vurulabiliyor. Değişen medya, toplumsal yapı aynı zamanda günümüzde değişen ebeveyn durumları çünkü 20 yıl öncesiyle şimdiki durum aynı değil. Aslında bir toplumsal dönüşümün getirdiği durumda maalesef şiddet karşımıza çıkabiliyor ifadelerini kullandı.

Ailelerin uyarı işaretlerine açık olması ve bu konuda farkındalıkların artması gerekiyor

Ebeveynlerin çocuklarını düzenli takip etmeleri hakkında konuşan Derin, Çocuklukta sürekli bir şeyleri kırma, atma, bağırarak kendini ifade edip hırçınlaşan, sakin bir şekilde kendini ifade etmekte zorlanan çocuklar aslında bu noktada ailelerin fark etmesi gereken çocuklar. Belki bu konuda psikologlardan günümüzde artık oyun terapisi aracılığıyla çocukların ihtiyaçlarını belirlemek, ailelerin bu konuda rehberlik etmek mümkün. Böyle çocuklarda önceden tedbir alıp, durumun ne olduğunu anlayıp gerekirse ebeveynlerinde davranışlarında değişikliğe giderek çocukların daha sağlıklı bir gelişim göstermeleri mümkün. Ailelerin uyarı işaretlerine açık olması ve bu konuda farkındalıkların artması gerekiyor dedi.