Alevlere girip tonajlı araç kullanıyorlar, hala aynı soruyla karşılaşıyorlar: "Hortumu nasıl taşıyacaksınız?"
Antalya'da yangından doğal afetlere kadar çok sayıda olayda erkek meslektaşlarıyla birlikte görev yapan kadın itfaiye erleri, mesleğin fiziksel şartlarından çok toplumdaki ön yargıların kendilerini zorladığını söyledi. 6 yıldır görev yapan Seda Özyurt, yangına müdahale sırasında üzerlerinde çok sayıda ağır ekipman bulunduğunu belirterek, "Bütün bunları bir kenara bırakıp hala bizim bir hortumu taşıyıp taşıyamayacağımız konusunda şüphe duyan
Antalya'da yangından doğal afetlere kadar çok sayıda olayda erkek meslektaşlarıyla birlikte görev yapan kadın itfaiye erleri, mesleğin fiziksel şartlarından çok toplumdaki ön yargıların kendilerini zorladığını söyledi. 6 yıldır görev yapan Seda Özyurt, yangına müdahale sırasında üzerlerinde çok sayıda ağır ekipman bulunduğunu belirterek, Bütün bunları bir kenara bırakıp hala bizim bir hortumu taşıyıp taşıyamayacağımız konusunda şüphe duyan insanlar var. Oysa hortum bizim kullandığımız en basit ve en hafif ekipmanlardan biri dedi. Betül Erdal ise itfaiyeci olmak isteyen kadınlara, Ön yargılara değil, kendilerine inansınlar. Çünkü biz kendimize inandıktan sonra her şeyi başarabiliriz diye seslendi.
Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı, kent genelinde 48 itfaiye istasyonu ile hizmet veriyor. Yangın, kurtarma, kapı açma ve mahsur kalma olaylarının yanı sıra deprem, sel, patlama ve çökme gibi olağanüstü durumlarda da görev yapan itfaiye personeli arasında kadınlar da erkek meslektaşlarıyla birlikte sahada yer alıyor. İtfaiye araçlarını kullanan, hortum taşıyan, uzun merdivenlere tırmanan ve kurtarma çalışmalarına katılan kadın itfaiye erleri, tonajlı müdahale araçlarının kullanımında da üstün performans sergiliyor.
Nasıl yani, siz mi söndüreceksiniz?
Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı'nda 6 yıldır görev yapan 28 yaşındaki Betül Erdal, meslek tercihini henüz 14 yaşındayken yaptığını belirterek, o tarihten bu yana benzer ön yargılarla karşılaştığını söyledi. Erdal, Antalya İtfaiyesi'nde itfaiye eri olarak görev yapıyorum. Aslında mesleğimi daha küçük yaşlarda seçmiştim. 14 yaşında İtfaiyecilik Lisesi ile başladım. O zamandan bugüne kadar hala 'Nasıl oluyor?' şeklinde bir önyargıyla karşılaşıyoruz. Biz de yaptığımız işleri, aldığımız eğitimleri, ekibimizi ve müdahale ettiğimiz olayları anlatarak bu ön yargıları kırmaya, bu işi yapabildiğimizi göstermeye çalışıyoruz dedi.
İlk kez alevlerle karşılaştığı anı anlatan Erdal, İlk kez alevlerle karşılaştığımda oldukça heyecanlıydım. Tabii ki orada yardıma ihtiyacı olan insanlar için bulunduğumuzdan, korkuyu hemen bir kenara bırakıp görev bilinciyle yangını söndürmeye devam ettim. Fiziksel şartların getirdiği zorlukları eğitimlerle ve yaptığımız uygulamalarla aşabiliyoruz. Ancak toplumun bakış açısını ve önyargılarını kırmak bence bizim için biraz daha zor. Mesleğimizi anlatıp yaptığımız işleri gösterdiğimizde ve insanların bakış açılarının değiştiğini gördüğümüzde tabii ki mutlu oluyoruz diye konuştu.
