Ağrılı siyasetçi İbrahim Varol'a CHP Genel Merkezi'nde çirkin tavır
Ağrılı iş insanı ve siyasetçi İbrahim Varol, CHP Genel Merkezi önünde karşılaştığı tavır sonrası yaptığı açıklamada, partiye emek veren insanlara karşı ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı dil kullanılmasının doğru olmadığını söyledi.
Ağrılı iş insanı ve siyasetçi İbrahim Varol, CHP Genel Merkezi önünde karşılaştığı tavır sonrası yaptığı açıklamada, partiye emek veren insanlara karşı ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı dil kullanılmasının doğru olmadığını söyledi.
Nihat AYDIN / AĞRI (İGFA) - Ağrılı iş insanı ve siyasetçi İbrahim Varol, CHP'de yaşanan son tartışmalar üzerine yakınlarıyla birlikte CHP Genel Merkezi önüne gitti.
Geçtiğimiz dönem CHP'nin Ağrı milletvekili adayı olan ve kentte partinin bugüne kadarki en yüksek oy oranlarından birine ulaşmasında önemli rol üstlenen Varol, Genel Merkez önünde CHP Parti Sözcüsü Burhanettin Bulut'un tavrıyla karşılaştı. Bulut'un, Varol ve beraberindekilere alanı boşaltmaları yönünde sözler sarf ettiği, Varol'un ise Bu parti hepimizin, bu parti kişilerin, şahısların değil diyerek tepki gösterdiği belirtildi.
VAROL: BU PARTİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN KURDUĞU PARTİDİR
Yaşanan olayın ardından değerlendirmelerde bulunan İbrahim Varol, CHP'nin kişilere ait bir yapı olmadığını belirterek, partiye emek vermiş insanlara karşı dışlayıcı bir dil kullanılmasını doğru bulmadığını ifade etti. Varol, Bu parti Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu bir partidir. Bu partiye emek vermiş insanlara karşı böyle ayrıcı, kutuplaştırıcı bir dil kullanılması doğru değil. Ancak partimiz zor süreçlerden geçiyor. Bu zor süreçler geçecektir. Partimiz yeniden iç huzuruyla dolu, seçmenini daha fazla kucaklayan bir parti haline gelecektir. İnsanlar baki değildir, insanlar geçicidir; partimiz kalıcıdır, bakidir dedi.
Varol, parti içinde zaman zaman tatsız tartışmaların yaşanabileceğini ancak önemli olanın bu süreçlerin demokratik olgunlukla aşılması olduğunu vurguladı. Ağrı'da CHP adına verdikleri mücadelenin ortada olduğunu dile getiren Varol, Her parti içerisinde yaşanabilecek bu tarz tatsız tartışmalar olur. Üzücü olan şudur; Ağrı gibi bir coğrafyada CHP'nin esamesinin adeta okunmadığı bir yerde almış olduğumuz oy oranı bizim kendi gücümüzü de partiye olan emeğimizi de zaten gösteriyor ifadelerini kullandı.
İbrahim Varol'un geçtiğimiz seçim döneminde Ağrı'da CHP adına elde ettiği oy oranı, kent siyasetinde dikkat çeken sonuçlardan biri olmuştu. Ağrı'da siyaset uzun yıllardır büyük ölçüde DEM Parti ve AK Parti hattında şekillenirken, ana muhalefet partisinin kentte görünürlük kazanması açısından Varol'un adaylık süreci önemli bir eşik olarak değerlendirildi. Varol'un kıl payı milletvekilliği şansını kaybetmesi, CHP'nin Ağrı'da uzun yıllar sonra yakaladığı temsil ihtimalinin ne kadar güçlü bir noktaya geldiğini de ortaya koymuştu.
NİHAT AYDIN'DAN BULUT'A SERT TEPKİ
Öte yandan Orta Doğu Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nihat Aydın da yaşananlara sert sözlerle tepki gösterdi. Aydın, bir siyasi partide daha önce milletvekili adayı olmuş bir isme Siz partili değilsiniz denilmesinin demokrasiye ve siyasi ahlaka yakışmadığını belirtti.
Burhanettin Bulut'un Genel Merkez önündeki yaklaşımını eleştiren Aydın, partiye emek vermiş insanlara karşı kullanılan dilin kabul edilemez olduğunu söyledi. Aydın açıklamasında, Bir partide, partinin kendi milletvekili adayına 'Siz partili değilsiniz' demek ne ahlaka ne demokrasiye yakışır. Demokrasinin sözde beşiği olarak görülen bir partide bu tarz bir anlayışla hareket edilmesini ve saldırgan tutumu tasvip etmiyoruz. Hiçbir Ağrılı tasvip etmediği gibi Türk siyasetinde olgun düşünen hiç kimse de bu hareketi tasvip etmez. İbrahim Varol bir CHP'lidir ve doğal olarak partisinin içinde yaşanan sürece dair bilgi alabilmek için Ankara'da Genel Merkez önüne gitmiştir. İbrahim Varol'a karşı yapılan bu tutumu buradan kınıyorum dedi.
Yaşanan gelişme, CHP'nin Ağrı'daki siyasi zemini ve parti içi tartışmaların yerel yansımaları açısından dikkatle takip ediliyor. Varol cephesinin sürecin olgunlaşmasının ardından daha kapsamlı bir değerlendirme yapabileceği belirtilirken, olayın parti içi nezaket, siyasi aidiyet ve yerel örgüt emeğine yaklaşım bakımından yeni tartışmaları beraberinde getirmesi bekleniyor.