Görev sırasında kendilerini gören vatandaşların zaman zaman şaşkınlık yaşadığını ifade eden Erdal, Olaylara gittiğimizde, 'Nasıl yani, siz mi söndüreceksiniz?' ya da 'Siz mi yapacaksınız?' gibi tepkiler alıyoruz. Ancak görevi tamamladıktan sonra onların gözlerindeki ifadeden bu işi başardığımızı gördüklerini anlayabiliyoruz ifadelerini kullandı.
Ön yargılara değil, kendilerine inansınlar
İtfaiyeci olmak isteyen kadınlara da seslenen Erdal, Bu mesleği yapmak isteyen kadın arkadaşlarıma, cesaretlerini ve isteklerini kesinlikle kaybetmemelerini söyleyebilirim. Ön yargılara değil, kendilerine inansınlar. Çünkü biz kendimize inandıktan sonra her şeyi başarabiliriz dedi.
Hala bir hortumu taşıyıp taşıyamayacağımız sorgulanıyor
29 yaşındaki Seda Özyurt da Sağlık Meslek Lisesi'nde eğitim gördüğü dönemde yaptığı stajın ardından itfaiyeciliğe yöneldiğini belirtti. Meslekte 6 yılı geride bırakan Özyurt, çevresindeki kişilerden Kadından itfaiyeci olur mu? şeklinde tepkiler aldığını anlattı. Özyurt, Sağlık Meslek Lisesi'ndeydim. Staj yaptığım dönemde bu alana geçmeye karar verdim ve mesleği sevmeye başladım. Tabii ki ailemden, çevremden ve diğer insanlardan, 'Kadından itfaiyeci olur mu? Siz o hortumları nasıl taşıyacaksınız?' diyenler çok oldu. Hala da oluyor. Ama önemli değil. Mesleğimizde altıncı yılımızdayız ve severek yapıyoruz. Tabii ki zorlukları var ancak bu zorluklar kadın ya da erkek ayrımı olmaksızın hepimiz için geçerli diye konuştu.
Korku belli bir süre sonra heyecana dönüşüyor
İlk yangına müdahale sırasındaki duygularını anlatan Özyurt, İlk kez alevlerin içine girdiğimde büyük bir heyecan hissettim. İster istemez insanın içinde bir korku oluyor ancak belli bir süre sonra bu korku heyecana dönüşüyor. Hiçbir zaman kaçma isteği gelmiyor, aksine daha da içine girmek istiyorsunuz. Galiba bizi bu meslekte tutan da bu. Ben zaten çocukluğumdan beri hareketli ve aksiyonlu meslekler yapmak istediğim için böyle bir korku hiç gelişmedi. Aksine hala çok heyecanlanıyorum dedi.
Yangını söndürdükten sonra fark etmiştik
Meslek hayatında unutamadığı olaylardan da söz eden Özyurt, iki kadının hayatını kaybettiği bir ev yangınının hafızasında yer ettiğini söyledi. Özyurt, Unutamadığım bir ev yangını var. Yangında iki kadın hayatını kaybetmişti. Yangına giderken evde iki kişinin olduğunu bilmiyordum. Yangını söndürdükten sonra soğutma çalışması yaparken fark etmiştik. O anı unutamıyorum. Bunun yanında Manavgat yangını, seller ve doğal afetler de tabii ki unutulmaz ancak benim aklımda en çok kalan olay bu oldu ifadelerini kullandı.
Hortum bizim için en basit ve en hafif ekipmanlardan biri
Mesleğin fiziksel zorluklarının eğitim ve tecrübeyle aşılabildiğini ancak ön yargıların devam ettiğini belirten Özyurt, şöyle devam etti:
Bizi en fazla önyargılar zorluyor. Çünkü bu iş sevilmeden yapılabilecek bir iş değil. Kimse sevmediği bir iş için ateşin içine girmek ya da kendisini tehlikenin içine atmak istemez. Ancak maalesef önyargılar daha fazla etkiliyor. Yoksa bana göre işin bir zorluğu yok. İnsan sevdiği zaman bir şekilde her şeyi yapabiliyor. Yangına girdiğimizde taşıdığımız ekipmanlar nedeniyle üzerimizde gerçekten çok fazla ağırlık oluyor. Bütün bunları bir kenara bırakıp hala bizim bir hortumu taşıyıp taşıyamayacağımız konusunda şüphe duyan insanlar var. Oysa hortum bizim için kullandığımız en basit ve en hafif ekipmanlardan biri. Bu konuda bile önyargılarla karşılaşabiliyoruz.
Kızım keşke hemşire ya da öğretmen olsaydın diyen de oluyor
Vatandaşlardan farklı tepkiler aldıklarını anlatan Özyurt, özellikle kız çocuklarının kadın itfaiyecilere ilgisinin kendilerini mutlu ettiğini belirtti. Özyurt, Bazen çok güzel tepkiler de alıyoruz. 'Aferin kızım, kadınları her yerde görmek bizi çok mutlu ediyor' diyenler olduğu gibi, 'Kızım keşke hemşire ya da öğretmen olsaydın, burada ne işin var?' diyenler de oluyor. Ancak genel olarak insanların tepkileri olumlu. Özellikle çocuklar, kız çocukları bizi gördüklerinde çok mutlu oluyor ve bizimle fotoğraf çektirmek istiyorlar. Bu da bizi mutlu ediyor dedi.
İtfaiyeciliği tercih etmek isteyen kadınlara da tavsiyelerde bulunan Özyurt, Eğer gerçekten bu mesleği istiyorlarsa öncelikle kendilerini geliştirsinler. Bir seferde olmasa bile sürekli denesinler. Gerçekten istiyorlarsa bunun üzerine gitsinler ancak mesleğin zorluklarının da farkında olsunlar şeklinde konuştu.
Beni en çok kendi arkadaşımı kurtarmak zorladı
32 yaşındaki itfaiye eri Hüseyin Zengin ise lise yıllarından itibaren itfaiyeciliğe yöneldiğini, daha sonra Ege Üniversitesi Sivil Savunma ve İtfaiyecilik Bölümü'nü birincilikle tamamladığını dile getirdi. Zengin, Ben üniformayı çok seven bir insanım. Aynı zamanda Türkiye'de ilk kez 2009 yılında açılan İtfaiyecilik ve Sivil Savunma Bölümü mezunuyum. Çevremde açıkçası hiç itfaiyeci yoktu. Ancak üniformayı çok sevdiğim ve canla başla çalışılan bir meslek olduğu için lise yıllarımdan itibaren doğrudan bu mesleğe yöneldim. Liseden sonra da Ege Üniversitesi Sivil Savunma ve İtfaiyecilik Bölümü'nü birincilikle bitirdim dedi.
Meslekte karşılaştıkları olayların psikolojik boyutuna değinen Zengin, Bizler aslında psikolojik olarak birçok şeye alıştık. En kötü acılara, bir cesetten uzuv kopmasına ya da yangının farklı boyutlarına kadar birçok durumla karşılaştık ve bunlara alıştık. Ancak beni en çok zorlayan olay, kendi arkadaşımı kurtarmak oldu ifadelerini kullandı.
Bir kediyi, bir çocuğu kurtarmak bütün yorgunluğumuza bedel
İtfaiyecilik mesleğinin öneminin özellikle büyük afet ve yangınların ardından daha fazla fark edildiğini düşündüğünü ifade eden Zengin, sözlerini şu şekilde tamamladı:
Bizim mesleğimiz maalesef vatandaşlarımızın başına bir olay gelmeden yeterince değer görmeyen bir meslek. Ancak son dönemde artan orman yangınları ve Bolu'daki otel yangınıyla birlikte vatandaşların bu konuda daha fazla bilinçlendiğini düşünüyorum. Hayat kurtarmak kadar güzel bir şey yok. Bir canlıyı, bir kediyi ya da bir çocuğu kurtarmak bütün yorgunluğumuza bedel oluyor. Bu nedenle itfaiyecilik, hayat kurtarmanın en güzel olduğu mesleklerden biri. Bu dünyaya tekrar gelsem, aynı mesleği yine gururla tercih ederdim.